Geri Dön   Wardom.Org > Milli ve Dini Unsurlar > Türk ve Dünya Tarihi

Kapitülasyonlar

-

Milli ve Dini Unsurlar - Türk ve Dünya Tarihi - ***Arattım, başlık olarak bulamadım, verildiyse kusura bakmayın*** Sözlük anlamıyla; bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen ayrıcalıklardır. Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara tanınan hakların tümüdür. Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen İmpapartoru V. Carlos tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak yardım istemiştir. Bu sırada Mohaç Seferi'ne çıkacak

.osmanlı devletinin kapitülasyon vermesinin nedenleri, www.wardom.org. Bu konu 1910 kez görüntülendi ve 7 yorum aldı.
 
Eski20-07-2007, 11:35   #1
cemicum
 
Kapitülasyonlar - cemicum
Kapitülasyonlar

***Arattım, başlık olarak bulamadım, verildiyse kusura bakmayın***

Sözlük anlamıyla; bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen ayrıcalıklardır.

Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara tanınan hakların tümüdür.


Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen İmpapartoru V. Carlos tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak yardım istemiştir.

Bu sırada Mohaç Seferi'ne çıkacak olan Kanuni, bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma sağlanabilir düşüncesiyle, yardım etmeyi kabul etmiştir. Fakat herşey Sultan Süleyman'ın planladığı gibi olmamış, Fransız dostluğu zamanla resmi bir kimlik kazanmıştır.

1535'te Fransızlarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmayla Fransızlara birtakım haklar verilmiştir. Kapitülasyonlar, bu dostluk antlaşmasının yarattığı yakınlaşma ortamında verilmiş olan haklardır.

Buna göre; Fransız bayrağı taşıyan gemiler Osmanlı egemenliğinde bulunan bütün limanlarda serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Diğer yabancı devletler gemilerini, Osmanlı egemenliğinde bulunan denizlerde ancak Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi.

Bu sayede Fransızlar kapitülasyonlar gereği Osmanlı denizlerinde serbestçe ticaret yapma özgürlüğüne kavuşmuştu.

Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü verilmesi, Fransız konsoloslarına kendi vatandaşlarıyla ilgili sorunların çözümlenmesinde yargı yetkisi tanınması gibi hükümler, daha sonraki yıllarda İmparatorluğun zayıflamasıyla, devletin bağımsızlığını yok edecek kurallar haline getirilmiştir.

1569, 1581, 1597, 1614, 1673 ve 1740 yıllarında yeni kapitülasyonlar verilmiştir. 1740 kapitülasyonlarıyla, Fransa'ya tanınan haklar daha da genişletilmiş, diğer batılı ülkelere de aynı hakların tanınması kabul edilmiştir.

1740 kapitülasyonlarından sonra Osmanlı sınırları içerisindeki yabancı devletlere çok geniş ticaret yapma olanakları sağlanmış, hatta bu haklar sayesinde İstanbul'da yanacı postaneler açılmıştı.

Sevr Antlaşması'nın imzalanmasıyla kapitülasyonlardan yararlanma hakkı Yunanistan ve Ermenistan'a verilmiş, yabancı gemilere, Türk gemilerine tanınan bütün hakların tanınması kararlaştırılmıştır.

22 Mart 1922'deki Sakarya Zaferi'nden sonra Paris'te toplanan İtilaf Devletleri Dışişleri bakanları konferansında ise İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Türkiye ve kapitülasyonlardan yararlanan öbür devletlerin katılmasıyla kurulacak bir komisyonca kapitülasyon hükümlerinin gözden geçirilmesi konusunda karara varılmıştır.

Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşmasıyla yürürlükten kalkmıştır.


kaynak
 

Eski24-07-2007, 09:09   #2
yasba
 
Kapitülasyonlar - yasba

Kanuni Sultan Süleyman kapitülasyonların ileride başımıza bu kadar dert açacağını düşünseydi kapitülasyonları kabul edermiydi hiç .
 

