Geri Dön   Wardom.Org > Milli ve Dini Unsurlar > Milli Unsurlar

 
Eski03-02-2007, 20:34   #1
gokhan32
 
milliyetçilik nedir? - gokhan32
milliyetçilik nedir?

bu günlerde çok tartışılan bu konuda bazı kişilerin yorumları ve sizin yorumlarınızı da bekliyorum

Milliyetçiliğin çeşitleri
Anarşizm dışında tüm ideolojiler muhafazakarlar, liberaller, sosyalistler, faşistler ve hatta komünistler milliyetçiliğe ilgi duymuşlardır.Bu durum milliyetçiliği çeşitlendirmiştir.Belli başlı milliyetçilik çeşitleri:


Atatürk milliyetçiliği
Atatürk’e göre Avrupa uluslar topluluğunun fiziki sınırlar dışında, bu sistemin üstünlüğüne karşı mücadeleler mutlaka ulusçu nitelikte olmalıydı. Atatürk’ün amacı ulusal ve savunulabilir sınırlar dahilinde, bir Türk ulus-devletini kurmak için Türk milliyetçiliğini öne çıkarmaktı.Atatürk milliyetçiliği din ve ırk ayrımından uzak, ortak yurttaşlık temelindedir.
Ait olduğu milletin varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya, bu çalışmayı ve bilinci, diğer kuşaklara da yansıtmaya "milliyetçilik" denilir. Şu tanıma göre milliyetçiliğin en önemli öğesi "millet" olmaktır. Öyle ise millet nedir?
Bir insan topluluğuna millet diyebilmek için bazı niteliklerin o toplumda olup olmadığı saptanmalıdır. Bazı anlayış biçimlerine göre, bir topluluğun millet sayılabilmesi için ırk birliği yetişir. Bu eksik bir görüştür. Aynı ırktan olmadıkları halde bugün milletlikleri tartışılmaz topluluklar vardır, İsviçreliler ve Amerikalılar gibi, bazılarına göre ise millet olmanın baş şartı aynı dili konuşabilmektir. Bu da her zaman doğru sayılamayacak bir görüştür. İsviçre'de üç ayrı dil konuşulur ama bütün İsviçreliler bir millettirler. Buna karşılık aynı dili konuşan pek çok Arap milleti vardır. Iraklılar ile Faslılar aynı dili konuştukları halde aralarında büyük farklar bulunur, ikisi de ayrı birer millet sayılabilirler.

Kimileri de millet olmanın baş şartı olarak din birliğini kabul ederler. Kuşkusuzdur ki, artık bu da savunulamaz bir görüştür. Bugün dünyanın en büyük milletlerinden sayılan Japonların içinde çok çeşitli dinler vardır. Gene ayrı birer din gibi kabul edilebilecek Katoliklik ile Protestanlık Almanya'da, Amerika'da yan yana yaşamaktadır. Ama aynı dinden oldukları halde Müslümanlar hiçbir zaman tek millet sayılamamışlardır.

Öyle ise sayılan bütün bu şartlar bir insan topluluğunun millet olmasına yetmemektedir. Aynı toprak parçası üstünde yaşayan insanların millet olması için ilk şart, ortak bir geçmişe, kader birliğine, ortak bir gelecek hedefine sahip olmaktır. Bu, en tutarlı ve geçerli görüştür. Milliyet bağı böylece maddi olmaktan çok manevi bir ilişkidir. Bu görüşü benimseyen Atatürk, milleti şöyle tanımlamaktadır: Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için "zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya" ihtiyaç vardır, işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır. Gene Atatürk'e göre, bu şartların doğal sonucu, ortak milli bir düşünce, ideal ve en önemlisi ortak dilin ortaya çıkmasıdır. Gerçi dil birliği millet olmanın baş şartı değildir ama insanları düşünce, ruh ve kültür açısından birbirine bağlayan ana dilin, pek çok millette tek olduğunu da unutmamak gerekir.

