Geri Dön   Wardom.Org > Off-Topic > Siyaset

20218 ziyaretçi, 248 mesaj.
 
Eski26-03-2008, 13:23   #1
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking Siyasi Fıkralar

Bakanı gece yarısı arayan kim?

Eski Devlet Bakanlarından Ayvaz Gökdemir seçim bölgesi Gaziantep'te seçmenlerine evinin telefon numarasını verir ve ekler;

-Sıkıştığınız zaman Meclis telefonlarımın dışında evimden de rahatlıkla arayabilirsiniz...

Aradan bir süre geçer...

Bakan Gökdemir'in gece 03:30'da ev telefonu çalar...

Bu saatte gelen telefonlar 'pek de hayra alamet' değildir..Hastalık mı, vefat mı?

İkisi de değil...

Geceyarısı arayan seçmenlerinden birisidir..

Gökdemir biraz sinirlenir...

-Yav Mehmet gecenin sabahı vardı..Hayırdır inşallah, buyur...

Karşıdaki ses pişkindir...

- Yak Sayın Bakanım bir isteğim, talebim yoktur. Sadece bana verdiğin telefon numarası doğru mu yanlış mı diye kontrol ettim. Antep'ten İstanbul'a gidiyordum. Otobüs terminalde mola verdi. Ben de bir arayım dedim..

Ayvaz Gökdemir daha da sinirlenir:

- Kardeşim benim senin gibi seçmene ihtiyacım yok... Beni bir daha gece arama...




Deniz Baykal Özkan'la karşılaşınca..



(Deniz Baykal gül bahçesinde güllerle ilgilenirken eline diken batar ve
eli kanar, küçük Tuncay Özkan şaşkınlıkla sorar)
-aa
-noldu çocuk
-senin eline diken batar mı
-sen ne diyon rodosa bile yüzerim
-senin elin kanar mı?
-kanamaz
-kanamaz mı?
-kanar
-ama sen deniz baykal degil misin?
-öyleyim çocuk..
-ama
-sen şimdi bırak benim kim oldugumu.. bu ülkeyi yönetmeye talipsen
muhalefet yapacaksın, hizipçilik yapacaksın,darbe tellalıgı
yapacaksın,halktan uzak siyaset yapacaksın,halk bilmez diyeceksin...
muhalefet öyle yapılmaz böyle yapılır diyenler olacak,parti içi muhalefet
olacak.. sen kendine şunu soracaksın: ben atatürkün partisini kendi
babamın çiftligi yapmak istiyor muyum ? ben burda ölene kadar muhalefet
yapmak istiyor muyum? ben her işi yokuşa sürmek istiyor muyum? eger çok
istiyorsan ne halk ne bu ülke ne demokrasi ne de parti içi muhalefet
umrunda olmayacak. Bu uğurda seçim hezimetleri alacaksın bunları
takmayacaksın asla istifayı düşünmeyeceksin. kim olursan ol tek istegin o
koltukta oturmak olacaktır. anladın mı ?
-anladım
-aferin sana! hadi bakalım devam...




Kimlik

Bir çiftlik evine davet edilen Kenan Evren, Orhan Gencebay ve Recep Tayyip Erdoğan aynı anda kapıya gelirler.

Kapıda bekçi karşılar. Ama bekçi güvenlik konusunda sıkıca tembihlendiği için gelenlere kimliklerini sorar.

Gencebay 'Beni herkes tanır. Bak sazımda elimde. Sazım benim kimligimdir.' der...

Bekçi tamam sizi sazınızdan tanıdım. Geçin' der.

Kenan Evren 'Bende Marmaris'te resim yapıyorum.

Herkes beni tanır. Bak paletlerimi de getirdim. Belki burada da resim yapacağım' der.

Bekçci 'Tamam sizi de tanıdım. Güzel hanımların resimlerini yapıyorsun, geçebilirsiniz' der.

Sıra Recep Tayyip Erdoğan'a gelince, Erdoğan, 'Ne kimliği, artistlik yapma lann!' der.

Bekçi bu kez, 'Tamam Başbakanım. Kimlik göstermenize gerek yok bu
beyanınız yeter.'




Vergi borcun varsa nasıl giymelisin?

Adamı, vergi dairesine çağırmışlar. . Yanında bütün defterlerini ve
hesaplarını da da getirmesini istemişler.. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..

Sormuş :

- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim
bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler?.

Mali danışman öğüt vermiş :
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana
az ceza kessinler..

Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..

Avukat, mali müşavirin tam tersi bir oğüt vermiş :

- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir
görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..

Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Güvendiği, filozof bir
arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış..

Şöyle demiş :

-Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar..
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..

Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından
öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar :

-Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?

Adamin akıllı arkadaşı gülerek, izah eder :

Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır...
 
anahtar kelimeler     0
Siyasi Fıkralar
anahtar kelimeler:

Siyasi Fıkralar.


Eski26-03-2008, 13:45   #2
Gila
 
Siyasi Fıkralar - Gila

bir ülkede seçim öncesinde tv. de parti temsilcileri tartışmaktadır.
homolar da parti kurmuş, temsilci olarak ülkenin en ünlü nonoşlarından birini göndermişlerdir.
tartışmanın en hararetli bir anında nonoşun verdiği cevaplardan sıkışan bir aday, kurtuluşun çaresini hakaret etmekte bulur.

sizin parti iktidara gelemez der.
nonoş cevap verir
a-aa . nedenmiş ayol??
muhafazakar vatandaş otuz iki dişini göstererek sırıtır ve e. sizin başkan ib.neee deyince, nonoşun tepkisi farklı olur.
ayol. bizim başkan memleketi g.tüyle yönetmeyecekki!!

Düzenleyen Gila : 26-03-2008 20:54.
 

Eski26-03-2008, 14:04   #3
Evet
 
Siyasi Fıkralar - Evet
Smile

Adamın biri arabasıyla otobana çıktığında feci bir trafiğin ortasına düşer. Uzun bi süre bekler ama trafik bir metre bile ilerlemez. Sonunda ilerden gelen bir adam, bizimkinin arabasına eğilir:

- İyigünler. Teröristler yolun ilersinde başbakan Tayyip Erdoğan'ı rehin almış. Bir milyar ytl fidye verilmezse başbakanı benzin döküp yakıcaklarmış. Biz de onun için yardım topluyoruz.
- Hmm, peki diğerleri ortalama ne kadar veriyor?
- Ortalama 5 litre kadar.
- ?!?!?





Düzenleyen Evet : 26-03-2008 14:44. Sebep: Renklendirme
 

Eski26-03-2008, 17:03   #4
farukgevher
 
Siyasi Fıkralar - farukgevher

güzel fıkarlar arkadaşlar ellerinize sağlık...
 

Eski26-03-2008, 17:10   #5
ULUBATLI!
 
Siyasi Fıkralar - ULUBATLI!

Hehe

Deniz Baykal-Özkan dialoğu fena olmuş.

-aferin sana! hadi bakalım devam...
 

Eski26-03-2008, 17:31   #6
Altunizade
 
Siyasi Fıkralar - Altunizade

Bu başlık sabitlenir..

Bu arada EVET'in hikayesi, bush tan değiştirlmedir.
 

Eski26-03-2008, 17:47   #7
swarthy90
 
Siyasi Fıkralar - swarthy90

Güzel fıkralar hoş olmuş eline sağlık
 

Eski26-03-2008, 19:52   #8
MarcoS_
 
Siyasi Fıkralar - MarcoS_

Güzel fıkralar, teşekkürler.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Evet Mesajı Göster
Adamın biri arabasıyla otobana çıktığında feci bir trafiğin ortasına düşer. Uzun bi süre bekler ama trafik bir metre bile ilerlemez. Sonunda ilerden gelen bir adam, bizimkinin arabasına eğilir:

- İyigünler. Teröristler yolun ilersinde başbakan Tayyip Erdoğan'ı rehin almış. Bir milyar ytl fidye verilmezse başbakanı benzin döküp yakıcaklarmış. Biz de onun için yardım topluyoruz.
- Hmm, peki diğerleri ortalama ne kadar veriyor?
- Ortalama 5 litre kadar.
- ?!?!?



