Alerjik hastalıklar

s@my@
Daimi Üye
Alerji nedir?

Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojiketkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olanetkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir.Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğerbazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddeninuzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.

İnsanların, çok sayıda tehdide karşı korunmak üzereyaratılmış çok karmaşık bir savunma sistemi vardır. Bu tehditler arasında mikroorganizmalar (örn. bakteriler, virüsler ve parazitler), kimyasal maddeler ve hatta kanser yer alır. Bu savunma sistemi ya da tıbbi adıyla bağışıklık sistemi, karmaşık bir biçimde birlikte görev yapan farklı tipte ve çok sayıda hücrelerden ve özel proteinlerden oluşur ve kendi hücrelerimizi (öz) zararlı hücrelerden (yabancı) ayırt edebilmemizi ve dolayısıyla anormal ya da saldırgan hücreleri yok etmemizi sağlar. Bununla birlikte, bazen bağışıklık sistemi zararsız maddelere karşı da tepki gösterir ve sonuçta oluşan alerjik reaksiyon çevre dokulara zarar verir.

Alerjik reaksiyon, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere aşırı tepki vermesidir ki, bunun sonucunda rahatsızlık oluşturan ya da yaşamı bile tehdit eden etkiler görülebilir. "Alerji" terimi bazen herhangi bir hastalığı tanımlamak için kullanılır. Bu terim, bu kitapta çok daha kesin olarak, bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan bir maddeye karşı artmış ya da abartılı yanıtı anlamında kullanılacaktır.

Bağışıklık sisteminin farklı öğeleri arasında lökositler (akyuvarlar), dalak, lenf düğümleri, timus bezi ile solunum yolu ve barsakların iç yüzeyini kaplayan tabakada yer alan çok sayıda küçük bez yer alır. Çok sayıda farklı hücre tipi arasında lenfositler, nötrofiller, eozinofiller, mast hücreleri ve makrofajlar vardır. Bunların hepsi de lökositlerce üretilen protein yapısındaki haberciler (hormonlar) tarafından kontrol edilir.

Bağışıklık sisteminin başlıca amacı bizi, zaman zaman öldürücü de olabilen mikroorganizmalara karşı korumaktır. Bunlardan biri, örneğin kızamık virüsü ya da stafilokok bakterisi vücuda ilk defa saldırdığında, yüzeylerindeki bazı protein molekülleri (antijen) nedeniyle lenf düğümleri, akciğerler ya da kalın barsaktaki hücreler bunları yabancı olarak belirler ve lenfositlerin dikkatine sunar. Lenfositlerin bir türü (T lenfositi), antikor adı verilen ve belli bir hedefe kilitlenen proteinleri üretmesi için diğer hücreleri (B lenfositi) uyaran protein yapısındaki habercileri üretir. Bu antikorlar vücuda giren saldırgan hücrelerin üzerindeki antijenlere uygun olmak ve bağlanmak üzere özel olarak üretilir. Hedefe vardıklarında, saldırgan hücreye giren ve onu öldüren katil hücrelere sinyal gönderirler. Farklı bir antijenle her karşılaşıldığında özel olarak buna karşı antikorlar üretilir ve vücut bunların milyonlarca farklı çeşidini üretebilir.

Bir antijeni tanımaya ve ona karşı ilk antikoru üretmeye duyarlılaştırma (sensitizasyon) adı verilir. Vücut yanıtının tam gücüne erişmesi birkaç gün alabilir. Bununla birlikte, bağışıklık sisteminiz hayatınızın sonuna dek zararlı mikroorganizmaları hatırlayabilir ve aynı organizmanın tekrar saldırması durumunda onu hemen tanır. Vücudun diğer organlarının hiçbirinde (beyin hariç) bellekte tutma özelliği bulunmaz.

Aynı mikroorganizmanın tekrar saldırması durumunda, antijenleri tanınır tanınmaz, T lenfositleri, saldırgana karşı özgül belleği olan B lenfositi grubuna kimyasal mesajlar gönderir; mesajı alan bu hücreler hızla çoğalarak zararlı hücreleri öldürmeye yardım eden çok miktarda antikor üretir. Diğer lökositler (akyuvarlar) de, ilgili bölgeye kan akışını artıran ve kan damarlarını daha geçirgen hale getiren histamin ve lökotrienler gibi kimyasal maddeler üretir. Bu da, saldırgan hücreleri yiyerek yok edebilen makrofajlar gibi diğer lökosit tiplerinin söz konusu bölgeye kolayca ulaşmasına olanak verir. Bu süreçle ilgili kanıtı, ciltteki bir yara enfekte olduğunda gözleyebiliriz. Bölge, artan kan akışı nedeniyle kızarır, şişer ve bağışıklık yanıtı sürecinde üretilen bazı kimyasal maddelere bağlı olarak sıcak ve ağrılı hale gelir. İşte, bu sürece enflamasyon adı verilir.

Sizde alerji gelişmesinin nedeni, bağışıklık sisteminizin virüs, bakteri ve parazitlere ait antijenlere karşı mükemmel iş görmesine karşın, tamamen zararsız olan başka antijenlere karşı da tepki vermesidir. Bu antijenler alerjenler olarak bilinir. Alerjenler, bağışıklık siste miniz tarafından yanlışlıkla tehlikeli olarak görülür ve onlara karşı bağışıklık yanıtı oluşturulur. Bu yanıta alerjik reaksiyon denir ve sizde de alerji gelişir.


Alerjinin gelişmesinde iki evre vardır. Bunlardan ilkine duyarlılaştırma denir. Bu süreç bağışıklık sisteminin herhangi bir alerjenle karşılaşması ve zararsız olmasına rağmen ona karşı antikorlar üretmesi sürecidir. Bu antikorlar bizi solucan, yassı solucan, amip gibi parazitlere karşı koruyanlarla aynı türdendir ve immün globülin E ya da kısaca IgE olarak bilinir (immün globülin, antikora verilen bir diğer isimdir). Parazitler, virüs ve bakterilerden çok daha büyüktür ve vücudun onlardan kurtulabilmek için alternatif yollar bulması gerekmiştir. IgE, mast hücrelerine ve bazofillere bağlanabilme özelliğiyle diğer antikor türlerinden ayrılır. Bu akyuvarlar (lökositler), parazitleri öldürebilecek güçte olan ve bir alerjenin hücre yüzeyindeki IgE'ye bağlanması durumunda salıverilen binlerce toksik granül içerir.
Duyarlılaştırma sonrasında bağışıklık sistemi alerjeni hatırlar ve yeniden karşılaştığında onu tanır. Duyarlılaştırma süreci herhangi bir semptoma yol açmadığından siz neler olup bittiğini fark etmezsiniz. Vücudunuz bir antijenle ilk karşılaştığında her zaman duyarlı hale gelmez; alerji gelişmeden önce yıllarca bir maddeye karşı tepkisiz kalabilir.

Bir kez duyarlılaşınca, bu alerjenin çok az bir miktarı bile alerjik reaksiyona yol açabilir. Alerjen, mast hücrelerinin ve bazofillerin yüzeyindeki IgE'ye bağlanır ve toksik granüller salıverilir. Bunlar histamin gibi tahriş edici güçlü kimyasal maddeler ve bir dizi farklı enzimler içerir. Reaksiyon, parazitlerin yol açtığı bir enfeksiyonun sonucuysa, bu kimyasal maddeler vücuda giren mikroorganizmaları öldürmeye ve sindirmeye yardım eder. Ancak, bağışıklık sistemi polen gibi zararsız bir alerjene karşı harekete geçerse, bu maddeler yararlı bir amaca hizmet etmez, tersine dokulara kan akışının, kılcal damarlardan sızıntının ve lokal tahrişin artmasına yol açar. Bunun sonucunda, etkilenen bölgede sıcaklık, kızarıklık, kaşıntı, şişlik ve su kıvamında aşırı salgı üretimi oluşur. Ek olarak, akciğerlerdeki hava yolu kasları ve barsak kaslarının kasılması sonucu hışıltılı solunum, nefes darlığı, kramp tarzı karın ağrısı ve ishal ortaya çıkar. Bu, alerjiyle ilişkilendirdiğimiz belirtilerin görüldüğü süreçtir.

Bir kez alerji gelişince, vücudunuz bu alerjenle her karşılaştığında, alerjen miktarı çok küçük olsa bile, alerjik bir reaksiyon oluşacaktır. Ancak reaksiyon, her seferinde tam olarak aynı olmak zorunda değildir. Alerjik reaksiyonun tipini ve yaygınlığını bir kaç şey etkileyebilir. Bunlar arasında reaksiyona girenalerjen miktarı, vücudunuzun neresinin alerjenle temas ettiği, alerjik reaksiyonunuzu güçlendiren başka unsurların varlığı (örn. yüksek miktarda hava kirliliği) ve hatta o anki sağlık durumunuz yer alır. Yaşlandıkça, alerjiler güçlenebilir ya da zayıflayabilir.

KİMLERDE ALERJİ GELİŞİR?
Bazı kişilerde alerji gelişirken diğerlerinde gelişmemesinin nedenini bilmesek de alerjilerin ailesel bir temeli olduğu kesindir. Bu kalıtımsal alerji eğilimine atopi adı verilir.

Atopi, alerjik bir hastalık gelişmesine yönelik kalıtsal bir yatkınlığın olmasıdır. Yakın gelecekte atopiden sorumlu genlerin (gen, DNA'dan oluşan genetik kodumuzun küçük bir kısmıdır) belirlenmesi olasıdır.

Atopik kişiler, çevrelerinde alerjen olarak etki gösterebilen maddelere temas ettiklerinde aşırı miktarda alerji antikoru (IgE) üretebilirler.

Atopi kalıtımsal olmakla birlikte, çevresel faktörler de alerjik bozuklukların gelişmesinde rol oynar. Bir aileden tüm fertlerin, hatta tek yumurta ikizi olan kardeşlerin ikisinin birden aynı ölçüde etkilenmemesinin nedeni budur. Yaşamın erken evrelerinde, hatta muhtemelen gebelik döneminde de bazı faktörler, anne babanızdan size geçen alerji genlerinin 'dozuyla' el ele vererek alerji gelişip gelişmeyeceğinin belirlenmesinde rol oynar.

Yaşamın erken evresinde görülen bu faktörler arasında alerjenle ilk temas etme zamanı ve bu temasın büyüklüğü yer alır; ne denli atopik olursanız olun herhangi bir alerjenle hiç temas etmediyseniz sizde alerji gelişmez. Çocukluk çağının erken evrelerinde geçirilen viral enfeksiyon sayısının da bir etkisi olabilir. Bu enfeksiyonların alerjiye karşı koruyucu bir etkisi varmış gibi görünmektedir. Gebelik sırasında ve yaşamın erken evrelerinde sigara dumanına aşırı maruz kalma, kişinin atopik olma riskini artırır.

O halde, sigara içen, evde kedi besleyen, atopik annebabadan doğan, doğumu polen mevsimine denk gelen, yaşamının ilk aylarını iyi izole edilmiş çift camlı bir evde geçiren ve yaşamının erken evrelerinde çok miktarda alerjik gıda içeren bir beslenme rejimi uygulanan bebeklerde alerji gelişme riski oldukça artar.

KAYNAK

 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

ALLERJİK HASTALIK BULGULARI NELERDİR ?

Deride
Ürtiker : Değişik büyüklüklerde olan kaşıntılı kabarıklıklardır. “Kurdeşen” veya “dabaz” olarak ta adlandırılır.
Anjioödem: Derinin alt tabakalarında sıvı birikmesi yani ödem ile ortaya çıkan şişliklerdir. Genellikle yüz, göz kapakları, dudaklar ve genital bölgede oluşur.

Göz ve üst solunum yollarında
Gözlerde kızarıklık ve kaşıntı,
Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı,
Burunda kaşıntı ve hapşırma.

Alt solunum yollarında

Solunum zorluğu,
Hışırtılı solunum (vizing),
Öksürük.

Kalp ve damar sisteminde
Çarpıntı (nabız sayısında artma),
Tansiyon düşüklüğü.

Mide-barsak sisteminde
Bulantı – kusma,
Karın ağrısı ya da karın krampları.
Sinir sisteminde
Şuur bulanıklığı,
Bayılma
Anafilaksi (allerjik şok)
Nadir de olsa tüm sistemlere ait bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. Allerjik reaksiyonların en ağır şeklidir.

KAYNAK


ALLERJİ TESTLERİ

Allerji varlığı ortaya koyan testlerdir. Diğer bir deyişle mevcut hastalığın allerjik bir nedeni varsa onu belirleyen testlerdir. Allerji biliminde allerji testlerinin yeri ve önemi büyüktür.

ALLERJİ TESTLERİ HANGİ HASTALIKLARDA YAPILIR?
Solunum yolu allerjileri (allerjik nezle ve astım)
Gıda allerjileri
Arı allerjileri
İlaç allerjileri (bazılarında)
Deri allerjileri (ürtiker ve anjioödem)
Egzamalar (kontakt dermatit ve atopik dermatit)
AYRICA;
Tekrarlayan veya uzun süre devam eden SİNÜZİT, ÖKSÜRÜK, ORTA KULAK İLTİHABI ya da KONJUNKTİVİT (gözlerde kızarıklık ve kaşıntı hali) gibi durumlarda da yapılmasında fayda vardır.

UYGULANAN TESTİN HASTAYA FAYDALI OLMASI İÇİN;
En uygun test materyali belirlenmeli
Test doğru, yani tekniğine uygun olarak uygulanmalı
Elde edilen sonuçlar doğru yorumlanmalıdır.
Hatalı uygulanmış veya yanlış yorumlanmış allerji testleri, gereksiz tedavilere ya da maddi kayıplara neden olmaktadır.
Bu testlerin yapılmasına, allerji konusunda uzman (yani Allerji ve/veya Klinik İmmünoloji ihtisası olan) hekimler tarafından karar verilmeli ve uygulanmalıdır.
ANCAK, [maalesef] allerji ve klinik immünoloji uzmanı olmadığı halde test maddeleri satın alıp allerji testlerini uygulamaya çalışanlara rastlanmaktadır.

1. PRİCK TEST (EPİDERMAL TEST)
En sık uygulanan allerji testidir. Hastaya ağrı ya da acı vermeyen, kısa sürede neticelenen bir testtir. Allerjik rinit (allerjik nezle), allerjik astım, ürtiker (kurdeşen ya da dabaz), gıda allerjisi, arı allerjisi gibi hastalıklarda uygulanır. Genellikle kolun iç kısmına yapılır. Allerjen içeren sıvı test materyali deriye damlatılır. Derinin en üst tabakasında küçük bir çizik oluşturularak allerjenin deriye sızması ve buradaki “allerji hücreleri” ile birleşmesi sağlanır. Bu uygulama “lancet” adı verilen steril ve tek kullanımlık ucu sivri materyallerle yapılır. Test uygulandıktan sonra 10-15 dakika beklenir ve takiben elde edilen deri cevapları değerlendirilir.



Bazı ilaçlar testin hatalı sonuçlar vermesine neden olur:
a. Antihistaminler yani allerji tedavisinde kullanılan ilaçlar
b. Gribal enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlar
c. Bazı öksürük şurupları
d. Mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar
e. Depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar

Bu nedenle;
Kullanmakta olduğunuz ilaçlar, test planlama aşamasında doktorunuz tarafından size sorulacaktır. HALEN ya da YAKIN ZAMANDA kullanmış olduğunuz TÜM İLAÇLARI doktorunuza bildiriniz.
Allerji testi planlanıp randevunuz verildikten sonra, herhangi bir ilaç kullanmanız gerekirse, lütfen bu ilacın yapılacak olan testlere etkisinin olup olmadığını doktorunuza danışınız.

KALP, ŞEKER HASTALIĞI ya da YÜKSEK TANSİYON gibi nedenlerle kullanmakta olduğunuz HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN İLAÇLARINIZI allerji testini etkiler kaygısıyla KENDİ KENDİNİZE KESMEYİNİZ.

2. İNTRADERMAL TEST
Uygulama amacı ve genel prensipler Prick test ile aynıdır.
Ancak uygulama yöntemi ve kullanılan allerjenler farklıdır. Kapalı steril şişelerdeki allerjenler, çok ince uçlu bir enjektör (iğne) ile derinin biraz daha derin kısmına çok küçük miktarlarda enjekte edilir.
Test sonuçları 15-20 dakika beklendikten sonra değerlendirilir.