Eski15-05-2008, 11:35   #3
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

KAPİTÜLASYON NEDİR?
Yabancılara verilen her türlü imtiyazlara kapitülasyon adı verilmiştir. Eskiden “İmtiyazat-ı Ecnebiye” denirdi. Devletin yabancılara tanıdığı imtiyaz ve muafiyetlerdir. Fransızca’da “bir yerin teslimi için yapılan anlaşma” , İtalyanca’da “savaş sırasında bir ordunun, bir kale yada şehrin teslim edilmesi amacıyla yapılan anlaşmalar” , İngilizce’de ise “silahlı bir düşman veya kuvvetle belirli bir kıtanın veya şehrin teslimi için yapılan anlaşma” anlamına gelen kapitülasyonlar, daha sonra dar bir anlam kazanmıştır.
Başlangıçta toplumlar arasındaki ticaretten dolayı ülkelerdeki yabancı vatandaşların, kendi ülkelerindeki haklardan aynen yararlanması olarak ortaya çıkan kapitülasyonlar, Avrupa’da sanayinin doğması ve gelişmesiyle yeni bir anlam kazanmaya başladı.gelişen sanayileri nedeniyle üretimleri için Pazar aramaya başlayan sömürgeci devletler, egemenliklerini, ya uzak bölgelerdeki ilkel toplumlara yaydılar, yada kendileriyle kapitülasyon anlaşmaları yapan devletleri kendi çıkarları için sömürmeye başladılar.

KAPİTÜLASYONLARIN ÇEŞİTLERİ

Yabancılar elde ettikleri kapitülasyonlar ile Osmanlı topraklarında birçok imtiyaz elde etmişlerdir.

Kişisel İmtiyazlar:
• Yabancılar kendi din ve mezheplerine ait kiliselerde serbestçe ibadet edebilirlerdi.
• Kendi dinsel yöneticilerini rahatlıkla seçtikleri gibi, bu din adamlarının mabet içinde ve dışında dokunulmazlıkları bulunurdu. Mevcut kiliseleri onardıkları gibi yeni kiliseler inşa edebilirlerdi.
• Yabancılar Osmanlı ülkesinde istedikleri yere (Mekke ve Medine hariç) hiçbir kayda bağlı olmadan oturabilirler, suç işleseler bile sınır dışı edilemezler, serbestçe ticaret yapıp istedikleri malı alıp satabilirlerdi.
• Yabancıların bulundukları ev, işyeri ve ticarethanelerine ne olursa olsun konsolosluklarının bir tercümanı hazır bulunmadıkça giremez ve arama yapılamazdı.
• Yabancılar kendi okullarını açıp buralarda istedikleri gibi eğitim-öğretim yapabilir, ders içeriklerini kendileri belirleyebilirlerdi.
• Bu imtiyazlara kendi sağlık kuruluşlarını kurmaları da dahildir. Bu sağlık kuruluşlarında kendi doktorları aracılığıyla imtiyaz elde edebilmekteydiler.
Adli İmtiyazlar:
• Osmanlı’daki yabancıların kendi aralarındaki davaların yargısı konsoloshanelerdeki hakim ve mahkemelerin yetkisi altındaydı.
• Osmanlılarla olan davalar ise mahkemelerde ancak yabancıların bağlı bulunduğu konsolosluğun tercümanı huzurunda görülürdü. Eğer tercüman gelmemiş veya davayı bırakıp gitmişse, dava olduğu gibi kalırdı.
• Yabancıları tevkif hakkı konsoloslara ait idi. Tercüman olmadıkça suçüstü durumda bile tevkif edilemezdi. Mahkum edilen yabancı cezasını, Osmanlı hapishanelerinde değil, konsoloslukların hapishanelerinde çekerdi.
• Her türlü adli tebligatlar konsolosluklarca yapılırdı.
• Elçiliklerce kabul edilmeyen kanunlar (pasaport, gümrük, basın, şirketler) yayınlanmazdı.
Ticari İmtiyazlar:
• Yabancıların ticari imtiyazları onların bütün vergilerden muaf tutulmalarıydı.
• Sadece gayrimenkul vergileri, ithalat ve ihracat vergilerini, kendi devletlerinin Osmanlı’ya izin verdiği ölçüde öderlerdi.
• Rahatlıkla ticaret yapabildikleri gibi Osmanlı karasularında gemi işletmeciliği, yolcu ve eşya naklini de ellerinde bulundururlardı.
• Özellikle kıyı bölgelerinde yabancıların postahane açma hakkı vardı. Yabancılara gelen ve giden her türlü mektup, telgraf ve paketler, hükümet ve yerel yönetimler tarafından denetlenemezdi.
 

