Boşanma Avukatı ve Boşanma Davaları-Ceza Avukatı ve Ceza Davaları

Boşanma Avukatı ve Boşanma Davaları-Ceza Avukatı ve Ceza Davaları

Boşanma Avukatı ve Boşanma Davaları-Ceza Avukatı ve Ceza Davaları

Boşanma Davası bugünlerde en sık duyduğumuz kelime öbeklerinin başında gelmektedir. Boşanma vakaları adeta bir salgın gibi toplumumuzda yaygınlaşmıştır. Öyle ki yakın bir zamanda bir anaokulunda 4-6 yaş arası çocuklarda yapılan ankette çocukların %40 gibi büyük bir kısmının ana babasının boşandığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Sanılanın aksine özellikle ekonomik ve sosyal düzeyi yüksek ailelerde boşanma oranı daha fazladır. İlginç olan görücü usulü ve zorlu ekonomik şartlarda süregelen evliliklerin daha geç sonlandığı araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Peki çiftler neden boşanır veya boşanma davası açarlar? Bir boşanma avukatı olarak görüşümüz bu soruya net bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü evliliklerde doğru-yanlış kavramı görecelidir. Kimine göre kıskanç eş değer veren kişiyken kimine göre ise kıskanç eş çekilmez bir kişidir. Evliliklerin boşanmaya kadar gitmesinin en büyük nedenlerinden birisi ailelerin evliliklere müdahale etmesidir. Bu eylemler şiddetli geçimsizlik olarak adlandırılarak Aile Mahkemelerinde yüzlerce boşanma davası açılmaktadır. Bunun yanısıra eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü günümüzde ayaklar altına alınmıştır. Öyle ki sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte her anımızı fotoğraflamak ve beğenilmek isteği ile insanların tanışması kolaylaşmış ancak evli bekar ayrımı yapılmaksızın insanlar birbirini tanıma eğilimine girişmişlerdir. Bu eğilimle birlikte aldatma vakaları da ciddi derecede artmıştır. Boşanma davalarının uzun sürmesi tarafları ciddi derecede hırpaladığı gibi bu süreçte en büyük hasar müşterek çocuklarda oluşmaktadır. Dolayısıyla çekişmeli boşanma davalarının ortalama bir yıl sürdüğü düşünüldüğünde tarafların anlaşmalı boşanmaya yöneldiği görülmektedir. Anlaşmalı boşanma avukatınızın yerinde müdahalesi ile anlaşmalı boşanma davaları ortalama bir hafta ila 2 ay arasında bir sürede bitmektedir. Anlaşmalı boşanmaya gidebilmek için taraflar arasında düzenlenip imzalanacak bir protokolün varlığı gerekmektedir. Taraflar boşanma avukatı tarafından kaleme alınacak olan aşağıdaki soruları cevaplayarak boşanma konusunda uzlaşma iradelerini protokole yansıtması gerekir;1-Tarafların ad-soyadı-İkametgah adresi ve T.C. numaraları nedir? 2-Varsa Müşterek çocuğun/çocukların ad-soyadı, doğum tarihi ve T.C. Numarası nedir? 3-Varsa Müşterek çocuk kimde kalacak, çocuğa ne kadar nafaka verilecek? (Aile Mahkeme en az 250- 400-TL.arası takdir eder) diğer taraf hangi günlerde çocuğu görecek? 4-Taraflardan kadın eşe nafaka verilecek mi? (Aile Mahkeme en az 250- 400-TL.arası takdir eder) 5-Taraflardan birisi üzerine araç, gayrimenkul ve bankada para varsa bu mallar nasıl paylaşılacak? 6-Taraflar birbirine maddi manevi tazminat verecek mi? Verecekse miktarı nedir? 7- Taraflar müşterek konutta bulunan her türlü şahsi eşyalarını ve ev eşyalarını nasıl paylaşacak? gibi sorular cevaplanarak anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenebilir. Boşanma avukatı olarak boşanma nedenleri, nafaka, velayet ve boşanmada mal rejimi gibi hususlarda makalelerimizi https://www.yilmazyalcin.av.tr/bosanma-avukati-istanbul sayfamızdan takip edebilirsiniz. Ceza hukuku konulu söyleşimizde ise bugün Cinsel İstismar Suçundan bahsedeceğiz. Ağır ceza avukatının da bildiği üzere Cinsel istismar eyleminin (TCK 102. maddede düzenlenen cinsel saldırı eylemi) temel şeklinde ise, mağdurun vücudu üzerinde cinsel ilişkiye varmayan, ancak vücuda temasın devamlılık arz ettiği hareketler söz konusudur. Mağduru bir anlık öpme sarkıntılık iken, öpmenin ısrarla sürdürülmesi cinsel istismarın ya da cinsel saldırının temel şeklini oluşturur. Yine mağdurenin vücuduna cinsel istekle bir anlık dokunma sarkıntılık kapsamında kalmaktayken, mağdurun vücudunun devamlı okşanması cinsel istismar ya da cinsel saldırı olarak kabul edilmektedir. TCK 103/1-ilk cümlede “çocuğun cinsel istismarı” suçu düzenlenmiştir. 