3. YAMA TESTİ (PATCH test)
Bu test öncekilerinden farklı amaçlarla yapılır ve daha uzun sürede değerlendirilir.
Temas egzaması (kontakt dermatit) olan hastalarda, egzamaya neden olan maddeleri belirlemek amacıyla uygulanır.
Yama testi sonuçları 48 - 72 saat sonra değerlendirilir. Bu süre içinde test materyali yerinden çıkartılmamalı ve ıslatılmamalıdır.



4. KANDA YAPILAN TESTLER
Değişik nedenlerle allerji deri testlerinin uygulanamadığı ya da deri test sonuçlarının çelişkili olduğu durumlarda kan örneği alınarak yapılan testlerdir.
Bu tür testler için aç karnına kan örneği verilmelidir.

KAYNAK

ALLERJİK HASTALIKLARDA TEDAVİ PRENSİPLERİ

ELİMİNASYON (Allerjenlerden Korunma)
Hastanın duyarlı olduğu allerjenlerle temasını önlemektir.
Bu konu çok önemlidir. Çünkü birçok allerjik hastalıkta şikayetler genellikle allerjenle teması takiben gelişmektedir. Buradan "basit" fakat "çok önemli" bir sonuç çıkar: Allerjenle temas yoksa aktif hastalık bulguları olmayacaktır!

ÖRNEK 1 : Akarlara bağlı "allerjik riniti" olan bir hastanın evinde akarlara maruziyeti önleyecek yöntemleri uygulaması allerjik rinit şikayetlerini de önleyecektir.

ÖRNEK 2 : Gıda allerjilerinin tek tedavisi hastanın allerjisi olan gıdaları yememesidir. Aynı şekilde, ilaç allerjilerinde de en etkili tedavi yöntemi allerjiden sorumlu ilacın alınmamasıdır.

ÖRNEK 3 : Arı allerji olan bir hastanın arı tarafından sokulmasını engelleyecek tedbirler alması da bir eliminasyon tedavisidir.

FARMAKOTERAPİ (İlaçlarla Tedavi)
Hastalık belirti ve bulgularını ilaçlarla kontrol altına almak, tedavi etmektir.
ÖRNEK 1 : Ürtiker (kurdeşen) şikayetlerinin antihistaminler ile giderilmesi.

ÖRNEK 2 : Astımlı hastalarda kısa ve uzun etkili bronş genişletici ilaçlar ve kortikosteroidler ile şikayetlerin kontrol altına alınması ve atakların önlenmesi.

İMMÜNOTERAPİ
Aşı tedavisi olarak bilinir. Hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç, allerjenlere karşı tolerans geliştirmek ve hastanın allerjik olduğu maddelerle karşılaştığında allerjik reaksiyon oluşturmasını önlemektir.
 
∞WoLfaL1x∞
Forum Ustası
4 Seneden Beni Alerji Tedavisi Görüyorum...

Çok Rezil Bişey.İlkbaharda Sokakta Yürüyemiyorum.Polene Karşı Alerjim var.Ağzım Burnum Kaşınıyor.:mad:



Ayda Bi Uludağ Fakültede Vurduruyorum ( Aşı) :D:D.


Bence Kalıtımsal,Aileden Gelen Bi Hastalık Değil,Ailemde Kimsede Yok.Babam Her Ne Kadar Ananın Sülalesini Araştırsınlar Kesin Çıkar Alerjik Biri Desede... :p

 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..


ALLERJENLERDEN KORUNMA
Allerji hastalarında şikayetleri artıran en önemli etken hastanın duyarlı olduğu allerjenlerdir.
Sorumlu allerjenden korunmak tedavide çok önemli bir yer tutmaktadır.
Ev dışı allerjenlerden (polenler) etkin bir şekilde karunmak mümkün değildir.
Ancak ev içi allerjenlere maruziyeti ortadan kaldırmak veya en aza indirmek mümkündür.
Ev tozu akarları (mite), mantar sporları (küf), kedi, köpek gibi evcil hayvan allerjenleri ve hamamböcekleri ev içi allerjenlerdir. Bunlar yılboyu devam eden allerjik yakınmaların en başta gelen nedenleridir.

KAYNAK

EV TOZU AKARLARI (Mite)
En önemli ev içi allerjendir. Sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen gözle görülemeyen (mikroskopik) canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir.
Akar allerjenleri özellikle halı, yastık, yatak ve benzeri gibi üzerinde toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır.
Bu allerjenlerin solunum yolu ile vücuda girmesi, allerjik kişilerde şikayetlerin başlamasına neden olmaktadır.
Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenir.
Akarlar insanları ısırmaz, hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece akarlara karşı allerjisi olan kişilerde sorun oluşturan canlılardır.
Haşare ilaçları akarları öldürmez.
Klasik ev temizlik yöntemleri bu canlıları ve allerjenlerini evlerden tam olarak uzaklaştıramaz.
Kısaca herkesin evinde doğal olarak bulunan canlılardır.


EV TOZU AKARLARINDAN ÖRNEKLER:



POLENLER;



MANTAR SPORLARI;




EV HAYVANLARI;




AKARLARDAN KORUNMA

Akarların neden olduğu allerjik şikayetleri gidermenin EN ETKİLİ YOLU akar allerjenlerine temasın önlenmesidir. Akarların evden tamamen temizlenmesi zordur. Ancak alınacak birkaç BASİT fakat ETKİLİ önlemlerle akarlara maruziyet önemli düzeyde azaltılabilir.

YATAK ODASI
İnsanların günde ortalama 8 saat uyudukları kabul edilirse; akar allerjisi olan bir hastanın, ömrünün yaklaşık üçte birini bol miktarda akar allerjeni barındıran bir yastık ve yatak üzerinde geçirdiği söylenebilir.
Evdeki diğer odalara oranla, yatak odasının en fazla akar barındıran oda olduğundan, akarlarla mücadele yöntemleri özellikle yatak odalarında yoğunlaştırılmalıdır.
Akar allerjenleri kumaşların gözeneklerinden geçebilmektedir. Akar allerjisi olanlar anti-allerjik yatak takımları kullanabilir. Özel maddelerden üretilmiş ve akar allerjenlerini geçirmeyen bu yatak takımları, akar temasını yaklaşık %90 oranında azaltmaktadır.
Hazır anti-allerjik yatak takımlarına alternatif olarak, yastık ve yatağın naylon kılıflarla kaplandıktan sonra yatak takımlarının üzerine geçirilmesi de ucuz ve etkili bir yöntemdir.
Kadife gibi kalın kumaşlardan yapılmış yatak örtüleri akarların barınma ve üremeleri için uygun bir ortam sağlar. Yatak odalarında bu tür malzemeler kullanılmamalıdır. Yıkanabilir battaniye ve yatak örtüleri tercih edilmelidir.
Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresimler her hafta yüksek ısıda yıkanmalıdır. 55 ºC üzerindeki ısılarda yıkamak hem allerjeni uzaklaştırır, hem de akarları öldürür.
Giysiler daima elbise dolabında muhafaza edilmeli ve elbise dolabının kapakları kapalı tutulmalıdır.
Halılar akarlar için en uygun barınma ve çoğalma ortamıdır. Yatak odasındaki HALI MUTLAKA KALDIRILMALIDIR.
Daha az toz tutan, daha kolay temizlenebilen ve yıkanabilen, kilim türü yer örtüleri kullanılmalıdır. Vinil ya da linoleum (muşamba benzeri) gibi üzerinde toz tutmayan yer döşemeleri de tercih edilebilir.
İçi doldurulmuş oyuncaklar da önemli birer akar barınağıdır. Özellikle çocuk odalarından bu tür oyuncaklar uzaklaştırılmalıdır.
Kısaca yatak odaları toz tutan her türlü eşyadan arındırılmalıdır.

DİĞER ODALAR
Diğer odalar da, elektrikli süpürge ve ıslak bezlerle düzenli olarak temizlenmelidir.
Elektrikli süpürgelerin bir kısmı, tahliye havasıyla akar allerjenlerinin odaya dağılmasına neden olmaktadır. Bu yüzden hasta temizlik sırasında ortamda bulunmamalıdır.
Ancak bu mümkün değil ise, hastalar temizlik yaparken filtre özelliği yüksek özel maskeler kullanmalıdır.
Vakumladığı havadaki allerjik parçacıkların ortam havasına karışmasını önleyen sulu sistem elektrikli süpürgeler tercih edilebilir.
Halı yıkama makineleri halıda nem oranını artırmakta ve akar üremesi için daha uygun şartlar oluşturmaktadır. Bu nedenle halı yıkama makineleri önerilmemektedir.
Kumaş yerine vinleks veya deri kaplı, toz tutma oranı düşük ve kolay temizlenebilir mobilyalar tercih edilmelidir.
Kitaplar ve biblolar en fazla toz toplayan ev eşyaları olduğundan, açık raflar yerine kapaklı kitaplıklarda muhafaza edilmesi uygundur.

Akar öldürücü kimyasal maddelerin (akarisit) kullanımı
Akarasitlerin allerjen azaltmadaki rolü bilinmekle birlikte halı ve mobilya üzerindeki etkileri net değildir.
Halı ve mobilya üzerine yılda iki kez benzil benzoat toz halinde, hafif nemli olarak serpilmelidir. Allerjen seviyesi iki ay sonra tekrar yükseldiğinden 2-3 aylık periyotlar halinde halılar temizlenmelidir.
Kimyasal akar temizliğinde esas problem mitelerin halı ve mobilya döşemelerinin derin kısımlarına saklanması daha sonra da tekrar kolonize olmasıdır.
Yatak odasından halının kaldırılamadığı durumlarda bu kimyasal maddelerin kullanılması önerilebilir. Ancak hiçbir önlem halıyı kaldırmanın yerini alamaz.

KAYNAK
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

EV HAYVANI ALLERJENLERİ

EV HAYVANI ALLERJENLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Kedi ve köpek en sık allerji nedeni olan ev hayvanlarıdır. Özellikle kedi allerjisinin çok yaygın olduğu bilinmektedir. Kedi beslenmeyen evlerde bile kedi allerjenleri tespit edilmektedir.
Kedilerde birçok allerjik vücut proteini bulunur. Bunların en önemlisi Fel d 1 allerjenidir. Bu allerjen kıl foliküllerinde ve tükrük bezlerinde üretilir. Erkek kedilerin daha fazla allerjen oluşturduğu ve kastrasyonun erkek kedide allerjen üretimini azalttığı gösterilmiştir.
Köpeklere özgü olan birçok allerjen de tanımlanmıştır. En önemlisi Can f 1 antijenidir. Köpeğin kıl, deri döküntüleri ve salyasında bulunur.
Fare, rat, hamster, kobay ve tavşan gibi kemirgenlerin de allerji yapabildiği saptanmıştır.
Birçok çalışmada hiç hayvan beslenmemiş olan evlerde bile yoğun miktarda kedi ve köpek allerjeni bulunduğu gösterilmiştir. Halka açık binalar, toplu taşıma araçları ve okullarda da kedi ve köpek allerjeni yoğun olarak bulunmaktadır. Ev hayvanı allerjenlerinin bu kadar yaygın olarak tespit edilmesinin nedeni allerjenlerin bir ortamdan diğerine taşınmasına bağlıdır. Çünkü özellikle kedi allerjenleri çok yapışkandır. Evinde kedisi olan kişilerin giysileri üzerinde taşınabilir. Ev içinde de eşyaların yüzeyine, halılara hatta duvarlara yapışarakaylarca orada kalabilir.

KORUNMA
Korunamada tek etkili yöntem hayvanın evden uzaklaştırmasıdır. Ancak özellikle kedi allerjenleri, hayvan uzaklaştırılsa bile aylarca ev içinde mevcudiyetini sürdürebilir. Bu nedenle kedi evden uzaklaştırıldıktan sonra evde geniş kapsamlı temizlik yapılması gerekir.
ANCAK; allerji hastalarının çoğu kedilerinden (veya köpeklerinden) ayrılmayı kabul etmez. Bu durumda diğer korunma yöntemleri denenmelidir.
Ne yazık ki, bu yöntemlerin hiçbirisi kalıcı yarar sağlamaz. Hayvan evde kaldığı sürece, antijen miktarı bir hafta içinde eski düzeyine dönecektir.

Neler yapılabilir?

Hayvan evin belirli bölümlerinde tutulmalıdır ve özellikle yatak odasına sokulmamalıdır.
Kedi girmiyor olsa bile yatak odasının kapısı mutlaka kapalı tutulmalıdır. Çünkü kedi allerjenleri çok küçük partiküllerdir ve hava akımı ile kolaylıkla taşınabilir.
Allerjenlerin daha kolay yerleşebileceği halı, kumaş kaplı mobilyalar, tüylü oyuncaklar vb mümkün olduğu kadar azaltılmalı, yatak odasında ise hiç bulundurulmamalıdır.
Ev hergün havalandırılmalı, sık aralıklarla özel filtreli ya da sulu sistem elektrikli süpürge ile süpürülmelidir (klasik elektrikli süpürgeler, allerjenleri tahliye havası ile tekrar ortama vermektedir).
Özellikle yatak odasında, HEPA filtreli hava temizleyici cihazlar havadaki allerjen miktarını azaltmada faydalı olabilir.

Faydası olmayan girişimler
Kediyi hergün (ya da haftada birkaç kez) yıkamak ise kediye eziyetten ve sağlığını bozmaktan ileri gitmeyen bir önlemdir. Sık yıkanma hayvanın cildindeki doğal yağ tabakasının aşınmasına, derisinde kuruma ve kabuklanmaya neden olacaktır.
Kediyi yıkarken tannik asit içeren preparatlar kullanmak ta çözüm değildir. Bu maddenin allerjen düzeyini bir miktar azalttığı gösterilmiştir. Ama etkisi zayıftır ve rutin olarak kullanılması önerilen bir madde değildir.

KAYNAK

MANTAR SPORLARI (KÜF)
Ev içinde ve dışında birçok küf türü görülür.
Aspergillus ve Penicillium ev içinde en çok sayıda bulunan küflerdendir. Alternaria ise hem evde hem de dışarıda bol miktarda bulunur. Alternaria duyarlılığının astmayla ilişkili olduğu gösterilmiştir.
Küfler sıcak ve nemli ortamlarda çok iyi ürer. Zeminler, denizlikler, duşlar ve banyo örtüleri sıkça küfler tarafından istila edilir.
Klimalar ve nemlendirici cihazlar da önemli bir kaynaktır.
Belli başlı küf allerjenlerini ölçen immün testler olmadığı için küflere ne oranda maruz kalındığını saptamak zordur. Hava veya toz örneklerinin mikroskobik değerlendirmesi veya kültürü çok zaman alır.
Küf allerjenlerini havada taşıyan parçacıklar 2 mikron altından 100 mikron üzerine kadar çaplarda olabilir.

MANTAR SPORLARINDAN KORUNMA
Mantar bulunan bölgeler temizlenmelidir.
Mantar öldücü kimyasal maddeler (fungusid) uygulanabilir.
Bitkiler önemli bir mantar kaynağıdır. Bu nedenle ev içindeki bitkiler azaltılmalıdır.
Evde klima varsa, filtresi düzenli aralıklarla temizlenmeli ve gerekirse mantar öldürücü kimyasal maddeler kullanılmalıdır.
Ev içinde su sızıntısına ve rutubete neden olan bütün çatlaklar kapatılmalıdır. Havalandırma arttırılmalı, banyo ve mutfakta havalandırma sağlayan aspiratörler kullanılmalıdır.

HAMAMBÖCEĞİ ALLERJENLERİ
Hamamböceği allerjenlerinin astma ve allerjideki önemi son otuz yıl içinde fark edilmiştir. Hamamböceği allerjenlerinin özellikle kentte astmanın önemli bir nedeni olduğu artık bilinmektedir.
Birçok şehirde hamamböceği allerjenlerine yüksek oranda maruz kalındığı saptanmıştır. Hamamböceği allerjisi olanlarda, bu antijene maruz kalmanın astımı kötüleştirdiği gösterilmiştir.
Hamamböceği allerjenlerinin rastlandığı yerler birçok çalışmada incelenmiştir. En yüksek düzeylerin mutfakta ölçülmesine karşın evin her yerinde örneğin yatak odasında bile bulunabilir.
1 gr tozda 2 ünitten fazla hamamböceği allerjeninin varlığı allerji gelişimine, 8 üniteden fazlasının ise hastalığın aktivitesinin artmasına neden olduğu saptanmıştır.