Eski15-05-2008, 11:36   #4
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

KAPİTÜLASTONLARIN NEDENLERİ

Osmanlı Devleti XIV. yüzyıl başlarında kurulduğu zaman, çevresindeki ülkelerde kapitülasyon kurumu vardı ve toplumlar arası bir gelenek olarak yaşıyordu. Bu nedenle kapitülasyonlar doğrudan doğruya Osmanlı Devleti’ne de geçmiştir.

Osmanlı Devleti’nin üç kıta üzerine yayılamaya başlaması sonucunda bu topraklarda yaşayan Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında gelenek görenek açısından farklılıklar olduğu gibi, adli sisteminde İslam hukukuna dayanıyor olması sorun yaratmaktaydı. Bu hukukun karakteri, kesinlik ve değişmezlik taşımaktaydı ve yalnızca Müslümanlara uygulanmaktaydı. Bu yüzden Avrupa devletleri Hıristiyan olan kendi vatandaşlarının Osmanlı’da kendi hukuklarına göre yargılanmasını anlaşmalarla sürekli olarak istemişlerdi. Bunun sonucunda ülkedeki yabancı ve gayri Müslimler kendi kuralları çerçevesinde kendi sahip oldukları haklarda yararlanmaya başladılar ki, bu da kapitülasyonları geçerli bir konuma getirmişti.
Yine Osmanlı Devleti, fethettiği değişik kültürde ve dinde olan bölgelerdeki halka hoşgörülü davranmaktaydı ve bu halkın yaşayış, gelenek ve göreneklerine saygı duymaktaydı. Bu amaçla özellikle Fatih zamanında İstanbul fethedildiğinde kentteki kurumlara kendi törenlerine ve dini törenlerinde serbest olma izni verilmişti.

Ayrıca Osmanlı padişahlarının Avrupa devletlerine kendi hükümranlıklarını tanıtmak amacıyla ve kendi dönemlerindeki siyasi şartlar gereği yarar elde etmek amacıyla da kapitülasyonlar verildiği bilinmektedir.

Osmanlı Devletinin, ticari alandaki kapitülasyonları kolayca vermesinin en önemli sebebi, Osmanlı’nın güttüğü ekonomi politikalarıdır (İaşe ve gelenekçilik). Osmanlı Devleti çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştı ve tarım gelişmemiş olduğundan ve toprakların büyük kısmı verimsiz yada tarıma uygunsuz olduğundan devletin en önemli sorunu şehirlerdeki nüfusun doyurulması olmuştur. Bu sebepten dolayı üretilen bir ürün önce üretildiği bölgede tüketilecek, eğer artarsa bağlı bulunduğu bölgeye gönderilecek eğer orada da artarsa İstanbul’a gönderilecek, eğer orada da tüketilemeyip artarsa ancak o zaman ihraç edilebilecekti. Bu ekonomi politikasının uygulanmasının sebebi şehirlerdeki insanların (burada kastedilen memur, asker, zanaatkar vs.) açlık çekmemesidir. Ancak devletin uyguladığı iaşe politikası zaman zaman şehir nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmıştır. Bu sebepten dolayı ihracat zorlaştırılmış, ithalat desteklenmiştir. Bu da ticari kapitülasyonları beraberinde getirmiştir.
 

Eski15-05-2008, 11:37   #5
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

İLK KAPİTÜLASYON ANTLAŞMASI

Türklerde ve hususiyetle Osmanlı Devletinde ilk imtiyazın başlangıcı, Sultan Birinci Murad Hân (1360-1386) zamanındadır. 1365'de, Dalmaçya kıyılarında fakir bir ülke olan Ragusa Cumhuriyeti'ne, beş yüz duka haraç karşılığında verilen ticari imtiyazdır. Bizans imparatorlarından Justiniaus'un ülkesinde yaşayan Ermenilere miras ve evlenme gibi meselelerini kendi töre ve kanunlarına göre yapmaları imtiyazı vermesi; Iran ve Osmanlı Devleti'nin ülkesindeki Hıristiyan devletleri konsoloslarına tanıdıkları imtiyazları, karşılıklı olarak kendi konsoloslarına da kararlaştırıp taahhüt etmeleri, Bizans İmparatorluğu'nun Sultan Yıldırım Bayezid Han'a İstanbul’da bir Türk mahallesi kurma ve bu mahallede oturan Türklerin davalarına bakmak üzere, Türk kadısı ile din islerine bakacak müftü tayin etme hakki tanıması verilebilecek misallerdendir.

