Çanakkale Savaşları | Page 6 | Wardom Bilginin Adresi, Forum ve Bilgisayar Güvenliği

Çanakkale Savaşları

Dtkn

Çırak
• - - Boğaza girerek Karanlık limanına gelebilecek düşman savaş gemilerinin, Merkez Tahkimatını düşürmelerini engel olmak için çoğuyla Halil sırtlarında, bir kısmıyla da Rumeli kesiminde yerleştirilmek üzere Başkomutanlıkça 19 Eylül 1914'de 8. Ağır Topçu Alayı ile bir ağır obüs taburu ( Örnek Topçu Taburu ) Müstahkem Mevkii emrine gönderildi.

Bu birlikler Çanakkale'ye geldikten sonra Örnek Topçu Taburu, 8. Ağır Topçu Alayı kuruluşuna verilmiş olduğu halde Müstahkem Mevkii'ne bağlandı ve 8. Ağır Topçu Alayının 2. Ağır Topçu Taburu, Erenköy güneybatısında; Örnek Topçu Taburu onun 400 metre batısında 1. Ağır Topçu Taburu da Boğaz batısında Tenperderesi kesiminde mevzilendirildi ( 6 Ekim 1914 ).

• - - Topçuluk yönünden değerlendirmeler aralıksız sürdürülmüş, İstanbul'dan 25 Eylül'de 8. Ağır Topçu Alayı ile birlikte gelmiş bulunan 5 adet 150 mm.'lik obüslerden 9. Tümen bünyesinde oluşturulan obüs bataryası da Alçıtepe çevresinde görevlendirilmiştir.

• - - 4 Ekim'de Çanakkale - Kilitbahir arasında kurulan mayın hattının korunması amacı ile 87/24'lük mantelli toplardan iki batarya oluşturuldu."

Yukarıda sayılan önlemlerle Çanakkale Boğazının savunması kendi öz kaynakları ile güçlendirilmeye çalışıldı.

c - Müstahkem Mevkii Topçusunun Eğitimi ile İlgili Hazırlıklar

Çanakkale Müstahkem Mevkiinde depo taburları için yeterli sayıda subay yoktu. İstanbul'dan subay gönderilmişse de bu yeterli olmadığı için kalan ihtiyaç emekli subaylardan tamamlanmaya çalışıldı. Ayrıca Çanakkale Bölgesindeki emekli topçu sayısı yalnız depo taburunun ihtiyacını karşılayacağından Müstahkem Mevkii Komutanlığınca Harbiye Nezaretinden öteki birliklerin subay gereksinimleri için istekte bulunulmuştur. Bu istek üzerine 5 Ekim 1914'de Başbakanlığın emri gereği " Müstahkem Mevkii subay ve erlerinin bilgi ve becerilerini artırmak için; Anadolu Hamidiye Tabyasında bir örnek batarya teşkil edildi.Türk ve Alman personelinden oluşturulan bu bataryadaki eğitimin, Korgeneral Merten tarafından verilecek yönergeye göre Alman üstsubaylarınca yönetilmesi" emredildi.

B ) ÇANAKKALE'DEKİ TÜRK ORDUSUNUN I. DÜNYA SAVAŞINA GİRDİĞİ SIRADAKİ DURUMU 1 ) Goeben ve Braslau'nun Çanakkale Boğazına Girişi Sırasında Türk Ordusunun Durumu Osmanlı Devletinin 2 Ağustos 1914 tarihinde gizli bir ittifak antlaşması imzalayıp, kamuoyuna da tarafsızlığını bildirmişlerdir.

Bu tarihlerde Almanya'nın Goeben ve Braslau gemileri Akdeniz limanlarını bombardıman altına tuttuktan sonra İngiliz Filosu tarafından takip edildiği için Çanakkale Boğazına yöneldi. Osmanlı Devleti bu Alman gemilerini içeri almakta tereddüt ettiyse de Türk Başkomutanlığının emri ile içeri almalarına izin verildi.

İngiliz Filosu da boğazdan geçmek istedi fakat olumsuz yanıt aldı. Bunun üzerine bir önlem olarak Türk Ordusu, Boğaz savunması için önceden Müstahkem Mevkii emrine gönderilen torpidolarla Havuzlar - Kepez arasında ve bunun kuzeyinde mevcut mayın hattında ki geçitlerin kapatılması için Selanik Gemisinin de harekete hazır olmaları emredildi.

12 Ağustos'ta boğaza doğru ilerlemekte olan İngiliz zırhlısına, Akhisar Torpidosu ile gönderilen Teğmen Hasan aracılığı ile "Goeben ve Braslau'nun Osmanlı Hükümetince satın alınarak Yavuz ve Midilli adlarının verildiği" bildirildi.

Alman savaş gemilerinin boğaza girişinden hemen sonra İngiliz kruvazörlerinin Çanakkale Boğazı önünde görülmeleri dikkatlerin yeniden Boğaz savunmasına çekilmesine neden oldu.

2 ) Boğaz Savunmasının Güçlendirilmesi Yönünde Alınan Önlemler ve Boğazın Kapatılması Gelişen bu olaylar karşısında Boğazların savunmasından yakından sorumlu olan Müstahkem Mevkii Komutanlığını bazı önlemler almaya sevk etti.

Bu yönde Çanakkale Boğazına yöneltilebilecek olası düşman saldırılarına karşı komutanlıkça, 2. Ağır Topçu Tugayı, Mayın Müfreze ve Filotilla Komutanlıklarına derhal ve ilk verilen emirlerde ; " Birliklerin hazırlıklı olmaları, kıyılara yönelik düşmanca hareketlere ateşle karşı konması, topçu birliklerinin hazırlık derecelerini arttırmalarını, Mayın Müfrezesinin işaret verildiğinde görevine başlayacak biçimde gerekli düzenleri alması, geceleyin Boğaz güvenliğinin sağlanabilmesi için Boğaz ilerisinde keşif etkinliğinin artırılması" istedi.

a - Boğazda Yeni Mayın Hatları Oluşturulması ve Boğazın Kapatılması

Başlangıçta dökülmüş olan mayın hatlarına ek olarak, Boğazda 15 Ağustos'ta Soğanlıdere ağzıyla, Kepez Feneri doğrultusunda 3. mayın hattı oluşturuldu.

Boğaz önündeki İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin sayısının 17'ye çıkması üzerine, Başkomutanlıkça karşı tarafta 4. ve 5. Mayın Hatlarının döşendiği izlenimini uyandırmak için gerekli tertip ve düzenlerin alınması ayrıca emredildi.

4. Mayın Hattı ancak 24 Eylül 1914'de İntibah Mayın Gemisi tarafından 3. Mayın Hattının güneyinde ve buna paralel olarak döküldü. Ayrıca herhangi bir tehlike görüldüğünde, Çanakkale - Kilitbahir arasında 5. Mayın Hattının oluşturulabilmesi için de elde yeterli sayıda mayın bırakıldı.

Olayların gelişimine göre önlemler alınması sürdürüldü. 26 Eylül'de Boğaz dışına keşif için gönderilen Akhisar Muhribi'nin İngiliz savaş gemilerinin geri çevirmesi üzerine 3. Mayın Hattındaki geçide 4 mayın dökülerek kapatıldı ( 27 Eylül ). Bunu Başkomutanlığın 5. Mayın Hattının oluşturulması ve tüm mayın hatlarının kapatılmasıyla ilgili emirleri izledi. Bunun üzerine Anadolu Hamidiye ve Namazgah Tabyaları arasında 5. Mayın Hattı kurulduğu gibi şimdiye kadar kapatılmamış olan mayın geçitleri kapatıldı. 9 Kasım 1914'de 3. Mayın Hattını pekiştirmek amacıyla bu hattın kuzeyinde ve ona paralel olarak 6. Mayın Hattının kurulması izlendi. Kepez - Soğanlı arasına 7. bir mayın hattının kurulması kararlaştırıldı ve Nusret Mayın Gemisi Kepez taraflarında 17 Aralıkta 7. Mayın Hattını kurdu. Ayrıca bu mayın gemisi Çanakkale Boğazının batı kıyısından başlayarak 5. Mayın Hattı ile 45 ° 'lik bir açı ile doğu-güney yönünde 8. Mayın Hattını kurdu. 29/30 Aralık 1914'de 2. ve 8. mayın hatları arasında 2. Mayın Hattı ile 45 ° açı oluşturacak biçimde doğu-güney doğrultusunda 9. Mayın Hattı oluşturuldu.

19 Şubat 1915 Muharebesinde Bileşik Filonun Çanakkale Boğazına yönelik saldırıyı başlattığı zaman Boğazda 9 mayın hattının kurulması gerçekleştirilmiş oluyordu.

b - Diğer Etkinlikler

Denizaltlılara karşı Ağ ve Torpido İstasyonları kurulmuştur. Bu yönde 5 Şubat 1915'de güney kesiminde son mayın hattının önüne birkaç balıkçı ağının dikilmesinden oluşturulan bir ağ şamandıralar arasına bağlandı.

Boğazdan geçebilecek yabancı savaş gemilerine karşı Çanakkale - Kilitbahir arasına torpido kovanları yerleştirildi.