Görülüyor ki, Atatürk, Türk milletini ırk veya din esası üzerine oturtmamıştır. Zaten akılcı bir yaklaşımla buna imkân da yoktur, özellikle Anadolu'daki Türk toplulukları başka ırklarla, yüzlerce yıldan beri kaynaşmış durumdadırlar. Anadolu'nun uygarlıkları birbirine bağlayan bir bağ olması bu sonucu doğurmuştur.

Atatürk'ün millet anlayışı akılcı ve insancıldır. Atatürk'e göre bir milleti başka milletlerden ayıran nitelikler vardır. Her millet kendi yetenekleri, kültürü ve imkânları çerçevesinde kendini diğerlerine kabul ettirmek ve mutlu yaşamak zorundadır, işte bir milletin bireylerinin bu biçimdeki davranışları milliyetçiliktir. Türk milliyetçiliğinin amacı, Türk'ün her alanda yükselmesi, yücelmesidir.

Atatürk'e göre, "asıl olan millettir, ilham ve güç kaynağı milletin kendisidir. Bir millet için mutluluk olan bir şey, diğer bir millet için felâket olabilir. Aynı sebepler ve şartlar birini mutlu ettiği halde, diğerlerini mutsuz kılabilir", öyle ise, her millet akıl ve bilim yolu ile yalnız kendi değerlerini ve çıkarlarını bulmalıdır. "Türk milliyetçisi, gelişme ve ilerleme yolunda ve uluslararası ilişkilerde bütün çağdaş milletlere paralel olarak, onlarla bir uyum içinde yürüyecektir. Ama bunu yaparken Türk milletinin özelliklerini, bağımsız kişiliğini koruyacaktır. Türk Milliyetçisi diğer milletlerin hakkına, bağımsızlığına saygı gösterecektir. Ancak böylelikle diğer milletlerden de saygı görecektir. Kimsenin yurdunda gözümüz yoktur. Çünkü her milletin yurdu kutsaldır. Türk, büyük gücünü ancak haklarına saldırı olduğu zaman kullanacaktır".

Atatürk, bütün milletlere saygı duyar, ama onların hepsinin üstünde Türk'ü görür. Ona göre, "Dünya yüzünde Türk'ten daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlar tarihinde görülmemiştir". Atatürk, tarih alanındaki olağanüstü çalışmalarıyla Türk'ün geçmişini aydınlatarak bu görüşe erişmiştir. Böylesine üstün bir milletin yurdu da kutsaldır. Vatan sevgisi, milliyetçiliğin önde gelen öğelerindendir; "Vatanımız, Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde varlıklarını sürdüren eserleri ile bugünkü yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez ve bütündür".

Mademki vatan kutsaldır ve bir bütündür, öyle ise "memleketi doğu ve batı diye ikiye ayırmak doğru değildir". Çünkü yurdumuz kutsaldır. "Yurt toprağı, sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen, Türk milletini ebedi hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın".

Atatürk'ün Türk milliyetçiliği üzerinde bu kadar çok durmasının derin sebepleri vardır. Bu sebepler de gene tarihten kaynaklanmaktadır.
Türklerin dünya tarihine ve uygarlıklara yaptığı üstün hizmetler bilinmektedir. Ama ne yazık ki, Türklerin kurduğu en büyük, en görkemli
devletlerden Osmanlı İmparatorluğu'nun yapısı, tam bir milliyetçilik anlayışının doğmasına imkân vermemiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda her bakımdan birbirinden farklı çok çeşitli uluslar yaşardı. Bunu biliyoruz. XVIII. yüzyıl sonlarına kadar dünyada milliyet ilkesi pek bilinmiyordu. Gerçi devletler kuran milletler, kendi yaşama biçimlerini, kültürlerini, anlayışlarını geliştiriyor, dillerini kullanıyorlardı, bağımsızlıklarını koruyorlardı. Ancak bunları belli bir millete bağlı olma bilinci içinde değil, belki toplumsal bîr zorunluluk olarak yapıyorlardı. Millete benlik veren milliyetçilik değil, din idi. Her millet mensup olduğu dinin buyruklarına ve kalıplarına uyarak yaşıyordu.

