Geri Dön   Wardom.Org > Off-Topic > Unuttuklarımız / Hatırlatmak İstedikleriniz

12391 ziyaretçi, 46 mesaj.
 
Eski24-10-2008, 17:57   #1
Zafer
 
80' li yıllardan esintiler - Zafer
Arrow 80' li yıllardan esintiler

















































































































































 
anahtar kelimeler     0
80' li yıllardan esintiler
anahtar kelimeler:

80' li yıllardan esintiler.


Eski24-10-2008, 18:16   #2
iynx.Forever
 
80' li yıllardan esintiler - iynx.Forever

sağol ya.. çok severim böyle şeyleri.. ben 60 larda yaşamalıymışım diyoru ya, haklıyım wlla...
 

Eski13-11-2008, 14:18   #3
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser
bir zamanlar türkiye

YOĞURTÇU

ESANSÇI

KARAKÖY'DE TROLEYBÜS

ESANSCI


SÜPÜRGECİ


GIRGIR


SİYAH ÖNLÜKLER

ZERZEVATÇI


KALAYCI

HOKKABAZ


SEFERTASI


BİLEYCİ

YELPAZE DERGİSİ


HAYAT VE SES DERGİLERİ



TERAZİ


VİTA YAĞI

[

59 CHEVROLET İMPALA

ÇALAR SAAT


GAZ OCAĞI
 

Eski13-11-2008, 14:21   #4
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser
80'li yıllarda çocuk olmak

80'li yıllarda çocuk olmak...

1980li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş,
Kenan Evren´i, Erdal İnönü´yü, Özal'ı tanımış olmak,
Ajda Pekkan´ın Alo, Michael Jackson´ın Pepsi reklamlarını hatırlayacak
kadar şanslı olmak demek.



Big in Japan, The Final Countdown, Eye of The Tiger demek.

İcraatın içinden demek,
"Semra koy bir kaset de neşemizi bulalım"demek.

Köprü demek, ödediğiniz her kuruş verginin yol, su, elektrik olarak size geri dönmesi demek.



Voltran Voltran Voltran demek ,
depozito toplamak adına kola şişesi biriktirmek demek
, Adile Naşit`ten masal dinlemek demek.


Comanchero´nun ve life is life'ın sözlerini ezberlemeye çalışmak demek...

Michael Jackson, Madonna, Samantha Fox demek

Korhan Abay, Cenk Koray, Metin Milli, Ersen ve Dadaşlar demek.
Clementine, He-man, She ra, Transformers demek.

Okula siyah önlükle gitmek demek. Kayahan, Nilüfer, Sezen Aksu, Barış Manço ile büyümek demek.



İhtilal çocuğu demek, Köle İzaura demek, Ziyaretçiler demek!!!!
Acidçi misin metalci mi demek...

Moruk demek,
Herild yani demek,
Hey corc versene borc demek,
olmaz maykil bende de yok cevabını işitmek demek,
geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demek...

Yüzyıl içindeki en iyi, en kıyak kuşak. Hem eski hem yeni olmak demek.
Biraz gözü açık bir 80'li, yüz yıllık nesil kültürünü bir porsiyonda almış demektir.



edi mörfiiiiiii huuuuuuuuuuuuuu şörli makleeyynn yeeeeeee diye bağırıp
en az bir technotronic kasetine sahip olmak demek.

Mahalle çeşmelerinden su içmek, bayramları iple çekmek, cumhurbaşkanı
denince Kenan Evren'i hatırlamak demek

Koltuk altında topla okul bahçesine yalnız giderken "nasılsa oynıycak
birileri vardır" diyebilmek demek

Eti kemik geçiyor demek;

Evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocukluğunu
yaşayabilmiş,son dönemin bir üyesi olmak,

Ne sorusuna zonk cevabı vermekten zevk duymak, büyüteç ile kağıt yakmak
ve
siyah kağıtların beyaza oranla daha kolay yandığını keşfetmek, 9 voltluk

pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak,

Televizyon konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen susturmak,

23 nisan çocuk şenliğinde gelen yabancı çocuklara 5 dakikada aşık olmak
demek

Son dersin son 5 dakikasında parkeleri giyip zilin çalmasını beklemek,
hurraa kapıya doluşmak, dışarıya pestil olarak çıkmak demek, sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek.



Kutu kolayı açtıktan sonra kapağını çekip çıkarıp atmak demek

Tipe bak demek,

Fon müziği Laura Brannigan'dan Self Control olan günler.
Bakkala gitmenin, sokakta oynamanın, harçlık toplamanın geçerli
sayıldığı,
Havuç´un olmadığı yıllar demek... her şeye rağmen temiz ve el değmemiş
bir
hayat demek...
Sonrasında biz büyüdük ve kirlendi dünya demek.

Pazar akşamları mecburen yıkanmak ve erken yatmak demek

Sesi açıp kısmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki
düğmelere
basmak zorunda olmak demek

Şehirlerarası yolculuklara çıkarken otobüsün 302s olması için dua
etmek.
Bilet alırken arka kapının önü ve tekerlek üstü olmasın demek.

Resimli futbolcu kartları demek, süper babaanne demek, fantayla kolayı
karıştırmak demek, mahalle kavramı demek.

Çavuşevsku ve karısının kurşuna dizilişini TV'den seyretmek demek, o
görüntülerin yıllar sonra bile kafadan hala çıkmamış olması demek.

Anket ve hatıra defterlerinin olması bunlara seviyorum ama kimi diye
başlayan maniler yazmak,önünde tek arkasında 2 çizgi olan külotlu
çorapların
havada sallanarak giydirilmesi, içinde biri sabunlu iki ıslak bez olan
mustili beslenme çantası, dantel yaka, yenen kokulu silgi, leblebi tozu
çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri, hulohop, ayak bileğine takılarak
çevrilen top, sek sek oynamak, bayramda mahalleye dağılıp şeker
toplamak,
müsaitseniz annemler size gelecek demek.

TRT´nin yayın akışının bitmesiyle çalan İstiklal Marşı için ayağa
kalkıp,
marşı hazır olda bangır bangır söylemek ve marşın bitiminden sonra
çıkan tiz
"biiiiiiiiiiiiip"sesine rağmen televizyonu kapatmamak demek.

Zerrin Özer demek. Nasıl da geçmişti bütün bir yaz demek.
Bu şarkıya kafanda klip çekmek demek.

Annelerin Çernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..
Challenger'ın olduğu günkü haberleri hatırlamak demek..
PKK saldırılarında her gün mutlaka birilerinin öldüğünü duymak ama
anlamamak
demek.
Veronica Castro'yu güzel zannetmek demek.
Kenan Evreni Atatürk zannetmek demek.

Yazlık diskolarda içeri alınmamak demek, bunun için ağlamak ve içeride
- her nedense- You are in the army now- şarkısında sarmaş dolaş dans
eden
abi ve ablalara bakıp özenmek demek

Gorbaçov´un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek, anneye
"Zeki
Müren´e teyze mi diyim amca mı diyim" diye sormak,

Kenan evren´in cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılırken Çankaya köşkü
basamaklarından yavaş yavaş inip sekreteriyle vedalaşmasını hatırlamak.

"Hayat Bilgisi" kitabında Kenan Evren´in resmi olması, her yere modern
cami
inşa etme furyasına anlam verememek, batman ve Şirnak´ın henüz il
olmadığı
günleri hatırlamak, Özal'ın çenesinin enteresan yapısına anlam
veremeyip,
"acaba benim çenem de ilerde böyle olur mu" kaygısıyla aynaya bakmak
demek...

breyk breyk arkadaş arıyorum demek
Eve lazım olur diye fazlaca pul almak demek
ho ho ho hoover demek
Zeki Müren'in size alo diyoruuuum demesi demek

İlkokulda Halley, Petrol ve Komancero şarkılarını uydurma sözlerle
söyleyerek dans eden Tolga Han özentisi sefil dans grupları kurmak okul
sonrasında ise her gün koşturarak eve gidip; bu toprağın sesi
programında
kımıl zararlısı ile mücadele yöntemleri, orman köylüsünün sorunları ve
yüksek randımanlı durum bugdayı türleri ile ilgili verilen faydalı
bilgilerin ardından Kamber ağa ile uyanık skeçlerini büyük bir ilgi ile
izlemek demek küçük yaşta bilinçli bir çiftçi kadar ziraat bilgisine
sahip
olmak demek sinemalarda the Lord of the rings, Harry Potter vs. izlemek
yerine Jules Verne romanları okumakla geçirilen bir çocukluk demek

Aldım çantamı kolumaaa,
çıktım Dallas yoluna,
ben Babi´yi beklerken
Ceyar girdi koluma
şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek.

Kimler geliyo kimler?
sana ne, sana ne?
Ama bunu söylemenize gerek yok ki,
ben yapınca alışverişi, zaten alıyorum satış fişi replikleri barındıran
Ali-Ayşegül Atik reklamı ve bakkal amca, bir pergel, bir kalem, bir de
çikolata alacağım.
Erooooolll, Eroooolll (mahallede çocuklardan biri) buraya gelin dedim
size
buraya !
fişini de al oğlum´daki Meşhur Erol,
hadi hep birlikte, hep birlikte,
biz biz olalım
yemeklerden önceeee,
lavaboya koşalım,
hafta da bir kere tırnakları keselim,
fırçalayıp onları tertemiz olalım diye şarkılar ezberleyen bir nesil
olmak

İcraatın içinden izleyip Özal´ın kalemine bakıp hipnotize olmaya
çalışmak

Videocudan American Ninja, Kartal, Kan Sporu ve Evil Dead gibi filmleri
kiralamak demek

Analogtan dijitale geçiş devrini yaşamış birey olduğunu anlamak ve
ikisinden
de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek

Çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da
çivisinin çıkışını görerek büyümek demek

Hava durumlarının eksi değil de "sıfırın altında bilmem kaç"
denildiğini
bilmek demek

Apartmanın çatısına 5 metrelik anten takıp üstüne de tencere kapağı
bağlayan
bir abinin sizi TV önüne oturtması ve çatıdan oldu mu diye bağırıp
anteni
ayarlamaya çalışması . Yunanistan kanallarını görüntülemek adına ..
oldu
oldu diye camdan kafayı çıkarıp bağırmak ve kimsenin buna şaşırmaması
demek.
Siyah beyaz ve karlı bir görüntü de olsa ..
Üstelik Yunanca tek kelime anlamasanız da gündüz vakti çizgi film
izlemek
için az debelenmemiş olmak demek...
Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel 10 yıl demek...