HAMAMBÖCEĞİ ALLERJENLERİNDEN KORUNMA
Gıda kaynakları ortadan kaldırarak ve giriş noktaları kapatılarak ev içinde yayılmaları ve yuvalanmaları önlenmelidir.
Gıdalar kapalı dolaplarda saklanmalı, mutfak düzenli olarak temizlenmelidir.
Çöpler kapağı sıkıca kapanan çöp kutularında muhafaza edilmeli ve her gün dökülmelidir.
Eski gazeteler, kutular ve şişeler evden uzaklaştırılmalı, dolap ve çekmeceler düzenli olarak temizlenmelidir.
Ev içindeki çatlaklar ve diğer giriş noktaları kapatılmalıdır. Düzenli olarak ilaçlama ve ardından temizlik yapılarak hamamböceği kalıntıları uzaklaştırılmalıdır.
İlaçlama tüm binaya uygulanmalı, bu tür mücadele yetersiz kalıyorsa başka bir eve taşınılması düşünülmelidir.

KAYNAK



 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

GENEL KORUNMA ÖNERİLERİ


ÇEVREMİZİN ALLERJİK MADDELERDEN ARINDIRILMASI?

Ev tozu ev eşyası,mobilya ve kumaş elyafının eskimesi ile meydana gelen ince toz zerreleridir. Bunlar çeşitli organik ve inorganik maddelerdir ve sıklıkla hastalarda astma ve nezle gibi hastalıklara sebep olmaktadırlar.

Allerjik bir şahsın ev içinde ve dışında geçirdiği zamanlar karşılaştırıldığında zamanın ortalama %30 unda fazlasını yatak odasında geçirdiğinden sadece yatak odasının allerjenik tozlarını kontrol etmek bile çoğu zaman yeterli olmamaktadır.
Ev tozu içerisinde birçok allerjen bulunur. Bunlar içerisinde allerji bakımından en önemlisi Dermatophagoides adı verilen toz akarlarıdır. Mikroskopta örümcek biçiminde görülen bu ufak hayvancık rutubetli bölgelerde ev tozunda bol miktarda bulunur. Toz akarları daha çok sıcak ve rutubetli mevsimlerde çoğalırlar fakat allejik etkileri kışında görülür. Çünkü ev tozunda ölen akarların parçaları, ve dışkıları ev içinde bütün yıl boyunca bulunur.
 Hastalarımıza tavsiye ettiğimiz çevre koşullarını şöyle özetleyebiliriz:
 Hastanın yatak odası, 15 günde bir evden başka taşınılıyormuş gibi tamamen boşaltılır. Odaya yalnız hastanın günlük ihtiyacı olan eşya, elbise ve kitap sokulur.
 Su veya ıslak bezle odanın her tarafı silinir.
 Tahta ve madeni eşyalar aynı şekilde su ile silinir veya yıkanır.
 Yatak ve yastıklar toz geçirmeyen örtü ile kılıflanmalı. Yastık ve yorgan yıkanabilir suni elyaftan yapılmış olmalı ve ayda bir 60Cde çamaşır makinasında yıkanmalıdır.
 Çocukların yalnız platik veya ağaç gibi su ile temizlenebilen oyuncak ile oynaması temin edilir. İçi elyafla doldurulmuş eşyalar ve oyuncaklardan uzak tutulmalıdır.
 Evde kesinlikle sigara içilmemelidir.
 Evde kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar beslenmemeli.
Bu temizlik mutlaka hasta evde olmadığı zaman yapılmalıdır.

ALERJİDEN NASIL KORUNABİLİRİM?
 İlk baharda çiçeklerin tozlaşma döneminde mümkün olduğunca açık havaya çıkmayın.
 Polenlerin içeriye girmemesi için camlarınızı açmayın,mümkünse klima kullanın. Klima sadece evinizi serinletmekle kalmaz polen ve mantar sporlarınıda filitre eder .
 Evinizde çok fazla çiçek olmasın, bitkiler ve nem , mantar üremesi için uygun ortamlardır.
 Arabayla seyahat ederken camlarını açmayın
 Giysilerinizin açık havada kurutmayın üzerine polenler yapışır, mümkünse çamaşır kurutma makinesi kullanın
 Kuş tüyü yastık kullanmayın, yastık, çarşaf ve pikelerinizi haftada bir yıkayın . toz akarlarının ölmesi için yıkama suyunuzun sıcaklığı en az 54 derece olmalıdır
 Biblo, kitap gibi küçük eşyalarınızın toz tutmaması için kapaklı dolaplara koyunuz .
 Evde halı kullanmamaya çalışın, döşemelerin silinebilecek bir maddeden olmasına dikkat edin
 Halılarınızı emişi güçlü bir elektrik süpürgesi ile temizleyin.
 Evin içinde hayvan beslememeye çalışın. Beslediğiniz hayvanları özellikle yatak odasına sokmayın .
 Çocuklarınızın oyuncaklarınızın oyuncaklarını bir başka kutuda saklayın tüylü oyuncaklar yerine tahta ve plastik gibi toz tutmayan maddelerden yapılmış oyuncaklar alın
 Kabarık ve tüylü döşemelerden kaçının , toz tutmayan sentetik maddelerden yapılmış mobilyalar kullanmaya çalışın
 Gerekirse elktrostatik toz tutucu hava temizleme cihazları kullanın
 Pencere ve kapı pevrazlarında toz birikimi çok olduğu için buraları sık sık nemli bezle silin
 Alerjiniz olduğunu bildiğiniz yiyeceklerden sakının
 Arı kovanlarından uzak durun
 Tıbbi yardım alamayacağınız yerlere gitmeyiniz. (çadır , kamp v.s.)
 Dinlenmenize dikkat edin,stresli ortamlarda bulunmamaya çalışın
 Herhangi bir ilaç kullanmanız gerektiğinde alerjik olduğunuzu doktorunuza söyleyin.


ALLERJİ DİYETİ
1. Balık ve deniz mahsulleri.
2. Yumurta ve yumurtalı gıdalar.
3. Acı biber ve çeşitli baharatlar.
4. Kuruyemişler ve çikolata.
5. Domates, biber, salatalık, patlıcan ve bakla.
6. Salça ve turşular.
7. Renkli ve mayalı içkiler.
8. Armut, üzüm, portakal, mandalina, muz, çilek, bal gibi gıda yenmeyecek.
9. Balık ve deniz mahsulleri.
10. Yumurta ve yumurtalı gıdalar.
11. Acı biber ve çeşitli baharatlar.
12. Kuruyemişler ve çikolata.
13. Domates,biber,salatalık,patlıcan ve bakla.
14. Salça ve turşular.
15. Renkli ve mayalı içkiler.
16. Armut,üzüm,portakal,mandalina,muz,çilek,bal gibi gıda yenmeyecek

KAYNAK

ANAFİLAKSİ: TANIMLAMA ve BULGULAR

Anafilaksi (anafilaktik şok) allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Dakikalar içinde ortaya çıkar ve çok hızlı seyreder. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler.
Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir.
Anafilaksiyi daha iyi anlayabilmek için bir örnekle açıklayalım: Allerjim.com web sitesinde sunulmuş olan tüm allerjik hastalık bulgularını bir araya getirin...
Astımda görülen nefes darlığı, solunum sıkıntısı, boğulma hissi; allerjik rinitte görülen burun ve göz kaşıntısı, burun akıntısı, hapşırma nöbetleri; ürtikerde görülen vücutta kaşıntılı kabarıklıklar; anjioödemde görülen şişlikler; gıda allerjilerinde görülen karın ağrısı, bulantı, kusma; ve tüm bunlara ek olarak tansiyon düşüklüğü ve kalpte çarpıntı...
Anafilaktik reaksiyonun şiddetine bağlı olarak bu bulguların tamamı ya da birkaçı birlikte görülebilmektedir.

BAŞLANGIÇ BULGULARI
İç sıkıntısı ve ölüm korkusu
Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
Baş dönmesi ve bayılma hissi

CİLT BULGULARI
Ciltte karıncalanma,
Ürperme
Sıcak basması
Tüm vücutta kızarıklık
Ürtiker ve Anjioödem

MİDE-BARSAK SİSTEMİ BULGULARI
Bulantı-Kusma
Karın ağrısı,
Karın krampları
İshal

SOLUNUM YOLLARI BULGULARI
Burun akıntısı, Hapşırma
Ses kısıklığı, Boğazda dolgunluk ve boğulma hissi
Göğüste sıkışma hissi
Solunum yetmezliği
Vizing (hışıltı)

KALP VE DAMAR SİSTEMİ BULGULARI
Tansiyon düşüklüğü
Taşikardi (çarpıntı)
Kalp ritim bozuklukları

NÖROLOJİK BULGULAR
Baş dönmesi-Bayılma
Oryantasyon bozukluğu
Nöbet - Şuur kaybı - bayılma
İdrar veya gaita kaçırma

Anafilaksi çok hızlı seyredebilen bir klinik tablodur.
Ani olarak başlar ve dakikalar içinde şiddetlenir.
Bunu bir dinamit fitilinin yanmasına benzetebiliriz. Kısa sürede müdahale ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Yani dinamite ulaşmadan fitilin söndürülmesi gerekir.
Eğer vaktinde tedavi uygulanmaz ise şok tablosu ortaya çıkar ve hastanın hayatını tehdit eder bir durum ortaya çıkar.
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..


ANAFİLAKSİ: NEDENLER

Anafilaksi nasıl ortaya çıkar?
Anafilaksinin oluşma mekanizması, genel bilgiler sayflarımızda anlatılan allerjik hastalık mekanizmaları ile hemen hemen aynıdır. Yani allerjik reaksiyonlardan sorumlu birtakım hücrelerin (mast hücresi ve bazofil akyuvarlar), allerjik hastalık bulgularını oluşturan salgılarını (mediatör) bir şekilde salgılamaya başlaması ile ortaya çıkar.

Anafilaksi nedenleri
Bağışıklık sistemi normal şartlarda organizmayı hastalıklardan ve tümörlerden korumakla görevlidir. Yani kendinden olmayan herşeyi tanımak ve vücuda zarar vermesini önlemek üzere programlanmıştır. Ama bazen bağışıklık sistemi aşırı reaksiyon verir ve allerji ve anafilaksi gibi hastalıklara neden olur.
Anafilaksiye neden olduğu bilinen maddeler şunlardır:

Gıdalar
İlaçlar
Radyokontrast maddeler (ilaçlı film)
Arı venomları (zehiri)
Allerji aşıları
Aşılar ve anti-serumlar
Lateks (lastik) ürünleri
Kan ve kan ürünleri

Yalnız burada önemle vurgulanması gereken bir durum vardır:
Gıdalar anafilaksiye neden olur derken, her insanda ve her gıda ile olabileceği kasdedilmemektedir. İnsanların gıdalara karşı allerjisi olabilir. Bu toplumda %1-2 oranında gözlenen bir durumdur. Ama bazı kişilerde bu allerji çok şiddetlidir ve allerjisi olan gıdayı aldığında allerji bulguları çok şiddetli bir şekilde ortaya çıkar. İşte bu anafilaksidir.
Bir diğer örnek; herkes hayatında bir veya daha fazla kez arı tarafından sokulmuştur. Ama bu kişlerin çok az bir kısmında arı sokması anafilaksiye neden olmaktadır.
Bir örnek daha; ilaçlı film çekimlerinde kullanılan radyokontrast maddeler çoğu insan tarafından sorunsuzca tolere edilir ve allerji oluşmaz. Ama bazı insanlar radyokontrast maddelere aşırı reaksiyon verirler ve anafilaksi ortaya çıkar.

ANAFİLAKSİ: TEDAVİ ve KORUNMA

Anafilaksi nasıl tedavi edilir?
Esas olan anafilaksinin ortaya çıkmasını önlemektir. Ama bu çoğu kez mümkün olamaz.
Anafilaksi bulguları ortaya çıktıktan sonra ise süratle tedavi edilmesi gerekir. Bu tedavinin bir sağlık kurumunda ve doktor tarafından yapılması gerekir.
Ancak anafilaksinin ne zaman ve hangi ortamda ortaya çıkacağını önceden tahmin etmek mümkün değildir. Kuşkusuz kişilerin sürekli bir doktor ile birlikte gezmesi de mümkün değildir.

Peki ne yapmak gerekir? Durum çok mu umutsuz? Hayır!

Anafilaksiden korunma ve acil durumlarda kendi kendine tedavi
Korunma denince akıla gelmesi gereken şey, kişilerin daha önce şiddetli allerjilere neden olmuş maddelerden uzak kalmasıdır. Açıklayalım: Kişide
Arı allerjisi varsa, arı sokmasını önleyecek tedbirlerin alınması...
İlaç allerjisi varsa allerji yapan ve kimyasal yapısı benzer ilaçların kullanılmaması...
Gıda allerjisi varsa sorumlu gıdanın ve sorumlu gıdayı içermesi muhtemel gıdaların tüketilmemesi.
...
Allerjenden uzak kalma her zaman mümkün olmayabilir ve anafilaksi bulguları aniden ortaya çıkabilir. İşte bu durumlarda kullanılmak üzere bir takım acil tedavi kitleri hazırlanmıştır. Yurdumuzda bu tür kitler ticari olarak satılmamaktadır ama gerektiğinde allerji uzmanları tarafından hastalara bu tür kitler hazırlanabilmektedir.

Ayrıca acil tedavide en önemli ilaç olan adrenalin (epinefrin) otoenjektör adı verilen otomatik ilaç salıveren iğneli sistemler halinde satılmaktadır. Acil durumda hasta bu iğneyi kendi kendine uygulayabilmekte ve sağlık kurumuna yetişecek değerli zamanı kazanabilmektedir.
Ayrıca diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi, acil durumlarda doktor müdahelesini kolaylaştıracak tanıtım kartları taşınmalıdır. Bu kartlarda kişinin adı soyadı, allerjisi olan maddeler, acil durumda uygulanması gereken ilaç, ulaşılması gereken telefon numaraları vb bilgiler yazmalıdır. Yurt dışında bu amaçla geliştirilmiş kolye ve bilezik şeklinde acil durum tanıtım malzemleri vardır (medic-alert).

SONUÇ OLARAK
Hastalıklar insan yaşamının bir parçasıdır ve onlarla yaşamayı bilmek gerekir. Anafilaksi de bu durumlardan birisidir. Şiddeti ne olursa olsun anafilaktik bir reaksiyonla karşılaşmış olan kişinin mutlaka bir allerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Allerjist anafilaksinin nedenini ortaya koyacak gerekli test ve tetkikleri yaptıktan sonra, kişinin daha sonraki yaşamında benzer bir olayla karşılaşmaması için gerekli önlemleri anlatacak, eğer tekrarlarsa kişiye kendi kendine acil tedaviyi uygulamayı öğretecek, şüpheli durumlarda danışmanlık görevini yerine getirecektir.



ASTIM (Bronşiyal Astma): Astım nedir?

ASTIM HASTALIĞINIZ VARSA BUNDAN ÜZÜNTÜ DUYMAMALI, UMUTSUZLUĞA KAPILMAMALI VE UTANMAMALISINIZ. UNUTMAYINIZ Kİ DÜNYA ÜZERİNDE YÜZ MİLYONDAN FAZLA KİŞİ ASTMA İLE YAŞAMAKTADIR. DÜZENLİ TEDAVİ VE ÖNLEMLERLE, ASTMAYA BAĞLI YAKINMALARI ORTADAN KALDIRMAK,
TAMAMEN SAĞLIKLI VE NORMAL BİR YAŞAM SÜRDÜREBİLMEK MÜMKÜNDÜR.

"ASTIM, HAVAYOLLARININ (BRONŞLARIN) KRONİK (MÜZMİN) İNFLAMASYONU (YANGI, İLTİHAB) İLE SEYREDEN, NEFES DARLIĞI, HIŞIRTILI SOLUNUM VE ÖKSÜRÜKLE KARAKTERİZE BİR HASTALIKTIR." Astımın tarifi genel bu şekilde yapılır. Bu tanımlamanın ayrıntılarına gelince;

HAVAYOLU NEDİR?
Havayolu, yani bronşlar, akciğerler içinde bir ağacın dalları gibi yayılan ve solunan havayı akciğer dokusu içine dağıtmakla görevli kanallardır.
Havayollarının iç kısmını mukoza adı verilen ince bir örtü kaplar, bunun altında hücrelerden, kan damarlarından ve salgı bezlerinden oluşan submukoza tabakası yer alır. En dışta da hava yollarını bir kuşak gibi saran kas (adale) tabakası vardır. Havayolları uçlara doğru incelir ve alveoller adı verilen hava keseleri ile sonlanır.