Çanakkale'ye özellikle keşif amaçlı olarak gönderilen uçaklardan sınırlı ölçüde yararlanıla bilinilmiştir.

20 Ağustos 1914'de Başkomutanlığın, Müstahkem Mevkii Komutanlığına gönderdiği emirde; " Çanakkale Boğazına yönelik bir taarruzda, 3. ve 4. Kolordulardan doğrudan takviye birliği istenebileceğini" bildirmiştir.

Müstahkem Mevkii tarafından 9. Tümene verilen emirle " 26. Alaydan takviyeli bir piyade taburunun ( bir dağ ve 10.5 mm.'lik bir obüs bataryasıyla ) Kirte Bölgesine gönderilmesi ve bu kuvvetle Seddülbahir kuzeyinden beklenen bir çıkmanın önlenmesi" istenmiştir.

Emri alan 9. Tümen komutanı uygulaması geçmiş ve 7 Ekim 1914'e dek Gelibolu Yarımadası güneyinde 26.Alay 3. Taburuna aldırdığı düzenle, Anadolu Kıyı Komutanlığınca alınan aşağıdaki düzenleri Müstahkem Mevkii'ye bildirdi:

26. Alay 3. Tabur Karargahı : Kirte'de,

9. ve 10. Bölükleri : Kirte - Zığındere arasında,

12. Bölük : Zığındere arasında,

11. Bölük : Seddülbahir de olup dağ ve 10.5 mm. 'lik obüs bataryaları da Alçıtepe'de,

25. Piyade Alayı 2. Taburu : 4 bölüğüyle Kumkale - Yenişehir kesiminde,

• 1. 1. Tabur 1.Bölüğü ile 3. Tabur 11. Bölüğü: Çanakkale'de,

3. ve 4. Bölükler : Tevkifiye'de ve 2. Bölük ile 3. Topçu Alayı 1. Taburu da Çiftlik Köyünde,

3.Tabur 9. Bölüğü ve bir makineli tüfek bölüğü : Erenköy'de,

Bu taburun 10. ve 12. bölükleri : Sarıçalıda,

Ezine Jandarma Bölüğü : Kumburnu'nda konuşlanmıştı.

3 ) 18 Mart 1915 Deniz Harekatı Öncesinde Türk Ordusunun Durumu

a - 19 Şubat 1915 Muharebesinden Önceki Durum

18 Şubat 1915'de Çanakkale Harekat alanında, Çanakkale Bölgesinde doğrudan Başkomutanlığa bağlı Çanakkale Müstahkem Mevkii birlikleri, Gelibolu Bölgesinde genellikle kuzeyden başlayarak da 3. Kolordu birlikleri bulunuyordu.

( 1 ) 3. Kolordu Birliklerinin Konuşlanması

3. Kolordu Gelibolu ve Bolayır Bölgesinde bulunuyordu. Kolordunun 7. Piyade Tümeni ( 20., 2. Piyade Alayları ve bir Sahra Topçu Alayı ), Gelibolu Jandarma Taburu ile birlikte Koyun Limanı- Değirmenler Hattı ( dahil )- Karaçalıya ( hariç ) kadar olan kıyının gözetleme ve savunmasından sorumluydu.

Tekirdağ'da kuruluşunu sürdürmekte olan 19. Piyade Tümeni ise kuruluşunu tamamladıktan sonra, 3. Kolordu genel ihtiyatını teşkil etmek üzere, 25 Şubat 1915'de Eceabat'a gelmiştir.
 

Dtkn

Çırak
( 2 ) Müstahkem Mevkii Komutanlığına Bağlı Birliklerin Konuşlanması

2. Ağır Topçu Tugayı ve 3. Ağır Topçu Alay Karargahları Çanakkale Çimenlik Tabyada,

3. Ağır Topçu Alayının 1. ve 2. Ağır Topçu Tabur Karargahları Anadolu Hamidiye ve Mecidiye Tabyalarındaydı. Bu alayın kuruluşundaki bataryaları, Boğazın doğu kıyısında, Nara Tabyası-Dardanos Tabyası arası kıyı kesimindeki mevzilerde, Alayın en güçlü toplarından 2 adet 335/35'lik ve 7 adet 240/35'lik Hamidiye Tabyasında, 1 adet 335/35'lik Çimenlik Tabyada, 5 adet 150/40'lık toplar da Dardanos Tabyasında yerleştirilmişlerdi. Toplam 15 adet bu toplar dışında; 22 çap uzunluğunda menzilleri daha kısa olan toplarda Çimenlik, Anadolu Mecidiye ve Nara Tabyalarında mevzilendirilmişlerdi. 4. Ağır Topçu Alayı Karargahıyla Namazgah Tabyasındaydı. Bu alay Boğazın batısında Soğanlıdere'den Değirmenburnu Tabyasına kadar uzanan kesimindeki tabyalarda ( Yıldız, Mecidiye, Namazgah ve Değirmenburnu ) ve elverişli olan öteki mevzilere yerleştirilmişti. En güçlü toplar 2 adet 355/35'lik Rumeli Hamidiyesi'nde, 4 adet 240/35'lik Mecidiye Tabyasında; 2 adet 240/35'lik Namazgah Tabyasında olmak üzere toplam 8 tane top vardı. Bir taburlu olan bu alayda mevcut 84 toptan 40'ı ağır top, 14'ü de ağır havandan oluşmaktaydı. Ağır toplardan, 35 çap uzunluğundaki 8 adediyle, Mesudiye Gemisinden sökülerek mevzilendirilmiş toplar dışındaki ağır toplar kısa menzilliydi. Bunlardan başka Soğanlıdere ile Mecidiye Tabyaları arasında, Boğaza döşenmiş mayın hatlarını korumak için 30 hafif toptan oluşan beş batarya mevzilendirilmiş durumdaydı. 5. Ağır Topçu Alay Karargahıyla bu alayın 1. Ağır Topçu Tabur Karargahı Seddülbahir de, 2. Ağır Topçu Tabur Karargahı Kumkale de, bu taburun bataryaları Kumkale ve Orhaniye Tabyalarında yerleştirilmişlerdi. 2. Ağır Topçusuna "Boğazın Giriş Topçusu" adı da verilmekteydi. Bu alay Seddülbahir- Ertuğrul Tabyalarındaki 1. Ağır Topçu Taburunun yakın savunması için 9. Piyade Tümeninden bir piyade bölüğü, Seddülbahir Bölgesinde, Zığındere ve Tekke Burnu arasında, diğer bir bölük de Kumkale Bölgesinde Yeniser yöresinde bulunmaktaydı. 8. Ağır Obüs Alayı Karargahıyla Erenköy'de; 1. Ağır Obüs Tabur Karargahı Domuzdere de, bu tabur bataryalarıyla Domuzdere doğu sırtlarındaki mevzilerde; 2. Ağır Topçu Tabur Karargahı Erenköy'de, bataryalarıyla Erenköy batı-güneyindeki mevzilerde; 3. Ağır Obüs Tabur Karargahı Karantina Köyünde, bataryalarıyla Karantina Köyü kuzey ve güneyindeki mevzilerde, 4. Ağır Topçu Tabur Karargahı Geyiklide, Menderes Müfrezesi emrinde bulunan 120/30'luk 4'er toptan oluşan bu tabur iki bataryasıyla, Üvecik ve Geyikli batısındaki mevzilerde, ayrıca bir obüs takımıyla da Kumburnu'nda mevzide.

Bunların dışında, Maydos Müfrezesi emrinde bulunan 105 mm.lik obüs bataryası ( 5 toplu ) ise Alçıtepe'deki mevzilerde yerleştirilmişti .

( 3 ) 9. Piyade Tümeninin Konuşlanması

Boğazın olası düşman çıkarmalarına karşı gözetleme ve korumasıyla görevli olan bu tümen Maydos ve Menderes Müfrezeleri adıyla iki gruba ayrılmıştı. Bu tümenin karargahı Çanakkale'deydi.

( - a ) Maydos ( Eceabat ) Müfrezesi

sağ yan ve sol yan gruplarından oluşan bu müfreze, karargahıyla Maydos taydı. Müfrezenin kuzeyindeki 7. Tümen ile ara hattı Koyun Limanı-Değirmenler çizisi Maydos Müfrezesine dahil idi. Sağ Yan Müfrezesi Maydos Müfrezesi kuzey sınırıyla, Kabatepe-Eceabat çizisi ( dahil ) arasında, Sol Yan Müfrezesi de Sağ Yan Müfrezesi güney sınırıyla, Seddülbahir arasındaki bölgede idi. Buralar eldeki olanaklar ölçüsünde ağır silahlarla mevzilendirilmişti.
 

Dtkn

Çırak
( - b ) Menderes Müfrezesi

Menderes Müfrezesi 26. Piyade Alay Komutanının komutasında karargahıyla Berposta bulunuyordu. Müfreze Birliklerinin Anadolu kıyısında aldığı düzen şu şekildeydi;

- Depo Alayı ( 5., 6. ve 9. Taburlar), karargahıyla Üvecik'te bulunmakta. Görevi; Kumkale-Kumburnu arasındaki kıyı bölgesinin savunmasından sorumlu idi. Bu alayın Depo Taburu Üvecik'te öteki depo Taburları Yerkesiği ve Mahmudiyedeydi. Kıyıda gerekli gözetleme düzenlerini almış olan taburlar geride toplu bulunuyordu.