XVII. yüzyıldan itibaren Batı'da iyice güçlenen akılcılık, aynı zamanda milliyetçiliği doğurmuştur. Batıda, çeşitli milletlere mensup olan düşünürler, her milletin diğerinden farklı olduğunu görmüşler, insanları dinin değil, milliyetin ilk planda birbirine bağlamasının akla uygun olduğunu anlamışlardır. Böylece milliyetçilik Batı'da gelişerek siyasal hayata girdi. XVIII. yüzyıl sonunda çıkan Fransız İhtilâl ve onu izleyen büyük inkılâpla, milli devlet ve dolayısiyle milliyetçilik hızla bütün dünyaya yayılmaya başladı.

Özellikle çok uluslu devletler için milliyetçilik akımı bir felâketti. Milliyetçilik akımının çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu için önem taşımış, imparatorluk sınırlan içinde yaşayan ve Türk olmayan çeşitli uluslar bağımsızlık isteği ile ayaklandılar. Osmanlı devlet adamları buna karşı bir çare aradılar: Din ayrımını kaldırarak ülkede yaşayan herkesi "Osmanlı" ilân ettiler. Ama bu kesin bir çözüm yolu değildi. Milliyetçilik bir büyük akımdı ve bu hareketi böyle bir davranışla önlemek mümkün değildi. Nitekim ülkede yaşayan uluslar birer ikişer ayaklanarak Osmanlı yönetiminden kopuyor, kendi milli devletlerini kurarak bağımsızlıklarını ilân ediyorlardı.
Bu durum karşısında bazı Türk düşünürleri milliyetçilik akımının önlenemeyeceğini anlamaya başladılar. Şimdi yapılması gerekli olan, elde kalan ve üzerlerinde Türklerin yaşadığı vatan topraklarım, yeni milli devletlerin sataşmalarından kurtarmaktı. Hiç değilse bundan sonra Türk, vatanına sahip çıkmalıydı. Böylece, imparatorluk sınırlan içinde yaşayan çeşitli milletler arasında en son, Türklerin milliyetçilik anlayışı doğmuştur. Bu da XX. yüzyıl başlarına denk düşmektedir.

Türk milliyetçiliği doğarken, yalnız Türklerin değil, bütün Müslümanların tek millet olması gereğini ileri sürenler de çıktı. Ama Müslüman Osmanlı vatandaşı olan Arapların Birinci Dünya Savaşında, Hıristiyan düşmanlarımızla iş birliği yaparak bizi arkadan vurmaları, milletin dine dayandırılamayacağını çok açık ve acı biçimde göstermiştir.

Atatürk, yeni Türk Devleti'ni kurduğu vakit durum bu idi. Bütün millete Türklüğünü anlatmak, göstermek, bu çok önemli konu üzerinde durmak gerekiyordu. Artık çok uluslu Osmanlı Devleti tarihe karışmıştı. Anadolu'da ve Doğu Trakya'da yalnız Türkler yaşıyordu. Atatürk, Lozan Konferansında Türkiye'de yaşayan Rumları Yunanistan'a yollamayı başarmıştı. Engin ve büyük bir tarihe sahip olan Türkler, artık Türkiye'de en yüksek oranda çoğunlukta idiler. Milli devlet kurulabilirdi. Bu bölümün başında belirtildiği gibi, her millet kendi yücelmesini, kendi yetenekleriyle sağlar. Bunun için de katıksız bir milliyetçilik gereklidir.

Atatürk, yaşadığı sürece hep Türk milliyetçiliğini geliştirmeye çalışmıştır. "Ne Mutlu Türküm diyene" sözü, milletimiz yaşadıkça anlamı yücelecek çok üstün bir görüşün simgesidir.
 
anahtar kelimeler     0
milliyetçilik nedir?
anahtar kelimeler:

geç milliyetçilik ne demek, milliyetçilik akımı nedir kısaca, milliyetcilik akimi nedir, milliyetçilik akımı wardom, milliyetçilik nedir?.