TRT 1´de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde ekrana
getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika hareketsiz bakabilmek
demek,

Türkiye'de yaşamış son mutlu kuşak olduğunu hüzünle hissetmek demek
 

Eski13-11-2008, 14:24   #5
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser




Bu ayakkabıların sizin çocukluğunuzda bir anlamı varmı arkadaşlar?...yada şöyle diyeyim bu ayakkabıları giymeden büyüyen kaç kişi var acaba?...Benim yaşım o kadar fazla değil ama (28) bizler bile çocukluğumuzda bu ayakkabıları giyerdik.Kızlar ise gri naylon olanlardan giyerdi.Çokta güzel top oynanıyordu bu ayakkabılarla..
 

Eski13-11-2008, 14:31   #6
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser





COLOR="Blue"] AH O OYUNLAR[/color]

Çocuklar; birdirbir, uzun eşek, yağ satarım bal satarım, kaptan çukuru, mendil kapmaca, istop, yakartop, hoppacık, çember çevirme, köşe kapmaca, körebe, kaç kurtul, elim üstünde, sek sek, çelik çomak, kukalı saklambaç, ip atlama, üçtaş gibi oyunlarla ve tahta oyuncaklarla ''Sana'' lı ekmekle ve horoz şekerleriyle büyürlerdi...Yaldız kağıtlı çikolata, içinden niyet(fal) çıkan karamela, kaşıkla konulan altı kesik dondurma külahı, pamuk helva, macun çok sevilirdi. Beyoğlu "Japon Mağazası" adlı oyuncakçıda küçücük kurşun askerlere, namlusundan kıvılcım çıkan oyuncak tanklara, kurgulu otomobillere, tahta kamyonlara, göz alıcı renkli bilyelere çocukken burunlarını vitrin camına dayar da bakılırdı. Ucuna ortası delik para takılı, kaytan sarılıp döndürülen topaçlar, yo yolar çocukların vazgeçilmez oyuncaklarıydı. O tekerlemeleri hatırlıyor musunuz? ''Açıl susam açıl, açılmaz... Anahtar nerede? Suya düştü... Su nerede? İnek içti... İnek nerede? Dağa kaçtı... Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu...Külü nerede? Savruldu...
''Yetişkinler Çaça, Twist, Tango dansları yapar, ''Hulohop'' denilen çemberleri vücutlarında çevirirler, Beyoğlu'nda ''lak lak'' denilen ucu ip bağlı tahta topları ellerinde gezdirirlerdi.

Yılbaşlarında salonda at yarışı oynamak kadar, her boş vakitte hacıyatmazla oynamak, fırdöndü çevirmek, tombala, monopoly, kızmabirader, domino, amiral battı, isim şehir oynamak oyalayıcı sevilen meşgalelerdi.
Gazete kâğıdından kese kâğıdı yapılırdı da, gazete kâğıdını kıvırıp şapka yapan ustalar, boyacılar, güneşten maç boyunca korunanlar olurdu. Kâğıttan şeytan uçurtması yapıp, uçurtmak büyük zevkti. Çok mutlu olunurdu.
Kâğıttan kayık, horoz, dört gözlü tuzluk ta yapılır, tuzluğun ters çevrilip parmaklar içine sokularak açıp kapama sayesinde içine yazılı kelimelerle niyet çektirilirdi. Bütün bu iş için bir defter sayfası yeterliydi. Çocuk yaştakilerin bir zevki de kibrit kutusundan telefon, renkli kablolardan telden adam, telden araba yapmaktı. Cicoz, misket, bilye ile oynanan kaptan çukuru gibi oyunlar nedeniyle pantolon cebi cam bilyelerle dolu olurdu. Çocuklar eski, bilyeli rulmanlardan tornet yaparlardı. Tornetlerin oturularak gidilen yere yakın seviyede dört tekerlikleri veya ayakta kullanılan iki tekerli olanları vardı. Her iki türünü de kullananlar rulmanla asfalt arasında oluşan kulakları sağır eden bir gürültü çıkarırlardı.
Kırtasiye malzemeleri öğrencilerin en çok kullandıkları çantalarda her gün okula gider gelirlerdi. Elişi dersinde krepon kâğıdından, kedi merdiveni, el işi kâğıdından küçük küçük kalem ucuyla kopartarak mozaik resim yapılarak el becerileri geliştirilirdi. Müzik dersinde mandolin çalınırdı. İş bilgisi dersinde kartondan, mukavvadan maketler yapılırdı.
Önceleri tahta, sonraları plastikten yapılma kalem kutuları içine kırmızı ve kurşun kalemler özenle dizilir, sığarsa pergel, silgi, yerleştirilirdi. Silgi çok kaybolurdu, bazı öğrenciler silginin ortasını kalemin ucuyla deler ip bağlarlardı. İpin diğer ucu pantolonun köprüsüne bağlanır, silgi kullanılmadığı zaman cepte taşınırdı. İletki, cetvel, gönye hep dışarıda çanta gözünde kalırdı. Dolma kalem ucunu kamış kalemlere takar, mürekkep hokkasına batırıp batırıp, yazılar yazılır, ödevler yapılırdı. Dolma kalem her zaman kullanılmazdı.
Kara tahtaya, kara önlükle kalkar, beyaz ve renkli kireç tebeşirle yazılırdı. Öğrencilerin üzerine tebeşir tozu ve kokusu sinerdi. Su içmek için kullanılan plastik kupalar vardı. İç içe geçen dairesel halkalardan oluşan bu kupalar gözde takımların renklerinden yapılırdı. Kullanılacağı zaman yukarı çekilir bardak olur, itince yassı bir kutuya dönüşürdü.

Öğretmenler bir daha ki derse kadar istedikleri 8 ortalı kareli harita metot defteri zamanında alınmamışsa öğrencinin kulağını ikiye katlayıp çeker, hızını alamasa kalem kutusunun kapağı veya 50 cm lik cetvel ile öğrencinin avuçlarına vururdu. Öğrenci elini ilk vuruştan sonra kaçırır, öğretmenin ıska geçmesine neden olursa, bu defa elin tersini çevirtir, cetvelin ince kısmıyla parmakların kemikli kısmına vururdu. Beden dersine eşofmansız veya beden ayakkabısız gelen öğrencinin kalçasına ve baldırına bateri sopasıyla vurup morartan şişiren öğretmenler olurdu. Hava yağışlıysa bedene çıkılmaz, bir sonraki dersin yazılısına çalışılırdı.
Üzerine sana sürülüp, toz şeker dökülmüş bir dilim ekmeğin lezzeti vardı.
Tek gözle bakılan prizmalı çocuk dürbünleri vardı, salladıkça her defasında başka başka resimler, geometrik şekiller görülür, bitmek bilmez bir merakla her defasında nasıl bir şekil ve renk oluşacak diye sallar sallar bakılırdı.
Çocuklar sigara paketlerinin resimli yüzlerini kesip biriktirirler oyunların da fiş gibi kullanırlardı. En değerli olanları ender bulunan Sipahi, Yeni Harman, Yenice idi. Aynı durum gazoz, maden suyu, biraların madeni tırtıllı kapakları için de geçerliydi. Bu kapakların bir işlevi de askerlik rütbesi, şerif kokardı, yıldızı gibi göğüs tarafına kapak içlerindeki mantar parçayı çıkarıp gömlek altından kapağın içine sokarak (bir nevi perçinleyerek) sabitlemekle oluşan bir gurur tablosu sergilemekti.
Bu koleksiyon ve oyun merakı şekerlemelerin kâğıtlarına basılan futbolcu, artist vs. resimlerinde de görülürdü. Seriyi tamamlayan çocuk satıcıdan okkalı bir ödül alırdı. Genellikle imzalı olan bir tane hiç çıkmazdı. Ödül çıkmayınca teselli olarak verilen sade gofret yenirdi. Biriktirilen artist resimli kartlar, cicozlar oyunda yutulursa kaybeden çocuk ifrit olurdu.
Bayramlarda bayramlıklar giyilir eş dost ziyaret edilir, harçlıklar toplanır, aynı kıyafetlerle ki bu çoğu zaman takım elbise olurdu.
Bayram yerinde kurulan seyyar dönme dolaplara, salıncaklara ve kiralık atlara binilirdi.
Arka cepte tarak ayna taşınır, evin anahtarları pantolonun kemer köprüsüne takılırdı. Genç kızların birinci çeyizi Singer dikiş makinesi idi. Kollu olanlardan sonra döküm ayaklı modeller yeni çıkmış çok tutulmuştu.
Altın diş yaptırmak modaydı, ağzın içinde sapsarı görünen altın kaplama dişlerden kimse rahatsız olmazdı.

8 mm'lik film makinaları çok modaydı. 6x6 veya 6x9 cm fotoğraf çekenler kutu ve körüklü Roleiflex, Zeissikon fotoğraf makinaları,sulu akülü ve ampullü flaşlar kullanılırdı. Telemetreli makinelerle önce metre ayarı ölçülür sonra objektif üzerinde yazılı metreye ayar yapılır, çekilen fotoğraflar siyah-beyaz zeytuni renkli karta basılırdı. Fotoğrafçılar sokaklarda ''alaminüt'' denilen fotoğraflar için 3 bacaklı sehpalar kullanılır, körüklü makinalarla çektikleri vesikalıkları küçücük çekmecelerde, ilaçlı şişelerden döktükleri banyolarda yıkayıp tab ederlerdi. Tartılar, el terazileri vardı... Tatlısıyla tuzlusuyla birkaç çeşit yemek 4-5 katlı sefertaslarına konur, işe, okula götürülürdü!
Değişime uğrayan o kadar çok şey vardı ki mesela pamuk şilteli yaylı karyolada yatılır, lambalı dev radyolar dinlenirdi. Philips veya Condor markalı, lambalı radyolarda dinlenen Radyo tiyatrosu "Arkası yarın" anonsları "efekt Korkmaz Çakar... Oynayanlar..." diye başlardı. Akşamları Arap Bacılı "Uğurlugiller Ailesi", "Orhan Boran ve Yuki","Doğru mu Yanlış mı" yarışma programları Sezen Cumhur Önal'ın, Aykut Sporel'in, Engin Arman'ın seçtiği hitlerle oluşan müzik yayınları sevilen programlardı. Karikatür, yelpaze, Hayat Ses, Pazar mecmuaları alınır, berberlerde traş için beklerken Akbaba mizah dergisi, maçlarda pazar dergisi okunurdu. Bir bir kapanan dergiler yerlerini cep fotoromanlarına bıraktı.