- 25. Piyade Alay karargahıyla, kıyı gözetlemesindekiler dışındaki artan birlikler Geyiklide, alayın sadece bir taburuysa Bespos'ta.

- Çanakkale Seyyar Jandarma Alayı, Karargahıyla Tavaklıda. Görevi; Eski İstanbul Burnu ile Akçay İskelesi arasındaki kıyının gözetleme ve savunmasından sorumluydu. Bunun için alay, çıkarmaya elverişli kıyı kesimlerini bölük bölgesine ayırarak, gerekli tahkimatı yapmış olup, kıyıya önemine göre takım veya postallar yerleştirmek suretiyle kuruluşundaki iki jandarma taburuyla görevi; nöbetleşerek sürdürmekteydi. Balıkesir Jandarma Taburu karargahı ve bu taburun büyük kısmı Ayvacık'ta, bu taburdan bir bölük eski İstanbul Burnundan, Kösedere ağzına kadar kıyıyı gözetlemekle görevliydi.

- 3. ve 8. Sahra Topçu Alaylarından müfreze emrinde bulunan bir sahra ve dağ topçu taburu, karargahlarıyla Darıköy ve Ezine'deydiler.

- Bradwel Bataryası da 4 Ocak 1915'de Küçük Beşiğe güneyinde İn Limanı yöresinde mevzilendirildi.

(4) Boğaz Girişindeki Türk Tabyalarının Durumu

Seddülbahir ve Kumkale Tabyaları, taş ve toprak karışımı yapılmış, büyük hedef gösteren tabyalardı. Ertuğrul ve Osmaniye Tabyaları toprak yapıydı, bu nedenle düşman gemi toplarına karşı dayanıklı değildi.

Ertuğrul tabyasının Tekke Burnu ile Osmaniye Tabyasının da Yenişehir yönüne karşı olan kısmının ateş olanakları sınırlıydı. Buna karşın, düşman gemilerinin girişteki tabyalar üzerine yoğun ateş toplama olanağı vardı.

b - 25 Şubat 1915 Muharebesinden Önceki durumu:

19 Şubat 1915'te Bileşik Filonun Boğaz girişini ve bir kısmıyla da Gelibolu Yarımadasının batı kıyılarını bombardıman altına almasıyla, acil önlemler almakla başlandı. Bu anlamda Müstahkem Mevkiinin emriyle 9.Piyade Tümeni 19 Şubat 1915'te Eceabat'a taşındı. Maydos Müfrezesinin sağ ve sol yan grupları bölgelerinde de tedbirler alındı. Bunlar; Turşundaki Seyyar Jandarma Taburu, birliklerini kıyıya yanaştırarak birer bölüğüyle Ece Limanı, Karakol Dağı, Büyük ve Küçük Kemikli kesimlerinde gerekli düzenlerini aldı. 27. Piyade Alayının 3.Taburu ile bir sahra bataryası, Palamut sırtı gerisine yanaştırılırken, 26. Alay'ın 2.Taburu ile diğer bir sahra bataryası da, Sarafim çiftliğine gönderildi.

Gelibolu Yarımadasının kuzeyinde 3. Kolorduca alınan önlemler ise; Tekirdağ ve Gelibolu Limanlarında bulunan küçük ve büyük ve yelkenlileriyle, öteki deniz taşıt araçlarının ikinci bir emre dek limanlarda alıkonulması ilgililere duyuruldu. Ayrıca 3. Kolorduca 7. Tümene verilen emirle, 21. Piyade Alay Karargahı Atıf Bey çiftliğine bu alayın Gelibolu'daki 1. Taburu Bolayır mevziindeki Merkez ve Ay Tabyalarına; bir sahra topçu taburu Kumburgaz'a gidecek; Bolayır mevzii - Yeniköy kesiminde beklenen çıkarma girişimlerine karşı sahra taburuyla, Bolayır mevziindeki Ağır Topçu Taburu 21. Alay emrine verildi. Böylece Gelibolu Yarımadası kıyılarından yapılacak bir çıkarmaya karşı karada bazı önlemler alınmış oldu. 19 Şubat Muharebesinde Boğazın giriş tabyalarında meydana gelen hasarın giderilmesi işleri 5. Ağır Topçu Alayının görevine verildi. Geyikli ve Üvecik'te bulunan 4. Ağır Topçu Taburu (iki batarya, bir obüs takımı) Halileli bölgesinde mevzilendirildi. Obüs takımı 25 Şubat Muharebesine Yeniköy yöresinde katılacak olan bu takımın Halileli yöresine mevzi değiştirmesi emredildi.

c - 26 Şubat 1915 Harekatı Öncesindeki Durumu

26 Şubat 1915 muharebesinde, Boğaz girişindeki bataryaların susması üzerine Çanakkale Boğazı, adeta bileşik filoya açılmış durumdaydı.

Çanakkale Boğazının denizden yönelebilecek taarruzlara karşı yapılmış olan savunma planına göre ateş gücünün dağılımı şu şekildeydi;

2.Bölge (Obüs Bölgesi)'nde 10'u ağır havan, 32'si obüs olmak üzere toplam 42 toptan; 3.Bölge ise, 62 adet çeşitli çapta top, havan ve Nordonfilt'ten ibaretti. Bu arada 9. Tümen Topçusu set bataryalarının takviyesinde planlanmıştır.

Mevzilerin durumu ise; 1. Ağır Obüs Taburu, Tenger sırtlarına yerleştirilmişti. Bu kesimde arazinin yüksek olması nedeniyle mevzilerin düşman tarafından bulunup tahrip edilmesi güçtü. Bu taburun bir bataryası içinde, Eskihisarlık sırtlarında mevzi hazırlanmakta olup, bir çıkarma ihtimali belirdiğinde burada mevzilenecekti. Erenköy bölgesindeki obüs bataryaları da, açık ateş mevzilerine yerleştirilmişlerdi. Ayrıca Boğazın batı - doğusundaki obüs bataryaları mevzilerinin hemen gerisinde ateş mevzileri de seçilmişti.Boğazdan içeri girecek gemileri ateş altına almak amacıyla Halileli sırtlarında iki obüs bataryası için mevzi hazırlanmıştı. Obüs bölgesinin hemen kuzeyinde iki önemli batarya bulunmaktaydı. Bunlar 2.Bölgeyi ve gerektiğinde 3. Bölgeyi takviye edebilen Dardanos ve Mesudiye bataryalarıydı. Dardanos Bataryası boğaza hakimdi. Her iki batarya da 2.Bölgenin ateşlerini püskürtmekte ve mayın hatlarına yaklaşan düşman mayın arayıcılarına karşı mayın hatlarını koruyan bataryaların ateşlerini takviye etmekteydi. 3.Bölgedeki bataryalarsa derecikler ya da dere ağızlarına yakın ve olabildiği kadarıyla uzaktan görülmeyecek biçimde yerleştirilmişlerdi.

26 Şubat Harekatının sonrasında bazı yeni önlemler alınmıştır. Unlar; Halileli sırtlarında açık ateş mevziindeki obüs bataryası keşfedildiği için batarya kapalı mevziiye alınmıştır. Tenger'deki batarya, Seddülbahir - Hisarlık arasında durarak ateş eden savaş gemilerini baskın tarzında ateş altına almak ve Kumkale'ye yapılacak bir çıkarma hareketini engellemek için Kerevizdere Sırtlarındaki kapalı ateş mevzilerine yerleştirilmiştir. Tüm obüs bataryaları gerisindeki kapalı ateş mevzileri takviye edildiği gibi sahte bataryaların sayısı da arttırılmıştı.

19. Tümenin 25 Şubat'ta Eceabat'a gelmesi ile 9. Tümende yeni düzenlemeler yapıldı.

" Gelibolu Seyyar Jandarma Taburu; Azmukdere- Büyük Anafarta çizisinin kuzeyinde olmak üzere, birer bölüğü ile Ece Limanı, Turşun-Küçük Anafarta batısında, birer takımıyla Büyük ve Küçük Kemiklide kıyı gözetlemesinde.

Sağ Yan Müfrezesi ( 27. Piyade Alayı ) : Müfreze karargahı, Kocadere de takviyeli 27. Alay 1. Taburu, Kocaçimen doğusunda 2. Taburu birer bölüğüyle Arıburnu, Palamutluk sırtında, bir bölüğüyle de Kabatepe doğusunda ihtiyat olarak, kıyı gözetlemesinde, 3. Taburu, müfreze ihtiyatı olarak, Damlar yöresinde.