Hehehe işte buna koptum .
 

Eski27-03-2008, 01:37   #9
T€ÑØßÂ¥
 
Siyasi Fıkralar - T€ÑØßÂ¥

vay be adamlar ne espri yapmış ayakta alkışlanacak nitelikte espriler NOT: tayyip erdoğanın kimliğine bayıldım
 

Eski27-03-2008, 11:21   #10
ULUBATLI!
 
Siyasi Fıkralar - ULUBATLI!

Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,

"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış..

Amerikalı hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş;

"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir.
Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."


Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş:

"Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım..."
 

Eski27-03-2008, 12:17   #11
Altunizade
 
Siyasi Fıkralar - Altunizade

ulubatlı, mürettabat yalnış bir kelime sanki, bütün parçalarını olabilirmi?
 

Eski27-03-2008, 12:52   #12
ULUBATLI!
 
Siyasi Fıkralar - ULUBATLI!

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Altunizade Mesajı Göster
ulubatlı, mürettabat yalnış bir kelime sanki, bütün parçalarını olabilirmi?
Aslınada Altun mürettabattan kasıt Nod32 programını yüklenen sperm ve yumurta ilk defa biraraya geldiklerinde ancak mikroskopla görülebilecek hücre meydana . Küçücük toz parçasıtek hücre,milyonlarca registery defa bölünüp gelişecek veen az 25-30 bin katı, daha fazla bir büyüklüğekavuşarakinsanhalini ...oprsştuüvyz.

dendenibilir evet...

Düzenleyen ULUBATLI! : 27-03-2008 12:57.
 

Eski27-03-2008, 18:54   #13
iynx.Forever
 
Siyasi Fıkralar - iynx.Forever

bildik bi fıkra ama...

Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...

biliyorum çok duyduk.. ama gerçek payı taşıyan fıkralar çok güzel..
 

Eski28-03-2008, 08:59   #14
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Arrow

Siyasi Fıkra: Siyasi olaylardan hareketle anlatılan, anlatılanlardan bir sonuç çıkarma amacında olan, nükte, hiciv, mizah unsuru barındıran kısa sözlü ürünlerdir.

Mizah sanatının en temel unsurlarından Siyasi fıkralar, çok eskiden beri var olan edebi bir unsurdur. Türkiye' de fıkra, çoğu zaman şahıs, yöre, topluluk ile özdeşleştirilir, ve bu unsurlara ait güldürücü öğeleri hatırlatışı ile güç kazanır.

Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken iddalı ve ispatlayıcı yönü ağırlıklı olmayan, belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntıya yer verilmeden, gülme nitelikli, düşünsel ağırlıklı kısa siyasi fıkraları paylaşabileceğimiz "Siyasi Fıkralar" bölümünün sabit bir konu olarak "Siyaset Bölümünde" bulunması; zaten yoğun olan, seviyeli ve hararetli tartışmaların yapıldığı, fikir, görüş ve düşüncelerimizi ortaya koyduğumuz, siyasete azda olsa mizah unsurlarını katabileceğimiz, gülümseyebileceğimiz bir bölüm olması dileğiyle bütün arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor; aşağıdaki fıkrayı da sizlerle paylaşmak istiyorum:


Mevki sahipleri neye benzer?

Bektaşi babasına sormuşlar:

- Sence şu bizim “mevki sahipleri” neye benziyor?

Baba erenler:

- Piknik yapan turistlerin çadırlarına, demiş.

- Nasıl yani?

- Biliyorsun piknik çadırları çevresine kazıklar ata ata kurulur; bizim “mevki sahipleri” de, aynen öyle kuruluyorlar koltuklarına.

Düzenleyen Zafer : 28-03-2008 11:54.
 

Eski29-03-2008, 16:35   #15
metatron
 
Siyasi Fıkralar - metatron

özendim ben de yazıcam bi olay.. ki olay tamamiylegerçektir, ali baransel'in başından geçmiştir.. olaydan önce, şöyle bir anımsatma yapayım.. 80 darbesinde evren'i de sayarsak beş komutan yönetime el koyup cuntayı kurmuşlardı..



,"
Pinochet `ye sormuşlar, ``Cunta kurmak mı zor, turşu kurmak mı?`` diye. Pinochet de ``Turşu kurmak daha zor. En azından 20 tane hıyar bulacaksın, hepsini bir kavanoza yerleştireceksin, üzerlerine sirke, tuz, limon ilave edeceksin. Bunlar yetmezmiş gibi aylarca da olmasını bekleyeceksin. Halbuki cunta kurmak için üç tane hıyar yeter`` diye cevap vermiş.


Bu fıkranın yayınlandığı gün, Konsey üyeleri beni arayıp bu fıkranın ne anlama geldiğini, kendilerine sataşma olup olmadığını, Evren Paşa `nın ne düşündüğünü sordular. Ben o sırada, gerekli bütün çalışmalarımı yapıp bir gazeteci arkadaşımın da fikrini sordum ve koşar adımlarla ofisime gittim. Bir yandan da yürek çarpıntıları geçiriyor, sayın Evren `in vereceği tepkiyi çok merak ediyordum. Çünkü Korutürk döneminde başımdan buna benzer bir olay geçmişti. Korutürk , gönderilen kararnamelerin çoğunu imzaladığı için kendisine muhalifleri tarafından ``Çankaya noteri`` sıfatı uydurulmuştu.


Bir gün kendisine bu konu hakkında ne düşündüğümü sorduğumda yüzü kızardı ve sinirli bir şekilde, ``Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Galiba beni Kaddafi ile karıştırıyorlar`` demişti.


Elimde, hıyar fıkrasının küpürüyle Evren Paşa `nın makamına çıktım. Paşa`ya mutat basın özetleri arzını yaparken yumuşak bir giriş yaparak, ilginç fıkrayla ilgili konuyu açtım, sonunda da fıkrayı aktardım. Evren dinledikten sonra bana baktı, ``Bunda alınacak bir şey yok Baransel , adam beş hıyar dememiş ki...`



 

Eski29-03-2008, 19:48   #16
iynx.Forever
 
Siyasi Fıkralar - iynx.Forever

hahahaa bugün bu kadar güleceğimi tahmin etmemiştim... 5 dk dır gülüyorum..
 

Eski01-04-2008, 11:08   #17
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Politikacılar

Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Şehir' de dolaşıyorlarmış.

Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, otobüs şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş.

Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kusa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlamış.

Ertesi sabah, Kent' in emniyet Müdürlüğünden bir Komser; soruşturma için çiftliğe gelmiş.

Çiftçiye sormuş:

-"Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek...Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?"

Çiftçi cevap vermiş:

-"Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz....Nasıl yalan söylerler!"
 

Eski08-04-2008, 14:46   #18
|Selçuk|
 
Siyasi Fıkralar - |Selçuk|
Talking İşte size fıkra gibi gerçek...

Kamu kurumlarından birisine bağlı bir kuruluşun dışarıda takip edilmesi gereken işleri ile ilgili bir araca ihtiyaçları vardır.

Şöföre ihtiyaç var ama

Bir müddet hizmet alımı yolu ile problemlerine çözen kuruluş çeşitli nedenlerden dolayı bunu da yapamayınca bağlı oldukları üst birimden sorunlarının çözümüne yönelik talepte bulunur.

Sonunda aynı çatı altında başka bir kuruluştan bir araç temin edilir.

Fakat bu sefer de aracı kimin kullanacağı hususunda sorun çıkar zira araç var ama şoför yoktur…

Biraz istişare yoluyla bu sorun da aşılır…

Kuruluş çalışanlarından birisinin aracı kullanmasına karar verilir.

Bunu için de aracı kullanacak memur için yine bağlı bulunulan üst birimden işin resmi hale getirilmesi için onay alınması gerekmektedir.

Bunun üzerine onay yazısı hazırlanır ve OLUR alınması için ilgili üst birime yazı gönderilir…

Basit bir işlemdir aslında yapılacak olan… Bir imza…

Yazıyı götüren ilgili memur daha sonra olur yazısını almaya gider…

Zira imza atılmış ve hizmet aracının şoför problemi de çözülmüştür…

Memur imza föyünü alır ve olur yazısına bakar anaaaa!!!