60'lı yıllarda vitrinlerine televizyon koyan dükkanlar büyük kalabalıklar toplardı... Halk, mağaza önünde ses duymasa da sadece görüntü için saatlerce durur muazzam kalabalıklar oluşurdu. Televizyon alıcıları siyahxBeyaz olup voltaj düşüklüğüne karşı regülatörle çalışır, önlerine de renklendirici ekran konurdu!..
Elke Sonmer, Sante Baker, Raquel Welch, Ursula Andres, Brigitte Bardot, Mirell Dark, Alain Delon, Luis De Funes filmleri büyük zevkle seyredilirdi.


ALINTIDIR

Düzenleyen Artser : 13-11-2008 14:34.
 

Eski13-11-2008, 14:39   #7
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

*Süper Baba´nın müziğini flütle çalmışsanız

*LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...

*SHOW TV´nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum...Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV

*Önce hüplet sonra gümlet´ hayat felsefeniz olmuşsa

*Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa

*Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)

*Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız

*Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız

*Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız

*Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, to puklu ayakkabı gibi olurdu)

*Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa

*Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa

*Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız

*Işıklı spor ayakkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa

*Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu)

*Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız

*Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa

*"bandıra bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa

*Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız

*Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız

*Pazar geceleri yıkanma günüyse

*Seden Gürel´in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız

*Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,

*Tetris´i süper hızla oynayabiliyorsanız,

*Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sarmışsanız,

*Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz

*Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.

*Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,
Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa

*Sulugöz´ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa

*Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie´yi karşılaştırıyorduysanız

*"Hey Corç versene borç" deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız

*Macarena dansını yapabiliyorsanız

*Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız

*İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz

*Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.

*Capri Sun ın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız.

*Power Rangers´ın renklerini hatırlıyorsanız

*Olacak O kadar, Yasemin´in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.

*Lambada´nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa

*Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz

*Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse

*Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız

*Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz

*annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları,
gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız

*Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız...

Ayni dönemin çocuklariyiz...
 

Eski13-11-2008, 14:44   #8
TrancEnergy
 
80' li yıllardan esintiler - TrancEnergy

Konu İçin Teşekkürler.

Ama Bırakın 80 leri 90 ları bize 2050 2100 lerden esintiler getirinde gelecegimizi görelim dimi.

artser Dostum Sende İmzanı Biraz Daha Ufak Boyutlarda Ayarlarsan İyi oLucak
 

Eski13-11-2008, 15:05   #9
yasam_toprak
 
80' li yıllardan esintiler - yasam_toprak

paylasılanların tamamı cok guzel ılgılenıp konuyu renklendırenlere tesekkurler.
 

Eski13-11-2008, 15:11   #10
djduke
 
80' li yıllardan esintiler - djduke

Mükemmelsiniz ekleyecek hiçbirşey bulamadım.Budur arkadaşım eline koluna gözüne yüreğine sağlık....
 

Eski13-11-2008, 17:36   #11
h4s-h4s
 
80' li yıllardan esintiler - h4s-h4s

gırgırla kaset düzenleri çok hoş olmuş ..
 

Eski14-11-2008, 01:34   #12
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser


Kemal Sunal ile anılara yolculuk
Kemal Sunal'ın ilk filmi Saray Sineması'nda 1972 yılında gösterime girmiş. Salon kahkahadan kırılıyor, yanlız Saray değil filmin gösterildiği her sinemada seyirci gülmekten yerlere yatıyor. Sinema seyircisi Kemal Sunal ile tanışıyor. Sanatçı herkesin gönlünde taht kuruyor.


bir anısı
Yolda kalabalıkta yürürken şık hanımlar tarafından durdurulup 'Kemal Bey sizden bir ricada bulunabilir miyiz lütfen, bize bir kere eşşoğlueşek der misiniz?' diye sorarlarmış. Bu durumda Kemal Sunal 'aman hanımefendi estağfurullah o nasıl söz öyle?' demesine rağmen hanımlar yalvarıp yakarıp ikna eder, bu kelimeyi Sunal'dan duymayı başarırılar, güle güle giderlermiş.


Genç yaşta kaybettiğimiz sanatçıyı saygıyla ve rahmetle anıyoruz.











 

Eski14-11-2008, 01:42   #13
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

he Who topluluğunun "Toomy Opereti", "Hair" isimli müzikali, Dustin Hofman, Jacklin Bisset'in "Sınıf", müziğini Simon and Garfunkel'in yaptığı "Sound of Silence", Omar Şerif'in "Doktor Jivago" Emek sinemasında seyredilen ve hafızalarda iz bırakan unutulmaz filmlerden bazılarıydı. Filmi çok beğenenler bir seanstan çıkar, öteki seansa tekrar bir bilet alır, filmi bir daha görürlerdi. O yıllarda sinemaların fuayelerinde film başlamadan ve antrakta oturulur, pasta yenir, limonata içilirdi. Tiryakilerin sabırsızlıkla bekledikleri bu antraklarda hele film bir Alain Delon filmiyse illaki Gitane veya Gauloise gibi sigaralar yakılırdı. Bu markalar kadar Pall Mall, Kent sigaraları da ünlüydü. Beyaz Kom gömlekler giyilir, ön cebe bu sigara paketleri konarak yarı şeffaf gömlek cebinden Türkiye de karaborsada bulunan, yurt dışına giden bir dosta sipariş edilerek edinilen sigara paketleri ile bir tür aksesuar gibi hava yaratılırdı. Zaten Alain Delon filmlerinde antrak olmadan kısa süre önce aktör filmin en heyecanlı ve gerilim noktasında, ki bu çoğu zaman cinayetin düğüm anı olurdu, işte tam o anda bir Gitane çıkarıp yakardı. Bu çağrışımdan etkilenen gençler aynısını yapmak ister, film arası ışıkların yanmasıyla, sigarasını yaktığı an biraz olsun kendini Alain Delon zannederdi. )
Mireille Darc, Brigitte Bardot, Catherine Deneuve, Ursula Andres, Reguel Welc, Elke Sommer, Sophia Loren, Claudia Cardinale, Virna Lisi, Rosemary Dexter dönemin ünlüleriydi, sadece onları görmek için konuya bakmaksızın filme gidilirdi.


1967-68 yıllarında olgun ve kendine güvenen bazı bayanlar siyah renkli file örgü desenli "Öğretmen" markalı çorapları giyerlerdi ve antrakta hafif frikik vererek oturdukları bekleme salonunda şuh bakışlarla mentollü "Çamlıca" sigarası içerek etrafı süzerlerdi. Bayanların bir çoğu Beyoğlu sinemalarına uzun tüylü kürkle gelir, salondan çıkarken kürklerini giymeden omuzlarına alırlar ya da fuayede oturuyorlarsa kucakları üstüne koyar sanki bilmiyormuş gibi açılan eteklerinin altından bacaklarını bonkörce sergilerlerdi. Birde film sırasında uzun manikürlü tırnaklarıyla bacağını naylon çorabı üzerinden kaşıyanlar vardı ki, tırnak ucuyla naylon çorap arasında oluşan bu ürpertici ses delikanlıların içini bir hoş yapardı!. Beyoğlu sinemaları film Büyütmek için tıklayınızbaşlamadan önce fragmanda haftanın maçını film perdesinde, biraz da hızlandırılarak gösterir, bu çekim maçın üstünden bir hafta geçmesine rağmen heyecan yaratır, bazılarının tezahüratına, alkışlamasına bile neden olurdu! Gelecek program, pek yakında derken film başlar ve bitime yakın kalabalık arasında kalmadan salonu terk etmek isteyenler, filmin sonunu kapıya yakın ayakta izler, son yazısını beklemeden koşar adım salondan çıkardı. Beyoğlu'nda 21.15 suare seansı daha elit bir kitle tarafından izlenirdi, 23.30 gibi film çıkışı güvenle, emniyetle Galatasaray'dan Taksim'e ailece yürünür, yollarda eşçinselere, tinercilere, bally koklayanlara rastlanmazdı.


Bir süre sonra 70 li yıllarda seks filmleri furyası başladı. Matineler devamlı olup, hangi saate giderseniz gidin, ne kadar kalırsanız kalın, sürekli aynı biletle seyredebilirdiniz. Bir çoğunda filmlerin senaryosu, konusu falan olmazdı!. Film başlar bir anda yatak sahnesine geçilir, yada film komik ama sevişme sahneleri ile devam ederdi. Film isimleri de ilginçti mesela Behçet Nacar, Gülgün Erdem'in başrolü paylaştıkları "Parçala Behçet" iyi gişe hasılatı yapmıştı. Düzgün bacaklara sahip olan "Bayan Bacak" lakaplı Serpil Örümcer'in rol aldığı "Bayan Bacak, Tabanca Bıçak", Ali Poyrazoğlu, Aydemir Akbaş'ın çoğu zaman beraber rol aldıkları "Çuf Çuf Kayıkçı", "Civ Civ Çıkacak Kuş Çıkacak", Mine Mutlu'nun "Kadınım", Seher Şeniz'in rol aldığı "Kurt Kanı" hafızalardan silinmeyecek türden filmlerdendi. Özcan Tekkül, Figen Han, Melek Görgün, Arzu Okay, Feri Cansel, Aysel Tanju, Elif Pektaş, Yeşim Yükselen bir içim suydu.