Sol Yan Müfrezesi ( 26. Piyade Alayı ): Bir ağır makineli tüfekle takviyeli müfreze karargahı Kirte'de, 26. Alayın 3. Taburu birer bölüğüyle Çifte Çamlar Sırtı, Kumtepe, Sarıtepe, Zığındere ağzında kıyı gözetleme ve korumasında bir bölüğü Seddülbahir ve Tekke burnunun savunmasıyla görevli olarak Ertuğrul Tabyası Kesiminde, 2. ve 4. Taburlarıyla Kirte'de toplu olarak bulunmakta.

9. Sahra Topçu Alayı; bir dağ taburu Sağ Yan Müfreze emrinde olup, bir bataryası Büyük Anafarta da, öteki bataryası da Kocadere de, 2. Sahra Taburunun bir bataryası Kocaçimen güneyinde, diğer bataryası Çifte Çamtepe kesiminde mevzide, 105 mm.lik obüs bataryası, Domuzdere kesiminde mevzide.

Tümen Karargahı ve 9. Sahra Topçu Alay Karargahı; Çanakkale'de, 19. Piyade Tümeninin 72. Piyade Alayı Eceabat'ta.

Bunlardan başka 19 Şubat Muharebesinde, Bileşik Filonun Ertuğrul ve Orhaniye Tabyalarının etki alanları dışına yaptığı ateşlerine engel olmak için, Menderes Müfrezesi emrindeki obüs takımı, Yeniköy Sırtları gerisinde; Alçıtepe Obüs Bataryasından bir obüs takımı da Ertuğrul Tabyası yöresindeki kapalı mevziiye yerleştirildi.
 

Dtkn

Çırak
25 Şubat Muharebesinde Boğaz Giriş Tabyalarındaki topların Bileşik Filo tarafından tahrip edilmesi üzerine, 9. Tümen ve 8. Ağır Topçu Alay Komutanlıklarına verilen emirde; Karatepedeki bataryanın Halileli bölgesine alınması istendi".

Bu düzenlemelerin dışında 9. Tümenin Eceabat'taki birlikleri 19. Tümenin komutasında olacağı gibi, gerekirse Taypur'daki Piyade Alayı da bu bölgede kullanılmak üzere getirilebileceği Müstahkem Mevkice bildirildi.

Müstahkem Mevkiinin 25 Şubat tarihli emri ile Anadolu Yakasının savunulmasında 9. Tümen görevlendirildi.

Ayrıca emir komuta değişiklikleri de yapılmış ve Menderes Müfrezesi Komutanlığı kaldırılmıştır.

Çanakkale Seyyar Jandarma Alayından, Kumburnu'ndan başlayarak, sorumluluğundaki kıyı kesimini zayıf birliklerle gözetlerken, bir taburunu Geyiklide bulundurarak, düşman çıkarmasını ve ilerlemesini engellemeye çalışması istendi.

Müstahkem Mevkii Komutanlığı Karargahı, Boğaz girişindeki tabyaların 25 Şubat Muharebesinde tahrip edilmiş olması nedeniyle Çanakkale'nin 3km. güneybatısındaki Hacıpaşa Çiftliğine taşındı. Ayrıca Çanakkale'de bulunan 9. Tümen Karargahı da 26 Şubat'ta Halileli çevresindeki Sarıçalıya alındı.

26 Şubat'ta Değirmenburnu ile Çanakkale Feneri arasında 53 mayından oluşan 10. Mayın Hattı oluşturuldu.

26. Alayın sorumluluğuna Eskihisarlığı da kapsamak üzere, Seddülbahir, Ertuğrul Tabyaları ve Tekke Burnu verilmiştir.

19. Tümen Komutanı, Sol Yan Müfrezesinin takviyesini gerekli görmüş, Sağ Yan Müfrezesi ihtiyatı 27. Alay 3. Taburunun çabucak 26. Alay emrine girmek üzere Kirte'ye gönderilmesini istemiştir. Tabur o sırada Seddülbahir bölgesindeki 26. Alay 2. Taburunu değiştirdi ve taburdan bir bölük Marta Limanı-Tekke Koyu feneri arasında, öteki iki bölüğüyle de Harapkale de yerleşti.

Öte yandan, Bileşik Filonun tabyalardan yapılan ateşlere rağmen hızla boğazı geçmesi halinde, durumun Başkomutanlığın yanı sıra 1. ve 2. Ordulara da bildirilmesini istedi.

e - 28 Şubat 1915'deki Durum

Bu tarihte 9. Tümen kendi birlikleri arasında bazı denemelere gitti. Ayrıca Başkomutanlıkta takviye amacıyla Muhasara Topçu Taburunu Çanakkale'ye gönderdiğini, ayrıca çeşitli tür ve çapta sekiz topla, bir bataryanın gönderileceğini Müstahkem Mevkii Komutanlığına bildirmiştir.

Bandırmadaki 11. Tümenden Çanakkale'ye gelen 126. Piyade Alayı da, Müstahkem Mevkii genel ihtiyatı olarak burada bırakılmıştır.

f - 1 Mart 1915'deki Durumu

9. Tümenin savunma düzenlerinde yapılan değişiklikler özetle şu şekildeydi;

" - Giriş tabyalarının susması üzerine Geyikli dolaylarındaki bataryalar, Halileli sırtlarına alınarak, bunlara savaş gemilerinin Karanlık Limana serbestçe sokulmalarına ve gereğinde Boğazın giriş yerlerine çıkarma yapılmasının engellenmesine ateşleriyle yardımcı olmaları görevi verildi.

• - - Tenger'deki obüs bataryalarından biri, Marta Limanı doğu sırtlarında mevzilendirilmiş olup, aynı görev verilmiştir.

• - - Anadolu Yakasındaki 9. Piyade Tümeni kuvvet çoğunluğuyla kuzeye alınmış, 25. Piyade Alayı, Tevfikiye yöresine yerleştirilmiştir. Kumkale-Kumburnu'ndan güneye uzanan kıyı kesimiyse, Çanakkale Seyyar Jandarma Alayınca gözetlenmekte.

• - - Kirte'deki 26. Piyade Alayı, 27. Piyade Alayının Eceabat'ta ihtiyatta bulunan bir taburu ve 9. Topçu Alayının iki bataryasıyla takviye edilmiş, bir piyade taburuyla bir batarya Seddülbahir'e sürülerek adı geçen bölgenin gözetleme ve savunması pekiştirilmiştir.

• - - Anafarta Bölgesinde değişiklik yoktur.19. Tümen şimdilik toplu olarak Eceabat'ta bulunacak. 126. Piyade Alayı da Çanakkale'de ihtiyatta kalacaktır.

• - - Beyoğlu Seyyar Jandarma Alayı, Erenköy'e gönderilmiş ve 9. Piyade Tümeni emrine verilmiştir."

Ayrıca Müstahkem Mevkii emrine Harbiye Nezaretinden altı adet top gönderilmiştir.

g - 3 Mart 1915 Harekatı Sırasındaki Durum 3 Mart 1915'e kadar Boğazda geçen muharebeler değerlendirilerek, 8. Ağır Topçu Alayının 8 bataryası ve aynı alayın 4. Ağır Topçu Taburu ile birlikte toplam bir obüs bataryasıyla değişik çapta üç batarya ve bir obüs takımından oluşan "Halileli Topçu Grubu" oluşturuldu.

Eskihisarlığa dek olan kıyının ateş altına alınması için 1. Obüs Taburundan bir batarya, Baykuştepe güneyinde kapalı mevziiye yerleştirilerek düşman gemilerinin Boğazda serbestçe hareket etmelerine engel olunmaya çalışılmıştır.

Müstahkem Mevkiice alınan önlemlerden biri de Kepez, Soğanlı arasında topçu takviyesi yapılarak mayın hatlarının tahribini engellemek olmuştur.

3. Kolordu Komutanlığı 7. Tümen Komutanlığına, Bolayır Mevziinin sol yan ve gerisinin çıkarma girişimlerine karşı savunulması için görev vermiştir.

Gelibolu yarımadasında bulunan 9. Tümen birlikleriyle, 19. Tümenin durumları ise şöyleydi;

"Maydos Müfrezesi Sağ Yan Komutanlığı ( Komutanı 27. Alay Komutanı ) Kocadere ( Kurucadere )'de, Bursa Seyyar Jandarma Taburu karargahıyla Tursunda, birer bölüğüyle Ece Limanı ve Küçük Anafarta'da; 27. Alaydan takviyeli 1. Tabur Kocaçimen Tepe doğusunda, 27. Alayın 2. Taburu Arıburnu ve Kabatepe bölgelerinde. Bu taburların birer bölüğünden oluşan müfreze, Ağıldere-Arıburnu doğusundaki sırtlarda yerleştirilmiş olup, bu kuvvet Arıburnu'nu kesinlikle savunacak, Ağıldere ve Kabatepe yönlerini de yan ateşleriyle koruyacak ve gerisindeki dağ bataryasının da güvenliğini sağlayacaktı.