Doğu ticaretini devam ettirmesinin ancak Osmanlılarla iyi münasebetler kurmakla mümkün olabileceğini bilen Ragusa devleti, Osmanlılardan himaye istedi. Ragusa gemilerinin doğu sularında serbest dolaşıp, deniz ticaretinin Osmanlılarca korunmasına karşılık, yıllık 500 dukalık haraç vereceklerdi. Bu antlaşma bizde kapitülasyonların başlangıcını teşkil eder. Bu ahidnâme 1408, 1411, 1445, 1451, 1453, 1481, 1512 olmak üzere yedi defa yenilendi. Osmanlı sultanlarından Birinci Murad, Süleyman Çelebi ve Musa Çelebi, Birinci Mehmed, Fatih Sultan Mehmed, İkinci Bayezid ve Birinci Selim Han zamanlarında Avrupa devletlerine kapitülasyonlar verildi. Zamanla Venedikliler, Cenevizliler, Rumlar ve Ermeniler ile, Fransa, İngiltere, Hollanda devletlerine de imtiyazlar yerildi. "Hümâyûn nâme" adi verilen bu imtiyazlar aslında birer ihsandır. Hıristiyanlık ve mezhepleri ile Musevilerin İslâm ülkelerinde İslâmiyet’in faziletlerinden faydalanabilmeleri için verildi.

1536 yılında ve ilk kapitülasyon olarak kabul edilen Fransızlarla olan kapitülasyonlara kadar, Osmanlı’nın yaptığı bu muahedeler genelde kendisinden daha güçsüz devletlerle gerçekleşmişti. Bu imtiyaz muahedelerinin amacı o dönemde Osmanlı ekonomisine canlılık getirmesi, iç ve dış ticaretin geliştirilmesini sağlamaktı.
 

Eski15-05-2008, 11:39   #6
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

KAPİTÜLASYONLARIN FRANSA’YA VERİLMESİ VE FRANSA’YA TANINAN AYRICALIKLAR

Kanuni devri, Osmanlı Devleti'nin her bakımdan en parlak devridir. Bu devirde fütuhatlar çok gelişti, kültür ve sanat en parlak zamanı yasadı. Babası Yavuz Sultan Han’ın doğuya iki büyük seferi, hilâfetin Osmanlılara geçmesi, Kanuni'yi batıya yöneltti. Kanunî’nin Osmanlı Devleti'ni cihan devleti haline getirmesi ve Avrupa'da hakim kılması karşısında İspanya-Alman Kralı Sarlkent buna karsı çıkıyor ye çareler arıyordu. Almanya imparatoru ve İspanya Kralı Sarlkent Avrupa’nın büyük bir kısmını idaresi altında bulunduruyordu. Dokuzuncu asırdan beri Avrupa, Bizans hariç, bu çapta bir Hıristiyan devleti görmemişti. Kristof Kolomb'un 1492 de İspanya namına Amerika’yı keşif etmesi İspanya’yı en güçlü mevkiine çıkarttı. Avrupa ekonomisini kurtaran Amerikan gümüşü İspanya’nın inhisarında idi. Amerika kıtasının fethine başlayarak tabii kaynaklarından istifade etmesi ile daha da güçleniyordu. Bu gayri tabii büyüme, birçok Avrupa devletini tehdit ediyordu. Fransa ve İngiltere krallıkları dehşetli bir tehdit altındaydı. Kanuni Sultan Süleyman Hân’ın en büyük hedefi bu devi yıpratmak, parçalamak ve ortadan kaldırmaktı.