 

Eski14-11-2008, 03:06   #14
UqR .!
 
80' li yıllardan esintiler - UqR .!

konu cok güzelde cok karışmış 80ler 90lar
 

Eski14-11-2008, 11:05   #15
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser
Futbolda geçmişe yolculuk...

GS Eskiy'ye 2.0 mağlup Turgay Şeren endişeli



Kaptan Fatih'ten Turgay'a "Karışma hocam sen




Maç 2-2 oluyor, Turgay'ın gözleri doluyor



Maç 3-2 bitiyor. Turgay:"İşte cimbom bu"




Hakem Özcan Oal



Hakem Erman Toroğlu (Ankara hali)




Hakem Erman Toroğlu



Hakem Sadık Deda ve çileden çıkan BJK'liler




TS Kaleci Şenol Güneş, Dobi Hasan'lı kadrosu



BJK Atom karınca Rıza,Sarı fırtına Metin'li kadrosu

 

Eski14-11-2008, 11:16   #16
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

Transferin Gözdeleri

Her kulübün renklerine bağlamak için peşinde olduğu en önemli futbolcuları dönemin transfer gözdesi olur, bir süre onlardan transfer bombası olarak söz edilerek, kaçırılır kulübe yakın bir iş adamının ya da kulüp başkanının yüzme havuzlu villasında konuk edilerek saklanırdı. Transfer tarihi başlayıp futbolcuya imza attırana dek kimselere gösterilmez, basınla asla konuşturulmazdı. Kontrat bitince ortaya çıkarılan oyuncunun fotoğrafları çekilir, imza atan futbolcu o kulübün malı olurdu. Futbolcular çevirdiği filmlerle tribün seyircisini sinema salonlarına çekmeyi başarırlardı. Metin Oktay, Gönül Yazar ile yaptığı "Taçsız Kral" ve Şenol Birol, Fatma Girik, Birol Pekel'in birlikte çevirdikleri "Şenol Birol Gol" sloganıyla tribünlerde kıyametler koparan aynı isimli filmi unutulmazlardandı. Hırsız Simai isimli iş adamı Şenol Birol'u kaçırıp Fenerbahçeli yaptığı için bu lakapla hırsız Simai olarak anılırdı.

Futbol'un Profesörü

Lefter'in futbol oynadığı yıllarda penaltıları kendisi atar,Altay'ın ünlü kalecisi Varol Ürkmez, Galatasaray'ın çok iyi yer tutan kalecisi Turgay Şeren dahil hiçbir kaleci Lefter'in ters köşe penaltılarını tutamazlardı. Top bir tarafa, kaleci diğer bir tarafa toptan kaçarcasına uzanırlar, gazetelerin spor sayfalarında da bu tür ters köşe gol fotoğrafları yer alırdı. Yıllar sonra öğrendiğim kadarıyla Lefter topa direk gelir, topuğunun içiyle topa vurarak kaleciyi ters köşeye yatırırmış


Ya-Ya-Ya, Şa-Şa-Şa Fener Fener çok yaşa... Fener, Fener dünyayı yener, G.Saray'a gelince fısss diye söner, Döner döner onu da yener, sloganlarının tribünleri çınlattığı yıllarda F.Bahçe'de takımın hamalı Şeref Has, forvetin unutulmaz ismi Ogün Altıparmak, orta sahanın beyni Ziya Şengül, kaleciler Hazım ve Ali'li kadrosu, Mithatpaşa Stadı, deniz tarafında çekilmiş nostaljik kadrosu.

İki sahil kenti takımının maçı. Trabzonspor Lİverpool'u konuk ediyor. Gazetelerde iki takımın ünlü futbolcusu karşılaştırılıyor, Keegen mı, Ali Kemal mi diye başlıklar atılıyor. İkiside dönemin en ünlü futbolcuları. Maç Trabon'un 1-0. Daha sonra Ali Kemal FB'ye büyük rakamlarla transfer oluyorsa da Trabzonspor'daki başarıyı bulamıyor. Gazeteciler nedenini soruyorlar. Ali Kemal'in cevabı ise: Trabzon'dan İstanbul'a intibak uyumsuzluğu olarak gösteriyor ve ilginç bir misal veriyor. "Mesela Trabzon'da nerden balık alırsam alıyım kimse benden para almazdı. Oysa İstanbul'da durum hiçte böyle olmuyor" diyor..

Futbolculuk bol paralı, reklamı, şöhreti olan bir işti de, kimse sürekli antremanlardan vücudun ne hale geldiğini görmezdi. Şortlar uzundu dize kadar iner, dizliklerle kavuşurdu. Oysa ceza çizgisi içinde hava topuna çıkmak tüm engellemelere rağmen top sürebilmek için oyuncular ağırlık çalışmaları, kumda koşmak, yaylarla adale güçlendirmek yapılanlar arasındaydı. Beşiktaş'ın ilah olmuş "Kibar" lakaplı oyuncusu Feyyaz Uçar, "Sarı Fırtına" Metin Tekin ve Büyük Ali defansların korkulu rüyasıydı. Rıza Çalımbay sağdan iner, muz biçimli kavisli ortalarından birini yapar, ortayı bu üçlüden biri gole çevirirdi. Taktik basitti ama Gordon Mille tutturmuştu.

70'li 80'li yıllarda statda ağlayanlara daha sık rastlanırdı. Mağlup takımın seyircisi ağlar, oyuncu ağlar, teknik direktör bile ağlardı.
Kaleci Adem bir maçta penaltıya sebep olmuş, golü yiyince hüngür hüngür ağlamış, gazetelerde de bu fotoğraf yer almıştı. Ağlayanlarlardan biri de Özkan Sümerdi... Trabzonspor'u çalıştırdığı yıllarda İnönü Stadında takımı aleyhine maç sonuna doğru bir penaltı verilmişti. Kulübeden fırlayıp hakeme doğru koşarak uyduruk penaltıya o da itiraz etmiş, sonra da ağlamaklı geri dönmüştü.



FB bir sezon şampiyonluğu garantilemiş, kupa şeref tribünü önünde masa üstünde duruyor, maç bitiminde alacaklar. Trabzonspor ile oynuyorlar. Tüm foto muhabirleri Trabzon kalesi arkasındalar, inanılmaz kalabalık ben ters kalede FB'li kaleci İvanceviç' in arkasındayım maç 0-0 İvan sordu kaç dakika var. Beş dakika var demeye kalmadı, sonraları Galatasaray'a transfer olan çaycı lakaplı Ahmet, FB defansının ileri çıkmasından istifade edip, kalesini boşaltıp ceza yayı dışına çıkan İvan'ın yanından topu 30m yuvarladı kalenin önünde ve arkasında benden başka kimse yok. Gol nerede ise bana girdi. Çektim fotoğrafı, maç 0-1 bitti. Arbede yaşandı, FB' liler şampiyon olduklarına sevinemediler mağlubiyetin acısıyla kupayı bile alamadılar. Seyirci kızgın soyunma tüneline girerken Cemil'in kafasına transtörlü el radyosu atıldı. Tünelin ağzına birde tek ayakkabı düştü. Sahibi eve nasıl gitmiştir merak etmiştim .(bir gazeteci anlatıyor..)..anlıyacağınız biz fenerbahçeliler yine kupayı alamadık
 

Eski14-11-2008, 13:43   #17
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser
80'li yıllarda rakamlarla TÜRKİYE

[color="Black"][size="3"][b]*Yıl=1980'de (24.Ocak.1980) Ekonomik kararlar öncesi: (Çoğu malzemenin fiyatı var, kendisi rafda yok... Aşağı yukarı her şey karaborsa..! )
*Yıl=1980'de (18, 5-TL) 1-Kg/Adet ekmek,
*Yıl=1980'de (235-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1980'de (155-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1980'de (65-TL) 1-Kg kurufasulye,
*Yıl=1980'de (165-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1980'de (52-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1980'de (84, 5-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağ,
*Yıl=1980'de (56, 75-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1980'de (30-TL) 1-Kg süt (S.E.K.) Devletin (Süt Endüstri Kurumu),
*Yıl=1980'de (300-TL) 1-Kg tereyağ (S.E.K.),
*Yıl=1980'de (17, 5-TL) (250-gram) 1-Paket margarin yağ,
*Yıl=1980'de (6-TL) 1-Adet yumurta,
*Yıl=1980'de (100-TL) 1-Kg "Mintax" deterjan,
*Yıl=1980'de (85-TL) 1-şişe küçük rakı,
*Yıl=1980'de (160-TL) 1-şişe büyük rakı,
*Yıl=1980'de (20-TL) 1-paket filitreli "Maltepe" sigarası,
*Yıl=1980'de (1.700-TL) 1-çift erkek ayakkabısı,
*Yıl=1980'de (5.300-TL) 1-Takım erkek elbisesi,
*Yıl=1980'de (17.000-TL) 1-Adet ocaklı fırın "Profilo" marka,
*Yıl=1980'de (25.000-TL) 1-Adet buzdolabı "Profilo" marka,
*Yıl=1980'de (6.000-TL) İstanbul'da bir apartman dairesinin aylık kirası (90-100-M2),
*Yıl=1980'de (20-TL) İstanbul'da Boğaziçi köprüsünden otomobil geçiş ücreti,
*Yıl=1980'de (110-TL) İstanbul- Ankara (T.C.D.D.) 1-mevki tren bileti,
*Yıl=1980'de (200-TL) İstanbul- Ankara otobüs bileti,
*Yıl=1980'de (3.250-TL) İstanbul- Ankara (T.H.Y.) uçak bileti,
*Yıl=1980'de (5.400_TL) İşçi aylık maaşı (Asgari ücret),
*Yıl=1980'de (12.809-TL) İşçi aylık maaşı (Normal ücret),
*Yıl=1980'de (11.416-TL) Memur aylık maaşı (Ortalama ücret),
*Yıl=1980'de (24.Ocak.1980) Ekonomik kararlar sonrası:
*Yıl=1980'de (33-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1980'de (400-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1980'de (210-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1980'de (100-TL) 1-Kg kurufasulye,
*Yıl=1980'de (244-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1980'de (77-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1980'de (125-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1980'de (84-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1980'de (52, 5-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1980'de (137, 5-TL) İstanbul- Ankara (T.C.D.D.) 1-mevki tren bileti,
*Yıl=1980'de (250-TL) İstanbul- Ankara otobüs bileti,
*Yıl=1980'de (35, 4-TL) 1-Litre süper benzin,
*Yıl=1980'de (31, 4-TL) 1-Litre normal benzin,
*Yıl=1980'de (19, 3-TL) 1-Litre motorin (mazot),
*Yıl=1980'de (19, 3-TL) 1-Litre gazyağı,
*Yıl=1980'de (13, 9-TL) 1-Litre fuel oil (Kalorifer yakıtı),
*Yıl=1980'de (182-TL) 12-Kg mutfak tüpgazı,
*Yıl=1980'de (1.000-TL) (14-$) Dolarına eşdeğer para...
*Yıl=1980'de (1-$)Dolar = 71, 43-TL) Devalüasyondan sonra,
*Yıl=1980'de (500-TL) İstanbul'da bir LİSE talebesinin (öğrencisinin) asgari (en az) bir aylık cep harçlığı,
*Yıl=1980'de (12.Eylül.1980) T.S.K. yönetimi ele aldı... (AP) Azınlık Hükümeti