9. Sahra Topçu Alayının 3. Dağ Topçu Taburundan bir batarya, Kocaçimen çevresinde mevzide, öteki bataryasıyla, Kocadere'de ( Kurucadere ) Sol Yan Müfreze Komutanlığı ( Komutanı 26. Alay Komutanı ) Kirte'de, 26. Alayın 4. Taburu Kumtepe, Sarıtepe, Zığındere bölgesinde, 26. Alayın 2. Taburu ve 16. Bölük Kirte'de, bir ağır makineli tüfekle takviyeli 26.Alayın 3. Taburu Marta Limanı, Tekke Koyu ( fenere kadar ) bölgesinde, öteki iki bölük Harapkale'de, 27. Alayın 3. Taburu Harapkale kuzeyinde, 2. Sahra Topçu Taburundan bir batarya, 4. Tabur bölgesinde Çifteçamlar Tepede mevziide; öteki batarya Kirte'de, 105 mm.lik obüs bataryasından bir obüs takımı, Kanlıdere-Maltepe deresi arasında mevzide, 26. Alayın 3. Taburunu desteklemekte. 19. Piyade Tümeni Müstahkem Mevkii ihtiyatı olarak Eceabat'ta bulunmaktadır.

Boğazın doğusunda yer alan 9. Tümen birliklerinin durumu ise; 126. piyade alayı Çanakkale Müstahkem Mevkii Genel ihtiyatında, 9.Piyade Tümeni ve 9. Sahra Topçu Karargahları Kolvert çiftliğinde, 64. Piyade Alayı Yenişehir, Yeniköy ve üvecik bölgesinde olup, Kumkale Kumburnu güneyine dek olan kıyının gözetleme ve savunmasında, 25. Alay 3.Taburuyla, Erenköy kuzeyinde, 2.Taburuyla Halileli bölgesinde olup, 1.Taburu, 64.Piyade Alayı ihtiyatı olarak Üvecik'te; 9.Topçu Alayı 1.Sahra Topçu Taburu, 25. Alay emrinde olup, bir bataryası İntepe batısında mevzide, öteki batarya Kolvert çiftliğinde; 8. Sahra Topçu Alayının 3. Dağ Topçu Taburu, 64. Piyade Alayı emrinde olup, bir bataryası Yeniköy kuzeyinde mevzide, öteki bataryası, Üvecik'te;Çanakkale Seyyar Jandarma Alayı Karargahı ve Çanakkale Seyyar Jandarma Taburuyla Geyikli'de; Balıkesir Jandarma Taburu, 64.Alayın güney sınırında, Akçay iskelesine uzayan kıyının gözetleme ve savunulması görevinde; Beyoğlu Seyyar Jandarma Alayı(iki Taburlu) Tümen ihtiyatı olarak Erenköy'de bulunmaktaydı."

Çanakkale Boğazının savunmasından 1. Ordu emrindeki 3. Kolordu ( Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı, 7., 8., 9. Tümenler ile 3. Süvari Tugayı ) ve bu orduya bağlı birlikler sorumluydu. 3. Kolordunun emrinde olan Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı, 9. Tümen emrinde olarak Başkomutanlığa bağlandı. Böylece Boğaz Savunmasını 3. Kolordu ve Birlikleri ile Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı üstlenmiş oldu.

Türk Ordusunun kullandığı toplar çağının çok çok gerisinde olup, yeterli sayıda da değildi. Düşmanın çok sayıda ve gelişmiş silahlarına karşı koyabilmek için öz kaynaklardan yararlanma yoluna gidilmiştir. Bunun yanı sıra ordunun subay gereksinimine de ihtiyacı vardı. Bunun içinde subay ve erlere Alman üst subaylarınca eğitim verilerek bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmıştır.

Osmanlı Devletinin l. Dünya Savaşına girmesiyle birlikte, Boğazın kapatılması, Boğazda mayın hatları oluşturulması, düşman denizaltılarına karşı ağ ve torpido istasyonlarının kurulması gibi faaliyetler ile Boğaz düşman kuvvetlerinden korunmaya çalışılmıştır.

Türk Ordusu tüm olumsuzluklara rağmen, üstün çabasıyla düşman kuvvetlerini yıldırmış ve bu bölgeden çekilmelerini sağlamıştır.
 

MuRaTTK

Co-Admin
Site Yetkilisi
"Çanakkale Geçilmez" Madalyası



ÇANAKKALE ŞEHRİNE ALTIN MADALYA VERİLMESİ HAKKINDA KANUN

Kanun Numarası : 3972
Kabul Tarihi : 16/2/1994
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 19/2/1994 Sayı: 21854
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 33 Sayfa:

Madde 1 - Türk Milletince, Çanakkale savaşlarında barış ve kahramanlığımızı
anlatarak şehit düşen, tarihimize "Çanakkale Geçilmez" yazdırtan ecdadımızın
manevi şahsiyetlerine bir şükran nişanı olarak, üzerinde " Çanakkale Geçilmez"
yaılı altın bir madalya ihdas edilmiştir.

Madde 2 - Madalya Çanakkale Valiliği tarafından korunarak ve Çanakkale
18 Mart Deniz Zaferi kutlamalarında vali, garnizon komutanı ve belediye başka-
nının hazır bulunduğu bir anda Türk Bayrağı ile birlikte göndere çekilir.

Madde 3 - Bu Kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.

Madde 4 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.
 

MuRaTTK

Co-Admin
Site Yetkilisi
Nusret mayın gemisi




Nusret'in hikayesi

18 Mart 1915 deniz zaferi, top ve mayın silahlarının müşterek çalışma mahsulü olup bunda mayın başrolü oynamıştır. Mayınların dahice boğaza yerleştirilmesiyle, o tarihin en kuvvetli donanmasını Türk azmi ve cesareti, hayretlere bırakacak şekilde alt etmiş ve boğazı düşman gemilerine kapamıştı.

Dönemin Fransa başbakanı; Çanakkale için "Türkler boğazı kapamakla savaşın iki yıl uzamasına ve müttefiklerin milyonlara varan insan gücü ve yüzlerce milyarlık maddi kayba uğramasına sebep olmuşlardır." demiştir.

Peki o gizemli mayınları kim ne zaman oraya dökmüştür

Nusret Mayın Gemisi 3 Eylül 1914'te Çanakkale'ye gelmişti. Almanya'da özel şekilde mayın dökme gemisi olarak inşa edilmiş bu tekne dar alanlarda kolayca manevra yapabiliyor ve az su çektiğinden mayın alanları üzerinde güvenle dolaşabiliyordu. Ancak Osmanlı Devleti'nin mali sorunları ona boğazı mayınlayabilmesi için gerektiği miktarda mayın bulamıyordu. Çanakkale boğazında zaten önceden boğazı kesecek şekilde döşenmiş mayın hatları bulunmaktaydı. Ancak, düşman zırhlılarının devamlı şekilde hareketlerinin incelenmesiyle akıllara hayret verecek bir gerçekle karşılaşılmıştı.

6 Mart gecesi Cevat Bey, mayın grup komutanı Hafız Nazmi Bey'e "Oğlum, diyordu. Sana çok önemli bir görev veriyorum. Vatanın selameti bu görevin başarıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Yarın akşam, Nusrat'le son 26 mayınını şu gördüğün karanlık limanda kıyıya paralel olarak dökeceksin. Düşman hareketinizi seçer, size saldırıya kalkışırsa kıyı toplarımız önceden aldıkları talimata uygun olarak hareket edecek ve sizi himaye ateşiyle koruyacaklar. Kendinizi göstermemeye çaba harcayın. Allah yardımcınız olsun."

Evet. Bu sefer mayınların boğazı kesecek şekilde değilde kıyıya paralel olarak Karanlık Limanına dökülmesi fikri, mayın uzmanlarının ince bir çalışmayla ortaya çıkardıkları mükemmel bir fikirdi. Çünkü düşman zırhlıları boğaza gurup gurup giriyor ve görevini tamamlayan grup ikmal yapmak için geriye dönerken arkadaki grupların yollarını kesmemek için boğazın en geniş yerlerinden biri olan Karanlık Liman'da manevra yapıyordu. İşte mayınlar da bu manevra sahasına kıyıya paralel ancak manevra hattına dik olarak yerleştirilecekti. Fakat bu işin sonu her ne kadar büyük bir zaferi getirebilecek olsa da bir o kadar zordu.

Nazmi Bey, ertesi gün Nusret mayın gemisi komutanlığı yapacak olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı'yı buldu. Her iki subayda çok iyi arkadaştılar. İki gün önce kalp krizi geçiren Nusret'ın genç komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey, sağlığı için yerine bir başkasını görevlendirmeyi önceden Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Bey'in ısrarlarına rağmen, savaşın ve ülkenin sorumluluğunu omuzlarında duyarak görevi kabul etti.

7 Mart'ı 8'e bağlayan gece yarısı Nusret demir alarak Çanakkale'den uzaklaştı. Bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmış, maskeli ışıklar altında rota izleyerek hedefine doğru ilerliyordu. Gemi daha önce döşenen mayın hatlarından geçiyor ve Karanlık Liman'a giriyordu. Deniz sakin, hava simsiyah, zifiri karanlıktı. Uzaklarda dolaşan düşman devriye gemileri pırıl pırıl yanan projektörleri ile suyun yüzünü aydınlatmaktaydı. Bir an, suyun yüzüne değen ışık silindirler hemen ardından denizi yalayarak, havaya kalkıp yeniden denizin yüzeyinde başka bir noktayı aydınlatıp derinlere inmekte ardından yine uzaklara gitmekteydi. Daha yakınlarda devriyeye çıkmış düşman gemilerinin projektör ve ışıldakları zaman zaman Nusret'in olduğu kıyının karşısını noktalamaktaydı. Son kontroller bittikten sonra ilk mayın platforma alınmış ve atış anı beklenmeye başlamıştı. Heyecan son haddindeydi. Vatanın selameti için gerekli olan zafer kilidi, Nusret'in elindeydi. Onu mutlaka sessizce yerine bırakmalıydı.