ASTIM BELİRTİLERİ NASIL OLUŞUR?
Astım havayollarının hastalığıdır.
Astımda havayollarının mukoza ve submukoza tabakalarında inflamasyon (yangı) vardır.
Havayolları her türlü uyarana karşı (allerjenler, enfeksiyonlar, iyi ve kötü kokular, sigara dumanı v.b.) hassas hale gelir.
Uyaranlar havayollarını saran kasların kasılmasına, salgı bezlerinin aşırı salgı yapmasına ve sonuçta da havayollarının daralmasına neden olur. Bu olaylar sonucunda astımın klinik belirtileri ortaya çıkar.

ASTIM BELİRTİLERİ NELERDİR?
Astım nedeniyle daralmış olan havayollarından geçen hava miktarı azalacaktır. Yani akciğerlere yetersiz hava gidecek ve hasta NEFES DARLIĞI hissedecektir.
Daralmış havayollarından güçlükle geçen hava HIŞIRTIya (VİZİNG) ve HIRILTILI SOLUNUMa neden olacaktır.
Havayolları sadece kasların kasılmasıyla daralmaz. Aynı zamanda salgı bezlerinin de salgısı artmıştır ve bunlar da havayollarını tıkamaktadır. Bu da ÖKSÜRÜK ve BALGAM ÇIKARTMA şikayetlerine neden olacaktır.
Yandaki resimlerde, salgısı artmış ve daralmış bir havayolunun gerçek ve şematik görünümleri yeralmaktadır.

KAYNAK

ASTIM: Tanı (Teşhis)
Astım tanısı, hastanın tıbbi hikayesinin (şikayetlerinin seyri) değerlendirilmesi, muayene bulgularının yorumlanması, bazı laboratuvar tetkiklerinin ve solunum fonksiyon testlerinin uygulanması ile konur.

ŞİKAYETLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Öksürük: Öksürük bazen astımın tek belirtisi olabilir. Astımda öksürük genellikle kuru (balgamsız), ataklar halinde tekrarlayan ve enfeksiyon tedavilerine dirençlidir. Sıklıkla gece sabaha karşı ya da efor sonrasında ortaya çıkar. Bazen aşırı gülme, üzüntü gibi duygusal durumlarla, iyi ve kötü kokular gibi tahriş edici etkenlerle de öksürük ve diğer astım belirtileri ortaya çıkabilir.
Hırıltılı solunum ve hışıltı (vizing): Astımda diğer bir önemli şikayettir. Hasta nefes alır ama aynı kolaylıkla nefesini veremez. Daralmış havayollarından geçen hava hırıltıya ya da ıslık benzeri bir ses (vizing) neden olur. Ancak her hırıltı ve hışıltı astım olarak yorumlanmamalıdır. Solunum yolu enfeksiyonlarında da benzer bulgular olabilir, ama astımda bu bulgular inatçı ve tekrarlayıcıdır.
Nefes Darlığı: Bronş kaslarının kasılması ve bronş içi salgıların artması ile hava yolları daralmış olduğundan hasta nefes alıp vermekte zorlanır. Özellikle nefes vermek uzamış ve zorlaşmıştır.

MUAYENE BULGULARININ YORUMLANMASI
Astım ataklar halinde seyreden bir hastalıktır. Şikayetler yokken muayene bulguları tamamen normal olabilir. Şikayetlerin aktif olduğu dönemlerde doktorun değerlendirebileceği muayene bulguları ortaya çıkar. Ayrıca, atopik egzama (dermatit)ve rinit (nezle) gibi astımla birlikte olabilen hastalıklara ait muayene bulguları da olabilir.

LABORATUVAR TETKİKLERİ ve SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ

Astım hastalığının tanısını doğrudan koyabilecek BİR KAN TETKİKİ YOKTUR. Ancak bazı kan tetkikleri astımla karışabilen diğer hastalıkların ayırt edilebilmesi için yapılmalıdır.
Astım tanısında asıl değerli olan solunum fonksiyon testleridir. Bu testler spirometre denilen bir cihazla ya da daha basit fakat yine de değerli veriler sağlayan PEFmetre ile uygulanır.
Allerji testlerinin astım tanısında doğrudan değeri olmamakla birlikte, astımın nedeni belirlemek ve tedaviyi yönlendirmek açısından yapılması gereklidir.

KAYNAK

 
..SATIRCAN..
Forum Kalfası
arkadaşlar bu arada astım için, kilosu 600 lira ama sakız adasından doğal sakızı, hakiki zeytinyağının içinde eritip, her akşam o yakıcı tadı, 1 çorba kaşığı olarak boğazlarınızda hissederseniz, 3 aya kalmaz düzelir. benim galiba ömür boyu geçti(inşallah). :D
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

ATOPİK DERMATİT: Genel Bilgiler

Atopik dermatit nedir?

Atopik dermatit, derinin inflmasyonu (yangısı) anlamına gelir. Genellike atopik egzama ya da allerjik egzama olarak adlandırılır.
Atopik kelimesi, hastaların önemli bir kısmında allerji öyküsü olması nedeniyle kullanılmaktadır.
Atopik dermatitli hastalarda allerjik rinit ya da astım gibi diğer allerjik bir hastalık ta bulunabilir.
Ayrıca bu hastalarda, allerjik rinit veya astım ortaya çıkma riski normal populasyona göre daha yüksektir.

Atopik dermatit kimlerde ortaya çıkar?

Atopik dermatit çocuklarda yaklaşık %15 ,erişkin hastalarda %3 oranında görülen bir hastalıktır.
Atopik dermatit hastalarının çoğunda şikayetler 5 yaşından önce ortaya çıkmaktadır. Hasaların yaklaşık 2/3 ünde çocuk büyüdükçe (ergenlik dönemine doğru) şikayetler kendiliğinden kaybolmaktadır. Ancak hangi hastalarda bu durumun gerçekleşebileceğini önceden tahmin ya da tespit edebilmek mümkün değildir.

Atopik dermatitin nedeni nedir?

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yani ırsi faktörler rol oynar. Anne ya da babasından birinde atopik dermatit çocuklarda ortaya çıkma riski daha yüksektir (%60).
Son yıllarda diğer allerjik hastalıklarda olduğu gibi atopik dermatit görülme sıklığı da artmıştır. İklim değişiklikleri, hava kirliliği, allerjenler, diyetle ilişkili faktörler, enfeksiyonlar ve hayatın ilk yıllarında maruz kalınan diğer faktörler allerjik hastalıkların artışı ile ilişkilidir.

Atopik dermatit belirti ve bulguları nelerdir?

Deri kurudur. Deride belli bölgeler kızarık, kaşıntılı ve yangılıdır. Belirtiler genellikle dirsek çukuru, diz arkası, el bileğinin iç kısmı, ayak üzeri, kulak kenarları, boyun ve göz çevresinde görülür. Ancak atopik dermatitin etkilediği vücut bölgeleri yaşa göre değişebilmektedir. (bakınız: fotoğraflarla atopik dermatit bulguları)
Etkilenen deri bölgeleri KAŞINTILIDIR. Kaşınan bölgelerde deri zamanla kalınlaşır ve üzerinde pulcuklar oluşur.
Bazen kaşıntılı deri bölgeleri üzerinde kabarcıklar ve iltihablanmalar (enfeksiyon) görülebilir.
Atopik dermatit şikayetleri zaman zaman şiddetlenebilir, bazen de kendiliğinden gerileyebilir.


KAYNAK



ATOPİK DERMATİT: Tedavi

Atopik dermatit tedavisinde 3 temel prensip vardır:
İlaçlar tedavisi hekimler tarafından reçete edilmekte ve ilaçların kullanım şekilleri genellikle tarif edilmektedir.
Ancak, en az ilaç tedavileri kadar, hatta daha da önemli olan “hastalığı şiddetlendiren faktörlerin kontrolü” ve “cilt bakımı” konusu ise genellikle eksik kalmaktadır.


KAYNAK

 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..


ATOPİK DERMATİT: Hastalığı şiddetlendiren faktörlerin kontrolü

Sabun ve deterjanlar
Sabun ve deterjanlar derinin “doğal yağlılığını” ortadan kaldırır. Derinin kurumasına, kaşıntının artmasına ve uyaranlara karşı hassas hale gelmesine neden olur. Bu nedenle banyo yaparken alkalen (bazik) sabunlar kullanılmamalıdır (piyasadaki klasik sabunların hemen tamamı alkalen özelliktedir). Ayrıca parfüm veya boya maddesi içeren sabunlar da kullanılmamalıdır.
Ev işleri sırasında deterjan ve benzeri maddeler kullanılırken, iç yüzeyi pamuklu özel iş eldivenleri kullanılmalıdır.
Çamaşırlar ve giysilerin yıkanması sırasına güçlü deterjanlar ve yumuşatıcılar kullanılmamalıdır. Aynı şey yatak takımları için de geçerlidir. Çamaşır yıkama için renk ve koku katkıları içermeyen hafif deterjanlar (sabun tozu gibi) kullanılmalı, durulama işlemi 2 ya da 3 kez tekrarlanarak kimyasal artıklar tamamen uzaklaştırılmalıdır.

Parfüm ve kozmetikler
Parfüm, saç spreyi, makyaj malzemeleri, kolonya, traş losyonu, traş köpüğü ve benzeri maddeler atopik dermatitli deride tahrişe neden olmaktadır. Bu tür maddelerin kullanılmamalıdır.
Antibakteriyel deodorantlar da tercih edilmemelidir.

Giysiler
Yünlü veya tüylü giysiler atopik dermatitli hastalarda kaşıntıyı artırır.
Pamuklu, bedeni sıkmayan ve rahat giysiler tercih edilmelidir (cilt bakımı bölümünde bu konuya tekrar değinilecek).

Isı ve terleme
Aşırı sıcak ve aşırı soğuk hava şikayetleri başlatır. Bu tür ortamlardan kaçınılmalıdır.
Terleme de önlenmelidir. İklime göre giysi seçimi, oda sıcaklığı, yatarken hafif gece giysileri giyme, kalın yatak takımları kullanmama vs. gibi önlemler alınmalıdır.

Stres, kaşıma alışkanlığı, “kaşıntı-kaşıma” kısır döngüsü
Stres doğrudan atopik dermatite neden olan bir faktör değildir. Ama çoğu kez semptomların kötüleşmesine neden olmaktadır. Hastalar stres durumlarında genellikle lezyon bölgelerini kaşıma ihtiyacı hissederler. Kaşıma eylemi kaşıntıyı artırır, hasta daha çok kaşımaya başlar. Bu kısır döngü böylece devam eder...
Bu kısır döngü belli noktalarda kırılabilir. Bunlardan bir tanesi kuşkusuz kaşıntı giderici ilaçlardır. Ama burada asıl vurgulanması istenen konu hasta ve hasta sahiplerine düşen görevler uygulamalardır; tırnaklar kısa kesilmeli ve kaşıma eylemi ile deriye verilen zarar en aza indirilmeye çalışılmalıdır.
Gece uykuda kaşımayı önlemek için (özellikle çocuklarda) yatarken pamuklu eldivenler giyilebilir.
Stres giderici egzersizler ya da hobiler de denenebilir.
Unutulmaması gereken kaşınma eylemi ne kadar iyi kontrol edilebilirse, atopik dermatit bulgularını da o kadar fazla düzeleceğidir.

Gıdalar
Gıdalar atopik dermatitli çocukların yaklaşık %10 ‘unda hastalık belirtilerini kötüleştiren bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Şikayetleri artıran gıdaların başında inek sütü, yumurta, soya, buğday, domates, balık ve fıstık-fıstık gibi çerezler gelmektedir.
Peki bir gıdanın şikayetleri artırdığına nasıl karar verilebilir?
Burada en önemli nokta gıda-şikayet ilişkisinin gözlenmesidir. Erken tip duyarlılıkta genellikle sorumlu gıdanın alınmasını takiben 1-2 saat içinde şikayetler (özellikle kaşıntı) artmaya başlar. Hastalarda kaşıntı dışında gıda allerjilerinin diğer bulguları da, yani ürtiker, anjioödem, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, nefes darlığı, hırıltı, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı ve burun akıntısı görülebilir.
Bazen hastalarda geç tip gıda duyarlılığı vardır. Bu durumda gıda alındıktan 6-24 saat sonra atopik dermatit şikayetleri artmaya başlar.
Gıda ya da gıdaların atopik dermatit şikayetlerini artırdığı düşünülüyorsa, öncelikle gıda günlüğü tutulması yöntemi denenir. Hasta en az 2 hafta (ideali 4-6 hafta) süreyle yediği ve içtiği her gıdayı saatleriyle birlikte kaydeder. Aynı zamanda şikayetlerinin arttığı ya da şiddetlendiği zamanları da günlüğe kaydeder. Daha sonra hekim yardımı ile gıda ve şikayet günlükleri karşılaştırılarak şüpheli gıdalar belirlenmeye çalışılır.
Şüphelenilen gıda ile atopik dermatit arasındaki ilişkiyi doğrulamak için ise “uzak kalma-maruz bırakma” testi uygulanır. Bu uygulama mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır. Öncelikle şüpheli gıda 2-6 hafta süreyle tamamen diyetten çıkartılır. Atopik dermatit bulguları düzelme yönünde ise, hekim bilgisi ve kontrolü ile bu gıda diyete eklenir. Şikayetlerin kötüleşmesi, o gıdanın sorumlu olduğunu ortaya koyacaktır.

Ayrıca, allerji testi uygulamak için şartlar uygun ise, gıdalarla (ve solunum allerjenleriyle) allerji testleri uygulanır.

Çok çok önemli iki hatırlatma:
1. Gıdalar ile ilgili her türlü tanı ve diyetten çıkarma işlemi mutlaka bir hekim veya diyet uzmanı kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Çünkü, özellikle çocuk hastalarda büyüme ve gelişme için temel gereksinimler ihmal edilmemesi gereklidir. Diyetten herhangi bir gıda çıkartılırsa, onun besin değerinin yerini tutacak başka bir gıda diyete eklenmelidir.
2. Allerjik gıdanın diyetten çıkartılması atopik dermatitin tamamen ortadan kalkmasını sağlamayacaktır. Çünkü temel neden gıda allerjisi değildir. Gıda allerjisi şikayetleri kötüleştiren önemli bir faktördür. Bu faktörün elimine edilmesi, şikayetlerin belli oranda kontrol altına alınmasını sağlayacaktır.

Ev tozu akarları ve ev hayvanları
Ev tozu akarı allerjisi olan hastalarda, akarlara maruziyetin azaltılması hastalık bulgularının ve hastanın şikayetlerinin azalmasını sağlayacaktır.

KAYNAK

ATOPİK DERMATİT: Cilt bakımı

Giysiler
Yeni alınmış olan giysiler giyilmeden önce yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır.
Tüylü, yünlü, polyester ve dar ya da vücudu saran elastik maddelerden yapılmış giysiler giyilmemelidir.
Dikişleri deriyi tahriş edecek şekilde belirgin olan ya da dantel gibi sert kısımları olan giysiler de kullanılmamalıdır. Ayrıca iç çamaşırların etiketleri de sökülmelidir (ense bölgesinde tahrişe neden olur).
Pamuklu dokumalar ve bol giysiler tercih edilmelidir.

Banyo
Yatmadan hemen önce banyo yapılmamalıdır. Çünkü banyo sonrasında derinin ısısı artar ve bu şekilde yatağa girmek kaşıntının artmasına neden olur.
Bazı hastalarda banyo yapmak şikayetleri hafifletirken, bazılarında ise şikayetlerin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle banyo sıklığı hastaya özel olarak ayarlanmalıdır.
Suyun sıcaklığı çok önemlidir. Sıcak su derinin kurumasına, kaşıntının artmasına ve dış etkenlere karşı duyarlı hale gelmesine neden olur. Bu nedenle banyo suyu ılık ya da üşümeyecek kadar serin olmalıdır.
Küvet içinde yıkanmak, duş almaktan daha uygundur.
Banyo yaparken alkali (bazik) sabunlar kullanılmamalıdır (piyasadaki klasik sabunların hemen tamamı alkali özelliktedir). Ayrıca parfüm veya boya maddesi içeren sabunlar da kullanılmamalıdır.
Banyo yaparken kese ve lif gibi deriyi tahriş eden malzemeler kesinlikle kullanılmamalıdır.
Banyodan sonra kurulanırken de vücut ovalanmadan ve tahriş edilmeden kurulanmalıdır.