*ÖNEMLİ NOT*
*Yıl=1980'de (24.Ocak.1980) öncesi...... (1-$)Dolar = 47-TL............... (1-DM) Alman Markı = 27-TL,
*Yıl=1980'de (24.Ocak.1980) sonrası.... (1-$)Dolar = 70-TL............... (1-DM) Alman Markı = 40, 5-TL,


*Yıl=1981'de (46- TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1981'de (480-TL) 1-Kg sığır eti,
*YıL=1981'de (390-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1981'de (185-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1981'de (313-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1981'de (88-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1981'de (145-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağ,
*Yıl=1981'de (156-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1981'de (97, 5-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1981'de (5.000-TL) (05.Eylül.1981) Adana- İstanbul (T.H.Y.) uçak bileti,

*Yıl=1982'de (60-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1982'de (700-TL) 1-Kg sğır eti,
*Yıl=1982'de (640-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1982'de (215-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1982'de (385-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1982'de (102-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1982'de (190-TL) 1-Kg sıvs çiçek yağ,
*Yıl=1982'de (256-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1982'de (160-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1982'de (7.000-TL) (05.Mart.1982) İstanbul- Adana (T.H.Y.) uçak bileti,
*Yıl=1982'de (35.000-TL) "31" ekran "Telra" marka renksiz (siyah- beyaz) televizyon satış fiyatı,
*Yıl=1982'de (İstanbul- Galata) 2.ci Sınıf Lokanta yemek fiyatları;
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon mercimek çorbası, (175-gram)
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon pirinç çorbası, (175-gram)
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon şehriye çorbası, (175-gram)
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon yayla çorbası, (175-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon kuzu dolma, (150-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon kuzu kapama, (150-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon kuzu sebzeli, (150-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon dana rosto, (150-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon koyun kızartma, (150-gram)
*Yıl=1982'de (110-Kuruş = 1, 10-TL) 1-porsiyon izmir köfte, (200-gram)
*Yıl=1982'de (110-Kuruş = 1, 10-TL) 1-porsiyon ekşili köfte, (200-gram)
*Yıl=1982'de (110-Kuruş = 1, 10-TL) 1-porsiyon fırın köfte, (200-gram)
*Yıl=1982'de (110-Kuruş = 1, 10-TL) 1-porsiyon kuru köfte, (200-gram)
*Yıl=1982'de (135-Kuruş = 1, 35-TL) 1-porsiyon tas kebabı, (150-gram)
*Yıl=1982'de (135-Kuruş = 1, 35-TL) 1-porsiyon orman kebabı, (150-gram)
*Yıl=1982'de (135-Kuruş = 1, 35-TL) 1-porsiyon kağıt kebabı, (150-gram)
*Yıl=1982'de (135-Kuruş = 1, 35-TL) 1-porsiyon çiftlik kebabı, (150-gram)
*Yıl=1982'de (120-Kuruş = 1, 20-TL) 1-porsiyon döner, (200-gram)
*Yıl=1982'de (125-Kuruş = 1, 25-TL) 1-porsiyon haşlama kuzu, (150-gram)
*Yıl=1982'de (70-Kuruş) 1-porsiyon taze fasulye, (150-gram)
*Yıl=1982'de (45-Kuruş) 1-porsiyon etli kuru fasulye, (150-gram)
*Yıl=1982'de (90-Kuruş) 1-porsiyon yaparak dolması, (150-gram)
*Yıl=1982'de (90-Kuruş) 1-porsiyon lahana dolaması, (150-gram)
*Yıl=1982'de (40-Kuruş) 1-porsiyon tereyağlı pirinç pilavı, (150-gram)
*Yıl=1982'de (60-Kuruş) 1-porsiyon çoban salata, (100-gram)
*Yıl=1982'de (60-Kuruş) 1-porsiyon yeşil salata, (100-gram)
*Yıl=1982'de (40-Kuruş) 1-porsiyon sütlaç, (150-gram)
*Yıl=1982'de (40-Kuruş) 1-porsiyon muhallebi, (150-gram)
*Yıl=1982'de (40-Kuruş) 1-porsiyon yoğurt, (200-gram)
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon elma kompostosu, (150-gram)
*Yıl=1982'de (30-Kuruş) 1-porsiyon ayva kompostosu, (150-gram)
*Yıl=1982'de (20-Kuruş) 1-şişe maden suyu,
*Yıl=1982'de (10-Kuruş) 1-şişe kapalı su,
*Yıl=1982'de (40-Kuruş) 1-şişe küçük bira,
*Yıl=1982'de (60-Kuruş) 1-şişe büyük bira,

*Yıl=1983'de (90-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1983'de (1.000-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1983'de (750-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1983'de (255-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1983'de (553-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1983'de (131-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1983'de (325-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1983'de (300-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1983'de (185-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1983'de (15.000-TL) 1-sekreter (memur) aylık maaşı (ortalama)
*Yıl=1983'de (40.000-TL) memur aylık maaşı (ortalama)
*Yıl=1983'de (75.000-TL) mühendis aylık maaşı (ortalama)

*Yıl=1984'de (130-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1984'de (1.400-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1984'de (1.140-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1984'de (460-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1984'de (1.003-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1984'de (177-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1984'de (530-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağ,
*Yıl=1984'de (456-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1984'de (285-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1984'de (30.000-TL) 1-sekreter (memur) aylık maaşı (ortalama)
*Yıl=1984'de (60.000-TL) memur aylık maaşı (ortalama)
*Yıl=1984'de (100.000-TL) mühendis aylık maaşı (ortalama)
*Yıl=1984'de (60-Milyar TL) THY- Türk Hava Yolları yeni sermayesi (Artırıldı)
*Yıl=1984'de (1-Milyar TL) Ankara'da "VAKSA" Sabancı Vakfı 28-katlı öğrenci yurdu yaptırdı.
*Yıl=1984'de (50.000-TL) İstanbul Boğaziçi köprüsü "Gelir Ortaklığı" 1-Adet senet bedeli (En küçük hisse),
*Yıl=1984'de (1-Milyon TL)....."..........."...........".........."...... ....".......1-..."......"........."....(En büyük hisse),

*Yıl=1985'de (158-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1985'de (1.850-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1985'de (1.560-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1985'de (1.550-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1985'de (250-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1985'de (880-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1985'de (735-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1985'de (624-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1985'de (390-TL) 1-Kg süt (Karton paket)
*Yıl=1985'de (348.000-TL) 1-Adet Video oynatıcı cihazı,
*Yıl=1985'de (198.000-TL) 1-Adet Renkli televizyon,
*Yıl=1985'de (130.000-TL) 1-Adet buzdolabı,
*Yıl=1985'de (117.000-TL) 1-Adet çamaşır makinası,
*Yıl=1985'de (35.000-TL) 1-Adet elektrikli süpürge,
 

Eski14-11-2008, 13:45   #18
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