Sonunda Anadolu yakasındaki Akyarlara, yeni mayın hattını hazırlanacağı noktalara geldiler. Teker teker sessizce elinde kalan son 26 eski tip mayını suya bırakmaya başladı. Suya düşen her mayın belli bir sıra halinde kendisini asılı tutacak ağırlığın gerdiği teller üzerinde yeralmaya başladılar. Birkaç dakika sonra tüm mayınlar belirlenen rota doğrultusunda dökülmüştü. Makinalar tekrar ulaşabilecekleri en yüksek devirde çok hızlı tempoda çalıştırılmıştı. Şimdi en az mayınlar dökülüşü kadar tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Daha önceki dökülen mayınlar ve düşman devriye gemileri Nusret'in yolu üzerinde kol geziyordu.

Bir an için Nusret'in çok yakınında bir karaltı ortaya çıktı. Düşman gemisi olmalıydı bu. Büyük olasılıkla düşman zırhlıları geri dönmüşlerdi ve devriye görevine devam etmekteydiler. Ara verdikleri projektörle taramaya yeniden başladıkları zaman Nusret'i görecekler ve herşey bitecekti. Bütün personelden buz gibi terler boşanıyordu. Nihayet korktukları başlarına geldi ve düşman gemisinin projektörleri yandı. Karalığı yaran projektör ışığı az öteden, hızla, üzerlerine doğru, denizi tarayarak geliyordu. Işık dalgası kıyıları, dalgaları taraya taraya, arada bir durarak, arada bir gerileyerek ağır ağır üzerlerine geliyordu. Bu ışık silindiri ölüm kılıcına dönüşmüş, Nusret'in böğrüne saplanacaktı ki bir mucize gerçekleşti.Ölüm ve ışık dalgasını içine girmelerine saniye kala, Türk kıyılarında yanan projektör bir mucize yarattı.

Bizim kıyıda birden bire yana projektörümüz birkaç saniye içinde, düşman projektörünü deniz üstünde yakaladı. İki projektör şimdi gözgözeydiler. Ortalığı sise yakın yoğun bir beyazlık kapladı. Beklenmedik bu ışık kavgası Nusret'e yaşam umudunu geri verdi. Şimdi karşıyaşan iki projektör, iki düşman göz birbirinden kurtulmak için olağanüstü bir savaşa başladılar. Düşman projektör, kurtulmak için yoğun çaba harcıyor, bir türlü başaramıyordu. Nusret, bu bazen üstünde, bazen yanında süren ışık çarpışmasının altından sessizce sıyrıldı. Olanca islim üstünde, Çanakkale yönünde yolalmaya başladı.

Tehlike geçmiş verilen görev büyük bir başarıyla yapılmıştı. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşını tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap veremedi. Nusret mayın gemisinin başkomutanının hasta kalbi bu ışık savaşındaki heyecan dayanamamış, heyecan kasırgası içinde duruvermişti.

Bu olaydan on gün sonra müttefik donanması saldırıya geçmişti. Savaş tam istediği şekilde, kontrollü olarak devam etmekteydi ki, birden ikmal için geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana gelmişti. Bunların nedeni, 7-8 mart gecesinde dökülmüş ve bundan sonrada gerek düşman pilotlarının fark edemediği gerekse 17-18 Mart gecesi mayın gemilerinin yaptığı mayın kontrolünde bulunamayan Nusret'in mayınlarıydı.

Düşmanın yüzen kaleleri birer birer batmaya başlamıştı. Önce Bouve 639 kişilik mürettebatı ile denizin derinliklerine gömüldü. Bu andan itibaren herşey ters gitmeye başlamıştı. Bouve'in battığı yerin yakınında manevra yapmakta olan Inflexible bir mayına çarpıştığını rapor etti ve çok tehlikeli bir şekilde yan yatmaya başladı ve üç dakika sonrada Irrestible'nda yana yatmakta olduğu ve sancak tarafından mayına çarpıştığını bildiren yeşil flamanın sancak seren cundasında dalgalandığı görüldü. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi boğazın sularına gömüldü.

Muhteşem armada üç büyük gemisini (Irrestible, Ocean, Bouve) kaybetmiş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır yaralanmış şekilde eldeki gücün üçte biri yitirilmişti. Nusret'in yapmış olduğu görev tarihi değiştirmişti.

Müttefik donanması 18 Mart günündeki başarısızlıklarından çok şey öğrendiler. İngilizler bu yenilginin tüm faturasını son keşfini yapıp mayın yoktur raporunu veren pilota çıkardılar ve onu idam ettiler. Nusret'in 7-8 Mart gecesi bir şehit vermek uğruna yaptığı iş ve Türk topçusunun başarısı, bir vatanın selametini sağlamış ve düşman donanmasının Marmara'ya bayraklarını dalgalandırarak girmesine izin vermemişti.

YABANCI GÖZÜYLE 18 MART İngiliz general Oglander'in, "Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekatı" adlı eserinin birinci cildinde: "Pek uygun başlamış olan gün bu meçhul mayın hattının o olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez."

Sir Ccolyen Corbet'in, "Harekatı Bahriye" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Hakikat şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyuna paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve balıkçı gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyat ve sağgörüye rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır."

Bahriye Nazırı Churchill 1 Ağustos 1930 tarihli "La Revue de Paris" dergisinde şöyle der: "Nusrat Gemisinin gizlice döktüğü 20 demir kap, İngilizler tarafından başarı ile başlanmış olan Çanakkale Harekatını durduran bir takım pisikolojik karışıklıklar doğurdu. Yalnız başına bu engeldir ki, Türkiye'yi bir bozgundan kurtardı ve harbi uzattı. Bu yüzden mağluplar kadar muzaffer Avrupa'da sarsıldı. Kendilerini Fransa, Polonya, Galiçya, Balkanlar, Filistin, Suriye ve Kuzey Italya topraklarının örttüğü 6-7 milyon insan, düşmanlarının kurşun ve gülleleri ile değil, 18 Mart sabahı Çanakkale'nin kuvvetli akıntısı altında, ağırlıklarına bağlı bulundukları tel halatları üzerinde gerili duran 20 demir kap yüzünden yok olup gitti."
 

MuRaTTK

Co-Admin
Site Yetkilisi
Çanakkale Muharebelerİnde BİnbaŞi Halİs Ataksor



Binbaşı Halis Ataksor 1876 yılında Kütahya da doğmuş ve bütün ömrünü savaş meydanlarında geçirmiş mütevazı olduğu kadarda kahraman bir askerdir.

1 Mart 1312 tarihinde Harbiye mektebine girerek, Şubat 1314 tarihinde muvaffakiyet ile bitirmiş, önce Trablusgarp daha sonra katıldığı Balkan harbinde bir gözüne isabet eden şarapnel parçası ile yaralanmış ve yine ayni harpte ayağından yaralanmıştır.

Bu zor savaş yıllarına müteakip 1915 yılında sömürgeci, emperyal güçlerin Çanakkale boğazını geçip İstanbul’u işgal etme emellerinden doğan Çanakkale muharebesine katılmıştır.



Diğer bir anısında ise şöyle anlatmaktadır:

- Yol boyunca top ve tüfek sesleri kulaklarımıza geldi durdu. Düşman
İkinci taburumuzla boğuşuyordu. Arıburnuna sırta gelince birden Yüzbaşımız Halis Efendi ayağından yaralandı. Atından atladı, çok kızgındı. Hepimizi yere yatırıp süngü taktırdı. Düşman sırtı tırmanmış bize doğru geliyordu. Hemen ateş açtık, hani biraz daha gecikseydik bütün sırta düşman yerleşecekti. Aramızdaki mesafe gittikçe kapanıyordu. Halis Efendi süngü hücumu verdi. Allah Allah sesleri ile sırttaki düşmana saldırdık, birbirimize girdik.

Onun gerçek bir ismi daha vardı, "Kör Halis". Balkan harbinde ayağından vurulduktan sonra gözüne isabet eden bir şarapnel parçasının onda bıraktığı izin ismidir bu. Cesur bir askerdi. Fakat daima cesaretini tevazu ile gizler dururdu. Diğer bir hatıra sahibi "Tarih Konuşuyor" isimli mecmuada ona dair çıkan bir küçük hatırada, hatıra sahibi kendisinden şöyle bahseder.

Top ve mermilerin göz açtırmayacak şekilde üzerimize geldiği bir sırada Halis beyin ayakda duruşu dikkatimi çekti, yanına yaklaşıp;

- Kumandanım niçin hedef küçültmüyorsunuz, dediğimde, o askere metanet vermek için ayakda kalışını tevazu ifade eden şu sözlerle gizlemiştir.