6545 ve 6763 Sayılı Kanunlar ile TCK 103 maddesinde değişiklik yapılmış ve ve bu suçu işleyen kişiler hakkında uygulanan TCK 103/6 düzenlemesindeki “mağdurenin ruh sağlığının bozulması” şeklindeki ağırlaştırıcı neden yürürlükten kaldırılmış, söz konusu ağırlaştırıcı neden sadece mağdurun ölümüne veya bitkisel hayata girmesine inhisar edilmiştir. Söz konusu yasal değişiklik açıkça anlaşılacağı üzere suçu işleyenlerin lehine bir düzenleme yapılarak bu suçun cezası bir miktar azaltılmıştır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53 maddesine ilişkin kısmi iptal kararı da bu suçu işleyenlerin lehine daha az cezaya hükmedilmesine neden olmuştur. Buna mukabil, yürürlükte olan TCK 103/1 maddesinde cezanın alt sınırı 3 yıl iken, söz konusu değişikliklerden sonra çocuğa yönelik sarkıntılık düzeyini aşan cinsel istismar suçunun alt sınırı 8 yıla çıkartılmıştır. Söz konusu değişiklik ise bu suçu işleyenlerin aleyhinedir. Yeni bir düzenleme ile suçun cezası değişirse bu gibi durumlarda suçu işleyenler hakkında yeni düzenlemenin daha lehe olup olmadığını değerlendirmek için eski ve yeni hükümler bir bütün halinde ayrı ayrı uygulanır. Ceza avukatı olarak tüm suç tipleri ve cezaları hakkında https://www.yilmazyalcin.av.tr/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Avukata soru sor köşemizde ise bugün idare hukuku ile ilgili tarafımıza sıkça sorulan önemli bir soruyu cevaplayacağız. Ahmet bey güzellik salonu işleten bir işveren olup işyeri Kaymakamlık Kararı ile Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı kolluk görevlilerince düzenlenen İşyerinin mühürlenmesine ilişkin tebliğ-tebellüğ tutanağı ile işyeri yedi, on dört ve yirmi bir günlük sürelerle faaliyetten men cezası almış olup avukata soru sor köşemizde iş bu cezaların iptal edilip edilemeyeceğini sormaktadır. Öncelikle belirtmek isteriz ki kararı veren Kaymakamlık 2559 Sayılı Kanunun 5259 Sayılı Kanunla değiştirilmiş 8. Maddesinin F fıkrasında yer alan (Ek Bent: 28/12/2007 - 5571 S.K./1.mad) ‘’ Her türlü denize elverişli araçlarla günübirlik tur düzenleyen veya her türlü mal ve hizmet satanlardan, müşteriye faaliyetlerini duyururken veya müşteri kabul ederken çevreyi veya müşteriyi rahatsız edecek yöntemler kullananlar’’ bendini gerekçe göstererek çevreyi ve müşteriyi rahatsız ettiği iddiasıyla Ahmet Bey’in işyerine faaliyetten men cezası vermiştir. İşyerinin mühürlenmesine ilişkin tebliğ-tebellüğ tutanağının veya idari kararın Ahmet Bey’e tebliğ edilip edilmediği önemlidir. Açılacak olan idari işlemin iptali davasında tebliğ hususu özellikle belirtilmelidir. Bilindiği üzere, idare hukukunda, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olması zorunludur. 2577 sayılı İdari Yargılama Kanununun 2. maddesi ile getirilen düzenleme ile idari işlemler dolayısıyla hakları ihlal edilenlerin, hukuka aykırı idari işlemin iptali istemiyle dava açabilmelerine olanak tanınmıştır. İdare yasa ile tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmasını sağlamak için gerekli özeni göstermeli ve bu konudaki ilke ve kuralları dikkate alarak karar ve işlemlerini oluşturmalıdır. İdare, takdir yetkisini kullanırken, yasanın koyduğu sınırlar içerisinde kalmalı, eşitlik ve orantılılık ilkesine önem vermeli , ”takdir yetkisini” kullandığını açıkça belirtmelidir. Dolayısıyla idari kararın yukarıda bahsedilen ölçülere uygun olup olmadığı dikkatli bir şekilde irdelenmeli İdare Mahkemesinde söz konusu idari işlemin iptali için 30 gün içerisinde dava açılmalıdır. Avukata soru sor köşemize ulaşmak için https://www.yilmazyalcin.av.tr/avukata-sor sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.