O da ne?

OLUR yazısı imzalanmamıştır üstelik altına da bir not iliştirilmiştir…

Notta ne yazıyor dersiniz???

“Ehliyeti var mı? Fotokopisini koyalım ve yazıda belirtelim”

Bu ülkenin mülki amirlerinden birisidir bu notu iliştiren…

Düşünebiliyor musunuz?

Ehliyetli olduğunu ispatlayın diyor…

Hadi ehliyetsiz birisine olur alıyorsanız?

Mülki amir alt kademedeki müdürüne güvenmiyor…

Onun yazdığı yazıya itibar etmiyor.

Ve bu mantıkla koca bir ilin koca koca bir merkez ilçesinin en üst düzey yöneticisi olarak ülke yönetimine katkıda bulunuyor!.

Karnımıza bıçak sokarak ölsek mi acaba?

Ehliyeti olmayan birisine olur alınabilir mi?

Bu kadar mı yukarıdakiler her şeyi bilir de alt kademedekiler hiç bir şey bilmez.
 

Eski21-04-2008, 13:39   #19
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Politikacı konuşurken nereye bakmalı?

Politikacı kalabalıkta nereye doğru dönüp konuşmalı?

Yeni milletvekili adayı, ömrü kahvelerde nutuk vererek geçmiş deneyimli bir politikacıya sorar;

-Kahvede konuşurken yüzümü ne tarafa döneyim?

Deneyimli politikacı gülümseyerek yanıt verir;

-Vestiyere..

Aday şaşırır:

-O niye?

-Kalabalıktan biri paltonu yürütmesin diye...


 

Eski21-04-2008, 14:54   #20
Qin
 
Siyasi Fıkralar - Qin

Cok iyiler tskler Meta ve Zafer abinin ki harikaydı
 

Eski02-05-2008, 17:46   #21
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Arrow SSK'lı mısın, Bağkur'lu musun?

Hikayeyi" eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'dan dinledik.

Doktora bir hasta gelmiş.

Doktor muayene etmiş.

Sonra da "seni bir başka doktor arkadaşımın daha görmesini istiyorum" demiş ve sormuş:

- Bir sosyal güvencen var mı?

- Ne gibi doktor bey?

- Yani SSK'lı mısın, Bağkur'lu musun?

- Hayır doktor bey, Yozgatlı'yım.

"Yozgatlı Başbakan Yardımcısı" Cemil Çiçek "hayır" diye itiraz etti:

- Olayın aslı öyle değil.

Abdülkadir bey "öyle" diye ısrar etti. Cemil Çiçek "hayır" diye.

Ali Coşkun ile Necati Çetinkaya araya girdiler:

- En iyisi doktoru aramak... Arayalım, doktor işin aslını Yavuz beye anlatsın.

Doktor arandı, bulundu.

Ve telefon bize verildi.

dedi ki:

- Evet hasta bana geldi... İlgilendim... Başka bir doktorun da bakmasını isterken, hastaya "SSK'lı veya Bağkur'lu olup olmadığını" sordum.

- Hasta ne dedi?

- Yeminle söylüyorum... Dedi ki "Hocam Bayburt Bayburtlu'yum."
 

Eski03-05-2008, 08:42   #22
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Arrow Demirel, Özal, Erdoğan, Ecevit, Baykal ve Sarıgül Cehennemde

Süleyman Demirel ölmüş. Ahiret kayıt-kabul melekleri karşılayıp
günah sevap defterini kontrol etmişler ve ceza çekmek üzere O'nu Cehennem
zebanilerine teslim etmişler. Zebaniler Demirel'i Cehennem'in dibine
göndermişler.


Bir süre sonra zebaniler periyodik kontrole geldiklerinde bir de ne
görsünler! Demirel mayosunu giymiş, hamağa uzanmış, gözlerinde güneş
gözlüğü, elinde minik şemsiyeli bir meyve suyu; keyif çatıyor.

Bu arada Cehennem'in çeşitli il, ilçe ve bucaklarından gelen kasketli
heyetler, sepetlerinde çeşitli sebzeler ve meyveler bulunduğu halde Demirel
tarafından kabul edilmeyi bekliyor.

Zebanilerden müteşekkil teftiş kurulu derhal incelemeye gelmiş. Bakmışlar ki
Demirel Cehennem'deki sıcak lav rezervlerinin üzerine termik santral kurmuş,
lav ırmaklarına da barajlar yapmış, onlardan elde ettiği enerji ile
Cehennem'in her yerine klimalar taktırmış. Kurduğu fabrikalardan taşlar
üreterek Cehennem'e otoyol ağı yapmış.

Hemen onu Cehennem'den çıkartmışlar. Evvelce vefat etmesine rağmen VIP
salonunda beklemekte olan Turgut Özal'ı Cehennem'e atmışlar. Cehennem'i
periyodik olarak kontrol eden teftiş kurulu zebanileri Özal'ı Cehennem'in
kapısının önünde para sayarken bulmuşlar.


- Hey! Sen neden Cehennem'de değilsin? diye çıkışmışlar Özal'a. Özal:

- Cehennem'i Fransızlar'a sattım, artık hem daha fazla lav üretiyor, daha
yüksek ısı sağlıyor, kapasitesini de arttırdık, daha çok yerli zebani
istihdam ediyor, artık kainat çapında hizmet veriyor, hem de artık ahiret
bütçesine yük olmaktan kurtuldu, demiş


Onu da derhal Cehennem'den çıkartıp yerine Tayyip Erdoğan'ı atmışlar.

Bir süre sonra kontrol etmek üzere geldiklerinde Cehennem'e girememişler.

Çünkükapıda tanımadıkları İngilizce, Fransızca ve Flamanca konuşan zebaniler
onların girişlerini engelliyor, girmek istiyorlarsa en yakın konsolosluktan
Schengen vizesi almaları gerektiğini söyleyip duruyorlarmış. Zavallı
zebaniler ne olduğunu araştırırken karşıdan Günter Verheugen ile Karen
Fogg'un geldiğini görmüşler. Meğerse Cehennem AB'ye girmiş.

Hemen Erdoğan'ı da oradan çıkartmışlar ve yerine Bülent Ecevit'i atmışlar.

Zebaniler "Ecevit'i gönderdik ya, artık Cehennem nihayet Cehennem gibi
olacak!"
diye sevinirlerken bir de bakmışlar ki, Cehennem'de ateş sönmüş.
Hatta insanlar üşümeye, soğuktan kürklere sarılmaya başlamışlar. Kontrolör
zebaniler kontrole gelmişler ki ne görsünler? Kömür bitmiş. Kömür ve ateş
ithal edecek döviz olmadığından kuyruklar oluşmuş.

Cehennem çalışanları greve gitmiş. Cehennem mensupları birbirlerine anayasa
kitapçıkları fırlatmaya başlamışlar. Bu arada Ecevit ve Rahşan Hanım
dizlerine renkli birer battaniye örtmüş, huzur içinde el ele, diz dize, göz
göze oturuyorlarmış.


Derhal Ecevit'i Cehennemden çıkartıp yerine Deniz Baykal'ı koymuşlar.

Cehennem bu sefer daha da yaşanılmaz bir yer olmuş. Önce ikiye, sonra dörde
bölünmüş. Yakalayan yakaladığını yumruklar olmuş. Huzur güven kalmamış.

Baykal kızgınlıkla "Cehennem bizlerindir! Beğenmeyen çeker gider. Bakın
başka yerler de var! Yakınımızda Cennet bulunuyor! Hadi yallah!"
diye
nutuklar çekerken Mustafa Sarıgül "Cehennem babanın malı değil. Bizim
yerimiz burasıdır!"
diye bağırıyormuş!
 

Eski03-05-2008, 14:47   #23
iynx.Forever
 
Siyasi Fıkralar - iynx.Forever

sonra nolmuş?? .
 

Eski05-05-2008, 18:28   #24
Blot
 
Siyasi Fıkralar - Blot

Saol
gülmekten kırıldım doğrusu
 

Eski06-05-2008, 11:38   #25
LorD of The Pit10
 
Siyasi Fıkralar - LorD of The Pit10

güzel fıkralar emeğine sağlık saol...
 