- Nasıl olsa kalkmayacak mıyız? Bu ağır gövde ile yatmak zor oluyor da onun için ayaktayım cevabı ile karşılık verdi demektedir.

Binbaşı Halis beyin beklide en ilginç olabilecek yönü de, muharebe devam ederken tutmuş olduğu günlük dür. Halis bey bu kıymetli ve günümüze intikal eden günlüğünü top ve bombaların arasında kayıt etmiştir.

Daha sonra bu kıymetli günlüğü, evladı Yılmaz Ataksor günümüz diline çevirerek ‘Çanakkale Raporu’ adı altında yayınlamıştır.

Bundanda öte Halis beyin en fazla takdire şayan olan yönü ömrü muharebe meydanlarında geçmiş olmasına rağmen, Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca dillerine vakıf olmasıdır.

Halis bey daha Arıburnu cephesinde Tabur komutanı olmadan önce Sedülbahir’de bölük kumandanı iken onun kumandası altındaki erlerden Gelibolu’nun Ilgadere köyünden 1299 doğumlu Halil oğlu Ahmet uzun Seddülbahirde geçen olayları anlatırken şöyle diyor:

- Biz iskelede mevzilenmişken iskeleye bir düşman torpidosu yanaştı, içinden babalarının evindeymiş gibisine 20–30 kişi çıktı, meğer düşman askerleri arası sıra buraya çıkarmış, Bölük kumandanımız Halis efendi bize:

- Buraya mevzilendiniz, vazifeniz hiç kimseyi karaya çıkartmamaktır. Eğer karaya bir tek düşman neferi çıkartırsanız, hepinizi vururum. Eğer bende size bir hile yaparsam sizde beni vurun dedi. Hani yüzbaşımız çok yaman adamdı doğrusu! demekdedir.

Çanakkale muharebelerindeki Binbaşı Halis Bey e dönersek, Binbaşı Halis Çanakkale muharebesi sırasında 27. Alay 3.Tabur komutanı olarak bulunduğu sırada 25 Nisanda ilk çıkartma yapan düşman askerini taburunun başında ilk karşılayan askerdir.



Seddülbahirde, Arıburnunu cephesinde tabur komutanı iken, özellikle Edirne sırtında düşmanla olan karşılaşması ve hal tarzı;

Özellikle sayısız fedakârlıklar ve kahramanlıklarla dolu olan muharebenin içinde bir ayrı sayfayı teşkil eder, şöyle ki; 27.alayın genç teğmenlerinden Mucip Kemal yeri Çanakkale ruhu nasıl doğdu ve Azerbaycan savaşları isimli kitabında Binbaşı Halis’in kahramanlığından övgüyle bahsetmektedir. Kitabında Arıburnunda bulunduğu sıralarda muharebenin tesiri bizim taraf içinde kendini göstermeye başladı. Mücadele bütün manasıyla dehşet ve ehemmiyet peydah ediyordu. Bu sırada tabur komutanımız Uşaklı Halis Bey geldi. Henüz yirmi yaşındaydım onun gelişi benim için imdat kuvveti oldu. Düşman vaziyetini tetkike başladı. Vaziyetin lehimize olduğuna dair bir kati olmadığını yüzünden okumak mümkündü. Bana durum muhakemesi yaptıktan ve emir verdikten sonra;

- Düşman herhalde denize dökülecektir dedi.

Gittikçe sararan yüzünden ve bakışlarından, kuvveti kaybolan gözlerinden bir mana çıkartmak istiyorum, fakat bunun için çok düşünmeye ve sebep aramaya lüzum kalmadı. Sol kolunun haki kumaşı yavaş, yavaş kızarıyor ve parmaklarının ucuna kandamlaları birikiyordu.

- Yaralanmışsınız dedim.

- Şimdi değil sizin bölüğe gelirken yolda oldu.

Sıhhiye çavuşu diye bir defa seslendim. Beni susturdu ve hemen ilave etti.

-“Asker yaralandığımı duymasın” dedi. Avcı hattında durumu tetkik etti. Bu tetkikin ne kadar sürdüğünü kestiremedim. Fakat komutanımın her dakika içinde yattığı yerde bile takatsizliğinin artmakta olduğunu hissettim. Bize karşı çok manalı ve büfen bakışları vardı. Anlıyorum ki yalnız bırakmak istemiyordu. Komutanımızı haddinden fazla tatmin ve temin etmeye çalıştık. Fedakâr komutanımız yavaş, yavaş müsterih olmaya ve bize ehemmiyet etmeye başladığını hissediyordum. Biraz sonra sesi toklaştı.

-“katiyen geri çekilmeyin size derhal takviye kuvvet göndereceğim” dedi. Bu emre müteakip bir erin yardımıyla yavaş, yavaş geriye doğru inmeye başladı. Diye hatıratında anlatıyor.

Bu kıymetli Asker 8.8.1915 tarihi itibariyle Binbaşı rütbesiyle 27. alay komutanı Şefik beyin 19.Tümen komutanlığına tayini ile birlikde Şefik beyin yerine 27. Alay komutanı olarak savaşı tamamlıyor. Ancak Çanakkale muharebesi sonrası vatana hizmeti güney cephesinde devam ediyor ve Mardin-Urfa-Siverek ve Diyarbakır'da milli mücadeleye katılarak mıntıka müfettişi görevinde bulunuyor.
 

MuRaTTK

Co-Admin
Site Yetkilisi


Bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’ın Küçük mecmuasında makaleler yayınlıyor yayınladığı bu makaleler daha sonra ‘Diyarbakır tarihinde Komuk-eli’ adı altında kitaplaştırılıyor.(www.ataksor.org –Halis bey hakkında çıkan kitaplar)

Bu değerli askerin vatana hizmet sevgisi emeklilik yıllarında da devam etmiş ve Uşak belediyesinde mühendis olarak hizmetlerine devam etmiştir.

Belediyedeki hizmet yıllarında Uşak vilayetinin alt yapı hizmetlerinde çalışmıştır.
Bu yıllarda gece geç saatlere kadar açıkta yol ve kanalizasyon inşaatlarında çalışmış ve bundan dolayı böbrek rahatsızlığı ve zatürree ye yakalanmıştır. Askeriyenin yardımıyla İstanbul da tedavi edilip tekrar memleketine dönmüş ve gene aynı şekilde kanalizasyon, yollar, parklar yapmaya devam etmiştir ve yine hastalanmış parasız olması nedeniyle bu kez İzmir valisinin yardımıyla tedavi ettirilmiş çok geçmeden bu kez 8.Ağustos.1933 de hayata gözlerini yummuştur.

Bir de tarih notu: Cumhuriyet döneminin ilk asfaltı Halis bey tarafından Uşak da döktürülmüştür.

Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Halis Bey, bu kısa sayılabilecek hayatı içerisinde bize şu eserleri bırakmıştır:

1. Çanakkale Raporu (Çanakkale savaşı sırasında tuttuğu günlük)
2. Diyarbakır tarihinde komuk eli (Ziya Gökalp’ın küçük mecmuada yayınladığı makaleler)
3. La Commune de Paris (Paris komünü) (Tercüme)
4. Heredot tarihi (Vefatıyla yarım kalmış tercüme)

Kendisini bu şekilde anlattık dan sonra,bu ülkeyi kanının son damlasına kadar savunmuş, başta dahi komutan ,varlığımızın temeli aziz Mustafa Kemal Atatürk ü ve tüm silah arkadaşlarını , muharebeler esnasında şehit olmuş tüm askerlerimizi burada bir kez daha saygı ile anarken, varlığımızın nedeni bu kıymetli insanlara Allah dan rahmet diliyoruz !

Unutulmaması gerekir ki; bu gün bu topraklarda özgürce yaşamamızın nedeni o güzel insanların bu kutsal toprakları Sömürgeci Emperyalistlere karşı savunmasında gizlidir!

Saygılarımla….
 

X_files55

Daimi Üye
kardeş çok güzel şeyler yazılmış
bana oraları gidip görmek nasip oldu ve çokta iyi bir tercümanımız vardı olayları yaşananları bir bir anlattı insan ağlamaması mümkün değil tüylerinin ürpermemesi mümkün değil...
57 alay sehitliği, seddülbahir,mehmetçik anıtı ,kilitbahir, conkbayırı, arıburnu, darülfununluların şehit olduğu yerler ve daha fazlası kısacası her TÜRK ün görmesi bilmesi gereken yerler....
 

SQUIRE

Forum Ustası
Çanakkale destanı!!

TÜRK EDEBİYATINDA ÇANAKKALE ZAFERİ

Çanakkale yüzyıllar boyu insanlık tarihinin en önemli harbe ve mücadelelerine sahne olan Boğazlar bölgesinde şirin ve güzel bir şehirdir. Bu şehir her yönüyle yaşayan bir tarih, Türklerin Avrupa'ya geçmeleriyle süre gelen ve yurdumuzun her köşesinden her Türk ailesinin ve atalarından bir veya birkaç erini gömdüğü şehitler beldesi bugün de üniversite şehridir.

