Kreatin ile ilgili 10 yaygın efsane

Kreatin ile ilgili 10 yaygın efsane

Kreatin ile ilgili 10 yaygın efsane

Efsane 1: Kreatin böbrekler için kötüdür.
Gerçek: Bu teori temelsizdir ve muhtemelen kreatin (fosfokreatin sisteminin bir yan ürünü) yükseldiğinde böbreklerin “hasar gördüğü” fikrinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, bu varsayımın klinik geçerliliği çok azdır. Yapılan bir çalışmada, bireylere bir hafta boyunca 20g kreatin monohidrat verilmiş ve böbrek aktivitesinde anlamlı bir değişiklik olmadığı gözlemlenmiştir. Böbrek yetmezliğiniz olmadıkça, kreatin desteğinin böbreklere zarar vereceğine inanmak için çok az sebep vardır.

Efsane 2: Kreatin, gençlerin büyümesini engeller.
Gerçek 2: Bu, kreatinin bir steroid olduğu düşüncesiyle ortaya çıkan bir başka oldukça gülünç varsayımdır. Epifiz tabakaların prematüre kapanması ve kreatin arasındaki bağlantının nereden geldiğinden bile emin değilim. Kreatin, tüm insanlarda ve çeşitli gıdalarda bulunan bir biyomolekül olup, gençler de dahil olmak üzere herkes için güvenlidir.

Efsane 3: Kreatin kullanılmaya başlandığında ön yüklü / mega dozda olmalıdır.
Gerçek 3: Bu, kreatin depolarınızı doldurma sürecini hızlandırmak için bir gereklilik değil, sadece bir yöntemdir. Çoğu şirket, ön yükleme protokolünün maksimum kreatin seviyelerine ulaşmak için gerekli olduğunu iddia etse de birkaç hafta içinde alınan nominal dozun bile yeterli olacağını söyleyebilirim. Ayrıca, pek çok şirketin, etiketlerini kullanarak ürünü daha çabuk bitirmeniz ve yeniden satın almanız için bu tür iddialar yayınladığını göz önünde bulundurun.

Efsane 4: Kreatin “döngüsel” kullanılmalıdır.
Gerçek 4: Döngüsel kullanımı oldukça yararlı olan, özellikle reçetesiz birkaç takviye vardır, fakat kreatin bunlardan biri değildir. Aslında, bir doygunluk noktası oluşturulduktan sonra faydalarının neredeyse hepsinden yararlanabileceğiniz için kreatinin oldukça tutarlı bir şekilde alınmasını öneririm.

Efsane 5: Kreatin bir steroiddir.
Gerçek 5: Bu yanıltıcı iddiaya karşılık olarak yapabileceğim tek şey gülüp geçmek. Detaylandırmam gerekirse, kreatin, kimyasal olarak steroid molekülleri ile ilişkili olmaya yakın bile değildir. Kreatin bir amino asittir, bu yüzden bu teori, aslında bize protein moleküllerinin steroidlerle dolu olduğunu söylemektedir. Hmmmm.

Efsane 6: Kreatin, bazı gıdalarda bulunduğu için takviye olarak alınmasına gerek yoktur.
Gerçek 6: Kreatinin bazı gıdalarda (özellikle sığır eti) bulunması gerçeğine rağmen, nominal dozda ekstra kreatinin elde etmek için günlük olarak tüketmeniz gereken besin miktarı aşırı derecede fazla olacaktır. En kaliteli ve güvenilir kreatinler için fitbull.com u ziyaret edebilirsiniz.

Efsane 7: Kreatin (monohidrat) yeterince absorbe edilmesi için büyük bir şeker dozuyla birlikte alınmalıdır.
Gerçek 7: Kreatin aslında kendi başına oldukça verimli bir şekilde emilir. Artmış kreatin alımına insülin aracılık ettiğinden (sadece yüksek plazma seviyelerinde), çok fazla “ekstra” fayda elde etmek için oldukça fazla miktarda (> 100g) basit karbonhidrata ihtiyaç duyarsınız. Kreatin tüketimi ile şekere olan ihtiyacı ortadan kaldırmak daha pratiktir.

Efsane 8: Kreatin monohidrat, kreatin etil ester ve kre-alkalinden daha az biyo-elverişlidir (emilebilirdir).
Gerçek 8: Tam tersine, kreatin etil ester ve kre-alkalin, temel kreatin monohidrattan daha az emilebilirdir. Tüm süslü kreatin takviyelerini almak zorunda değilsiniz. Maddenin monohidrat formu en çok araştırılan ve test edilen formudur.

Efsane 9: Kafein, bir idrar söktürücü olduğundan kreatin emilimine engel olur.
Gerçek 9: Aslında, kafein kreatinin alım oranını tam tersine arttırabilir. Sadece susuz kalmama konusunda daha ihtiyatlı olmanız gerekir. Unutmayın, kreatin kas dokusunun içine su çektiği için anaboliktir, bu yüzden sıvı alım miktarı kreatin takviyesi kullanırken oldukça önemlidir.

Efsane 10: Kreatin kadınlar için güvenli değildir.
Gerçek 10: “Kreatin gençlerin büyümesini engeller” başlıklı efsaneyi okumalı ve kreatinin “cinsiyetçi” bir takviye olmadığına dikkat etmelisiniz.