Eski09-05-2008, 22:20   #26
JusticeCrusades
 
Siyasi Fıkralar - JusticeCrusades

% 47 ile Yönetimi ele geçiren tayyip, buyurmuş:
-Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle
hükümetimin bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki,pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
tayyip küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş;
Bu pullar niye yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi.?
Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
Yapışmamasının tek nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi...
 

Eski14-05-2008, 10:53   #27
|Selçuk|
 
Siyasi Fıkralar - |Selçuk|

100 Metre :

Tayyip'le Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar...

Bush, Tayyip'e "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der.

Tayyip altta kalmaz ve karsilik olarak "Bizde öyle bir teknoloji var ki,
partimizin bütün üyelerine 100 metreyi 3 saniyede kosmayi ögretiyoruz"
der.

Türkiye'ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alir. Danismanlarini çagirtir ve
attigi palavrayi anlatir. "Haftaya Bush geliyor. Yalanimiz ortaya çikacak, acaba ne yapsak?" diye sorar.

Danismanlarindan biri hemen yanitlar: "Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?"

"Hayir sormadik"

"O halde hiç korkmayin baskanim, alin Bush'u Anitkabir'e götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin.


Diriltmezse o rezil olur. Yok eger diriltirse,siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz!!!"


İstanbulun Fethi :


Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethi günü, yanlarında Fatih'in hocaları Molla Gürani, Molla Hüsrev de olduğu halde, törenle İstanbul'a giriyorlardı.

Bizanslılar, şehrin Fatih'ine çiçek vermek için yarış ediyorlardı. Bir yerde, şehri fetheden kişinin bu ak sakallı hocalar arasında gencecik Fatih olacağını düşünmediklerinden, çiçekleri, ak sakallı Akşemsettin'e uzattılar. Akşemsettin, hemen atını geri çekerek, beyaz at üzerindeki genç Fatih'i gösterdi:

-Padişah ben değilim.

Fatih Sultan Mehmet:

-Ona geldiniz, ona. Padişah benim, ama o da benim hocamdır...




Türk Cehennemi :


cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış içinde sıcak kaynayan yağ olurmuş günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş.kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasınıa vurarak geri kazana sokuyormuş.

baş zebani bir bakmış diğer kazanlarda her kes çıkmaya çalışıyor ama türkiyenin kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyor baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve sormuş niçin türkiyenin kazanından kimse çıkmıyor yoksa orda günahkar yokmu?

zebani: olmazmı, ama çıkmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor...

Anlamış Değiliz :

Donemin amerika ingiltere ve Turkiye Basbakanlari biraraya gelmis ve toplanti sonunda basinin sorularini yanitliyorlarmis

Gazeteci sormus:

- ulkenizde 4 kisilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat surebilir siz onlara ne kadar oduyorsunuz?

amerika basbakani:

- amerikada 4 kisilik bir aile 5000 dolar ile rahat bir yasam surebilir, biz onlara 6500 dolar oduyorum geri kalan 1500 dolari naparlar bilmiyorum.

ingiltere basbakani:

- ingilterede ayni aile 4000 pound ile rahat yasar, biz 5000 veriyoruz 1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz

Turkiye Basbakani:

- Turkiyede ayni ailenin aclik siniri 800 000 000 TL dir. Biz onlara
300 000 000 TL veriyoruz geriye kalan 500 000 000 TL yi nereden buluyorlar bizde anlamis degiliz.

alintidir.
 

Eski28-05-2008, 12:54   #28
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Arrow

AKP'nin kuruluş yıldönümü törenleri sırasında bir ihtiyar taşıdığı pankartla
ilgi çekmiş.

"Çocukluğumuzu bize bağışlayan Tayyip'e teşekkürler"

İhtiyarı sorguya çekmişler...

"Sen kiminle alay ediyorsun? Sen çocukken Tayyip henüz doğmamıştı bile..."

"İşte onun için teşekkür ediyorum ya!..."





Tayyip akıl hastanesinde konuşma yapıyormuş. Bir kişi dışında dinleyicilerin
tümü alkışlamış.

Tayyip, alkışlamayan kişiye dönerek:

"Siz niçin alkışlamıyorsunuz" diye sormuş.

Adam yanıtlamış:

"Ben hastabakıcıyım"





Tayyip'e sormuşlar:

"İstediğiniz düzeni, sağlarsanız para olacak mı ?"

"Revizyonistlere göre olmayacak, dogmatiklere göre olacak. Biz soruna diyalektik açıdan yaklaşıyoruz: Kiminin olacak, kiminin olmayacak"





550 milletvekili hepsi birden aynı uçağa binmişler. Uçak teröristler
tarafından kaçırılmış.

Teröristler istedikleri yapılmazsa her saat başı bir milletvekilini serbest bırakacaklarını ilan etmişler.





Üç inek ve bir komplo teorisi....

Üç inek birbirleriyle konuşuyorlarmış.

Birincisi, “İnsanlar bizi çok seviyorlar. Bol bol yemek veriyorlar.” Demiş.

İkincisi, “Ama, bazıları diyorlar ki, insanlar bizi yeterince semirdiğimiz zaman kesip, yemek için besliyorlarmış” diye cevap vermiş.

Üçüncüsü, “İnsanlar hakkındaki kötü söylentilere inanmayın. Bunların hepsi birer komplo teorisi” diyerek ötekilerini susturmuş.

Yaman Törüner'in köşesinden (Milliyet)





Sakıp ağa Ahireti de garantiye aldı..

Merhum Sakıp Sabancı ya bir gün demişler ki:

- "Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz (MarSA,YünSa,LasSA,ToyotaSA)"

- "Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?"

Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:

- "Ahirette de da işimizi sağlama aldık. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA"





Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez...

Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş.

Köye valinin geldigini duyan Mehmet dayı acele köy meydanına koşarak gelir.

İyi bir temannah çektikten sonra

-sayın valim ne olur bizim eve gidelim der.

Valiyi zorla eve götürür.

Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim 'yukariya çikalim' der..

Valiyi dama çikarir başlar dolastirmaya...

Vali merakla sorar;

-Beni niçin dolastiriyorsun? diye.

-Sayin Valim der köylü, "devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yağımurda akiyor bundansonra insallah akmayacak.."





Vay bee…

Kızım 5 yaşındaydı,

- Hadi yavrum, savaşları durduralım!


dedim.

- Hadi baba. dedi.

Yeğenim 25 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Nasıl? dedi.

Arkadaşım 35 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Bir kere de akıllı bir şey söyle Allah Aşkına… dedi.

Annem 60 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Oğlum bırak bu işleri sigortalı bir işe gir, çalış… dedi…


Erdal Demirkiran' dan alıntı..


 

Eski28-05-2008, 17:34   #29
misafir916
 
Siyasi Fıkralar - misafir916

işte buna bayıldım
550 milletvekili hepsi birden aynı uçağa binmişler. Uçak teröristler
tarafından kaçırılmış.

Teröristler istedikleri yapılmazsa her saat başı bir milletvekilini serbest bırakacaklarını ilan etmişler.
 

Eski28-05-2008, 18:53   #30
metatron
 
Siyasi Fıkralar - metatron

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi +Zafer Mesajı Göster

Tayyip'e sormuşlar:

"İstediğiniz düzeni, sağlarsanız para olacak mı ?"

"Revizyonistlere göre olmayacak, dogmatiklere göre olacak. Biz soruna diyalektik açıdan yaklaşıyoruz: Kiminin olacak, kiminin olmayacak"
tayip revizyonizm'in, dogmatizm'in ve hele hele diyalektik materyalizm'in anlamını biliyorsa ben de kalorifer peteğiyim.. :d
 

Eski28-05-2008, 19:07   #31
trigger
 
Siyasi Fıkralar - trigger

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi metatron Mesajı Göster
tayip revizyonizm'in, dogmatizm'in ve hele hele diyalektik materyalizm'in anlamını biliyorsa ben de kalorifer peteğiyim.. :d
Bu "kalorifer peteği" alıntı mı sana mı ait, çok güzeldi
 

Eski28-05-2008, 22:36   #32
iynx.Forever
 
Siyasi Fıkralar - iynx.Forever

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi metatron Mesajı Göster
tayip revizyonizm'in, dogmatizm'in ve hele hele diyalektik materyalizm'in anlamını biliyorsa ben de kalorifer peteğiyim.. :d
gerek var mı meta?? kuran dan 2 ayet oku, siyaset duayeni ol.. bu kadar net...
 