Çanakkale şehri, aynı adı taşıyan boğazın Anadolu yakasında ve bu Boğazın en fazla darlaştığı kesimde düz bir alanda kurulmuştur. Çanakkale kuruluşu pek eski dönemlere inmeyen ve temeli Fatih Sultan Mehmet zamanında atılmış olan bir 15. Y.y. şehridir.

Burada yerleşim birimlerin mazisi Truva ile başlar. Truva'nın kalıntıları eski Tunç Çağına kadar inmektedir. Truva şehri M.Ö. 13. Asırda Akalıların eline geçmiştir. M.Ö. 6. Asırda Lidyalıların elinde olan şehir bundan sonra İran hakimiyetine girmiştir. Daha sonra Atina hakimiyetine giren şehir bu kez Atina Isparta mücadelelerine sahne olmuştur. M.Ö. 334 baharında Asya'yı fethe çıkan Büyük İskender Boğaz'dan geçmiş ve Granikos'ta(Bıga çayı) İran ordusunu bozguna uğratmıştır. Daha sonraki asırlarda Anadolu'ya geçen Romalılar buraları hakimiyeti altına almışlardır. Roma'nın parçalanmasıyla Doğu Roma imparatorluğunun eline geçen şehir 14. Asırda Aydınoğlu Umur Beyin akınlarına sahne olmuştur. Sonra Osmanlıların eline geçen şehir Türklerin Avrupa'ya geçişinde önemli bir yer edinmiştir. Nitekim Orhan Bey zamanında Türkler Gelibolu'ya geçmiş Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu önemli bir şehir olmuştur.Fatih döneminde Haçlıların Boğazdan geçmesini engellenememiştir. İstanbul'u fethetmek isteyen Fatih Boğazdan geçişi engellemek Boğaz'ın en dar yerine karşılıklı iki kale yaptırmıştır. Bunlardan Anadolu yakasındakinin adı Fatih'in oğlu Sultan Mustafa tarafından yaptırıldığı için Kal'a-i Sultaniye(Batı yazarları buraya Dardanos demişlerdir.) Avrupa yakasındakine ise Kilitbahir(denizin kilidi anlamında) adı verilmiştir.Artık bundan sonra şehir Türk hakimiyetinde kalmıştır.

Çanakkale stratejik konumu itibariyle çok önemli bir şehirdi.19.y.y. da Osmanlı devletinin Avrupa devletleri karşısında zayıflamasıyla beraber şehrin önemi daha da artmış küçülen Osmanlı Devletinin bu şehri koruması Boğaz'ların ve İstanbul'un güvenliği için çok önemli olmuştu.

18.yüzyılda şehirde İsveç Konsolosluğunun bulunması şehrin önemini ortaya koymaktadır.

19.yüzyılın sonlarında ve ikinci yarısında Çanakkale Boğazı'nın kıyılarında Mecidiye,Hamidiye,Mesudiye,Namazgah,Yıldız,Ertuğrul ve Orhaniye adlı yeni tabyalar oluşturulmuştur. Bu tabyalar ve onların kahraman bekçilerinin dünyanın en büyük filosunu geri çevirdiklerini göreceğiz.

Çanakkale yöresi stratejik konumu bakımından önemli bir yer işgal ettiğinden , 19.yüzyılın son çeyreğinde İngiltere,Fransa,Yunanistan ve Rusya birer konsolosluk açmışlardı.Bunlara 1872 Şubatında Almanya konsolosluğu ilave edildi.

1906'da İngiliz İmparatorluk Müdafaa Komitesinin yaptığı araştırmalar Çanakkale'nin yalnız deniz kuvvetleriyle geçilemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş,1911-1912 Türk-İtalya ve 1912-1913 Türk Balkan Devletleri savaşında İtalya ve Yunan Kurmay heyetleri de aynı sonuca varmışlardır. Nitekim İtalyan filosu 18 Nisan 1912'de Boğazın dış tabyalarını bombardımanla yetinmiş, 19 Temmuz1912'de de sekiz muhripten kurulu İtalyan filolitası, Boğaz dahiline başarısız bir gece akınında bulunmuştu. Balkan Savaşında da Boğaz'a karşı ciddi bir hareket olmamıştı.

1.Dünya Savaşı'na katılmamızdan 10 gün sonra İngiltere Boğazlar Meselesinin müttefiki olan Rusya'nın lehine halini kabul etti. Üçlü İttifak Devletleri bu konuda anlaşmaya vardılar.

Merkezi devletler yanında savaşa giren Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak amacıyla İtilaf Devletleri tarafından düzenlenmiş olan Çanakkale Harekatı, 1. Dünya Savaşı'nın en önemli askeri faaliyetlerinden birini oluşturmaktaydı.

18 Mart 1915 sabahı Boğaza giren ve tabyaları topa tutan İngiliz ve Fransız Filoları Çanakkale Boğazının iki yakasındaki mevzilerden açılan yoğun ateş ve Karanlık Limana dökülen mayınların etkisiyle, mevcutlarının % 35 ini kaybedip geri çekilmek zorunda kaldılar.

18 mart bozgunu , İtilaf Devletlerine karadan destek olmaksızın yalnız deniz kuvvetleriyle Boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden General Hamilton 'un emriyle bir Çıkarma ordusu hazırlandı. Çıkarma Harekatı 25 nisan 1915 günü sabaha karşı başladı. Sarp bir kıyı olan Arıburnu bölgesine çıkan düşman kuvvetlerini 19. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal karşıladı. Kıyıya çıkan İngiliz ve Fransız kuvvetleri geri püskürtüldü. Bundan sonra her iki cephede de siper savaşları sürdürülmüş özellikle 21 Haziran Kerevizdere, 28 Haziranda da Zığındere çarpışmaları çok şiddetli geçmiştir. Bunun ardından İtilaf kuvvetleri kesin bir sonuç almak amacıyla 6-7 Ağustos gecesi başlattıkları Harekat dört gün sürdü. Bu kuvvetler Yarbay Mustafa Kemal tarafından Conkbayırı'nda durduruldular. Böylece Birinci Anafartalar Zaferinden sonra İtilaf kuvvetlerinin yaptığı bütün taarruzlar sonuçsuz kaldı. Ancak 21 Ağustosta yeni bir saldırı başlattılar. İkinci Anafartalar Muharebesi denilen bu Harekat da başarılı olamayınca Muharebeler günlerce süren siper savaşlarına dönüştü. Bu çarpışmalarda Türk askeri Çanakkale'nin geçilmez olduğunu ispatladı. İtilaf kuvvetleri 19-20 Aralık gecesi Anafartalar ve Arıburnu Cephesinden 8-9 Ocak 1916' da Seddülbahir'den çekildiler.

İtilaf Devletlerinin başarısızlığı ile sonuçlanan Çanakkale Muharebeleri Birinci Dünya Savaşının seyrini değiştirip uzamasına sebep olduğu gibi Çarlık Rusya'sının çöküşünü hazırlamış ve İngiltere'de Hükümet değişikliğine yol açmıştır.

Çanakkale Savaşları sonuçları sebebiyle dünyaya Türk'ün yenilmezliğini, Mehmetçiğin azim ve iradesini ve de centilmenliğini göstermiştir. Bununla birlikte bu savaşlar sırasında bir komutan parlamıştır. Mustafa Kemal! Daha sonra milleti arkasına alıp Türk'ün haklı davasını sürdürecek ve başarıya ulaşarak yeni bir devlet kuracaktır. Ayrıca bütün dünya onun dehasını takdir edecektir. Mustafa Kemal ise bir şeyin farkındadır. Bağımsızlığı ve namusu söz konusu olunca Türk askerinin nasıl ölüme koştuğunu bilmektedir. Yeter ki onu idare edecek dahi bir komutan olsun. İşte o da Mustafa Kemal idi. Siz hiç ölmek için can atan asker gördünüz mü? İşte Çanakkale Savaşlarında Türk askeri!Atatürk'ün bu konudaki hatıralarından birine değinelim.

Bir buluşma esnasında Mısır Devlet Başkanı Atatürk'ü takdir ettiğini söyler ve ekler;

-" Ekselans benim milletimin de sizin milletiniz gibi hürriyete ve istiklale ihtiyacı var. Bunu nasıl temin edebiliriz? Tıpkı sizin Çanakkale Boğaz Savaşında Düvel-i Muazzama Ordusuna karşı kazandığınız zafer gibi bizim de böyle bir ordu ve stratejiye ihtiyacımız var. Bize bu konuda yardım edebilir misiniz? " Sorusuna Mustafa

Kemal:

-" Vatanı için şehit olacak bir buçuk milyon Mısırlı genciniz varsa bu işi yapabiliriz. Bunun haricinde olmaz! " deyince Mısır Devlet Başkanı

-" Maalesef bizim öyle ölecek bir buçuk milyon Mısırlı gencimiz yok." Der. Mustafa Kemal de:

-" O zaman sizin de hürriyet ve istiklale hakkınız olamaz." Deyiverir.

İşte bu söz her şeyi açıklamıyor mu?...
 
Üst