Yağlandırıcı ve nemlendiriciler
Atopik dermatitte cilt kurudur. Cildin nemliliğini ve elastikiyetini sağlamak için yağlı kremler ve nemlendiriciler kullanılmalıdır. Merhem şeklinde preparatlar kalınlaşmış cilt bölgeleri için uygun bir seçimdir.
Cilt bakımı günde 2-4 kez yapılmalıdır. Özellikle yatmadan önce, egzersiz sonrasında ve banyo sonrasında uygulanmalıdır.
Nemlendiriciler banyodan hemen sonra, cilt henüz hafif ıslak iken uygulanmalıdır. Böylece cilt üzerindeki su taneciklerinin cilde “hapsedilmesi” sağlanır (banyo yapmadan uygulanan nemlendirici kremler, banyo sonrası kadar etkili olmamaktadır).
İçinde “lanolin” ve “paraben” olmayan nemlendirici ya da yağlı kremler seçilmesine dikkat edilmelidir.

Kaşıma
Kaşıma, kaşıntının artmasına neden olmaktadır.
Kaşıntıyı gidermek için serin kompresler uygulanabilir.
Tırnaklar kısa kesilmeli, özellikle çocuklara pamuklu eldivenler giydirilmelidir.

Güneş
Güneş ışınları (UV) bazı hastalarda faydalı olabilmektedir. Ancak güneş yanıkları atopik dermatitli hastalar için çok zararlıdır.
Ayrıca vücut ısısı artışı ve terleme de şikayetleri artırmaktadır.
Güneş ışınlarından korunmada kullanılacak güneş yağları kullanılmadan önce küçük bir vücut bölgesinde denenmeli, doğrudan tüm vücuda sürülmemelidir.

Yüzme

Yüzme genellikle faydalıdır.
Klorlanmış havuzlarda yüzdükten sonra hemen duş alınmalıdır.

KAYNAK



 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

Allerjik rinit

Allerjik rinit (saman nezlesi), toplumda sık görülen allerjik hastalıkların en önemlilerinden biridir. Özellikle allerjik olan anne ve/veya babaların çocuklarında görülme sıklığı daha fazla olan bu hastalık; endüstriyel gelişmiş ülkelerde, çevre kirliliği gibi faktörlerin artması ile giderek artmaktadır. Hastalığın başlama yaşı genellikle küçük yaşlarda olmakla birlikte, ileri yaşlarda da başlayabilir. Hastalık genllikle allerjik konjonktivit (göz nezlesi), allerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterebilir.

Allerjik rinit hayatı tehdit etme özelliği olmayan ancak hastanın konforunu belirgin şekilde bozan bir hastalıktır. Bu hastalıkta özellikle hastalar belirli bir allerjen ya da allerjenlerle karşılaştığı zaman şikayetler ortaya çıkar. Hastanın şikayetlerinin orrtaya çıkabilmesi için hastanın en azından sorumlu allerjenle daha önceden bir kez karşılaşmış ve ona duyarlı hale gelmiş olması gereklidir.

Allerjik rinit genel anlamda 3 ayrı kategoride incelenebilir:


1. Yıl boyu süren allerjik rinit,
2. Mevsimsel allerjik rinit,
3. Yıl boyu süren ancak, mevsimsel artışlar gösteren allerjik rinit.


Bu hastalıklarda allerjiyi ortaya çıkaran allerjenler hastalığın görülme zamanını belirler. Örneğin yıl boyu allerjik rinit genel anlamda mite (ev tozu akarı)’ lara bağlıdır; mevsimsel allerjik rinit ise genel anlamda polen (ağaç, ot, yabani ot, hububat poleni)’ lere bağlıdır. Yıl boyu süren mevsimsel artışlı allerjik rinitlerde ise sorumlu allerjen hem mite’lar hem de polenlerdir. Yıl boyu allerjik rinit bazen ev içerisinde yaşayan hayvanlara (kedi, köpek, kuş gibi), bazen yıl boyu polenizasyon yapan bitki polenlerine (parietaria= yağışkan duvar otu), bezan de hamam böceği çıkartılarına bağlı olabilr.

Allerjik rinitte bulguların ortaya çıkabilmesi için allerjenle kontağın olması gerekir demiştik; bu anlamda özellikle ev tozu akarı ile her zaman karşılaşmak mümkündür. Özellikle ev içi ortamda geçirilen akşam ve gece uyku saatleri allerjenle en çok kontakt edilen saatlerdir. Böyle olunca hastalara özellikle sabahları uykudan kalktıklarında allerjik rinit bulguları gösterirler. Oysa polen allerjisi olan hastalar o bitkinin polenizasyon yaptığı mevsimde bulgu verirler.



Bulgular:

Allerjik rinitli hastalarda allerjenle karşılaştıktan sonra dakikalar içerisinde hapşurma, burunda kaşınma, burun akması ve/veya burun tıkanıklığı olur. Bu kişilerde devamlı bir burun çekme, burun kaşıma nedeni ile özel mimikler gelişir (şekil-1). Yine bu kişiler çocukluklarından beri burunlarını avuç içleri ile yukarı doğru sildiklerinden dolayı bu harekete allerji selamı, burun üstünde oluşan yatay çizgiye de allerji çizgisi denilir (şekil-2). Hastalarda özel bir yüz görünümü dahi oluşabilir (şekil-3). Bu hastalarda genelde allerjik konjonktivit (göz nezlesi) te eşlik ettiği için gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da görülebilir. Yine bu hastalarda eğer allerjik sinüzit varsa, geniz akması, baş ağrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir. Astımın da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltlı solunum, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir. Özellikle allerjik rinitli hastalarda antiallerjik (antihistaminik) ilaç aldıktan sonra bulgularda belirgin gerileme olur.

Hastalığın tanısı:


Allerjik rinitli hastalar uzun süre grip zannedilip yanlış tedaviler uygulanabilir. Eğer ailesinde allerjik hastalık hikayesi olan bir kişi ise allerjik rinit, hasta ve hekimin aklına daha erkenden gelir. Hastalarda allerjik rinit düşündükten sonra, öncelikle burun içi mukoza muayenesi yapılır. Burun içi mukozası ödemli, şiş ve soluktur. Bu özelliği ile gripten ayrılır. Bu hastaların kan testlerinde total IgE yüksektir. Ayrıca kanlarındaki eozinofil sayısı artmıştır. Yine kan testinde allerjene spesifik IgE saptanabilir (RAST gibi metodlarla). Bu hastalarda tanıyı desteklemek ve sorumlu allerjeni saptamak için için cilt testleri uygulanır. Cilt testleri içerisinde özgüllüğü ve duyarlılığı en yüksek olan test ön kol iç yüzüne ya da sırta uygulanabilen prick (delme) testtidir (şekil-4). Bu testte genellikle ön kol iç yüzüne bir damla allerjen eksteresi damlatılır ve üzerinden deride ince bir iğne ucu ya da özel prick test ucu ile küçük bir delik açılır. Delik derinin sadece üst tabakasını kapsar. 15 dakika sonra ciltte oluşan kızarıklık ve kabarıklık ölçülür ve kayıt edilir. Test yaparken pozitif ve negatif kontrol mutlaka uygunlamalıdır. Pozitif kontrol olarak histamin, negatif kontrol olarak serum fizyolojik kullanılır. Pozitif kontrol optimum bir değerlendirme için mutlaka en az 3 mm kabarıklık göstermelidir. Diğer test sonuçları bu değere göre değerlendirilir. Negatif kontrol de mutlaka negatif sonuç vermelidir.

Prick cilt testinin negatif bulunduğu ama ısrarla allerji düşünülen vakalarda ise cilt içine bir miktar allerjenestersi verilerek yapılan intra dermal test pozitif sonuç verebilir. Fakat bu test hem prtik değil, hem de bazen sistemik allerjik reaksiyonlara yol açabileceği ve aynı zamanda özgüllüğünün yeterli olmaması nedeni ile çok seçilen bir test değildir.

Kesin tanı için ise özellikle araştırma amaçlı çalışmalarda burun basıncını ölçen aletler yardımı ile burun içine allerjen sıktıktan 15 dakika sonra burun basıncı tekrar ölçülür (nazal provakasyon testi). Burun içi basınçta belirli oranda bir artış varsa pozitif olarak kabul edilir.

Hastalığın tedavisi:

Allerjik rinit için öncelikle, hastanın mutlaka allerjenle kontağını bitirmesi veya bunu minumum düzeye indirmesi gereklidir (korunma yöntemlerini web sayfamızda bulabilirsiniz). Bunun dışında ilaç olarak öncelikle burun içine uygulanacak veya ağızdan uygulanacak antihistaminiklerden fayda sağlanmaya çalışılır. Hastaların önemli bir kısmında bu ilaçlardan fayda elde edilir. Hekimin uygun gördüğü durumlarda burun içine uygulanan kortizonlu spreylerden de belirgin yarar sağlanır. Bu tür kortizon preparatlarının yan etkisi yok denecek kadar azdır.

İlaçlardan fayda görmeyen, yeteri derecede fayda sağlanamayan hastalarda allerjen immünoterapi (aşı) tedavisi Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün onayladığı bir tedavidir. Etkinliği kesin kanıtlanmış olan bu tedavi yönteminde bu günkü standartlarda yüksek kalitede allerjenler kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki bu tedavi yaklaşık % 85 dolayında fayda sağlıyor. Ancak bu tedavinin özellikle doz artımı döneminde daha da iyisi tedavi boyunca bir allerjist tarafından yapılması ve takip edilmesi uygun olur. Tedavi hastanın verdiği klinik ve laboratuvar sonuçlarına göre 3 veya 5 yıl kadar sürer. Öncelikle birkaç ay süren ve aşının her hafta yapıldığı bir doz artımı rejimi uygulanır. Bu program sonucunda optimum doza (sabit doza) ulaşılınca aşılar önce 15 günde bir daha sonra ayda bir uygulanmaya başlanır. Tedavi süresince yılda bir kez cilt testlerini tekrarlamak hastanın takibi açısından uygun olur. Uygulanan bu allerjen immünoterapi programının allerjik astımdan korumada da belirgin şekilde etkin olduğu kanıtlanmıştır.

KAYNAK


Allerjik Rinitlere Eşlik Eden Hastalıklar

Allerjik konjunktivit
Gözün ön kısmını ve göz kapaklarının iç kısmını örten zar tabakasının allerjisidir. Gözlerde kızarıklık, yanma, batma, şişlik ve gözyaşı salgısının artması gibi şikayetlere neden olur. Mevsimsel allerjik rinitlerle birlikte sık görülmekle birlikte, diğer rinit türlerinde de konjunktivit olabilir.

Sinüzit
Yüz kemikleri arasında bulunan ve sinüs adı verilen boşlukların iltihabıdır. Sinüs duvarlarında ve kanallarında allerjiye bağlı olarak oluşan ödem ve daralmalar sinüzit gelişimine neden olmaktadır. Tekrarlayan sinüzitlerde neden olarak allerjinin araştırılması gereklidir.

Orta kulak iltihabı
Orta kulak boşluğu ve geniz arasında östaki borusu adı verilen kanalın, allerjiye bağlı ödem nedeniyle tıkanması, orta kulakta sıvı birikimine ve iltihablanmalara neden olur. Özellikle okul çağı çocuklarda önemli bir problemdir. Çünkü allerjiye bağlı işitme azalmaları çocuğun okul performansını belirgin olarak etkilemektedir.

Nazal polip
Hem allerjik hem de allerjik olmayan rinitlerle birlikte olabilen bir hastalıktır. Burun ve sinüslerin içini döşeyen mukozadan büyüyen, üzüm benzeri yumuşak doku kitleleridir. Cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra bile tekrarlama riski yüksektir. Polip olan hastalarda allerji varlığı araştırılmalıdır.

Astım
Allerjik rinit hastalarının yaklaşık yarısında allerjik astım şikayetleri de vardır. Hatta astım şikayetleri çok belirgin olmasa bile, hastaların önemli bir kısmında akciğer hava yollarında, allerjenlere ve irritan maddelere karşı aşırı cevaplılık vardır.
Allerjik rinitin etkili bir şekilde tedavi edilmesi, akciğer şikayetlerinin ortaya çıkmasını ve bir görüşe göre de astım gelişmesini önlemektedir. Bu nedenle allerjik riniti olan hastalar astım yönüyle ayrıntılı olarak araştırılmalıdır.

KAYNAK
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

Allerjik Rinitlerde Tedavi Prensipleri

1. ALLERJENLERDEN KORUNMA
Tedavinin en önemli basamağıdır.
Hastaları ev içi allerjenlerden korumak büyük oranda mümkündür .
Polen allerjilerinde ise korunma zordur. Ama yine de alınabilecek bazı önlemler vardır:
Polenlerin en yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalı,
Evin havalandırılması öğleden sonra yapılmalıdır.
Dış ortamdan kapalı ortama girince, burun içi ve gözler su ile yıkanmalıdır.
Mümkünse seyahat ederken araba pencereleri kapalı tutulmalıdır.
Ayrıca polen filtreleri de fayda sağlamaktadır.

2. İLAÇ TEDAVİSİ
Şikayet giderici ilaçlar: Burun akıntısı, hapşırma, kaşıntı ve burun tıkanıklığının geçici süreyle ortadan kalkmasını sağlarlar.
Tedavi edici ilaçlar: Burundaki allerjik reaksiyonu tedavi ederler.

3. AŞI TEDAVİSİ (İmmünoterapi):
Hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak, immunoterapi yani allerji aşısı, şikayetleri başlatan en önemli faktörler olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltılabilir.
Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için, allerji testlerinin uygulanması, aşı kararının verilmesi, planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi ALLERJİ UZMANLARI tarafından yapılmalıdır.

KAYNAK

ŞI TEDAVİSİ (İmmunoterapi)
Allerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan hastalıklardır. Bilinen hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak, immunoterapi allerjik şikayetleri başlatan en önemli etken olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltabilir.
Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için, allerji testlerinin uygulanması, aşı kararının verilmesi, planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

İmmunoterapi nedir ?

Allerjik rinit ve arı allerjisi olanlarda (bazen durumu uygun olan hafif astımlı hastalarda), hastanın duyarlı olduğu allerjenlerin gittikçe artan dozlarda enjekte edilmesidir. Amaç, hastanın allerjik olduğu maddelere karşı duyarlılığını azaltmak ve allerjik şikayetleri önlemektir.

İmmunoterapi kimlere uygulanır ?
İlaç tedavilerinden yeterli oranda fayda görmeyen, şikayetleri yılboyu devam eden, ilaçları çeşitli nedenlerle kullanamayan ya da ilaca bağlı yan etkilerin gözlendiği ve aşı uygulanmasına engel bir başka sağlık sorunu olmayan hastalara uygulanır.

İmmunoterapi nasıl etki eder ?
İmmunoterapide kullanılan aşılar hastanın bağışıklık sistemine, duyarlı olduğu allerjenlere karşı "allerjik yanıt vermemelerini" öğretir.

İmmunoterapinin yan etkileri var mıdır ?
Enjeksiyonlardan hemen sonra bazen allerjik reaksiyonlar görülebilir. En sık gözlenen enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik oluşmasıdır.
Çok daha nadir olarak ta vücutta kızarıklık ve şişlik, nefes darlığı, öksürük gibi bulguların ortaya çıktığı şiddetli reaksiyonlar görülebilir. Bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içinde geliştiğinden, hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi gereklidir. Bu reaksiyonlar ivedi olarak tedavi edilir ve ortadan kaldırılır.
İmmunoterapinin bilinen başka bir yan etkisi yoktur.

Gebelikte immunoterapi uygulanır mı?
Gebelik sırasında yeni bir immunoterapi programına başlanmaz.
İmmunoterapi enjeksiyonları devam ederken hamilelik gelişen hastalarda ise, sorunsuz süren bir immunoterapi programına doz artırımı yapmadan devam edilebilir. İmmunoterapiye bağlı bebekte anormallik gelişmesi diye bir durum sözkonusu değildir.
ANCAK, bu konuda çoğu merkezin genel yaklaşımı (gelişebilecek bir sistemik reaksiyon ve onun tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar vs gibi durumlar gözönüne alınarak) gebelikte immunoterapinin kesilmesi gibi emniyetli bir yolun seçilmesidir.

İmmünoterapide hastaların uyması gereken kurallar nelerdir?
Aşıların faydalı etkileri en erken 6 -12 ay içinde ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine de devam etmeleri gereklidir.
Hastalar enjeksiyon için geldiğinde; bir önceki enjeksiyon sonrasındaki saatlerde sorun olup olmadığını, halen herhangi bir şikayetleri olup olmadığını doktorlarına ifade etmelidirler.
Enjeksiyondan sonraki ilk saatlerde aşırı fiziksel aktivite ve sıcak banyo yapılmamalıdır.
Herhangi bir nedenle başka bir hekim tarafından başlanmış olan "allerji dışı" ilaçlar hekime bildirilmelidir.
Enjeksiyondan sonra en az 30 dakika süre ile enjeksiyon yapılan merkezden ayrılmamalıdır.