Bu devirde Luther, Papa'ya bas kaldırmıştı. Sarlkent Papa’yı destekliyordu. Luthercileri ezmeğe karar vermişti. Avrupa'da mezhep kavgaları kıtayı kana boyuyordu. Lutherciler her tarafta çoğalıp, yayılıyorlardı. Katolik ve Protestanlık arasındaki kanlı katliamlar gittikçe çoğalıyordu.

6 Aralık 1525'de Fransa elçisi Kontlen Frangipani, Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından kabul edildi. Elçi, doğrudan doğruya Fransa Kralı Birinci Fransuva'dan değil, annesi Louise de Savoie'dan geliyordu. Zira Birinci Fransuva, İmparator-Kral Sarlkent'in esiri olarak İspanya’da mahpustu. Annesi, Cihan Hakanı’ndan oğlunun kurtarılmasını ve Fransa’nın Alman-İspanyol istilâsına maruz kalmasının önlenmesini rica ediyordu. Zira Avrupa'da Sarlkent'e karsı durabilecek ancak bir Fransa kalmıştı. Fransa seddi yıkılınca, Sarlkent'in Hıristiyan Avrupa’ya hakim olması, Osmanlı Devleti için bir tehdit arz ediyordu. Sarlkent Iran Sahi Tahmasb'a haber yollayarak Osmanlı Devleti'ne karsı ittifak kurmak istediğini bildirdi.
Kanuni'nin Fransa'ya verdiği ticari imtiyazlarla, Fransa'da ticaret yoluyla İspanya ve Venedik gibi kazançlar sağlıyordu; diğer Avrupa devletlerinin yanında prestijini artırıyor, üstün bir mevkiye çıkarıyordu. 18 Şubat 1535'de Fransa'ya muazzam bir para yardımı yapıldı. Böylece Fransa Sarlkent'e karşı koyabilecek bir güce erişiyordu. Osmanlı devleti bununla da kalmadı. Donanma-i Hümâyûn birçok kereler Fransa’nın yardımına gönderildi. Kanuni'nin bu siyaseti ile Avrupa' da Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti, nüfuzu ve dolâyısıyla İslâmiyet yayılıyor ve Hıristiyan Avrupa birliği engelleniyordu.

Osmanlı İmparatorluğunun 1535 (bazı kaynaklara göre 1536) yılında Fransa ile yaptığı kapitülasyon antlaşması, ilk önemli anlaşmadır. Çünkü bu anlaşma Osmanlı İmparatorluğu’nun batı devletleri ile ilişki kurduğu tarihten beri ilk defa iki hükümdarın onayını taşıyan ve Fransa ile ilişkileri düzenleyen bir belgedir.

Bu anlaşma ile Fransa’ya tanına ayrıcalıklar şunlardır:

• Her iki devletin deniz sularında karşılıklı olarak gemicilik serbest bırakılmıştı.
• Fransızların Osmanlı ülkesinde her türlü eşyayı alıp satmasına izin verilmiş, ayrıca Fransız tüccarların yıl süre ile vergiden muaf tutulmuştu.
• Osmanlı ülkesine giren Fransız mallarından yalnızca malın değeri üzerinden %3 gümrük vergisi alınacaktı.
• Fransa tebaasından bir tüccarın ceza maddelerinden dolayı bir Osmanlı tarafından mahkemeye davet edilemeyeceği ve iki Fransız arasındaki davaların ancak Fransız konsolosluklarında Fransa kanunlarına göre görüleceği belirtilmişti.
• Türkiye'de ölen bir tacirin malı, veya Türk sularında batan bir geminin mal ve eşyası Fransa'daki varislerine verilecekti.
• Bir Fransız ve Osmanlı arasındaki davalara ise ancak Fransa konsolosluklarınca görevlendirilen bir tercümanın da katılmasıyla Osmanlı mahkemelerinde bakılabileceği kararlaştırılmıştı. Asıl önemli olan maddelerden birisiydi bu. Çünkü bundan sonra, bütün devletler kendi vatandaşlarına Osmanlı Devleti'nin kendi kanunlarını uygulayamayacağını belirtmişlerdi. Onlara göre İslam kaynaklı Osmanlı kanunları ancak Müslümanlara uygulanabilirdi. Oysa kendi vatandaşları Müslüman değildi. Bu nedenle bu tarihlerden sonra Osmanlı vatandaşı olmayan yabancılara, Osmanlı toprakları üzerinde farklı kanun uygulanmaya başlandı. Yabancı devletler bunu sürekli Osmanlı aleyhine genişletmeyi başardılar. Ve çok hukukluluk sistemi ortaya çıktı.Osmanlı'yı parçalayan konulardan biridir bu. Bu konu, ancak 1926 Medeni Kanun ile çözülmüştür. Fransa ile 1569 yılında yapılan ikinci bir anlaşmayla verilen kapitülasyonların kapsamı genişletilmiştir. Buna göre vergi muafiyeti sürekli hale getirilmiş ve en önemlisi kapitülasyon ayrıcalıklarından yararlanamayan diğer tüm yabancı devletlerin ticaret gemilerinin, ancak Fransız bayrağı ile dolaşabilecekleri gibi geniş bir hak ilk defa olarak bu anlaşmayla tanınmıştır. Bu madde, Fransız tüccarlarının kazancının artmasıyla birlikte, onların Osmanlı'da üstün bir duruma gelmesini sağlamıştır.