Eski03-02-2007, 20:35   #2
gokhan32
 
milliyetçilik nedir? - gokhan32

Liberal milliyetçilik
Kökenleri Fransız Devrimi’ne dayanır. O dönem Avrupa’da liberal olmak milliyetçi, milliyetçi olmakta liberal olma anlamına gelmekteydi. Woodrow Wilson’un ‘On dört Prensibi’ liberal milliyetçiliğin en açık ifadesidir. Liberal milliyetçilik kısa olarak milleti doğal bir varlık olarak görmekle Rousseau’nun halk egemenliği fikrini birleşmiş halidir.


Muhafazakar milliyetçilik
Muhafazakar milliyetçilik, ‘kendi kaderini tayin’ ilkesi yerine yurtseverlik ve sosyal bütünlük ilkeleri üzerine kuruludur. Ulusun tehdit altında olduğu algısından ilham alır.Bu bağlamda muhafazakarlar milliyetçiliği sosyalizmin panzehiri olarak görmüşlerdir: yurtsever bağlılıkları sınıf dayanışmasından güçlü olduğu zaman işçi sınıfı fiilen ulusa entegre olmuşlardır. Dış tehditleri ise göç ve ulusüstücülüktür.


Yayılmacı milliyetçilik
Bu görüşe göre ulus her şey birey hiçbir şeydir. Bireyin varlığı ancak kendini ulus için feda ederse anlamlı olur. Milliyetçiliğin bu yorumu, farklı biçimlerde şovenizmle ilişkilendirilir.’Milliyetçi şovenizm, bir kişinin kendi grubunun veya halkının hakimiyetine olan akıl dışı inancıdır. Milli şovenizm bu sebeple bütün milletlerin eşit olduğu fikrini reddeder.


Anti-emperyalist milliyetçilik
Bu düşünce, özellikle Asya ve Afrika’da sömürgeci yönetimlere karşı mücadeleyle ortaya çıkmıştır. İlginç tarafı Avrupa’da oluşturulmuş prensipleri gene Avrupa’ya karşı kullanmış olmasıdır. Sosyalizm’de anti-emperyalist düşünce içerisinde milliyetçilikle birleşmiştir.Marksizm sömürü ve eşitsizlik hakkındaki doktrinleriyle bu ülkelerdeki milliyetçiliğe bir bakıma ilham olmuştur.


Avrupa’da milliyetçilik
Ulus kavramı kültürel açıdan 16. yüzyılda Avrupa’da özellikle İngiliz, İspanyol ve Alman halkları arasında gelişmeye başlamıştı.Milliyetçilik kavramının dönüm noktası ise onu aynı zamanda siyasallaştıran olay Fransız Devrimi’dir.Fransız Devrimi’ne göre “ulus”, herkesin eşitliğine ve halk egemenliğine dayanan ve siyasi bilince sahip tüm vatandaşlardan meydana gelen bir organdı. [5]Bu tanım Fransa’yı tek parça haline gelmesini sağlıyordu.Papaz Sieyes söyle diyordu:”Soylular, din adamları ve “üçüncü zümre”den oluşan üç zümre arasında, toplumu emeğiyle ayakta tutan sadece üçüncü zümreydi.Birinci ve ikinci zümreler aslında ulusun parçası değildi.Çünkü toplumun refahına hiçbir katkıda bulunmuyorlardı:O zaman üçüncü zümre neydi?Her şey!” [6]Fransa’da siyasi açıdan sağlanan ulusal birlik kültürel açıdan sağlanması oldukça geç dönemlere 20. yüzyıla kadar dayanmaktadır.Buna karşın Napolyon’un savaşlarında milliyetçiliği propaganda amaçlı kullanmasıyla Avrupa’da büyük bir hızla yayıldı.Bundan sonra Avrupa’da imparatorlukların yıkılıp yerine ulus-devletlerin kurulduğu devrimci milliyetçilik dönemi gelişti.Avrupa’da ulus-devletlerin kurulma aşaması tamamlanması ve sanayi devrimin etkileriyle milliyetçilik yeni bir döneme girdi.Avrupa devletleri artık yayılmacı bir politika izlemeye başlamış ve emperyalist milliyetçiliği öne çıkarmışlardı.Bu tür milliyetçiliğin tüm Avrupa’da yayılması ile 1. Dünya Savaşı’na sebep olmuştur.Bu savaşın sonunda yapılan anlaşmalar neticesinde:

Anlaşma maddeleriyle milli kimliklerine hakaret edildiği düşüncesiyle Alman halkı,
Savaş sonunda abartılmış toprak beklentileri karşılanmayan İtalyan halkı
Milliyetçiliğin en aşırı ucu olan Faşizme yönelmesi 2. Dünya Savaşı'na sebep olmuştur.Avrupa’nın diktatörlükleri yıkıldıktan sonra Sovyet Rusya’nın komünizm propagandasına karşılık Avrupalılar tekrar milliyetçiliğe sarılmışlardır.


Türkiye’de milliyetçilik
Türk milliyetçiliği, milliyetçiliğin genel kabul görmüş çeşitlerinin yanında kendine has milliyetçilik türlerini içeren bir yapıya sahiptir.


Turancı milliyetçilik
Enver PaşaAvrupa ile eş zamanlı olarak Osmanlı’da ırkçı görüşler belirmeye başlamış ve Avrupa’daki benzerleri gibi kendini ari ırktan geldiği inancı ortaya çıkmıştır.Benzerleri gibi ulusa mensup tüm grupları tek çatı altında toplama gayesindedir.1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı imparatorluğu’nun Harbiye Nazırı Enver Paşa, Orta Asya’da, Turan İhtilal Orduları Başkomutanı sıfatıyla bir başkaldırı organize etmeye çalışmışsa da başarılı olamamıştır.


Sosyalist Milliyetçilik
Milliyetçiliğin sosyalist yorumu Türk solu üzerinde de etkili olan Sultan Galiyev tarfından geliştirilmiştir.Bu görüşün arkasında yatan, anti-emperyalizm ve milli devlet fikridir.Galiyev’e göre milliyetçilik sınıf kavramıyla yer değiştirmeli böylelikle sınıf çatışmalarının olmadığı bir toplum yaratılmalıdır.


Liberal-muhafazakar milliyetçilik
Ziya Gökalp’in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak başlığını taşıyan kitabı Türkiye’de Liberal-muhafazakar milliyetçiliğin kaynağı sayılır.‘’Üç Tarz-ı Siyaset’’ başlıklı, daha sonra kitap halinde basılan makalesinde Türkçülüğü, Osmanlıcılık ve İslamcılık karşısında tek kurtuluş çaresi olarak gören Yusuf Akçura, daha sonra liberal milliyetçiliğin de önemli isimlerinden biri olmuştur.
 

Eski03-02-2007, 20:36   #3
gokhan32
 
milliyetçilik nedir? - gokhan32

Milliyetçilik (ulusçuluk)kendilerini birleştiren dil, tarih, kültür bağlarından dolayı ulusal bir topluluk oluşturma bilincine varan ve bağımsız bir devlet kurmak isteyen kimselerin oluşturduğu siyasal hareket. Kendi ulusuna bağlılığının uluslararası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan daha önemli olduğunu ileri süren görüş.

Siyasal bir program ya da düşünceler bütünü olmaktan çok, bu tür programları ve düşünceleri temel alan siyasal bir bakış açısıdır.






Mesut YILMAZa göre, "Milliyetçi düşünce; sabit, donuk, ülke ve dünya şartlarından soyutlanmış katı bir doktrin değil, değişen şartlara göre Türklüğün hayatiyetini temsil eden dinamik bir bilinçtir"


Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan başta olmak üzere bütün milliyetçi düşünürler, Türk milliyetçiliğinin önündeki en önemli meseleyi, ülkede yüzyıllardır sürüp giden aydın-halk zıtlaşmasının giderilmesi ve hepsini kapsayan bir milli küllür, bir milli şuur oluşturulması olarak görmüşler, ayrıca bu bütünleşmenin ekonomik boyutunu araştırmışlardır.
 