*Yıl=1985'de EN YÜKSEK KURUMLAR VERGİSİ ÖDEYEN FİRMALAR ;
*Yıl=1985'de (5, 5-Milyar TL) Akbank
*Yıl=1985'de (5-Milyar TL) THY- Türk Hava Yolları
*Yıl=1985'de (3, 8-Milyar TL) IBM- Bigi İşlem
*Yıl=1985'de (3, 5-Milyar TL) Shell Petrol
*Yıl=1985'de (3-Milyar TL) Türk Dış Ticaret Bankası
*Yıl=1985'de (50.000-TL) Keban barajı "Gelir Ortaklığı" 1-Adet senet bedeli (En küçük hisse),
*Yıl=1985'de (1-Milyon TL)...".......".........."........."........1-..."......."........"...(En büyük hisse),
*Yıl=1986'da (1.077-TRİLYON TL) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin (1986) Yılı bütçe açığı, (ANAP) Hükümeti,
*YıL01986'da BÜYÜK İLLERİN VERGİ REKORTMENLERİ ;
*Yıl=1986'da (934-Milyon TL) Ankara - Oğuz GÜRSEL - Müteaahit,
*Yıl=1986'da (891-Milyon TL) Adana - Sakıp SABANCI - Sanayici,
*Yıl=1986'da (791-Milyon TL) İstanbul - Mehmet Ali YILMAZ - Müteahhit,
*Yıl=1986'da (543-Milyon TL) Bursa - Ali Osamn SÖNMEZ - Sanayici,
*Yıl=1986'da (408-Milyon TL) İzmir - İsmail PARTİ - Tütüncü,
*Yıl=1986'da (153-Milyon TL) Gaziantep - Bahattin BAYRAKTAR - Nakliyeci,
*Yıl=1986'da (62-Milyon TL) Konya - Ömer DORUK - Petrolcü,
*Yıl=1986'da (150-TL) 1-Adet ekmek, (Zamlı - 225-TL),
*Yıl=1986'da (2.200-TL) 1-Kg sığır eti, (Zamlı - 3.350-TL),
*Yıl=1986'da (1.900-TL) 1-Kg beyaz peynir, (Zamlı - 2.310-TL),
*Yıl=1986'da (1.200-TL) 1-Kg kuru fasulye, (Zamlı -1.600-TL),
*Yıl=1986'da (2.350-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1986'da (300-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1986'da (1.090-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1986'da (924-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1986'da (575-TL) 1-Kg süt (Karton paket),
*Yıl=1986'da (3.600-TL) 1-Kg tereyağ (S.E.K.),
*Yıl=1986'da (190-TL) "250-gram" Paket margarin yağı,
*Yıl=1986'da (50-TL) 1-Adet yumurta,
*Yıl=1986'da (950-TL) 1-Kg deterjan,
*Yıl=1986'da (1.500-TL) 1-şişe küçük yeni rakı,
*Yıl=1986'da (2.820-TL) 1-şişe büyük yeni rakı,
*Yıl=1986'da (300-TL) 1-paket filitreli Maltepe sigarası,
*Yıl=1986'da (22.500-TL) 1-çift erkek ayakkabısı,
*Yıl=1986'da (52.000-TL) 1-takım erkek elbisesi, (Konfeksiyon),
*Yıl=1986'da (175.000-TL) 1-Ocaklı fırın,
*Yıl=1986'da (260.000-TL) 1-Buzdolabı,
*Yıl=1986'da (70.000-TL) İstanbul'da bir aylık ev kirası (Normal standart),
*Yıl=1986'da (100-TL) İstanbul Boğaziçi (Atatürk) köprüsü otomobil geçiş ücreti,
*Yıl=1986'da (2.100-TL) İstanbul- Ankara (T.C.D.D.) 1.ci mevki tren bileti,
*Yıl=1986'da (3.500-TL) İstanbul- Ankara otobüs bileti,
*Yıl=1986'da (30.000-TL) İstanbul- Ankara (T.H.Y.) uçak bileti,
*Yıl=1986'da (41.400-TL) İşçi aylık maaşı (Asgari ücret),
*Yıl=1986'da (81.146-TL) İşçi aylık maaşı (Normal ücret),
*Yıl=1986'da (52.564-TL) Kamu memur maaşı (Ortalama),
*Yıl=1986'da (30, 2-Milyon TL) İstanbul- Çamlıca'da Lüks dubleks villa satış fiyatı (200-M2),
*Yıl=1986'da (11, 65-Milyon TL) İstanbul- Çamlıca'da Lüks apartman dairesi fiyatı (110-M2),
*Yıl=1986'da (9, 15_Milyon TL) İstanbul- Çamlıca'da Lüks apartman dairesi fiyatı (85-M2),

*Yıl=1987'de (607-TL) 1-Adet/Kg ekmek,
*Yıl=1987'de (6.100-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1987'de (5.700-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1987'de (1.700-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1987'de (5.340-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1987'de (625-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1987'de (2.000-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1987'de (1.850-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1987'de (950-TL) 1-Kg süt, (Karton süt), (Zamlı - 1.200-TL),
*Yıl=1987'de (320-TL) "250-gram" paket margarin yağı,
*Yıl=1987'de (80-TL) 1-Adet yumurta,
*Yıl=1987'de (2.700-TL) 1-Kg çay,
*Yıl=1987'de (59.360-TL) 1-Ton çimento,
*Yıl=1987'de (750-TL) 1-Kg sabun,
*Yıl=1987'de (30.000-TL) 1-Ton kömür,
*Yıl=1987'de (660.000-TL) "55-Ekran" (TV) Televizyon,

*Yıl=1988'de (375-TL) 1-Adet ekmek,
*Yıl=1988'de (625-TL) 1-Kg ekmek,
*Yıl=1988'de ((6.200-TL) 1-Kg sığır eti (Zamlı - 6.400-TL/Kg),
*Yıl=1988'de (2.400-TL) 1-Kg Tavuk,
*Yıl=1988'de (5.500-TL) 1-Kg beyaz peynir, (Zamlı - 6.200-TL/Kg),
*Yıl=1988'de (1.900-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1988'de (3.500-TL) 1-Kg zeytin (Kaliteli - 6.200-TL/Kg),
*Yıl=1988'de (650-TL) 1-Kg toz şeker (Zamlı - 700-TL/Kg),
*Yıl=1988'de (2.200-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1988'de (2.450-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1988'de (1.550-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1988'de (130-TL) 1-Adet yumurta,
*Yıl=1988'de (3.000-TL) 1-Kg çay,
*Yıl=1988'de (12.000-TL) 1-Kg kahve,
*Yıl=1988'de (1.550-TL) 1-Kg sabun,
*Yıl=1988'de (500-TL) 1-paket filitreli "Maltepe - Samsn" sigarası,
*Yıl=1988'de (107.444-TL) Devlet memurunun bir aylık maaşı,
*Yıl=1988'de (178.416-TL) Öğretmen aylık maaşı,
*Yıl=1988'de (288.427-TL) Mühendis aylık maaşı, (Devletde- Kamu sektöründe çalışan),
*Yıl=1988'de (330.285-TL) Doktor aylık maaşı (Devlet hastenesinde çalışan),
*Yıl=1988'de (205.000-TL) "Profilo" marka ocaklı fırın,
*Yıl=1988'de (467.500-TL) "Profilo" marka buzdolabı,
*Yıl=1988'de (1.310.000-TL) "55-Ekran" (TV) televizyon,
*Yıl=1988'de (250.000-TL) İstanbul'da aylık ev kirası (Ortalama),
*Yıl=1988'de (61.600-TL) 1-Ton Çimento,
*Yıl=1988'de (75.000-TL) 1-Ton kömür,

*Yıl=1989'da (937, 5-TL) (1-Kg'lık) 1- Adet ekmek,
*Yıl=1989'da (7.000-TL) 1-Kg sığır eti,
*Yıl=1989'da (3.950-TL) 1-Kg Tavuk,
*Yıl=1989'da (6.500-TL) 1-Kg beyaz peynir,
*Yıl=1989'da (2.000-TL) 1-Kg kuru fasulye,
*Yıl=1988'de (7.000-TL) 1-Kg zeytin,
*Yıl=1989'da (850-TL) 1-Kg toz şeker,
*Yıl=1989'da (2.500-TL) 1-Kg sıvı çiçek yağı,
*Yıl=1989'da (2.600-TL) 1-Kg yoğurt,
*Yıl=1989'da (1.625-TL) 1-Kg süt,
*Yıl=1989'da (4.000-TL) 1-Kg çay,
*Yıl=1989'da (1.000.000-TL) Memur aylık maaşı (Özel sektörde çalışan),
*Yıl=1989'da (10-TRİLYON TL) Piyasada dolaşan para miktarı... (10.000.000.000.000-TL),
*Yıl=1989'da (48-Milyar TL) ATATÜRK'ün "SAVARONA" yatı (49) yıllığına Türk-Japon ortaklığı bir firmaya kiralandı.
*Yıl=1989'da (40.000-TL) (31.Aralık.1989) YILBAŞI Milli Piyango (1/1) Tam bilet fiyatı,
*Yıl=1989'da (20.000-TL) (31.Aralık.1989) YILBAŞI Milli Piyango (1/2) Yarım bilet fiyatı,
*YıL01989'da (10.000-TL) (31.Aralık.1989) YILBAŞI Milli Piyango (1/4) Çeyrek bilet fiyatı,
*Yıl=1989'da (15-Milyar TL) (31.Aralık.1989) YILBAŞI Milli Piyangosunun en büyük ikramiye tutarı,
 

Eski14-11-2008, 13:47   #19
Gila
 
80' li yıllardan esintiler - Gila

floodun şeysini şeetmişsin
 

Eski19-11-2008, 11:32   #20
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser



Dolmuşla Yolculuk


İlginç taşıtlardı dolmuşlar, En keyiflisi ön koltukta gitmekti. Mevsim kış ise motorun içeri vuran sıcağını dizlerinizde hissederdiniz! Yazın ise bu aynen devam eder, terletirdi. Üç kişinin yolculuk yaptığı ön bölümde şoför bir yandan para toplar, diğer yandan aracı sürerdi, yolcu trafiğe bakmaz aklına estiği zaman para uzatırdı bu bazen mesai çıkışı trafiğin yoğun olduğu en kritik anlara, bazen keskin virajda dönüşe rastlardı.Şoför hem para toplar, hem de virajı tamamlar, hem de laf yetiştirirdi. Zaman zaman rölanti düşer, motor homurdanırdı. Şoför ile kapı tarafında oturan yolcunun arasında kalan en çok sıkışandı! Şoför yer kazanmak için sol omzunu kapıya iyice yaslamasına rağmen direksiyondan vitesli aracın vitesini sık sık birden ikiye geçirirken vites kolunu neredeyse böbreğinizde, böğrünüzde hissedebilirdiniz!. Dolmuş yerden vitesli ise sol dizinizle vitesi iterek değişmesine neden olmamak için mümkün olabildiğince kaslarınızı gerip omuzlarınıza binan ağırlığa eşit güçte kasılırdınız. Bacaklarını kapayamayacak kadar şişman göbekli yolcular vardı, beden bedene yapışık gidilen bu yolculuklarda, sıcak temastan hiç rahatsız olmazlardı. Durakta yolcu beklerken dolmuşta en sempatik kişi durağa son gelen yolcuydu. O gelince bekleme sona erer, hareket edilirdi. Bu nedenle dolmuşa son binen kişi olmak gizli bir ayrıcalıktı. Dolmuş yolcularından bazıları ön tarafı kapar, elini sağ camdan çıkarır burası tamam derdi. Bunun manası iki kişilik ücret ödeyeceğim, öne başka yolcu alma, ben sıkışarak gitmek istemiyorum, paketim var demek olurdu, sırada bekleyen yolcular burunlarından soluyarak başka dolmuşun gelmesini beklemeye devam ederdi. Bazıları iki üç kişilik yer varken beklemek istemediği veya acelesi olduğu için "Hadi gidelim" der boş kalkılırdı, o yerlerin parasını öderdi. Şoför yoldan indi bindi yapar, aynı hat üzerinde ekstra para kazanırdı. Ön koltukta oturanların şoförün yanında bulunmanın samimiyeti ile sorduğu klasik sorular vardı, bunlar genellikle ön konsol orijinal mi? Yada yadigar kaç model gibi sorulardı. Dolmuş şoförü gözü gibi baktığı ekmek teknesi dolmuşun ön konsolunun orijinal olduğunu gururla anlatmaya başlar, aracın yaşını, bugüne dek kimlerin bindiğini bile bir çırpıda sayardı. 40 - 50 - yaşındaki aracını öve öve bitiremez, hatta yeni bir araba verseler bile asla bununla değişmeyeceğini üstüne basa basa vurgulardı, aslında ona yeni araba veren de yoktu. Buna rağmen günde 8 - 10 saat çalışan dolmuşunun kendisini gömecek kadar sağlam ve dayanıklı olduğu muhabbetine devam eder, bu sırada yanından geçen yeni model otomobilleri hafifliği ve saçının inceliğini vurgulayarak peynir tenekesine benzetmeyi de ihmal etmezdi. Ahşap, maun karışımı mobilya görüntülü görkemli konsol oksitlenmemiş nikelaj gösterge tablosu kadran çerçeveleri, bu vesile ile tozu bir kez daha alınırdı. Konsol üzerinde dolmuş ücretlerinin üzerinde toplandığı bozuk paraların kaymasını engelleyen müflonlu bir toz bezi dururdu. Dikiz aynası üzerinde çoğu kez aile fertleri, çocukların vesikalıkları asılır, bazen de maskot bebe patiği sallanırdı. Süsler, pon ponlu yastıklar, kartpostal, at nalı uğurlara da rastlanırdı. Yazılarda vardı Bozuk para veriniz, kapıyı yavaş kapayınız, sigara içmeyiniz, gibisinden. Dolmuşta Muhabbet. Dolmuş içi muhabbette başka bir dil konuşulurdu. Bunlardan en sık tekrarlanan cümleler arasında, parayı uzatırken "Alır mısın canım", "Şunu uzatır mısın, zahmet oldu","Müsait yerde inecek var, sağda ineyim" şoförün yolculara "Arkayı dörtleyelim, kapıyı yavaş kapayın, kolu yukarı kaldırın, sigaranı söndür, bozuk veriniz, arka camı kapamayın" komutları duyulurdu. Yolcular arasında iki kişinin konuşmasına tüm yolcular istemeden kulak misafiri olurlar, bazen bunlara katılanlar olur, sonra her kez fikir yürütürdü. Dolmuş ücretlerine zam geldiği zaman münakaşalar olur, Şoför diğer yolculara masraflardan dert yanardı, yolcu eski ücreti ödemek için inat eder, şoförün asabını bozardı, yolcular arasında farkını ben vereyim susun, bitirin şu münakaşayı diyen çıkar, bu defa itiraz eden yolcu teklifi yapana dalaşır, sen niye ödeyeceksin diye çıkışırdı. İstanbul Dolmuşlarının Son Günleri. Taksi saatinin yazdığı ücreti, araç içinde yolculuk yapanlara bölünmesiyle başlayan İstanbul dolmuşçuluğu, duraklardaki kahyaların Taksime bir-iki, Sirkeciiii gibi her semte göre değişen ses tonları ve vurgularla, bağırışlarla yıllarca müşteri çağrıldı. Neredeyse bir tramvay, bir otobüs bileti ücretine itiş kakış olmadan oturarak yapılan yolculuklar o günlerden bu günlere kadar hep ilgi gördü. İstanbul şoförleri birbirine daha saygılı, sabırlı olduğu yıllarda parke taş kaplı sonu görünmeyen virajlı daracık sokaklarda, direkli sokak aynalarına bakar, aynadan gelmekte olan aracı gören şoför geçiş için durup bekler, yol verirdi. Tramvayla dolmuşlar aynı hattı kullanırdı, mesela Galatasaray Meydanına gelirken virajı kapalı dönen dolmuşa dar yolda 30 tonluk tramvay şöyle bir dokunmuş, hafifçe içeri göçen otonun çamurluk kaportası yüzünden dolmuşun başına muazzam kalabalıklar toplanmıştı! Genellikle dolmuşlar siyah renkli olurlar, tampon nikelajları yıllara meydan okurcasına parlar, damalı oluşları nedeniyle özel otomobillerden ayrılırlardı. Plakalarında "dolmuş 5 kişi" gibi ibareler taşırlardı. Pazar günleri hepsi çalışmazdı ömürlerinin son yıllarında, bakımlı olan bu klasikler bazı seyahat acentelerinin dikkatini çekmişler, bu sayede yabancı VİP turistlere nostaljik İstanbul gezilerinde kullanılır olmuşlardı. Günün birinde bir yasa ile tüm dolmuşlar sarıya boyandı, taksilerle aynı renk oldular. Halk onlara ABD deki Yellow Taxi özendiler dedi. Klasik dolmuşların bakımları zorlaşmıştı, bozulan parçaları bulunmuyor, egzozları yağlı dumanlar çıkarıyor, fenni muayenelerinde problem yaşanıyordu, birer ikişer yedeğe çekilmeye başladılar. Ve bu eski, yaşlı kurtların duraklarda beklediği dolmuş sıraları arasında Ford Otosan'ın bu amaçla kullanılmak üzere çalışan dolmuş minibüsleri fark edilmeye başladı. Ahşap evler, Şirket-i Hayriye'den kalma şehir hatları gemileri, tramvaylar ve klasik dolmuşlar İstanbul'u İstanbul yapan simgesel özelliklerinden bir kaçıydı, kıymetini bilemedik ..... Hemen kalkıyor, beklemeden, Aksaraaay, Kadıköy, Kadıköy, Kadıköy, sesleri ile yankılanan yaşlı kurtların hepsi bir bir kayboldu, geriye sararmış fotoğraflara bakılarak hatırlanan anılar kaldı. Hepsi de müzelikti, milyonlarca yolcuyu, yıllarca taşımışlardı, İstanbul halkının anılarını barındıran, kentin siluetinde yeri olan, korunması gereken bir tür tarihi eserlerdi...

Karaköy Galata Köprüsü girişi




Beşiktaş "Barbaros Anıtı" önü



Eminönü Rüstempaşa Camii önü



Eminönü

 

Eski19-11-2008, 11:53   #21
l3yla
 
80' li yıllardan esintiler - l3yla

artser arkadaş sen kimsim ya in misin cin misin
nerden buluyosun bunları...
 

Eski19-11-2008, 12:07   #22
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi l3yla Mesajı Göster
artser arkadaş sen kimsim ya in misin cin misin
nerden buluyosun bunları...
Merhaba,sadece merak ve ufak bir araştırma fazla bir şey değil.çalıştığım yerde arkadaşlarda bana bazen takılıyorlar nereden biliyorsun bu bilgileri diye:Bende onlara bilgisayar sadece msn'de görüşmek-youtube'de video izlemek-facebook'ta arkadaş aramak-oyun oynamak-xxx film izlemek....vb şeylerden ibaret değildir diyorum.(bu yazdıklarımdan seni tenzih ederim).Yani teknolojinin nimetlerinden faydalanacaksın.Fakat faydalanma çeşidi senin elinde olan birşeydir.
 

Eski19-11-2008, 12:21   #23
uluvardar.
 
80' li yıllardan esintiler - uluvardar.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi artser Mesajı Göster
Merhaba,sadece merak ve ufak bir araştırma fazla bir şey değil.çalıştığım yerde arkadaşlarda bana bazen takılıyorlar nereden biliyorsun bu bilgileri diye:Bende onlara bilgisayar sadece msn'de görüşmek-youtube'de video izlemek-facebook'ta arkadaş aramak-oyun oynamak-xxx film izlemek....vb şeylerden ibaret değildir diyorum.(bu yazdıklarımdan seni tenzih ederim).Yani teknolojinin nimetlerinden faydalanacaksın.Fakat faydalanma çeşidi senin elinde olan birşeydir.
eyvallah, eline, klavyene bilgine sağlık. teşekkürler.
 

Eski19-11-2008, 19:57   #24
Chocolate8
 
80' li yıllardan esintiler - Chocolate8

gırgır mı
 

Eski24-11-2008, 21:41   #25
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser



Susam Sokağı

Gün güneşli, insanlar neşeli

Sende gel oyna susam sokağında.

Sev dünyayı, açılır herkapı

İşte susam sokağı

Hepimizin çocukluğu bu sokakta geçti. Kahramanlarımız; Kırpık, Minik Kuş, Edi ile Büdü, Kurabiye Canavarı, Sayılar Kontu, Muhabir Kurbağacık, Manav Zehra Teyze, Tamirci Tahsin Amca, Hakan Abi, Zeynep Abla.

Hit şarkıları vardı. O zamanlar tamamını bilirdik. Bazı şarkılar;

* sevdiğim sayı altı

* dağdan gelecek bir kız döne döne

* arada kaldım tam arada

*bu benim önüm

*çek çek kürekleri

*tırtıllar asla kahverengi bot giymez

ve de sihirli sözcüğümüz

"haaayaaa hop tereyağlı ballı ekmek
************************************************** ****************



KaRa ŞimŞek


O bir EFSANE. Maykıl ve konuşan araba Kitt. Sokakta top oynarken birden bir arkadaşın "Kara Şimşek başlıyoooo" diye bağırmasıyla sokakta kimse kalmazdı. Arabanın önündeki kırmızı ışık moda olmuştu. Turbo modunda hız yapıyor, engellerden uçarak geçiyor, kendi kendine gidebiliyordu. Fırlatma koltuğu bile vardı. Kötü niyetli biri girdiğinde Kitt önce adama aracı terketmesini söylüyor, adam çıkmazsa tavanı açıp adamı fırlatıyordu. Maykıl kol saati ile Kitt'le iletişim kuruyor, " Buraya gel Kitt" komutu ile Kitt patinaj yapıyor havasını basıyordu. Bazen arıza yaptığıda oluyor, seyir halinde iken Golyat adıyla bildiğimiz tıra giriyordu. Polis telsizinde plakası bildirildiğinde, Maykıl tek düğmeyle plakayı değiştirebiliyordu. Kitt'e benzeyen ama kötü niyetli olan bir araba daha vardı. Adı Carr'dı. Kitt bununla teke tek savaşmış, havada çarpışmaları sonucunda Carr paramparça olmuştu.