Enjeksiyonlar nerede uygulanmalıdır?
İmmunoterapi enjeksiyonları mutlaka bu konuda ihtisas sahibi olan hekimler, yani ALLERJİ uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan Klinik İmmünoloji uzmanları kontrolünde ve reaksiyon geliştiğinde acil tedavilerin uygulanabileceği merkezlerde, deneyimli sağlık personelince yapılmalıdır. Aşılar kesinlikle evde ya da iş yerinde yapılmamalıdır. Bu çok hatalı bir davranıştır.

Aşıların içinde ne var?
Aşıların içinde, hastanın allerjik olduğu allerjenler (polenler veya ev tozu akarları gibi) vardır.
Bu durum ancak deri testleriyle tespit edilebilir !
Aşılar özel tekniklerle ve steril şartlarda hazırlanmaktadır.
Günümüzde genellikle Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ve ruhsatlandırılmış aşılar kullanılmaktadır.

İmmünoterapi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilecek mi?

İmmunoterapiye başlar başlamaz allerjik şikayetlerin kaybolmasını beklemek doğru değildir. Çünkü bu tedavinin faydalı etkileri en erken 6 ay-1 yıl içinde ortaya çıkmaya başlar.
Bu nedenle özellikle ilk aylarda hastaların allerjilerine yönelik ilaç tedavilerine devam etmeleri gereklidir.
Aşı tedavisine başlandı diye ilaçları birden kesmek, allerji şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olacaktır.
Allerji ilaçlarına ne kadar süreyle ve hangi dozlarda devam edileceği size bildirilecektir.

İmmunoterapiden ne oranda fayda göreceğim tedavi öncesinden belli midir ?
Bu değişik faktörlerin bir arada bulunmasına bağlıdır. Deneyimli bir Allerji Uzmanı, tedaviye başlamadan önce bu faktörleri ayrıntılı olarak değerlendirir ve daha sonra aşı kararını verir.
Allerji testi ile allerjik olduğu tespit edilen herkese aşı başlamak modern allerji bilimine uygun değildir. Ancak ne yazık ki deneyimsiz ellerde bu tür uygulamalar sıklıkla gerçekleşmektedir.

İmmunoterapinin etkili olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?
Aşı tedavisinin faydalı olup olmadığına, belli aralıklarla hastanın allerjik şikayetleri derecelendirilerek, aşı öncesi dereceler ile karşılaştırılmasıyla karar verilir. Bunun dışında bilinen daha faydalı bir yöntem yoktur.
Belli aralıklarda allerji deri testleri veya kan tetkiklerinin tekrar yapılması SADECE arı allerjisi için yapılan immunoterapilerde faydalıdır.

İmmunoterapi ne kadar süreyle uygulanır ?
Aşılar ortalama 4 yıl süreyle uygulanır. Bu her hasta için standart değildir. Gerekirse daha uzun süreler uygulanabilir. Bunun herhangi bir zararı yoktur.
ANCAK, bir hasta ortalama 18 ay süreyle aşılardan hiç fayda görmemiş ise, o tedaviye devam edilmesi uygun değildir.

İmmunoterapi enjeksiyonları hangi aralıklarla yapılır ?
Tedavinin başlangıcında haftada bir kez uygulanır. Belli bir doza gelindiğinde (idame dozu) bu süre uzar, onbeşgünde bir, ayda bir gibi aralıklara sırasıyla geçilir.

SIKLIKLA SORULAN DİĞER BAZI SORULAR VE CEVAPLARI:
İmmunoterapi hakkında bazı hastaların ve hekimlerin yanlış düşünce ve bilgileri vardır. Sık karşılaştığımız bu “endişeli” sorulara birkaç örnek vermek gerekirse:

Aşıların için de kortizon var mı?
Hayır.
Aşılar alışkanlık (!) yapar mı ?
Hayır.
Aşılar kilo aldırır mı ?
Hayır.
Aşılar başka hastalıklara neden olur mu ?
Hayır.
Aşılar akciğerlerimi “bozar” mı?
Hayır.

KAYNAK

 
actionhero
Forum Ustası
Hocam bide KARDİOPULMONER RESÜSİTASYONDA KULLANILAN MALZEMELER VE BAKIMINI BANA ÖZEL MESAJ OLARAK atabilirmisin :D yıllık ödevim o yüzden
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

Allerjik nezle

Allerjik nezle, hapşırma, burunda tıkanıklık, kızarıklık, kaşıntı ve akıntı ile seyreden ve toplumda sık görülen bir hastalıktır. Allerjik nezle mevsimsel bir seyir izleyebilir ya da belirtiler yıl boyunca hiç azalmadan devam edebilir.

Mevsimsel seyir izleyen tip daha sıktır, ilkbahar ve sonbaharda çeşitli polenlerin ortaya çıkması ile belirtilerde artış gözlenir. Yıl boyunca süren allerjik nezleye ise sebep olarak ev tozu gibi sürekli ortamda bulunabilen allerjenler gösterilmektedir.

Allerjik nezlenin tedavisi için temel amaç allerjiye neden olan uyaranın ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Polenlerden korunmak için bahar aylarında pencereleri kapalı tutmak ve hava filtresi kullanmak düşünülebilir. Sabah erken saatlerde, kuru ve sıcak havalarda dışarıya çıkmamak polenlerden kaçınmak için çözüm olabilir. Tatil zamanlarını bahar aylarının dışında planlamak da faydalı bir önlem olabilir. Evcil hayvanların tüy, salya, dışkı ve idrarları ile temas etmemeye özen göstermek gerekir. Ev ve işyerinde küf oluşmaması için gerekli önlemler alınmalıdır. Akarlar ev tozu üzerinde yaşarlar ve dışkıları ile allerjik nezleye neden olurlar. Akarları ortamdan uzaklaştırmak için düzenli olarak elektrik süpürgesi ile temizlik yapmak ve yatak takımları ile perdeleri sıcak suyla yıkamak yerinde olacaktır.




Tedavi

Allerjik nezle tedavisi için kullanılan birkaç çeşit ilaç vardır;

Antihistaminikler


Sıkça başvurulan ilaçlardır. Histaminin etkisini bloke ederek allerjik nezle belirtilerini önlemeye yönelik bir yaklaşımdır. Fakat histamin salınımı allerjik nezleye yol açan mekanizmalardan sadece bir tanesidir. Antihistaminikler muhtemelen burun akıntısını iyileştirecektir ancak tıkanıklık konusunda fazla bir şey yapamayacaktır. Antihistaminikler yan etki olarak en sık sersemlik hissine yol açarlar.

Dekonjestan

İlaçlar burundaki damarları daraltarak rahatlama sağlamayı hedefler. Bu ilaçlar bazı kişilerde sıkıntı hissi ve uykusuzluğa neden olabilir. Dekonjestan ilaçlar fazla kullanılırsa allerjik nezle belirtilerini daha da kötüleştirebilirler; Örneğin burun tıkanıklığı daha da artabilir.

Buruna Uygulanan Anti-Enflamatuar İlaçlar

Bugün allerjik tedavi için etkin tedavi imkanı sunan ilaçlar olarak görülmektedir. Doğrudan buruna uygulanan Flutikazon propiyonat burun bölgesinde anti enflamatuar etki göstererek tedavi sağlar. Allerjik nezle belirtilerinin temelinde yatan ana neden burundaki enflamasyon olduğu için, bu anti enflamatuar etki burundaki kaşıntı, akıntı, tıkanıklık ve hapşırmanın gerilemesini sağlar. Ağızdan alınarak bütün vücuda dağılmış olan antihistaminik ve dekonjestan ilaçlardan farklı olarak Flutikazon propiyonat, sersemlik hissine yol açmaz. Tedavide ilacı sadece ihtiyaç duyulan bölgeye yani buruna uygulamak mümkün olur.

Kime Başvurmak Gerekir?

Allerjik nezle konusunda hangi tedaviyi almak gerektiğine başvurulan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı hekim karar verebilecektir.

KAYNAK


Alerjik konjonktivit




Alerjik konjonktivit aslında bir grup hastalığı tanımlayan genel bir terimdir. Temelde tip Iaşırı duyarlılık reaksiyonu ile birlikte görülmekte birlikte, süreğen -kronik- tiplerinde hücresel bağışık yanıt da -tip IV reaksiyon rol oynamaktadır.

Mevsimsel Alerjik konjonktivit


En sık rastlanan alerjikgöz hastalığıdır, genellikle çocuklukta başlar, aile öyküsü vardır,astım gibi benzer alerjik şikayetler bulunabilir. Yatkın bireylerin,konjonktivasına temas eden havadaki allerjen maddeler, konjonktivada, tip Ialerji reaksiyonu oluşturur. Konjonktivada yer alanbazofil vemast hücrelerinin IgEantikorları için reseptörleri vardır. Hücre içerisindeki salgısal taneciklerden,histamin proteoglikan ( heparin), proteazlar (triptaz), gibi etken maddeler de salgılanır.Bu etken maddeler,damar duvar geçirgenliğinde artış,akciğerbronşlarında daralma,yangıhücrelerinin ortama çekilmesi gibi etkilere sahiptir. Konjonktivada bu açığa çıkan maddelere bağlı olarak. Gözlerde, kaşınma, kızarma ve sulanma görülür. Göz kapakları hafif şişmiş olabilir,kornea çoğunlukla salimdir ve kişinin görmesi etkilenmemiştir. Aynı zamanda, burun akıntısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı gibi,alerjik rinit bulguları da olabilir.
Tedavisinde, soğuk kompresler, etkenden kaçınma, antihistaminik ilaçlar,nonsteroidal anti inflamatuar (NSAİ) ilaçlar,kortikosteroidli damlalar kullanılabilir.

'''''Not:''' Kortikosteroidli damlaların ciddi yan etkileri bulunur.''

Pereniyal (Sürekli)

Pereniyal, kelime anlamı olarak yıl boyunca süren demektir. Pereniyal alerjik konjonktivit, aslında mevsimsel alerjik konjonktivitin türevidir, belirtileri ve bulguları bir miktar daha hafif olmakla birlikte mevsimsel alerjik konjonktivitte olduğu gibidir. Bu hastalıkta mast hücreleri sürekli aktiftir ve etken maddeleri sürekli bir şekilde salgılarlar. Zaman zaman alevlenmeler ve, eşlik eden alerjik rinit bulguları da olabilir. Bu hastalıktan genellikle, mevsimsel özellik göstermeyen allerjenler sorumludur, bunlar,akarlar,mantarlar, ev tozu,kuş tüyleri gibi daha çokorganik kökenlimoleküllerdir. Tedavisi, mevsimsel alerjik konjonktivitte olduğu gibidir, ilaçların sürekli kullanılması gerekebilir.

Akut anaflaksi
Allerjene maruz kalma ile ani olarak, ağır kapak ödemi, konjonktivada kızarıklık, ve ödem gelişebilir. Allerjen etken olarak, topikal ilaçlar,polenler, mantar veböcek ısırması sayılabilir. Aynı zamanda alerjinin diğer belirtileri olanrinit veürtiker de görülebilir. İleri olgulardaanaflaksi bulguları (anjioödem, bronkospazm ve hipotansiyon) bulunabilir. Tedavisinde, soğuk kompresler, sistemik ve topikal antihistaminikler, ve damar büzücü (vazokonstriktör) ilaçlar genellikle yeterli olur. Ağır olgular,ölüm riski içerir, anaflakside olduğu gibi tedavi edilmelidir.
Dev papiller konjonktivit

Bu tip, konjonktivada ve korneada daha şiddetli bir tutulum yapar. Dev papiller alerjik konjonktivit oluşumunda Tip I aşırı duyarlılık yanısıra hücresel bağışıklık da sorumludur.

(vernal konjonktivit)
Vernal konjonktivit




Vernal konjonktivit, tipik olarak çocukluk çağlarında, 10 yaş öncesinde başlar ve 20’li ve 30’lu yaşlarda sıklığı azalır. Ergenlikten önce erkeklerde kızlara göre 2-3 kat daha fazla görülür ancak 20 yaşından sonra cinsiyetler arasında bu görülme sıklığı farkı ortadan kalkar. Limbal ve palpebral olmak üzere iki formu vardır. Palpebral formda, özellikle üst göz kapak konjonktivasında, limbal formda ise kornea ve sklera bileşke bölgesindeki konjonktivada tutulum vardır. Erken evrelerde küçük ve sayıca az olan papillalar, zamanla sayıca ve hacim açısından artış gösterirler, ve konjonktivada kaldırım taşı manzarasında dev papillalara dönüşürler. Konjonktiva ödemli ve kalınlaşmış olarak izlenir.
Her iki formda da ağır olgularda kornea tutulumu olabilir. Bir önceki konuda sözü geçen genel tedavi önlemleri bu hastalık için de geçerlidir. Tedavinin temel bileşeni mast hücre membran stabilazörü ilaçlardır. İlaçların yıl boyunca kullanılması gerekebilir. Ağır olgularda kısa süreli kortikosteroidli damlalar kullanılabilir.

Atopik keratokon jonktivit



Genellikle ailesel veya kişisel olarak,atopik dermatit, astım, alerjik rinit, ürtiker veya besin alerjisi gibiatopik hastalığı olan kişilerde görülür. Atopik keratokonjonktivit olan hastalarda en sık rastlanan atopik hastalıklar, astım ve atopik dermatitdir. Atopik dermatiti olanların yaklaşık %25’inde atopik keratokonjonktivit vardır. Çocuklukta başlayabilse de vernal konjonktivitden farklı olarak daha geç olarak 20’li yaşlar civarında başlar. Göz kapakları sıklıkla tutulmuştur, göz kapaklarının cildi kızarık ve pul pul olmuştur. Konjonktiva tutulumu genellikle alt kapaktadır, papillalar vardır ancak bunlar vernalde olduğu kadar belirgin değildir, daha çok skatrizan -yara yeri iyileşme dokusu- bir görünüm vardır. Kornea tutulumu vardır. Tedavisi vernal konjonktivitte olduğu gibidir, kirpik diplerinin temizliği ve hijyeni önemlidir. Cilt tutulumu için sistemik ilaç tedavisi gerekebilir.

Etkene bağlı dev papiller konjonktivit



Kontakt lenslere, göz küresine uygulanmış bazıprotez veyaeksplantlara veya göz ve çevre dokularında kullanılan dikiş malzemesine bağlı olarak gelişir. Oluşmasında mekanik irritasyonunun önemli bir yeri vardır. Tedavisinde yol açan etkenin ortadan kaldırılması ve antialerjik ilaçların kullanılması gerekebilir.

KAYNAK
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

Saman nezlesi




Çocukluk döneminde başlayan, tekrar eden (mükerrer) ataklarla giden allerjik bir hastalık. Mevsimlik veya her zaman olmak üzere iki tipi vardır. Çiçek tozları, otlar, çimen ve küfler, mevsimlik; ev tozları ve yün ise parennial saman nezlesine sebep olur. Genellikle hastalar allerjik bünyelidir ve âilelerinde başka allerjik hastalık bulunur.

Hastalarda bol sulu burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı, her iki gözde sulanma, kaşıntı ve yanma vardır. Gözler şiş ve kızarık, burun mukozası soluk mâvimsi renktedir. Hastaların burun salgısı ve kanlarında akyuvarların eozinofil grubu artmıştır. Saman nezlesi yapan âmilin (allerjinin) ne olduğu ise deri testleriyle tespit edilir.

Hastalığın etkili tedâvisi yoktur. Hiposensitizasyon (duyarlılık azaltma) bâzan faydalıdır. Allerjen, ilgili mevsimden 2-3 ay önce başlayarak gitgide artan dozda hastaya şırınga edilir. Böylece allerjene karşı bağışıklık kazanmış olur.

Antihistaminler, efedrin ve fenil propanolamin faydalıdır. Sinirli ve gergin hastalara sâkinleştirici (müsekkin) verilir. Bunlarla kontrol edilemeyen vak’alarda belirtiler devâm ettiği sürece kortikosteroitler ağızdan veya teneffüs spreyleri hâlinde kullanılır.