Fransa’yla yapılan diğer kapitülasyon antlaşmaları şöyledir; İkinci Selim döneminde yapılan aralık 1569 tarihli kapitülasyon, Üçüncü Murat döneminde imzalanan temmuz 1581 tarihli kapitülasyon, Üçüncü Mehmet döneminde yapılan 25 Şubat 1597 tarihli kapitülasyon, Birinci Ahmet döneminde yapılan 25 Mayıs 1604 tarihli kapitülasyon, Dördüncü Murat döneminde yapılan 5 Haziran 1673 tarihli kapitülasyon, Birinci Mahmut döneminde yapılan 28 Mayıs 1740 tarihli kapitülasyon. Kapitülasyonlar her yenilenişinde ayrıcalıklar daha da artırılmıştır. 28 Mayıs 1740 tarihli kapitülasyon ile kapitülasyonlar padişahlarla sınırlı olmaktan çıkmış, artık daimi ve karşılıklı bağlayıcılığı olan ticaret antlaşmalarına dönüşmüştür.
Kapitülasyonların Osmanlı Devleti içerisinde uzun süre varlığını devam ettirmesinin en önemli nedeni Avrupa Devletlerinin 1856 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşmak, siyasal güçsüzlüğünden yararlanarak onu sömürmek istemeleri, bunun için de devamlı olarak geçmişten kalan imtiyazları genişletmek istemeleridir.
 

Eski15-05-2008, 11:41   #7
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

DİĞER DEVLETLERE VERİLEN KAPİTÜLASYONLAR

İngiltere ilk defa 1580 yılında Osmanlı ile bir ticaret antlaşması imzalamıştır. 1838 yılında imzalanan ticaret antlaşmasından sonra Osmanlı devletindeki ticari üstünlüğü İngiltere ele geçirmiştir.

Rusya 1774 küçük kaynarca antlaşmasıyla Karadeniz’de ticaret yapma hakkını kazanmıştır.

Osmanlı devleti Avusturya , İsveç, Felemenk, Lehistan, Danimarka gibi devletlere de tek taraflı olarak bağışlarda bulunmuş, böylelikle fetih politikasına paralel olarak bu devletlere ticari imtiyazlar verilerek bu devletlerin kazanılması amaçlanmıştır.

Osmanlı Devleti ayrıca Amerika, İspanya, Prusya, Meksika ve Portekiz’e de antlaşmalarla kapitülasyon vermiştir. Bu devletlerden Amerika tarihinde ilk kez bir devletten imtiyaz alabilmek için başvuruda bulunmuştur.

Verilen bu kapitülasyonlarda “en ziyade müsaadeye mazhar millet” ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadenin açılımı şudur: aralarında antlaşma yapan iki devletten biri bir üçüncü devlete daha geniş ayrıcalıklar taşıyan yeni bir anlaşma yaparsa diğer devlette bu yeni anlaşmanın sağladığı haklardan istifade edecektir. Osmanlı devleti ile kapitülasyon anlaşması yapan bütün devletler bu ifadeyi antlaşma metinlerine koymuşlardır.