Şimdi hayatımızda Gitt var. Cem Yılmaz Mayk kod adıyla döktürüyor.

"Hayal mahsulüsün Mayk, alırım anahtarını diyorum"

"Asfalt ağladı be!!!"

"Al abi levye"


************************************************** **********



Bill Cosby )

Bill Cosby ve ailesi de o dönemlerde çok takip edilen dizilerdendi... Çocukları ile ileyişimi çok iyi olan bir babayı canlandırıyordu Bill Cosby... Teo adında bir oğlu ve rudy adında bir kızı olduğunu hatırlıyorum...

************************************************** ******
GÖLGELERİN GÜCÜ ADINAAAAAAAAAAAAAAAA DESEM


 

Eski24-11-2008, 21:43   #26
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

hey gidi 80'li yıllar ...ne diziler,çizgi filmler vardı....

ninja turtles...................bildiğiniz ninja tosbaalar........








duck tales......................bu da "varyemez amca" olarak yayınlandı



transformers....................erkek çocuklar iyi bilir bunuu


thundercats.....................bu isimle yayınlandı gene


voltron.........................voltranı oluşturmayı bilmeyenl var mıı???





the muppet show..................kermit şahaneydi



smurfs...........................şirinler diye bildik biz, (ben gargameli tutardım)



mcgayver.........................hastasıyım, çakısı çok meşhurdu


miami vice.........................birazını siyah beyaz izledim ben bunun



candy candy......................şeker kız candy,kız erkek seyrederdik




 

Eski25-11-2008, 22:53   #27
s@rd@lye
 
80' li yıllardan esintiler - s@rd@lye

başım döndü ya
 

Eski30-11-2008, 15:40   #28
serkan1979
 
80' li yıllardan esintiler - serkan1979

teşekkürler
 

Eski30-11-2008, 16:42   #29
Ohrmazd
 
80' li yıllardan esintiler - Ohrmazd

Eminim guzel gunlerdi...
 

Eski16-12-2008, 15:49   #30
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

çarli'nin melekleri




red kit



alf



A takımı



CASPER



KÜÇÜK EV



ATOM KARINCA



HE-MAN



DALLAS



FLİPPER




 

Eski08-01-2009, 15:10   #31
SchmaL1912
 
80' li yıllardan esintiler - SchmaL1912

yaaa süper olmuş,çocukluguma döndüm sayende yazdığın herşeyi yapmışım yaaa ne güzel günlerdi,herşey yalandan dolandan uzak gibiydi en azından bu kadar alenen yapılmıodu
 

Eski04-02-2009, 19:21   #32
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi SchmaL1912 Mesajı Göster
yaaa süper olmuş,çocukluguma döndüm sayende yazdığın herşeyi yapmışım yaaa ne güzel günlerdi,herşey yalandan dolandan uzak gibiydi en azından bu kadar alenen yapılmıodu
Evet haklısın...
 

Eski04-02-2009, 19:27   #33
JuniorBlackmode
 
80' li yıllardan esintiler - JuniorBlackmode

hiç birini göremedim ya ahh ahh 93'lülük
 

Eski04-02-2009, 19:34   #34
mK™
 
80' li yıllardan esintiler - mK™

Güzel günlerdi
 

Eski04-02-2009, 19:51   #35
TheVikinGs
 
80' li yıllardan esintiler - TheVikinGs

+Zafer konuyu açtınna pişman olmuştur..
Güzel paylaşım
 

Eski05-02-2009, 11:51   #36
kdn29
 
80' li yıllardan esintiler - kdn29

Çok süper ya
 

Eski05-02-2009, 11:53   #37
=Atakan
 
80' li yıllardan esintiler - =Atakan

Geçmişi hatırlamak kadar güzel bir şey yoktur.

emeği geçenlerin ellerine ve emeklerine sağlık.
 

Eski10-05-2009, 21:53   #38
Artser
 
80' li yıllardan esintiler - Artser

80li yillarda cocuk olmak Bolum 1


YouTube Video
HATA: Videoları görebilmek için tarayıcınızda flash yüklü olması gerekmektedir.


YouTube Video
HATA: Videoları görebilmek için tarayıcınızda flash yüklü olması gerekmektedir.
 

Eski23-06-2009, 20:34   #39
battack
 
80' li yıllardan esintiler - battack

Güzel bu zamanda çocuk olmak çok zor
 

Eski24-06-2009, 15:33   #40
01001001
 
80' li yıllardan esintiler - 01001001

59 impala'da harbiden impala gibiymiş
teşekkürler
 

Eski26-06-2009, 09:26   #41
henry_99
 
80' li yıllardan esintiler - henry_99

80'li yıllarda yaşamak isterdim amerikada
sırf müzikleri için bile yaşamaya değer be
gerçekten müthiş
 

Eski02-07-2009, 21:58   #42
..SATIRCAN..
 
80' li yıllardan esintiler - ..SATIRCAN..

aneaa gırgır ı hatırlıyorum vardı bizdede. çok oynardım onunla : D
 

Eski08-09-2012, 21:07   #43
heanavsiorçopi5
 
80' li yıllardan esintiler - heanavsiorçopi5

arada enteresan paylaşımlarda olsa da ; paylaşım için teşekkürler.

Düzenleyen heanavsiorçopi5 : 08-09-2012 23:09. Sebep: eksik yazı tamamlama
 

Eski08-09-2012, 22:12   #44
osman47
 
80' li yıllardan esintiler - osman47

sikilmadan hepsini okudum yüzde 90 yasamisimdir o kalan 10 u da bizim bölgede yoktu sanirsam simdiki cocuklarla konusulmuyor bile ne hürmet kalmis ne bisey gercekten bizim zamanimiz ne yüz yilin nede milyonlarca yilin hic bir zaman daha gelmez öyle günler kimsede öyle güzel yillari yasayacagini sanmiyorum cok tesekkür ederim bu konuyu actiginiz icin cok hüzünlendim yazilari okurken sagolun.
 

Eski27-09-2012, 17:27   #45
Gül'ce
 
80' li yıllardan esintiler - Gül'ce

Çalı süpürgeleri vardı sahi ne oldu onlara ?
 

Eski28-09-2012, 09:24   #46
VirtualTheater
 
80' li yıllardan esintiler - VirtualTheater

80 li yılları yaşamış biri olarak bir çok şeyi özlüyorum..istanbulda büyüdüm ama şimdi İstanbula sadece aile ziyareti için gidiyorum çünkü şehrin gürültüsü uğultusu ve sokaklarındaki insanlar çok yabanacı bana ...

Ben İstanbul Pendikte büyüdüm bilenler hatırlar Yakacık altı kurfalı mahallesi diye bir yer vardır oralar kocaman zeytinliklerdi..E 5 kara yolunun kenarlarında marul bostanları Bostancının adı nereden geliyor değilmi Şimdiki Sabiha gökçenin olduğu yerler bizim evden yada okuldan firar edip macera yaşamaya gittiğimiz yerlerdi.

Pendik Vapur skelesinde gece geç saate kadar balık tutardım ama ne balıklar istavrit,izmarit,ispari,zargana hatta kırlangıç ve kalkan yakalayan bile olurdu.tren yolunun her iki tarafı hep bahçeli evlerin olduğu yerlerdi o bahçelerden mevye aşırırıdık

Temenye de denize girip martı sitesi kıyısından denizde midye çıkartıp teneke üzerinde pişirip yerdik..Güzel günler yaşadık

Ama kendimi hem şanslı hemde şanssız bir neslin üyesi görüyorum.. Bizler belli bir terbiye aldık,ezilip örselendik siyasi çalkantılar,darbe,Kıbrıs savaşı vs. olayları gördük tanık olduk..Okulda bize yerli malı haftası yaptırırlardı ''yerli malı yurdum malı''

Türkiyenin dünyada kendi kendine yetebilen bir ülke olduğu söylenir bununla gurur duyardık..Sonra aniden 90 lı yıllar ile birlikte aşırı bir batı malları hastalığı ve özenticilik başladı..
Mahallenin kızlarına asılmak bir yana asılanın kafası kırılırdı şimdi ise sokaktaki gençlerin ilişkileri o kadar açık seçik ki..

Bizler aniden yabancılaşan toplumda kendimizi kaybederken yeni nesle yani bizim çocuklarımıza bir şeyler aşılayamadık..Artık Iphone devri insanlar yolda selamlaşmak yerine twitt atıyor birbirine..ne kadar çok yozlaşmışız artık başkası olmuş veya hep başkası olamaya çalışıyoruz..

Eskinin solcusu delikanlı ,sağcısı harbi sağcıydı..Yobazı bile yobazlığını inkar etmezdi..Başörtüsü siyasi bir simge değildi çoğumuzun annesi başörtüsü takardı..


Şimdi neyiz biz...Kimlik bunalımı yaşayan tüketim bağımlısı bir toplum..
 

Eski13-11-2012, 03:53   #47
fourgreatangels
 
80' li yıllardan esintiler - fourgreatangels

Kendimi o kadar şanslı sayıyorum ki o yıllarda yaşayıp o muhteşem geçiş dönemini gördüm şuan ki zamanla uzaktan yakından alakası yok. Ve çok mutluyum inanın iki ayrı dünya gibi ve bunun bir tekrarı daha yok olmaz olamaz o devirin farkını hiç bir devir farkı alamaz
 

Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 18:41.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



tatil, pvp serverler, ukash, Maç Özetleri, dizi izle, film izle, diğer yarım son bölüm, kırmızı shop, Deriza, film izle, program indir, betsson


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.