Eski30-05-2008, 22:57   #33
s@m3t
 
Siyasi Fıkralar - s@m3t

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi alp-er-tunga Mesajı Göster
işte buna bayıldım
550 milletvekili hepsi birden aynı uçağa binmişler. Uçak teröristler
tarafından kaçırılmış.

Teröristler istedikleri yapılmazsa her saat başı bir milletvekilini serbest bırakacaklarını ilan etmişler.
Bende bayıldım buna...

Düzenleyen s@m3t : 30-05-2008 23:00.
 

Eski12-06-2008, 18:30   #34
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking

Kızılderili isimleri

Kızılderili çocuk babasına soruyor:

- Baba diğer milletlerin ne güzel adları var, Ali, Ayşe, Hans, Tom... Hepsi kısa kısa isimler. Bizimkiler, sanki birer öykü. Gece Uluyan Çakal, Gün Doğarken Uçan Kartal, bunlar ne biçim adlar?

- Bak yavrum, Kızılderili adları, gerçekten bir öyküdür ve güzeldir. Örneğin, küçük kardeşin Dolunay, ay dolunay halinde iken, annen yanıma geldi, birlikte olduk, o güzel çocuk doğdu. Erkek kardeşin, Çakan Şimşek; annenle bir gün gezerken, sağanak halinde yağan yağmurdan kurtulmak için girdiğimiz mağaranın ağzında, şimşekler çakarken annenle birlikte olduk ve o kahraman kardeşin, Çakan Şimşek oldu. Ablan, Bahar Çiçeği; ilkbaharda annenle otların arasında koşarken, birlikte olduk ve o güzel çocuk, Bahar Çiçeği oldu. Şimdi anladın mı Yırtık Prezervatif?

Saim GÜVEN' den alıntı...





Futbol ve ördek

İKİ arkadaş sohbet ederken, biri diğerine aniden yumruk atmış. Yumruğu yiyen yerden doğrulurken, öfke ile sormuş;

- Deli misin sen, sohbet ederken birden bire niye yumruk attın?

- Sen bana "ördek" dedin de onun için!

- Sen ruh hastası mısın nesin? Ne zaman ördek dedim?

- Hava bulutlu demedin mi? Dedin. Hava bulutlu olunca yağmur yağar, yağmur yağınca ne olur? Su birikintisi... Suda da ördekler yüzer. O halde sen bana ördek dedin!

Kombine biletler ve KDV kaybını konu alan yazımızla ilgili de aynen böyle bir olay oldu. Kendisinden hiç söz etmediğimiz bir kulübün, muhasebecisi de "Bize vergi kaçırıyor denildi. Biz vergi kaçırmıyoruz" diye açıklama yaptı. Yani ördek fıkrası gibi bir şey oldu!..





Duyuru

Temel’in bir gün kaynanası kaybolur. Temel hemen gazeteye ilan verir. İlan aynen şöyledir:

"Kaynanamu kaypettum. Körenlerin insaniyet namına körmemezlikten kelmeleri riça olunur."





İllüzyonist

İllizyonist salonda bulunanlara seslenir;

- Şimdi hanım seyircilerden birini, gözlerinizin önünde yok edeceğim.

Arka sıralardan bir fısıltı duyulur;

- Karıcığım seni çağırıyor...

Şükrü Kızılot' tan alıntı...





Bakan ve basın

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa
makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet :


-Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti:

-Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada.

Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.

Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu :

-Bakan yüzme bilmiyor!

Ferhat Esnek'ten alıntı...





Köylü möylü, fakir makir...

Bir gün padişahın aklına köylü möylü fakir makir gibi konuşmaların neden yapıldığı gelir ve ferman verir;

-“neden böyle konuşuluyor cevabı verene ağırlığı kadar altın verecem”.

Nice alimler ülemalar gelir fakat padişaha bir türlü aradığı cevabı veremez hiçbiri de.

Birgün yaşlı ve çok bilgin birisi padişahın huzuruna gelir ve başlar anlatmaya;

-Padişahım köylü diye ektiğini yiyen yarı aç yarı tok yaşıyanlara denir. Möylü ise yanında adamları olan adamları çalıştırıp kendisi yiyene denir” der ve padişah aldığı ceveptan memnun olur;

-sana bir soru daha soracağım aynı şey padişah madişah diyenler içinde geçerli mi?

Adam şu müthiş cevabı verir:

-Olmaz olur mu padişahım rahmetli babanız padişahtı sizse madişahsınz…


 

Eski12-06-2008, 18:55   #35
m.c.okyanus
 
Siyasi Fıkralar - m.c.okyanus

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ULUBATLI/ Mesajı Göster
Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,

"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış..

Amerikalı hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş;

"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir.
Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."


Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş:

"Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım..."
ulubatlı kopardın beni ya helal olsun
 

Eski18-06-2008, 08:28   #36
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer

Fare

Churchill, bir milletvekilinin Muhafazakar Parti'den ayrılıp, seçim kazanma şansı adeta sıfır olan bir Liberal Partiye geçmesi üzerine şöyle demiş;

-Hayatta ilk defa bir fare, batmak üzere olan bir gemiye doğru yüzüyor...





Yahudiden öğütler

1- Yahudi Musa insanlara; "Sizin aklınız var. Neden köleliği kabul ediyorsunuz, aklınızı kullanın" demiş.

2- Yahudi İsa; "Aklınız var, ama bunun yanında kalbiniz de var. Duygularınıza da önem verin" demiş.

3- Yahudi Marks; "Aklınız var, yüreğinizin sesini de dinliyorsunuz, ama karnınız açsa neye yarar" demiş.

4- Yahudi Freud; "Aklınız var, yüreğinizin sesini de dinliyorsunuz, karnınız da tok, ama seks hayatınız sakatsa neye yarar" demiş.

5- Yahudi Einstein ise; "Bu yukarıda söylenenlerin hepsi İZAFİDİR" demiş.





Bakanlar neye göre belirleniyor?


Yaşı ellinin üzerinde olanlar, Demokrat Parti döneminin bakanlarından Emin Kalafat'ın boyunun oldukça kısa olduğunu bilirler..

Kalafat, Menderes'in kurduğu ilk kabinede olmadığını görünce soluğu Başbakan'ın makamında alır..

-Sayın Başbakanım, bakanlarınızı neye göre tespit ediyorsunuz?

Menderes'in cevabı güzel bir espri olarak o günlerde uzun zaman dillerde dolaşmış;

- Boy sırasına göre Eminciğim, boy sırasına...





Yıldırım Akbulut'un ilginç icraatı


Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut...

Malum, Akbulut siyasete atılmadan önce Erzincan'da bir süre Hal Müdürlüğü yaptı.

Yardımcılarından biri bir gün gelir..

-Efendim..der

-Elimizde hayli evrak birikti.. Bunları artık Seka'ya devretsek..

Akbulut bir süre düşündükten sonra...

-Evrakları Seka'ya devredelim ama ne olur ne olmaz, bir fotokopilerini alalım ondan sonra verelim..





Toplu sözleşme pazarlığından yeni çıkan sendika başkanı,salonda toplanmış işçilere ateşli bir söylev çekmektedir:

- "Yoldaşlar! Yönetimle yeni bir sözleşme yaptık. Bundan böyle haftanın dört günü daha çalışmayacağız!" Kalabalık,


- "Yaşasın!" diye bağırır.

- "Çalışma saatimiz beste değil, dörtte bitecektiiirrr!"

- "Yaşaaaaaa!!"

- "Çalışmaya dokuzda değil, on birde başlayacağııızzz!"

- "Helaaallll!!"

- "Maaşlarımız yüzde 150 artacaktııırrr!"

- "Vaaaaaauuuuuvvvv!!"

- "Yalnızca Çarşambaları çalışacağıııız!"