KAPİTİTÜLASYONLARIN SONUÇLARI

Kapitülasyonlar kısa vadede Osmanlı devletine büyük yararlar sağlamışsa da uzun vadede devletin ekonomik olarak çökmesine sebep olmuş, bu da devletin yıkılmasında en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Osmanlı ekonomi sistemi ihracatı azaltıp ithalatı desteklemekteydi. Kapitülasyonlarla verilen ticari imtiyazlar bu politikayı desteklemiştir. Verilen bu ticari imtiyazlar sayesinde Osmanlı ekonomisi canlanmıştır. Bol miktarda ve ucuz olan ürünler Avrupa’dan Osmanlıya akmıştır. Bu sayede devletin en korkulu rüyalarından birisi olan kıtlık sorunu yaşanmamıştır. Ancak bol ve ucuz ithal ürünler yerli zanaatkarların iflasına sebep olmuştur. Bu da ekonomiye uzun vadede büyük bir darbe vurmuştur.

Kapitülasyonlarla verilen dini ve hukuki imtiyazlar ilk başlarda Osmanlı Devleti’nin hoşgörü politikasının Avrupa’da olumlu bir kamuoyu yakalamasını sağlasa da uzun vadede Avrupalı devletlerin Osmanlının iç işlerine karışmasına sebebiyet vermiştir.
Osmanlı devleti güçlü olduğu dönemlerde, bir lütuf ve çıkarları için bir araç olarak gördüğü kapitülasyonlar zayıfladığı dönemde onun korkulu rüyası haline gelmiş, artık Osmanlının verdiği bir ayrıcalık değil Avrupalıların, Osmanlının her zorda kalışında aldığı ve/veya genişlettiği bir hak olmaya başlamıştır.

Kapitülasyonlar Avrupalı devletlerin Osmanlı içerisinde özgürce dolaşmalarına istedikleri her şeyi alıp satmalarına sebebiyet vermiştir. Osmanlı bunu zaman zaman değişik yollarla da olsa denetlemeye çalışmıştır. Buna bir örnek vermek gerekirse; II. Abdülhamit, Berlin Bağdat demiryolunu kullanan Almanların taşıdıkları malları görebilmek için demiryolunun bir kısmında rayların aralıklarını değiştirerek bu kısımdan diğerine gitmek için vagon değiştirmek zorunda kalmalarını sağlamış ve bu sayede taşınan malları görebilmiştir.

Kapitülasyonlar, Avrupa’daki sanayi devriminden sonra Osmanlıya asıl zararı vermiştir. Bu tarihten sonra Osmanlı Avrupa’nın bir sömürgesi haline dönüşmüştür. Ancak bunun bir de olumlu yanı vardır. Osmanlı üzerindeki çıkarlarından vazgeçmek istemeyen ve Osmanlıyı paylaşamayan Avrupalı güçler Osmanlının yıkılmasını uzun müddet geciktirmişlerdir.

Osmanlı Devleti on dokuzuncu yüzyıl boyunca kapitülasyonlardan kurtulmanın çarelerini aradı. Fakat dış borçlanmalar sebebiyle her seferinde bütün yabancı devletleri karsısında buldu. Bununla birlikte Birinci Dünya Savaşı’ndan az önce l Ekim 1914 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 9 Eylül'de kapitülâsyonları kaldırdı. Fakat, savaş sonunda uğranılan yenilgi üzerine yapılan Sevr Antlaşması ile yabancılara tanınan haklar arttırıldı. Ancak, İstiklâl Savası'ndan sonra, Türk Milleti bağımsızlığını elde edince, 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar kesin olarak kaldırıldı.
 

Eski15-05-2008, 11:43   #8
canin cehenneme
 
Kapitülasyonlar - canin cehenneme

birkaç ekleme yaptım müsadenizle
 

Eski     0
Kapitülasyonlar

osmanlı devletinin kapitülasyon vermesinin nedenleri, Kapitülasyonlar.

Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 07:45.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



tatil, pvp serverler, ukash, Oyun, Kürtaj Fiyatları, Maç Özetleri, msn kaydol, ilgili forum, dizi izle, film izle, diğer yarım son bölüm, Deriza, film izle, program indir


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.