Eski03-02-2007, 22:44   #4
Kumral-Linux
 
milliyetçilik nedir? - Kumral-Linux

ilginç çeşitleri varmış. Yalnız "marksizm ile birlikte sosyalist milliyetçilik" kısaca vatanseverlik yada yurtseverlik olarak da açıklanabilir. Ama vatanseverlik ve yurtseverlik, "milliyetçilik" olarak açıklanamaz.
Aynı zamanda milliyetçilik kafatasçılığına kadar gider işin içine genetikte girer.
Ve uniter yapıda bir ulusun milli kimliği ile bütünleşen milliyetçilik diğer milletleri kabul etmiyeceği için faşizme dönüşebilen bir yapıdır anlayıştır.
 

Eski04-02-2007, 12:51   #5
gokhan32
 
milliyetçilik nedir? - gokhan32

evet bende yeni öğrendim gerçekten de epey bir çeşidi varmış
 

Eski05-02-2007, 13:47   #6
İlkağan
 
milliyetçilik nedir? - İlkağan

Milliyetçilik!! bence modası geçmiştir.Dünyadaki savaşlar tarihe bakıldığında ırklar arasında olmuştur ve bu olay şiddetlenerek artacaktır.Benim inanmadığım bir olay ırklar arasında kardeşlik,sevgi,beraber yaşama,farklı dillerin kültürü zenginleştirdiği,karşılıklı saygı,kabullenme falan filan hepsi boş muhabbet yalan bence.Yok öyle bişey.İnsan ırkını savunacak ilk önce.Irkçıyım,kafa tasçıyım mutluyum huzurluyum!!!!Ne ermeniyim ne kürdüm!!!!!!

ÖNCE TÜRKÜM!!!!!
 

Eski05-02-2007, 15:17   #7
assemble
 
milliyetçilik nedir? - assemble

Milliyetçilik;Vatanını,Milletini Sevmek,Milletinin Çıkarları İçin Elinden Geleni Yapmaktır.
Ben Bunu Bilir,Bunu Söylerim.
 

Eski05-02-2007, 16:09   #8
ANDR0MEDA
 
milliyetçilik nedir? - ANDR0MEDA

kesinlikle SpErMaNdUgA' a katılıyorum damarlarımızın içindeki antikorlarda pek bi fark yoktur.. örneğin bu gün bi ingiliz türkiye ye gelmiş olsa ve bu topraklarda türkiye adına bi buluş yapmış olsa ülkeye getireceği ekonomik katkılarından dolayı bir çok türk den daha milliyetçidir bence...
 

Eski27-07-2013, 16:36   #9
justim123
 
milliyetçilik nedir? - justim123

Faydalı olmuş milliyetçilik nedir konunuz. Teşekkürler.
 

Eski27-07-2013, 20:16   #10
Yemliha.
 
milliyetçilik nedir? - Yemliha.

hiç iyi bir şey değildir.
 

Eski28-07-2013, 03:33   #11
KIZAGAN
 
milliyetçilik nedir? - KIZAGAN

Sadece hayvanların milliyeti olmaz.

- Hüseyin Nihal ATSIZ
 

Eski28-07-2013, 03:54   #12
vantura
 
milliyetçilik nedir? - vantura

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Yemliha. Mesajı Göster
hiç iyi bir şey değildir.

sen ve senin gibilerin bilmedikleri şeylerdir.
 

Eski29-07-2013, 00:40   #13
ESTERGON
 
milliyetçilik nedir? - ESTERGON

Daha sakin olalım arkadaşlar.

Bizde bir laf var.

"Soydum soydum soyuna çekti" derler.

Tabii soyu olan için geçerli.
 

Cevapla





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 16:03.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



tatil, pvp serverler, ukash, Maç Özetleri, dizi izle, film izle, diğer yarım son bölüm, kırmızı shop, Deriza, film izle, program indir, betsson


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.