Bu sözün ardindan derin bir sessizlik olur. Derken arkalardan bir ses duyulur:

- "Her çarşamba mı !"




Alıntı yapılmıştır...
 

Eski18-06-2008, 09:44   #37
DeibA
 
Siyasi Fıkralar - DeibA

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi +Zafer Mesajı Göster
AKP'nin kuruluş yıldönümü törenleri sırasında bir ihtiyar taşıdığı pankartla
ilgi çekmiş.

"Çocukluğumuzu bize bağışlayan Tayyip'e teşekkürler"

İhtiyarı sorguya çekmişler...

"Sen kiminle alay ediyorsun? Sen çocukken Tayyip henüz doğmamıştı bile..."

"İşte onun için teşekkür ediyorum ya!..."





Tayyip akıl hastanesinde konuşma yapıyormuş. Bir kişi dışında dinleyicilerin
tümü alkışlamış.

Tayyip, alkışlamayan kişiye dönerek:

"Siz niçin alkışlamıyorsunuz" diye sormuş.

Adam yanıtlamış:

"Ben hastabakıcıyım"





Tayyip'e sormuşlar:

"İstediğiniz düzeni, sağlarsanız para olacak mı ?"

"Revizyonistlere göre olmayacak, dogmatiklere göre olacak. Biz soruna diyalektik açıdan yaklaşıyoruz: Kiminin olacak, kiminin olmayacak"





550 milletvekili hepsi birden aynı uçağa binmişler. Uçak teröristler
tarafından kaçırılmış.

Teröristler istedikleri yapılmazsa her saat başı bir milletvekilini serbest bırakacaklarını ilan etmişler.





Üç inek ve bir komplo teorisi....

Üç inek birbirleriyle konuşuyorlarmış.

Birincisi, “İnsanlar bizi çok seviyorlar. Bol bol yemek veriyorlar.” Demiş.

İkincisi, “Ama, bazıları diyorlar ki, insanlar bizi yeterince semirdiğimiz zaman kesip, yemek için besliyorlarmış” diye cevap vermiş.

Üçüncüsü, “İnsanlar hakkındaki kötü söylentilere inanmayın. Bunların hepsi birer komplo teorisi” diyerek ötekilerini susturmuş.

Yaman Törüner'in köşesinden (Milliyet)





Sakıp ağa Ahireti de garantiye aldı..

Merhum Sakıp Sabancı ya bir gün demişler ki:

- "Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz (MarSA,YünSa,LasSA,ToyotaSA)"

- "Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?"

Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:

- "Ahirette de da işimizi sağlama aldık. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA"





Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez...

Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş.

Köye valinin geldigini duyan Mehmet dayı acele köy meydanına koşarak gelir.

İyi bir temannah çektikten sonra

-sayın valim ne olur bizim eve gidelim der.

Valiyi zorla eve götürür.

Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim 'yukariya çikalim' der..

Valiyi dama çikarir başlar dolastirmaya...

Vali merakla sorar;

-Beni niçin dolastiriyorsun? diye.

-Sayin Valim der köylü, "devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yağımurda akiyor bundansonra insallah akmayacak.."





Vay bee…

Kızım 5 yaşındaydı,

- Hadi yavrum, savaşları durduralım!


dedim.

- Hadi baba. dedi.

Yeğenim 25 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Nasıl? dedi.

Arkadaşım 35 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Bir kere de akıllı bir şey söyle Allah Aşkına… dedi.

Annem 60 yaşındaydı,

- Hadi savaşları durduralım!
dedim.

- Oğlum bırak bu işleri sigortalı bir işe gir, çalış… dedi…


Erdal Demirkiran' dan alıntı..


erdal demir kıranı takip ettigine sevindim +Zafer
 

Eski18-06-2008, 09:56   #38
DeibA
 
Siyasi Fıkralar - DeibA

Bir Ingiliz doktor diyor ki :

Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamin beynini aliriz ve baskasina koyariz ve onu alti haftada is arayacak hale getiririz.

Alman doktor diyor ki :
Bu hiç birsey diil; biz bir adamin beynini çikaririz ve baskasina koyariz ve onu dört haftada savasa hazir hale getiririz.


Amerikali doktor da diyor ki :
Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldik ve beyaz saraya koyduk. Simdi ülkenin yarisi is ariyor, yarisi da savasa hazirlaniyor.
 

Eski20-06-2008, 15:20   #39
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking Siyasi Fıkralar

Her zaman dönemin siyasi kişileri hakkında güldürücü ve bir o kadar da düşündürücü fıkralar çıkmıştır, bu fıkralar bazen halkın duygularına tercüman olmakla birlikte bazen de ufak bir tebessüm bırakan ilginçliklerden öteye gitmemiştir.. Burada yine siyasetle ilgili yazılmış birkaç fıkra paylaşıyorum. Sizlerden ricam bunları siyasi olarak değil mizah olarak algılamanızdır..

FIDYE

Ankara'da, adamin biri isine giderken birden anormal bir trafigin icine duser, ama trafik bir milimetre bile kipirdamamaktadir. Bir sure sonra arabasinin yan camina
birisinin tikladigini gorur ve camini acar:


-Ne var, ne olmus acaba?

-Teroristler Tayyip Erdogan'i yakaladilar....Eger 1 milyar YTL verilmezse uzerine benzin dokup yakacaklarmis!

-Yaa ,iste onun icin herkesten biraz yardim topluyoruz.-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?

-Valla, yaklasik olarak 5'er litre...!





KIMLIK

Bir ciftlik evine davet edilen Kenan Evren, Orhan Gencebay ve Tayyip Erdogan ayni anda kapiya gelirler.

Kapida bekci karsilar. Ama bekci guvenlik konusunda sikica tembihlendigi icin gelenlere kimliklerini sorar.

Gencebay "Beni herkes tanir. Bak sazimda elimde. Sazim benim kimligimdir ."der.

Bekci tamam sizi sazinizdan tanidim. Gecin" der.

Kenan Evren "Bende Marmaris'te resim yapiyorum. Herkes beni tanir. Bak paletlerimi de getirdim. Belki burada da resim yapacagim" der.

Bekci "Tamam sizi de tanidim. Guzel hanimlarin resimlerini yapiyorsun, gecebilirsiniz" der.

Sira Tayyip Erdogan'a gelince,

Erdogan, "Ne kimligi, artistlik yapma lann!" der.

Bekci bu kez, "Tamam Basbakanim. Kimlik gostermenize gerek yok bu beyaniniz yeter."





TEŞEKKÜR

AKP'nin kurulus yildonumu torenleri sirasinda bir ihtiyar tasidigi pankartla ilgi cekmis.

"Cocuklugumuzu bize bagislayan Tayyip'e tesekkurler!!"

Ihtiyari sorguya cekmisler...

-"Sen kiminle alay ediyorsun? Sen cocukken Tayyip henuz dogmamisti bile..."

"Iste onun icin tesekkur ediyorum ya!..."





İSABET

Sehit cenazelerine karsilamak icin Anadolu illerinden birine giden Tayyip top atisiyla selamlanmis.

Ikinci atistan sonra yasli bir kadin polise sormus:

"Niye ates ediyorlar,evladim?"

Polis aciklamis:

"Tayyip geldi de..."

Vah, vah... ilk atista isabet ettiremediler demek..."





Abdullah Gül, Disisleri Bakanligi koltuguna oturunca, bürokratlari çagirmis ve

"Bana, ülkelerin dis politika anlayislari hakkinda bir rapor hazirlayin" demis.

Iki gün sonra bir dosya getirmisler önüne. Bakmis, içinde tek bir yaprak ve
üzerinde 10-15 satir yazi. Sasirmis önce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarini büzmüs, sonra okumus:

Suudi Arabistan'in Riyad sehrinde, farkli ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ismarlamislar. Kolalar gelince bardaklarinda birer karasinek oldugunu farketmisler.


INGILIZ, baska bir bardakta yeni bir kola istemis.

ISVEÇLI, ayni bardakta yeni bir kola istemis.

FINLANDIYALI, sinegi bardaktan çikardiktan sonra kolayi içmis.

RUS, kolayi sinekle birlikte içmis.