Şüphesiz en iyisi allerjenden uzak durmaktır. O mevsimde allerjeni geçirmeyen maskeler kullanılabilir. Allerjen, ev tozu veya yün ise, tozsuz, yünsüz oda hazırlanmalıdır. Bütün örtü ve eşyâlar, antijenik olmayan maddelerden olmalıdır. Oda süpürülmemeli, sık sık ıslak bezle silinmelidir. Battaniye ve yataklar pamuk veya mümkünse tamâmen toz geçirmiyecek şekilde kılıflı olmalıdır. Sun’î boyalı gıdalar, meşrubatlar, boyalı sakız, dondurma, kuruyemiş fazla yenmemelidir.

Hastalıkta bütün tedbirlere rağmen hiçbir zaman tam bir iyileşme olmaz. Allerjenle karşılaştırıldığı zaman yeniden atak olur.

TANIM: Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısı ve burun, boğazda çok miktarda akıntıdan oluşmaktadır. Havayla solunan parçaçıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi ise bilinen grip (Virüs enfeksiyonları) den farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçaçıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde allerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın isimlerdir. (Rinit, burun iltihabıdır.)

Her yıl çok sayıda insan allerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.

ALLERJİNİN NEDENİ NEDİR?

Bir bitki veya hayvana ait bir parçaçık vücüda girerse (gözü kaplayan zardan, burun veya boğazdan) bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yararlı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjik denilmektedir. Bu olay ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir.

Allerjenler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjenlerle birleşerek, vücudda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılamasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinen kimyasal maddedir. Bu madde burun zarlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük oluşmasına neden olur.

HANGİ ALLERJENLER RİNİT YAPAR?

Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçaçıkların en sık rastlananlarındandır.

HANGİ POLENLER SORUN OLUR?

İlkbaharın erken dönemlerinde saman nezlesine polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. (arılar, kelebekler)

Bazı bitkiler ise Ağustosun sonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur.

MANTAR NEDİR?

Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukları için allerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur.

Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunurlar.

TÜM YIL BOYUNCA SAMAN NEZLESİ NASIL DEĞİŞİR?


Allerjenler hayvan artıkları (kediler, köpekler, atlar, yün) kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ve ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarında dökülen artıklardan ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.

ALLERJİ ZARARLI OLABİLİR Mİ?

Allerjik kişilerin soğuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım gelişebilir.

SİZ NE YAPABİLİRSİNİZ?

İdeal olarak allerjinizin oluştuğu yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Örneğin sadece deniz havası teneffüs edebileceğiniz bir yerde veya hiçbir şeyin yaşamayacağı kadar kuru bir iklimde yaşamanıza devam edebilirsiniz. Ne yazık ki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir.

1. Çimleri keserken veya ev temizliği yaparken polen maskesi takın. (birçok eczaneden temin edilebilir)

2. Isıtma ve havalandırma sistemlerindeki filtreleri aylık olarak değiştirin yada bir hava temizleme aygıtı kullanmaya başlayın.

3. Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde kapıları ve pencereleri kapalı tutun.

4. Evde bulunan bitki ve hayvanlardan uzak durun.

5. Kuş tüyü yastıkları, yün battaniye ve yün örtüleri pamuk veya sentetik maddeden yapılmış olanlarla değiştirin.

6. Gerekli olduğunda yeterince antihistaminik ve dekonjestan kullanın.

7. Yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir şekilde uyuyun. Bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına birer tuğla koyabilirsiniz.

8. Genel sağlık kurallarına uyun.

Hergün egzerzis yapın. Sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun. Dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin. Dietinizi vitaminler ve özelliklede C vitaminiyle destekleyin.

9. Doktorunuzun tavsiyelerine uyun

10. Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.

DOKTORUNUZ SİZİN İÇİN NE YAPABİLİR?

Kulak Burun Boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. Dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize herhangi bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir.

Allerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en uygun olanını seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Şüphelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir.

Solunum havasındaki allerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o allerjene karşı antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. Bundan önce hassasiyetinizin gerçek nedeni bulunmalıdır. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Modern testler sadece hangi maddeye karşı allerjiniz olduğu değil bu allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır. Bu, eğer enjeksiyon gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla başlayarak tedaviye cevabı en kısa zamanda almamızı sağlar.

KAYNAK
 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..



Lateks Alerjisi Nedir?

Lateks, Hevea brasiliensis isimli kauçuk ağacının sütlü özsuyudur. Bugün için lastik içerikli bir çok üründe bulunmaktadır.
Alerjik yapılı kişilerde oluşan bir reaksiyondur. Kişilerin deri veya mukozaları (özellikle göz, burun, akciğerler, ağız, anüs ve vajen) bu madde ile karşılaştığında vücutta histamin gibi bazı kimyasallar açığa çıkar ve çeşitli reaksiyonlara neden olur. Eğer bir kişinin latekse karşı alerjisi varsa diğer lastik ürünlerine de alerjisi olur. Çünkü bu ürünlerin çoğu lateks içerir.

Lateks Alerjisinde Hangi Tür Reaksiyonlar Görülür?

Lateks alerjisi bulguları diğer alerji bulguları gibidir. Hafif vakalarda deriye temas halinde kırmızılık, şişlik ve kaşıntı olur. Daha ağır vakalarda deride çatlamalar oluşur. Ayrıca temas halinde temas yerinde ve/veya tüm vücutta kurdeşen oluşabilir.

Lateksin mukozaya kontağı ile daha ciddi reaksiyonlar oluşabilir. Bu daha çok havayollarına temas ile oluşur. Lateksin hava yolları ile teması genellikle cerrahi eldivenlerdeki pudraya yapışmış lateks parçacıklarının solunması ile olur. Hafif bulgular olarak gözlerde kızarık, kaşıntı ve sulanma, hapşırma, burun akması olur. Daha ağır bulgular olarak, göğüste sıkışma ve nefes almada zorlukla kendini gösteren astım oluşur. Lakteksten yapılmış balonların şişirilmesi ya da patlaması da yüzde ciddi şişmelere neden olabilir. Lateksten yapılan kondomlar (prezervatif) da duyarlı erkek ve kadınlarda kaşınma ve şişlik gibi benzer bulgulara neden olabilir.

Çok daha ciddi olan ve hayatı tehdit eden reaksiyon “anafilaksi” olarak adlandırılır. Bu durumda lateks ile karşılaşan kişide kan basıncı düşmesi, nefes darlığı gelişir. Bu tür reaksiyonlar kadın doğum muayeneleri, doğum, ameliyat, veya diş operasyonları esnasında olabilir.

Latekse Karşı Alerjiksem Nasıl Anlarım?

Lateks alerjisi sıklıkla şu iki tip kişide oluşur:


1. Ailesinde alerji hikayesi olan kişiler,
2. Lateks ile sık teması olan kişiler.

Lateks ile sık karşılaşan kişiler şunlardır: Sipina bifida veya idrar yolları anormalliği olan çocuklar, çok fazla cerrahi operasyon geçiren erişkinler, Lastik endüstrisinde çalışan kişiler, sağlık çalışanları. Bunun dışında egzeması olanlar, muz, kestane, avokado yediğinde ağızında kaşıntı olanlar, daha önce sebebi bilinmeyen anafilaksi geçiren kişilerde de lateks alerjisi riski vardır. Eğer sizde bu risk faktörleri varsa ve/veya lateks ürünleri kullandığınızda alerjik reaksiyonlarınız oluyorsa latekse karşı alerjiksiniz demektir.

Risk Faktörlerini Taşıyorsam ve/veya Lateks Alerjisi Bulgularım Varsa Ne Yapmalıyım?


Eğer herhangi bir risk faktörü taşıyorsanız veya lateks alerjisi bulgularınız varsa hekiminize baş vurmalısınız. Lateks deri testi ve/veya RAST testi ile lateks alerjisi varlığı doğrulanmalıdır. Alerji tanısı koymada yalnızca deri testi oldukça yeterlidir.

Alerjik Kişilerin Tedavisi:

Hafif alerjik bulgular diğer tüm alerjiler gibi tedavi edilirler. Antihistaminikler, kortizonlar ve/veya bronş genişleticiler lateks alerjisi için en çok kullanılan ilaçlardır. Şu anda lateks alerjisini tamamen iyileştirecek ya da korunma sağlayacak ne bir aşı tedavisi ne de ilaç tedavisi yoktur. Lateks alerjisi olan kişilerin bu maddeye karşı alerjilerinin olduğunu bilmesi çok önemlidir. Eğer bu kişilerde anafilaktik reaksiyon gibi ağır reaksiyon bulguları varsa hemen acil servise baş vurmalıdırlar. Lateks alerjisi oluan kişilere şunlar önerilebilir:
• Lateks içeren ürünlerden sakınınız,
• Alerjiniz olduğunu belirten bir künye ya da bilezik takınız,
• Tüm hekimlerinize diş hekiminize lateks alerjiniz olduğunu belirtiniz,
• Yukarıdaki belirtileri şiddetli olarak geçirmiş kişilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceğiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik şokta kullanılan en önemli ilaçtır.
• Size yapılacak tıbbi bir girişimde kullanılmak üzere yanınızda lateks içermeyen bir eldiven bulundurunuz.

KAYNAK

GÖZ ALERJİLERİ

Gözde polen, mantar ve ev tozu gibi alerjenlerin neden olduğu alerjik reaksiyonlara alerjik konjonktivit denir. Gözde kaşıntı, sulanma, kırmızılık, yanma ve batma gibi belirtileri vardır. Tek başına olabileceği gibi burunda kaşıntı, hapşırık, tıkanıklık gibi belirtileri olan burun alerjisi (alerjik rinit bölümüne bakınız) ile birlikte olabilir. Göz alerjisi yakınmaları günlük hayatta çocuğu oldukça rahatsız eder. Ancak kişinin görme fonksiyonlarını etkilemez. Ancak göz hekimleri tarafından da alerjik olduğu kabul edilen vernal konjoktivit ve atopik kerataokonjoktivit eğer tedavi edilmezse görme bozukluğuna yol açar.
Tedavide esas olan yakınmalara yol açan alerjenlerden uzak durmaktır. Ayrıca gözdeki yakınmaları azaltacak antihistaminikli, kortizonlu damlalar tek başına ya da birlikte verilebilir. Ancak alerjik rino-konjoktivit ve diğer alerjik göz hastalıklarından olan vernal konjoktivit ve atopik kerataokonjoktivit ayırımı için mutlaka bu çocuklar çocuk alerji ve göz hastalıkları uzamnınca tedavi edilmelidir.

KAYNAK


 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

İLAÇ ALLERJİLERİ:

Sorular ve Cevaplar


HANGİ İLAÇLAR ALLERJİYE NEDEN OLUR?
Tüm ilaçlar allerjiye neden olabilir. Ancak bazı ilaçlarla (ör: penisilin) allerji daha sık görülür. İlaçların molekül yapı özellikleri ve tedavide kullanım sıklıkları allerji yapmalarıyla yakından ilişkilidir.

İLAÇLAR ARASINDA ÇAPRAZ REAKSİYON NE DEMEKTİR?

Bazı ilaçların kimyasal yapısı birbirine benzer. Allerjiye neden olan ilaçtan isim olarak farklı, ancak kimyasal yapısı benzeyen diğer ilaçlar da aynı şekilde allerjik reaksiyona neden olabilir. Buna çapraz reaksiyon denir. İlaç allerjisi olan hastalara reçete yazarken çapraz reaksiyon veren ilaçlara dikkat edilir

“HANGİ İLAÇLARA ALLERJİM VAR ?”
Bu soru hastalar tarafından oldukça sık sorulur. Ama günümüz tıbbında çoğu ilaç için cevabı verilememektedir.
Polenler, akarlar, gıdalar gibi allerjenlere duyarlılık olup olmadığı allerji testleri ile tespit edilebilmektedir. ANCAK AYNI ŞEY İLAÇLAR İÇİN GEÇERLİ DEĞİLDİR. Çünkü ilaçlar vücuda girdikten sonra birtakım biyolojik olaylara maruz kalır ve kimyasal yapıları değişime uğrar. Bağışıklık sistemi tarafından duyarlılık gelişimi bu yapısal değişikliğe uğramış moleküllere karşıdır. Bu nedenle ilaçlarla test yapabilmek için vücutta değişime uğramış bu yeni yapının elde edilebilmesi gereklidir.
Bugün için “test maddesi olarak kullanıma uygun molekül” birçok ilaç için mevcut değildir. Bu nedenle penisilinler gibi sınırlı sayıda birkaç ilaç için deri testi yapabilmek mümkündür

İLAÇ ALLERJİLERİNDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Bu konuda en önemli olan her ilacın allerjiye neden olabileceğini bilerek, KENDİ KENDİNE TEDAVİDEN KAÇINMAKTIR. Yani doktor reçetesi olmadan herhangi bir ilaç kullanılmamalıdır.
Bir ilaç tedavisi sırasında herhangi bir istenmeyen reaksiyon ortaya çıktığında hemen DOKTORA BAŞVURULMALIDIR.
ALLERJİYE NEDEN OLAN İLAÇLARIN İSMİ MUTLAKA KAYDEDİLMELİDİR. Bu kayıtlar ileride aynı veya benzer yapıda ilaçların kullanımını ve allerji gelişmesini önleyecektir.

İLAÇ ALLERJİSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
İlaç allerjilerinde ortaya çıkan bulguların bir kısmı zaman içerisinde kendiliğinden kaybolur, bazıları ise uygun ilaçlarla tedaviyi gerektirir.
Ancak, İLAÇ ALLERJİSİNİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu nedenle ilaç allerjilerinde tedaviden ziyade korunmadan bahsetmek daha uygundur. Pratikte, allerjik reaksiyona neden olan bir ilacın bir daha kullanılmaması en akılcı yöntemdir.

İLAÇ ALLERJİSİ OLAN HASTALARDA SIK KARŞILAŞILAN SORUNLAR NELERDİR ?
İlaç allerjisi gelişen hastaların çoğu, sonraki ilaç kullanımları ve allerji riski konularında endişe duymaktadır.
Ancak günümüzde birbirine alternatif birçok ilaç vardır. Bir ilaca karşı allerjisi olan hastalar, bu ilaçla çapraz reaksiyon vermeyen başka bir ilacı rahatlıkla kullanabilir.
Hatta mutlak gerekliyse allerji yapmış bir ilaç bile özel bazı ön-tedavi yöntemleri uygulanarak kullanılabilir.
Hastalarımız genellikle allerji yapan ilaçların ismini hatırlayamadıklarını ifade ederler. Ancak allerjiye neden olan ilaçları doktora bildirmek teşhiste en önemli yeri tutar. Bu nedenle allerjik reaksiyon gözlenen ilaçların ismi mutlaka kaydedilmeli ve saklanmalıdır.

SIK SORULAN BİR SORU: PENİSİLİN TESTİ HANGİ DURUMLARDA ve NASIL YAPILIR ?

“Test yapılmadan penisilin enjeksiyonu yapılmaz” görüşü YAYGIN ancak ÇOK DOĞRU OLMAYAN bir görüştür.
Daha da yaygın ve hatalı olan ise enjeksiyon yapılmadan önce hazırlanan ilacın deri altına verilmesi yoluyla test yapılmasıdır.
Penisilin testi, bu amaç için üretilmiş özel test maddeleriyle yapılmalıdır. Bu test maddesi ülkemizde de mevcuttur.
Daha önce penisilinlerle allerjik reaksiyon TANIMLAMAYAN hastalarda test yapılması gerekli değildir.

Penisilin allerjisi TANIMLAYAN hastalara da penisilinlerle tedavi yapılması doğru değildir.
Bu nedenle penisilin testleri Allerji uzmanı hekimler tarafından belirlenecek ve gerekliliği onaylanacak bazı özel durumlar dışında yapılmamaktadır.

KAYNAK


ASPİRİN İNTOLERANSI

Asetil salisilik asit ya da herkesin bildiği adıyla Aspirin, sık kullanılan ve reçetesiz satılan, ağrı kesici ve ateş düşürücü bir ilaçtır. HER İLAÇTA OLDUĞU GİBİ Aspirin de bazı hastalarda allerjiye neden olabilir.
Aspirin allerjisi, astım ve kronik ürtiker gibi hastalığı olanlara aspirin (asetil salisilik asit) kullanmaması öğütlenmektedir.
Ancak asetil salisilik asit içeren tek ilaç Aspirin tablet değildir. Farklı isimlerde birçok muadil (eşdeğer) ilaç vardır.
AYRICA, “antiromatizmal ilaçlar” olarak ta tanınan Non-Steroid Antiinflamatuvar (NSAİ) ilaçlar da aspirine benzer şekilde etki etmektedir.
Bu sayfada aspirin içeren ilaçlar ticari isimleriyle, NSAİ ilaçlar ise etken madde isimleriyle sunulmuştur.

