Geri Dön   Wardom.Org > Off-Topic > Unuttuklarımız / Hatırlatmak İstedikleriniz

 
Eski18-02-2008, 08:02   #1
Zafer
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - Zafer
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır

İnsanlar, önceden göçebe hayatı yaşarlardı. Kuşlar gibi istediği mekâna yuva kurar, sonra da bir başka mekâna taşınırlardı. Tabiat şartlarının acımasızlığına karşı bir o kadar da mutluydular. Toplu olarak daha iyi şartlar altında yaşayabilmek için gösterilen çabalar neticesinde göçebe hayatı bırakıldı, önce mezra halinde yerleşik yurtlar, daha sonra köyler, kasabalar, şehirler ve hatta metropoller halinde yaşanılmaya başlandı.

Biz insanlar kolaylığa ve modernliğe talip oldukça yaşamın birçok güzelliğinden ödün vermeye başladık. Hayatımıza giren her bir yeniliği adeta eski bir değerimizle satın aldık. Sanayileşme ile birlikte önce doğal güzelliklerimizi, sonra tertemiz soluduğumuz havamızı ve daha da ötesi kültürümüzü kaybettik. Medeniyet geliştikçe problemleri de beraberinde getirdi. Ve insanlık, şehirlerin beton duvarlarına mahkûm olmaya yüz tuttu.

Şehirleşirken fizikî mimariye verilen önem kadar, şehrin ruh mimarisine önem verilmeyişi insanların yaşantılarında uyum sarsıntıları meydana getirdi. Müstakil evlerde süren ferdî bağımsız yaşam tarzı, artan nüfus sebebiyle, topraktan ve paradan daha çok tasarruf etme adına toplumları apartman hayatı ile tanıştırdı.
Kapısını kapattıktan sonra dışarıdaki insanları düşünmeden yaşayan kentlilerle, kapısını, yüreğiyle birlikte kapayan bencil insanlar türedi. Köy yaşantısında evlerimiz komşularımıza belki uzaktı; ama manevî olarak birbirimize daha yakındık. Kent hayatında ise insanlar birbirlerine mesken olarak yaklaştıkça manevî olarak bir o kadar uzaklaştılar. Kalabalıklaştıkça yalnızlaşan kalabalıklar türedi.

Aynı binada aynı merdiveni paylaştığı insanlardan merhabalarını esirgeyenler, bayramlarda dostlarını bırakıp tatil mekânlarına kaçtılar. “Komşu komşunun külüne muhtaç” olduğu halde gururlarını yenip de yaralarına basmak adına bile olsa, bir kaşık tuz istemek için karşı dairenin kapısını çalmadılar. Üst kattakiler, alt kattakilere tozlu kilimlerini çırparak merhaba derken, onlar da balkondan mangal dumanları ile karşılık verdiler.

Yıllar geçiyor, apartmanda oturanlar birbirinden habersiz, daha komşularını bile tanımayanlar var. Kimsenin kimseden haberi yok. Ancak yıllar sonra, apartmana giren bir kişinin komşunuz veya komşunuzun çocuğu olduğunu öğreniyorsunuz. İnsanlar evlerine bir robot gibi, sabah çıkıp akşam giriyorlar. Apartmanın bir dairesinde cenaze kalkarken, bir diğer dairede maalesef düğün tüm ihtişamıyla yapılıyor. Herkes kendi içinde, kendi derdiyle muzdarip, kendi sevinciyle mesrur. Oysa bu, ne inancımıza ne de örfümüze uymakta.

Artık sadece dünyevî menfaatleri ön plana alıp insanları ona göre değerlendiren bir toplum olduk. Nerede o samimi yaklaşımlar ve dayanışmalar. İster maddî ister manevî yönden olsun, varlık içinde yokluk yaşayan bir toplum olduk. Hâlbuki komşuluk kültürü temelinde, doğumdan ölüme kadar iyi ve kötü günlerde, sevinç ve kederi paylaşmaya ve yardımlaşmaya dayanmaktadır.

Fizikî olarak birbirine yakın veya bitişik yerlerde yaşayanlara komşu denir. Komşuluk, toplum hayatımızda yeri ve önemi inkâr edilemeyen içtimaî bir müessesedir ve insanların toplum halinde yaşamalarının zarurî bir neticesidir. İnsan, sosyal bir varlık olduğuna, bu sebeple tek başına yaşayamayacağına göre etrafında komşuların olması kaçınılmazdır.

Kâmil insan; kendini toplumdan soyutlamış, dünyaya sırtını çevirmiş münzevi insan değildir. Aksine kâmil insan; toplum içinde yaşayan, hayatın olumlu ve olumsuz şartlarıyla yüz yüze gelen, hayatı Allah’ın rızasına uygun kılmaya çabalayan, nihayet başkaları içinde yaşayabilen ve onlardan gelecek sıkıntılara katlanabilen insandır. İslâm, yalnız bireysel hayatla değil, toplum düzeniyle ilgili olarak da önemli ilkeler koymuştur. Bu yelpazenin içinde akraba ve komşuluk ilişkileri de önemli yer tutar

Eskiden ateş zor bulunan birşey olduğu için ,nsanlar,komşularına ateş istemeye giderlermiş.Bu eski atasözü,insanların birbirine ne kadar ihtiyacı olduğunu belirtmek için kullanılmıştır.İnsanlar eskiden ateşe muhtaç oldukları için,ateşten geriye kalan küllerden bahsederek,bu komşuluk ihtiyacını vurgulamak için "Komşu komşunun külüne muhtaçtır"atasözünü kullanmışlardır.

Günümüzde komşuluk ilişkileri,bazı nedenlerden dolayı,çok zayıflamıştır.Çok katlı bloklar,büyük siteler ve çok fazla insanın burada yaşaması başlıca nedenlerdendir.Artık insanlar komşularını tanıyamamaktadırlar.Ama komşulara olan ihtiyaç ortadan kalkmamıştır.Hala insanlar komşularına muhtaçtırlar.Bu eskiden de böyleydi şimdi de böyledir.Örneğin;evde başınıza bir kaza geldi.Bunu,en yakın komşunuzla paylaşıp,gerekenin yapılması için kendinize bir yardımcı edinmiş olursunuz.İnsanlar tek başına tek başına herşeyim üstesinden gelemeyebilirler.Mesela;çok yaşlandığımızda komşularımız,alışverişlerimizde onların taşınmasında bize yardımcı olabilirler.

Bahsettiğim ve daha bahsedemediğim yüzlerce örnek vardır komşularımıza ihtiyacımızı belirten.Bu yüzdendir ki"Komşu komşunun külüne muhtaçtır!"
 

Eski29-02-2008, 15:03   #2
yasba
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - yasba

Yaşadığımız depremden sonra insanlar eski komşuluk günlerine döndü bir süre , aynı yemeği aynı çadırı paylaştı , birlikte üzüldü birlikte sevindi , taki depremin izleri silinen acısı unutulana kadar , komşuluk artık büyükşehirlerde yanından geçilmeyen bir kavram , küçük yerlerdede başladı unutulmalar , çalışma şartları , ekonomik zorluklar , tv gibi şeyler bu durumun en baştaki sorumluları bana sorarsanız .
 

Eski29-02-2008, 15:37   #3
maranzona
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - maranzona

Komşu komşusuna günahını bile vermez durumuna düştük artık,bence komşuluk bizi biz yapan değerlerden bu yüzden herkez gereken önemi vermeli ve şahsen ben Ayşe teyzeleri,Fatma teyzeleri geri istiyorum...
 

Eski29-02-2008, 15:38   #4
brknesta
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - brknesta

allah herkeze yan komsumuz gıbı komsu versın. akrabamdan daha yakın aıleden daha sevecen..
 

Eski29-02-2008, 16:02   #5
Gila
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - Gila

26 Mart 1991.
Londra'da, yaşadığım üç yılın sonunda bir akşam kendi kendime hesaplaşmaya başladım. sorular sordum, cevaplar aldım. aynen şöyleydi
kaç sene kaldın burda?
üç sene
peki bu üç sene içinde kazancın ne oldu?
ingilizce haricinde koca bir hiç.
peki bir üç sene daha kalsan para sahibi olabilecekmisin?
hayır.
ee?? burada komşuluk da, dostluk da yok. tek arkadaşın paran. madem öyle daha ne duruyorsun ki? s.tir ol git artık bu ülkeden!!
ister inanın, ister inanmayın, aynen böyle oldu. ve yaklaşık iki saat kadar sonra çıktım, Türkiye'ye geri döndüm. ama malesef gördüm ki, burası da oradan farksızmış. yine de kalan dostlarımız bizim kültürümüzün onlarınkinden çok daha ileri ve sıcak.

Düzenleyen Gila : 29-02-2008 16:03. Sebep: ilave bilgi.
 

Eski29-02-2008, 16:06   #6
turuncu1
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - turuncu1

Ev alma komşu al diye boşuna dememiş atalarımız...

Teşekkürler konu için...
 

Eski29-02-2008, 16:26   #7
sudem
 
Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır - sudem

Öyle bir duruma gelinmişki kimse kimseye güvenmiyor bir birleri hakkında düşünüyor hırlımı, hırsızmı, katilmi, organ mafyasımı, diye yeni taşınan birine aylar sonra selam verildiği oluyor nerde o eski komşuluklar bina içinde hatta mahallede aile gibi görürdü insanlar birbirlerini şimdi yan komşusu vefat etse ruhu duymuyor öğrense bile hıı pek tanımıyorum ALLAH rahmeteylesin oluyor sözü ALLAH vafalı komşularla karşılaştırsın nediyelim...

paylaşım için teşekkür ettim...
 

Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 01:59.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



pvp serverler, su kaçağı, ukash, kız oyunları, su kaçağı, http://www.antalya-club.com, Erken Rezervasyon, Elektronik Sigara


Paylaşım sitesi Wardom.Org adresinde 5651/8 ve 125. madellere göre, tüm üyeler ve ziyaretçiler sitenin kullanımı ve yapılan paylaşımlarından kendileri sorumludur. Şikayetler için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.