ÇINLI, sinegi yemis, kolayi içmemis.

YAHUDI, sinegi yakalayip Çinli'ye satmis.

JAPON, degerlendirilmek üzere, sinegi Tokyo'ya göndermis.

YUNANLI, kolanin yarisini içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemis,

NORVEÇLI, kolayi içtikten sonra bardaktaki sinegi balik yemi olarak kullanmis.

IRLANDALI, sinegi ezip kolayla karistirmis ve Ingiliz'e içirmis.

AMERIKALI, 5 milyon dolarlik tazminat davasi açmis.

Arabistan hükümeti, özür dileyerek,10 milyon dolar tazminat ödemis."

Bakan, biyik altindan gülerek, rapordan hoslandigini belirtmis.

"Iyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yokmuymus?" diye
sormadan edememis.

"Varmis efendim" diye cevaplandirmislar.

Bakan devam etmis, "Peki, o zaman, O ne yapmis?".

Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmislar. Içlerinde en tecrübeli olani, bir adim öne çikip, cevap vermis;

"TÜRK, olayi siddetle kinamis."





aLINTIDIR....
 

Eski20-06-2008, 15:26   #40
RapCrown
 
Siyasi Fıkralar - RapCrown

Teşekkür mükemmeldi Teşekkürler tayyeap baba
 

Eski24-06-2008, 16:26   #41
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking

Mesela dedük

Karadeniz açıklarında başı boş bir büyük taka...

Yaklaşmışlar...

Güverte kan reva içinde, tayfalar birbirlerini öldürmüşler...

Ortada tek bir canlı tayfa kalmış... O da yaralı.

“Ne oldu?” diye sormuşlar.

Adam güç bela anlatmış :

“Ha bir hazine sandığı varmış... Paylaşmak için birbirimize girdik ve ortada benden başka canlı kalmadı.”

“Eee, hani hazine sandığı şimdi ne oldu?”

Adam güç bela “Mesela dedük” diyebilmiş!

Altemur Kılıç' tan alıntı...





Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez...


Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş.

Köye valinin geldigini duyan Mehmet dayı acele köy meydanına koşarak gelir.

İyi bir temannah çektikten sonra

-sayın valim ne olur bizim eve gidelim der.

Valiyi zorla eve götürür.

Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim 'yukariya çikalim' der..

Valiyi dama çikarir başlar dolastirmaya...

Vali merakla sorar;

-Beni niçin dolastiriyorsun? diye.

-Sayin Valim der köylü, "devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yağımurda akiyor bundansonra insallah akmayacak.."





Emret komutanım


Komutan, askerleri sıraya dizmiş.

Tek tek çağırıp "nerelisin" demiş. Ve "sizin memlekette ne yetişir?.. Doğduğun toprağın nesi meşhur" diye sormuş.

Biri "memleketini" söylemiş ve:

- Portakalı meşhurdur komutanım!

Diğeri:

- Falanca şehirdenim, baklavası meşhur komutanım!

Öteki:

- Şu şehirdenim... Elması meşhurdur komutamı!

Bir başkası:

- Şehrim şudur... Mermer çıkar komutanım!

Ve sıra "bizimkine" gelmiş.

- Kemaliyeliyim komutanım!

- Kemaliyeli, sizden ne çıkar?

- Adam çıkar komutanım!

Ali Coşkun'dan nakleden Yavuz Donat...





Köylü möylü, fakir makir..

Bir gün padişahın aklına köylü möylü fakir makir gibi konuşmaların neden yapıldığı gelir ve ferman verir;

-“neden böyle konuşuluyor cevabı verene ağırlığı kadar altın verecem”.

Nice alimler ülemalar gelir fakat padişaha bir türlü aradığı cevabı veremez hiçbiri de.

Birgün yaşlı ve çok bilgin birisi padişahın huzuruna gelir ve başlar anlatmaya;

-Padişahım köylü diye ektiğini yiyen yarı aç yarı tok yaşıyanlara denir. Möylü ise yanında adamları olan adamları çalıştırıp kendisi yiyene denir” der ve padişah aldığı ceveptan memnun olur;

-sana bir soru daha soracağım aynı şey padişah madişah diyenler içinde geçerli mi?

Adam şu müthiş cevabı verir:

-Olmaz olur mu padişahım rahmetli babanız padişahtı sizse madişahsınz…





Demirel'den fıkra gibi demeç...

Eski Cumhurbaskanlarından Süleyman Demirel'in sair bir tarihte düzenlediği bir basın toplantısından aynen aktarıyoruz....

-Ege bir yunan golü deeldir.

-Ege bir Türk golü de deeldir.

-Binanaleyhh Ege bir göl deeldir..



 

Eski09-07-2008, 08:38   #42
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking

Dengir Mir Mehmet Fırat için anlatılan müthiş fıkra...

Müfettiş köy okuluna gitmiş, sorular sorup öğrencilerden yanıtlar almış.

Her şey normal giderken, arka sıralardan bir öğrenci, "Uçak düştü, 60 ölü var" diye bağırınca öğretmene dönüp bakmış.

"O öğrencimiz sorunlu" yanıtını alınca, "Ben hallederim" demiş.

Bu öğrenciye dönüp özel sorular sorup hepsinden de doğru yanıt almış.

Öğretmene dönüp, "Bak gördün mü" der gibi bakmış.

Öğretmen de, "Bir saniye" dedikten sonra, elinin parmaklarını yapışık tutarak öğrenciye, "Burada kaç parmak var" diye sormuş.

Yanıtı doğru almış; ama bu kez parmaklarını açarak aynı soruyu yöneltmiş.

Öğrencinin yanıtını sansürleyerek aktarayım:

"Ne bileyim lan."


Şükrü Küçükşahin'in köşesinden... Hürriyet Gazetesi





Demirel ve Ecevit öbür dünyada karşılaşırsa...

Fıkra bu ya...

Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler.

O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore'la beraber değil mi?

Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş.

Şeytan da ' Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit'e gelince o da Demi Moore'ın cezası..





Ajan yarışması

Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş.

Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10'ar kişilik bir grubu Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklamışlar:

"Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır!"

Önce KGB'liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.

Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.

En sonunda bizim MIT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.

Yarışmayı düzenleyenler "Bu ne yaa!" diye sorunca fil atılmış,

"Abi valla ben zürafayım" demiş






Bir İngiliz doktor diyor ki :

Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve baskasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.

Alman doktor diyor ki :

Bu hiç birsey değill; biz bir adamın beynini çikaririz ve baskasına koyarız ve onu dört haftada savasa hazır hale getiririz.

Amerikalı doktor da diyor ki :

Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Simdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savasa hazırlanıyor





Türklerin kahvaltısı

Londra civarında, bir Lord ve Leydinin şatoları...

Bir “week end” (hafta sonu) partisi! Konuklar arasında bir de Türk var.

Pazar sabahı, konuklar kahvaltı sofrasında toplanmışlar.

Konu, çeşitli kahvaltı tarzları.

İngiliz usulü, Amerikan usulü, Fransız usulü “kontinental” vb.. kahvaltı!

Leydi Türk’e soruyor: “Türkler nasıl kahvaltı yaparlar?” diye!

Türk yanıtlıyor: “Zeytin, ekmek, peynir ve çay!”

Leydi hayretle sorar; “Atatürk bunu da değiştirmedi mi?”




Altemur Kılıç'ın köşesinden alıntıdır...
 

Eski16-07-2008, 21:53   #43
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking

Politika da "Vatan haini" kime denir?

Bir çocuk, politikacı olan babasına sormuş;

-"Babacığım, politikada vatan haini kime derler?

-Bizim partiyi bırakıp başka partiye gidene oğlum..

- Peki, başka partiyi bırakıp sizin partiye gelene ne derler?

- Vatan evladı derler oğlum, vatan evladı...








Yüzbin okka şekerin sırrı


Süleyman Nazif'e Bağdat Valisi iken Ordu Kumandanlığından şöyle bir telgraf gelir;

-Yüzbin okka şekerle on bin okka çayın 24 saat zarfında orduya sevki...

Nazif cevabı hemen teller:

-Çin İmparatoruna çekilmesi icap ederken sehven vilayete gelen telgrafınız okundu..