ASPİRİN İNTOLERANSI OLAN HASTALARIN KULLANMAMASI GEREKEN İLAÇLAR (ASPİRİN İÇEREN İLAÇLAR)


A.P.C. tablet
Alka-C eferves. tab.
Algo tablet
Algo-Bebe tablet
Alka-Seltzer tablet
Anacin film tablet
Anagol tablet
Asinpirine tablet
Aspinal tablet
Aspimirin tablet
Aspirin forte tablet
Aspirin Plus-Ctablet
Aspirin tablet
Ataspin tablet
Asabrin tablet
Afebryl tablet
Coraspin tablet
Dispril eferv. tab.
Doleon enterik tab.
Dolviran tablet
Ecopirin tablet
Enteraspin draje
Fulpen tablet
Nötras tablet
Opon tablet
PAS tablet
Pharmaspirin tablet
Sedergine-Vit C tab
Thomapyrin tablet
Tuba NASIR YAKISI
İşaspin tablet (SSK)
Babyprin tablet

NSAİ İLAÇLARIN (ANTİROMATİZMAL İLAÇLAR) ETKEN MADDELERİ

Alklofenak
Alminoprofen
Aseklofenak
Asemetazin
Benoksaprofen
Bufeksamak
Bumadizon
Deksibuprofen
Deksketoprofen
Difenpiramid
Diklofenak
Droksikam
Etodolak
Fenbufen
Fenilbutazon
Fenoprofen
Fentiazak
Flufenamik asit
Flunoksaprofen
İbuprofen
İbuproksam
İndometazin
İndoprofen
Kebuzon
Ketoprofen
Ketorolak
Klofezon
Lanozolac
Lomoksikam
Mefenamik asit
Meklofenamik asit
Meloksikam
Mofebutazon
Naproksen
Oksametazin
Oksaprozin
Oksifenbutazon
Piroksikam
Proglumetazin
Sulindak
Tenoksikam
Tiaprofenik asit
Tolfenamik asit
Tolmetin
Zomepirak

KAYNAK



 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

ETKEN MADDENİN DİĞER ADLARI:
= Dipiron (Dipyrone)
= Metamizol (Methamizole)
= Metilmelubrin (methylmelubrin)
= Novamin sülfon (Novamine sulfone)

METAMİZOL ALLERJİSİ OLAN HASTALARIN KULLANMAMASI GEREKEN İLAÇLAR

Adaljin ampul
Adepiron ampul
Adepiron tablet
Adepiron surup
Andolor ampul
Andolor tablet
Baralgin-M ampul
Baralgin-M damla
Baralgin-M tablet
Devaljin ampul
Devaljin tablet
Feninox supp.
Geraljin-M ampul
Geraljin-M surup
Kafalgin tablet
Lunalgine tablet
Nogesic tablet
Nogesic ampul
Nobeljin ampul
Novakom-S ampul
Novakom-S tablet
Novalgin ampul
Novalgin damla
Novalgin surup
Novalgin tablet
Nova-Plan ampul
Novopyrine ampul
Novopyrine tablet
Penikin tablet
Peraljin tablet
Sebon ampul
Sedalmine tablet
Seskaljin tablet
Veraljin tablet

KAYNAK



Arı Alerjisi

Ortalama 1,5 cm boyunda olan arılar çiçeklerin özsuyunu toplayarak çok değerli bir besin kaybağı olan bal üretirler. Ayrıca çiçeklerin polenlerini taşıyarak döllenmelerini ve meyve oluşumunu sağlarlar. Ancak bu kadar yararlı olan bu canlıların bazı insanlar üzerinde çok korkutucu hatta ölümcül etkileri olabilir.

Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses’ in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre arı alerjisi % 2-3 oranında görülmektedir. Dünya üzerinde bir çok arı çeşidi bulunmaktadır. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı (Honey bee), sarı arı (Yellow jacket), ve eşek arıları (Wasp, Hornet)’ dır.

Arı alerjisi özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle arı yetiştiriciliğinin çok olduğu bölgelerde rastlanmakla birlikte diğer insanlarda da görülebilir. Özellikle piknik yapılan yerlerde arı sokması sık rastlanılan durumlardan biridir. Arı alerjisinin gelişmesi için de kişinin daha önceden arı tarafından sokulmuş ve duyarlılanmış olması gerekir.

Arı alerjisi varlığı deri testleri ve kan testleri (RAST) ile saptanabilir. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere arı alerjisi aşısı uygulamak gereklidir. Bu tür tedaviler mutlaka bir alerjist tarafından uygulanmalıdır.

Arı Alerjisi Olanlara Öneriler
• Yazın pazar alışverişi yapmayın, bahçede dolaşmayın,
• Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin, hoş kokulu meyva suyu, gazoz içmeyin,
• Piknik yapmayın,
• Parfüm, deodorant, kolonya sürmeyin,
• Güzel kokulu sabun, şampuan kullanmayın,
• Parlak renkli, çiçekli elbise giymeyin,
• Çiçek toplamayın, çiçek takmayın,
• Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın,
• Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin, bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker,
• Çıplak ayakla yürümeyin, mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin, arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın,
• Terli olmak bütün böcekler için çekicidir, riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin,
• Eşek arısı saldırgan, bal arısı sakindir; ancak, sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun,
• Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın, veya başka birinden yardım isteyin.
• Antialerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun.
• Daha önceden şiddetli arı alerjisi geçirmiş kişilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceğiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik şokta kullanılan en önemli ilaçtır.

Arı sokması halinde;
• Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın, bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin,
• Sokma yerine soğuk uygulayın,
• Anti alerjik ilaçları uygulayın,
• Elinizde adrenalin veya EpiPen varsa kullanın,
• EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN

Tedavi

Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır.

Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır.

KAYNAK


ARI TÜRLERİ ÖRNEKLERİ;

APIDEA: Honey-bee (Apis mellifera)(BAL ARISI)



APIDEA: Bumble-bee (TÜYLÜ ARI)



VESPIDE: Yellow jacket (Vespula)(YABAN ARISI)



VESPIDE: Hornet (YABAN ARISI)



VESPIDE: Wasp (SARI ARI)

 
s@my@
Daimi Üye
Alerjik hastalıklar ..

Gıda allerjisi

Gıda allerjisine 3 yaşından küçüklerde %8, erişkinlerde ise %2 sıklığında rastlanır. Gıda allerjisinden sorumlu birkaç özel gıda vardır: çocuklarda süt, yumurta, yer fıstığı, balık ve fındık; erişkinlerde ise yer fıstığı, fındık, balık ve kabuklu deniz hayvanları gibi. Gıda ile ortaya çıkan allerjilerde, deri, mide barsak sistemi ve solunum sistemi bulguları ortaya çıkabilir; bunlar allerji ile ilgili antikor olan IgE aracılığı olabildiği gibi, IgE’ den bağımsız da oluşabilirler.

Gıda yaşam için elzemdir. Genellikle hemen tüm kültürlerde 3 ana öğün ve arada atıştırılan bir çok ek gıda günlük menüyü oluşturur. Batılı ülkelerde ortalama bir insan yaşamı boyunca yaklaşık 2-3 ton kadar gıda tüketir. Bu yüzden gıda allerjisi gibi gıdalarla oluşacak rahatsızlıkların da sık görülmesi sürpriz olmamalıdır. Bugün bir çok gazete, dergi, radyo, televizyon programı, kitap ve web siteleri gıda allerjisi başlığını işlemektedir.

Tıbbın babası olan Hipokrat 2000 yıl önce gıda ile oluşan reaksiyonları tanımlamıştır. 1. ve 2. YY.’ da Yunan bilginler inek sütü ile oluşan reaksiyonlardan bahsetmişlerdir. Yumurta ile oluşan ilk anafilaktik reaksiyon Marcello Donati tarafından 16. YY.' da, balık ile oluşan anafilaksi ise Philipp Sach tarafından 17. YY.’ da tanımlanmıştır. 20. YY.’ ın başlarında klinisyenler ekzaması olan çocuklarda rashların gıda allerjisi ile ekzaserbe olduğunu rapor etmişlerdir. Bunlarla birlikte Loveless’ in 1950’ de yaptığı plasebo kontrollü gıda uyarı çalışmalarına kadar, tanı hastalık hikayesi ile konuluyordu. 1976’ da May’ in gıda allerjisi tanısı için önerdiği çift kör, plasebo kontrollü oral gıda uyarı testi şu anda gıda ile oluşan allerjik hastalıkların tanısında altın standart olmuştur.
Nomenklatürde birlik sağlamak amacıyla gıda ya da gıda katkıları ile oluşan reaksiyonlar European Academy of Allergy and Clinical Immunology tarafından mekanizmaya bağlı olarak sınıflandırılmıştır. Gıda ile oluşan reaksiyonlar; toksik ya da non-toksik reaksiyonlar olarak sınıflanabilir. Toksik reaksiyonlar o gıdanın yeterli dozda alınması ile oluşur (örneğin zehirli balıktaki histamin). Nontoksik reaksiyonlar ise allerji-aşırı duyarlılık gibi immün mekanizmalar veya intolerans gibi non- immün mekanizmalarla oluşur. IgE aracılı gıda allerjileri daha iyi tanımlanmış olup, özellikle mide barsak bulguları gibi IgE aracılı olmayan immün reaksiyonlar yeni yeni tanımlanmaya başlamıştır. Gıda intoleransı gıda reaksiyonları içinde en sık görüleni olup gıdanın kimyasal içeriği (eski kaşardaki tiramin ile oluşan başağrısı, kahvedeki kafein ile oluşan sinirlilik gibi), kişinin duyarlılığı (laktaz eksikliği) veya idiosenkrazik (önceden tahmin edilemeyen) cevaplarla ilgilidir.

Gıda Aşırı Duyarlılığının Sıklığı:
3 yaşına kadar takib edilen 480 yenidoğanın özelikle yaşamlarının ilk yılında daha sık olmakla birlikte %28’ inde gıda reaksiyonu saptanmıştır. Bunların ¼ (% 8)’ ünde gıda uyarı testi ile onaylanmış gıda allerjisi vardır. Birkaç ülkede yapılmış çalışmalarda 1 yaşına kadar olan çocukların %2,5’ uğunda inek sütü allerjisi saptanmıştır. Bu allerjilerin %60’ı IgE aracılıdır. Süt allerjisi olan vakaların %35’ i diğer bazı gıdalara da allerjik reaksiyon gösterirler. İngiltere ve ABD’ de yumurta allerjisi sıklığı % 1.3, yerfıstığı allerjisi % 0.5 sıklığında saptanmıştır. Atopik hastalığı olan çocuklarda gıda allerjisi prevalansı daha fazla saptanmıştır. Orta-ağır düzeyde atopik dermatiti olan vakaların %35’ inde bulgular gıda aşırı duyarlılığı ile alevlenebilmektedir. Astması olan vakaların % 6’ sında gıda ile uyarılmış wheezing (öter tarzda solunum) saptanmıştır. Gıda katkıları ile oluşan reaksiyonlar ise çocuklarda %1’ den az oranda rapor edilmiştir.
Erişkinlerdeki gıda allerjisi sıklığı çalışmaları daha azdır. Amerika’ daki sıklık çalışmaları yerfıstığı ve fındık allerjisinin erişkinlerin %1.3’ ünde olduğunu göstermiştir. İngiltere’ de erişkinlerde gıda ile oluşan reaksiyon sıklığı %1.4-1.8 bulunmuş, gıda katkı maddeleri ile ise %0.01- 0.23 saptanmıştır. Hollanda’ da benzer bir çalışmada bu reaksiyonların sıklığı %2 olarak saptanmıştır. Ortalama %0.5’ inde kabuklu deniz mahsülü allerjisi tanımlanmıştır.

Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonu Patogenezi:

Barsak Bariyeri
Doğumun hemen ardından birkaç saat içinde yeni doğan barsak lenfoid dokusu (barsak bariyeri) bakteri ve gıda antijenlerindeki yabancı proteinlerle karşılaşır.
Barsak bariyeri; bakteri, virüs, parazitler, gıda proteinleri için immünolojik ve non-immünolojik bariyerdir.
Yenidoğanlarda bu bariyerin olgunlaşmaması penetrasyonun artmasına sebep olur. Örneğin; 1. ayda bazal asit salınımı rölatif olarak azdır. Barsak proteolitik aktivite ancak 2 yaş civarında olgunlaşır. Barsak mikrovillüs gelişimi de erken yaşlarda tam değildir. Bu nedenlerle antijenin mukozal transportu kolaylaşır.
1200 vakalık bir araştırmada, ilk 4 ayda alınan solid gıdaların diğerlerine göre çok daha fazla atopik dermatit oluşma olasılığı var.

Ö:Artmış mide asiditesi ve diğer gıdalarla birlikte alınması emilimi azaltır.

Ö:Antiasidler vb. gibi nedenlerle mide asiditesinde azalma ve alkolle birlikte alınma emilimi arttırır.

Bir çok vakada immünolojik olarak tanınabilen proteinlere tolerans gelişir. Fakat duyarlı vakalarda bu proteinler aşırı duyarlılık yaratır.

Gıda Allerjenleri:
Diyette yüzlerce gıda olmasına rağmen bunlardan sadece birkaç tanesi major allerjenik etkiye sahiptir. Çocuklarda süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday hipersensivite reaksiyonlarının yaklaşık %90’ ından sorumludur. Erişkinlerde ise yerfıstığı, balık, kabuklu deniz mahsülleri, fındık bu reaksiyonların %85’ ini oluşturur. Son zamanlarda özellikle kiwi, kavun, susam, haşhaş ve kolza dikkati çekmektedir. Gıdaların allerjenik fraksiyonları genellikle ısıya dayanıklı, suda çözünebilen, 10-70 kd büyüklüğünde glikoproteinlerdir.



Mide-barsaktaki Gıda Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları:
IgE aracılı reaksiyonlar:
Erken mide-barsak aşırı duyarlılık reaksiyonları IgE aracılıdır ve daha çok akciğerleri ve deriyi de etkilemektedir.

Eski çalışmalarda IgE’ ye bağlı olarak ”besin aşırı duyarlılığı” radyolojik olarak gösterilmiştir. Bir çalışmada besin alerjisi olan 4 hastaya baryum-besin karışımı verilmistir. Bu karışımların yarattığı etkiler radyografik olarak incelenmislerdir. Gastrit, barsakta aşırı hareket ve kalın barsakta spazm görülmüştür.

Flouroscopic bir çalışma sonucu alerjisi olan 12 çocuga baryum sülfatlı alerjen içeren ve alerjensiz olan besinler uygulanmis ve karsilastirma yapilmistir. Mide hareketlerinde azalma, mide çıkışında spazm ve barsaklarda aşırı hareketlenme gözlenmiştir.

Gastroskop kullanılarak erken allerjik reaksiyonları 6 allerjili hastada incelemiştir. Belli bir miktar besin allerjeni mide mukozasına yerleştirilmiştir ve 30 dk sonra tekrar incelenmistir. Mukozada kırmızı ödem, bununla beraber kalın gri bir mukus ve kanama odakları görülmüştür.

Son dönemlerde, yine endoskopi yardımı ile yapılan ve daha önceki gözlemlerdeki sonuçlar elde edilen çalışmalarda buna ek olarak biopsi sonucunda burada mast hücreleri (allerji hücreleri) gösterilmiştir.

Deri testi veya RAST birçok allerjen besinlere pozitif yanit vermekte (%95).
Bulantı, karın ağrısı, kusma ve/veya ishal gibi bulgular yemek yendikten 2 saat sonra ortaya çıkar. Çocuklarda kusma çok spesifik bir bulgu değildir; iştahsızlık, kilo alamama ve karın ağrısı gibi bulgular daha değerlidir.
Son dönemlerde oral allerji sendromu adı ile bir sendrom tanımlanmıştır. Huş ağacı, Amerikan nezle otu poleni ve pelin’ e allerjisi olanlarda oluşur. Reaksiyonlar genelde dudaklarda, dilde, boğazda görülmektedir. Bu bulgular genellikle kısa sürer ve çoğunlukla kavun, karpuz ve muz yenmesinden sonra oluşur. Huş ağacı allerjisi olanlarda patates, havuç, kereviz, çeviz ve kiwi yedikten sonra oluşabilir. Bunun nedeni huş ağacı poleni ile bu sebze ve meyvelerdeki allerjik proteinler arasındaki çapraz reaktivitedir.


 
Üst