İsmet Paşa, Bölükbaşı'nın elini neden tuttu? Milli Şef, niçin beline dolar?


Bölükbaşı’nın adının geçtiği fıkralar dolaşır bu ülke insanlarının ağızlarında, kulaklarında; ilk ihtilalden hemen sonraki yıllarda.

Bölükbaşı Meclis’in merdivenlerinden iniyormuş. İsmet paşa yetişmiş ardından ve iki basamak kala elini atmış Bölükbaşı’nın boynuna (İki merdiven basamağı boy farkını ortadan kaldırıp, eşitliği sağlamak için kullanılmıştır. Yeni nesil tahayyülde zorlanmasın.)

İsmet Paşa elini Bölükbaşı’nın boynunda görenler, ortaklık ve samimiyetin resmi olarak yorumlamışlar durumu ve Bölükbaşı’na sormuşlar; omuzuna İsmet Paşa kuşu kondu, hayırlı olsun vezninde.

“Bu iş, ne iştir Bölükbaşı?”

Çünkü herkes bilir İsmet Paşa’yı. Bedelini almadan, karşılığını peşin peşin ödetmeden ne bir kimsenin elini tutmuştur, ne de boynunu sıvazlamıştır. Bölükbaşı bu, bilmez mi? Bilir, bilir. Asılan başbakan hâlâ yakmıyorsa da içini, İsmet Paşa’yı iyi bildiğinin tapusudur cevabı. Karşısındaki müstehzi bakışlara der ki:

“İsmet paşa boynuma ip ölçüyor!”






Necati Tuncer' den alıntıdır...
 

Eski21-07-2008, 13:50   #44
çinpe_kalesi
 
Siyasi Fıkralar - çinpe_kalesi

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ULUBATLI/ Mesajı Göster
Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,

"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış..

Amerikalı hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş;

"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir.
Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."


Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş:

"Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım..."

allahım yaaa lafa bak çok saol kardeş
 

Eski03-08-2008, 21:53   #45
misafir911
 
Siyasi Fıkralar - misafir911

Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi
 

Eski08-08-2008, 13:58   #46
Blackjack.
 
Siyasi Fıkralar - Blackjack.

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ¢увєяgυη Mesajı Göster
Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi
ehuehuehue süper fıkraydı en yakın zamanda sana karma vercem
 

Eski08-08-2008, 14:06   #47
Blackjack.
 
Siyasi Fıkralar - Blackjack.

bide gerçek bi anı biliyorum

bigün Atatürk'e sormuşlar Yozgat'ta bi yangın çıkmış ne ypalım die
o da demişki etrafını sarın da kimse çıkamasın


ehuehuehue

edit:
Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi ¢увєяgυη Mesajı Göster
Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi

ehehehe
 

Eski08-08-2008, 15:13   #48
LiPaDr3
 
Siyasi Fıkralar - LiPaDr3

bitanede benden olsun bari ;

Ülkenin durumu kötüye gidiyormuş ve Atatürk'ü diriltmenin yöntemini bulmuşlar ve diriltmişler.. Atatürk'ü dirilttikten sonra bakanlar Atatürk'e sormuşlar ve demişlerki ;
- Atam bu ülkeyi ancak sen kurtarabilirsin
Atatürk'te teklifi kabul edip;
- Beni makamımda yanlız bırakın kimse ben dışarı çıkana kadar içeri girmesin. der ve ülkenin durumu ile çalışmalara başlar..
Aradan 1 hafta geçmesine rağmen Ata'dan hiçbir ses çıkmaz ve bakanlar bu olaydan şüphelenir, Ata'nın sözünde durmayarak odaya girerler ve odada kimsenin olmadığını pencerenin açık olduğunu ve masada bir not bırakıldığını görürler...
Not'ta yazan ise ; " Bu ülkeyi ben bile kurtaramam, beni bidaha uyandırmayın" yazar
 

Eski10-08-2008, 12:18   #49
Golumbek
 
Siyasi Fıkralar - Golumbek

Ben Golumbek Berlinden katildim kimse yokmu burda beni karsilayacak.. eviniz cok daginik birsey bulamiyorum.. biraz yönlendirin...


Ben Golumbek
 

Eski13-08-2008, 22:11   #50
Zafer
 
Siyasi Fıkralar - Zafer
Talking

Erdal İnönü'den unutulmaz anekdot...


Seçim otobüsünün kornası bozulur, sürekli çalar..

Biri, "Kablosunu koparın.." diye akıl verir..

Erdal İnönü hemen müdahale eder:

"Durun koparmayın.." der. "Meselenin köküne inelim. Bir derdi var ki inliyor"





Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler...


Neyzen Tevfik (1879-1953), aslında ney üstadıdır. Ama şiire de merak salmıştır. Dili de oldukça sivri ve keskin olduğundan devletin baskısından dolayı Mısır'a kaçmıştır.

Aşağıdaki dizeler ona aittir:

"Her kime sordumsa seni etmedi doğru tarif

Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler

İnanmadım sordum da Meclis-i Mebusana

Bizdeki kayıtlara göre gene mebus dediler."








O kadar palavraya Paşa da dayanamadı...


Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaptığı bir ziyaretten sonra CHP Genel Merkez binasından çıkıyordu.

Cumhurbaşkanını görmek için parti binasının karşısındaki duvarda bekleyen köylü vatandaşlar, Gürsel'i görünce birden alkışlamaya başladılar.

Bu arada köylülerden biri, heyecanına yenilerek başladı yüksek sesle bağırmaya:

"Yaşşşaaa aslanların aslanı, paşaların paşası, babaların babası, Büyük Reisicumhurumuz, sayın Gürsel Paşamız, Generalimiz, Kumandanımız, babamız bin yaşşaaaa... Bravoooooooo!"

Gürsel, gözlerini hafifçe kısarak sesin geldiği tarafa baktı. Sonra da yanındaki gazeteciye dönerek fısıldadı:

"Amma da palavra sıkıyor, değil mi?"







Bugün Milli Savunma Bakanı gelecek, giremezsin...


Dönemin Milli Savunma Bakanı llhami Sancar Gülhane Hastanesi'nde yatmakta olan bir tanıdığını ziyarete gitmişti.

Kapıdaki er, ziyaret günü olmadığı için Sancar'ı içeri almak istemedi.

Bakan, nöbetçiye "Oğlum, ben yalnızca hastayı değil, başhekimi de göreceğim." diye rica etti.

Mehmetçik "Olmaz hemşehrim, olmaz!" dedi.

"Başka gün olsa içeri salardım; ama bugün Milli Savunma Bakanı gelecekmiş, kusura bakma!.."







2 lira için de darbe yapılır mıydı be birader!!

27 Mayısçılardan biri ölmüş, öbür dünyada Menderes ile karşı*laşmış.

"Hoş geldiniz!" demiş Menderes.

"Türkiye'de ne var, ne yok?"

"Bildiğin gibi..."

"Gericiler hâlâ kol geziyor mu?"

"Geziyor."

"ilericiler eziliyor mu?"

"Eziliyor."

"öğrencilere ateş açılıyor mu?"

"Açılıyor ama biraz değişik. Şimdi onlar da birbirlerine ateş edi*yorlar."

Menderes, biraz durmuş ve sonra aklına birden İstanbul gelmiş:

"İstanbullular nasıl? Hâlâ Boğaz'a gidip rakı içiyorlar mı?"

"İçiyorlar."

"Rakının dublesi yine 2 lira mı?"

27 Mayısçı, "Hayır, dört lira oldu." deyince, Menderes,

"Eh be birader!" diye patlamış:

"2 lira zam için de ihtilal yapılır mıydı yani!"


 

Cevapla

Etiketler
+zafer, politik mizah, siyaset, siyasi fıkralar, wardom





Şu Anda Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 14:27.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)



pvp serverler, ukash, Maç Özetleri, diğer yarım son bölüm, kırmızı shop, program indir, dövme


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Wardom Internet Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Wardom hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için webmaster \@wardom.org adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) gün içerisinde Wardom yönetimi olarak tarafımızca gereken işlemler yapılacak ve avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
You Rated this Thread: