Çinlilerin atalarımıza kendi kanımızdan olanlara yaptıkları okuyun lütfen

İlkağan
Forum Kalfası
Arkadaşlar Tahmin ediyorum ki bu resimlerin bir veya bir kaçını bir şeki,lde de olsa gördünüz. Bilmiyorum belki içiniz acıdı belki Sahte (FAKE) olarak düşündünüz bunları. Ancak ne yazık ki bu yaşananlar gerçek Her gün Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri Çinlilerin bu davranışlarına maruz kalmakta Sadece Uygurlar değil, Tibetliler, Moğollar, Türkistanlılar Bir şekilde bunları gündemimizde tutmamız ve yaklaşan çin mallarınıda boykot etmemiz gerek mekte.Eğer konuyu yanlış yere açtıysam affola


Doğu Türkistan Hapishanelerindeki Trajedi



Doğu Türkistan 1 milyon828 bin 418 Km kare yüz ölçümüyle 35 milyon müslümanın yaşadığı bir Türk yurdudur. Doğu Türkistan'ın halkını Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar Türkleri oluşturmaktadır. Doğu Türkistan'ın başkenti Ürümçidir. Doğu Türkistan Türkiyeden 1 milyon km kare geniş Türk toprağıdır. 1949. Yılı Aralik ayından sonra Çin komünist saldırganlarının işgalı altında zülum çekmektedir ve soy kırıma uğramaktadır.



Doğu Türkistan’daki Çalışma Birimleri (Bingtüen) hapishanesinde Uygurların canlı halde iken el ve ayaklarını keserek dondurucularda saklarlar. Canları istediğinde de, kızartma, haşlama veya türlü yemekler yaparak yerler. İçkilerine meze yaparlar. Onlar yalnızca karınlarını doyurmak için değil, zevk almak ve kendilerinin güçlü olduklarını ispat etmek için böyle davranırlar.

Çinliler hapse atılan tutuklular içerisinde, milli geleneklere bağlı, iyi eğitim ve terbiye almış, düşünen ve fikir sahibi olan, haklıyı- haksızı ayırt edebilen, Çinlilere, saldırgan, işgalci, haydut katil, terörist gözü ile bakan, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını, Doğu Türkistan halkının özgürlüğünü arzu eden, genç ve orta yaşlı Uygurları fevkalade vahşi usullerle işkencelere tabi tutarlar ve çok feci şekillerde öldürerek etlerini yerler. Organlarını organ mafyalarına satarak para kazanırlar. Vücudun kalan bölümlerini ise şehir dışındaki kırsal bölgelerde açtıkları çukurlara gömerler.

Böylesine soykırım, faşizm ve Çin terörizmini bölge Çin Komünist Partisi ve hükümete bağlı olarak numaralandırılan hapishaneler (1., 2., 3., 4., 5. …) bölge devlet güvenlik müdürlüğü (enchüenting) hapishanesi ve bütün vilayet merkezlerindeki hapishaneler ve nahiyelerdeki hapishanelerde olduğu gibi, Çin işgalcilerine karşı kolektif hareket eden, yada da hareket etme ihtimali bulunan Uygurları tespit ederek tutukladıkları anda yukarıda bahsettiğimiz hapishanelerin koridorlarındaki, kameralar kafi gelmediğinden derhal Bingtuen çalışma birimlerini gece boyunca hapishanelere taşırlar. Aynı geceden itibaren de facialı öldürme olayları başlar.
Geçen seferki hatıralarımızda anlattığımız gibi, Kaşgar vilayetindeki 3. Alaya bağlı hapishaneler arasında 2005 yılı içinde Uygurları bastırma ve sindirme hareketlerinde özel hizmetler ifa eden ve ödül alan hapishane sayısı 50’den fazladır. Söz konusu Çalışma Birimleri (Bingtuen) kendi bildikleri şekilde komünist Partisi adliye binaları, siyasi yasa komiteleri, yargı mahkemeleri, hapishaneler birliği, toplum güvenlik daireleri, Polis ve katil yetiştirme merkezleri, bağımsızlık ve adalet yolunda yürütülen haklı isyanları bastırma, aklı başında olan imanlı,inançlı, namuslu ve insani duygulara sahip olan Uygurları ve Kazakları istedikleri gibi tutuklayıp öldürmek için tesis edilmiş olup, onlar (Çinli işgalciler) kesinlikle Doğu Türkistan’a tavşan avlamak yada Doğu Türkistan’ı kalkındırmak için gelmemişlerdir.
Vatanımız içindeki ve dış ülkelerdeki bir kısım Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek kardeşlerimiz Türk milletinin hakiki tarihini okumak değil, Çin ve Rus işgalcileri tarafından yazılan sahte propaganda kitapları tarafından ele geçirilmiş olduklarından Doğu Türkistan’daki elinde silah olmayan Çinlileri düşman değil, “Günahsız zavallı Çinli işçiler” demekten utanmıyorlar. Daha da ileri gidenleri, dış ülkelerdeki bir Doğu Türkistan teşkilatı kendi programında: “Doğu Türkistan’daki Çinlileri kendi içinde barındıran bütün halklar gibi, milleti, dini inancı, ırkı, ne olursa olsun dünyanın nasıl baktığını umursamaksızın hepsinin de Doğu Türkistan’da yaşama hakkı var, Tren vagonları içerisinde her gün binlercesi kimsenin izni olmadan Doğu Türkistan’a gelen Çinlilerinde Doğu Türkistan’da var olmaya hakları var” şeklinde dünyaya beyanat vermişlerdir.

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yada dış ülkelerdeki Büyükelçilik veya Konsolosluklardan Doğu Türkistan vizesi almadan gelen bütün Çinliler bu gün fiiliyatta saldırganlık ve bir ülke sınırlarını ihlal etme suçlarını işlemiş olup, Doğu Türkistan’a girdikten sonra toprak, mal-mülk, zenginlik, hava ve su olmak üzere bütün ülke zenginliklerinden yasa dışı olarak faydalanma, Doğu Türkistan halkına zulmetme, kendilerinin teröristler güruhu olan ÇKP(Çin Komünist Partisi) ve işgalci, terörist askerlerinin himayesinde Uygurlar başta olmak üzere toprak sahiplerini tutuklayıp hapishanelerde işkence yaparak öldürmek, keyfi ölüm cezaları vererek kurşuna dizmek suretiyle öldürmek, Doğu Türkistan topraklarında atom denemeleri yaparak insan başta olmak üzere bütün canlıları zehirleyerek öldürmek ve çevreyi kirletmek gibi suçları birleştirerek değerlendirdiğimizde vatanımıza gelen her türlü Çinliye ölüm cezası vermek hafif gelir.
Vatanımıza yasa dışı olarak gelen Çinlileri işgalci ve ağır suçlu olarak görmeyen, onlarla dost olan, ayrılmayı göze alamayan Doğu Türkistanlı muhacirler ve Çin’in kölesi haline gelmiş kişilerimiz (Burhan şehidi, İsmail Ahmet,Tömür Davamet, Ablet Abdureşit, İsmayil Tilivaldi, Canabil, Hamidin Niyaz ve onlara benzeyenler ve de dış ülkelerde Çinlilere vasıta ve yardımcı olmakta olan bir kısım muhacirler) için Kengsu (Çince Gansu) bölgesindeki geniş say(eski türkçede nehir anlamında, geniş çöl gibi yer) lara büyük bir şehir inşa ediverip bu şehrin adını da “Katır Şehir”koysak. Bu şehir “milletlerarası barış” ve “Uluslar arası Enternesyonalizmin örnek bölgesi”, “Globalleşen dünya ekonomisinin deneme noktası”, “Saldırgan ve saldıtrıya naruz kalanların sarmaş- dolaş olarak iç içe yaşadığı alış-veriş şehri”, “Çinli ile Uygur, Çinli ile Kazakların bir arada yaşayabildiği, evlenebildiği, Uygur lokantaları ve Çin lokantalarında beraber oturarak yemek yiyip içki içtikleri ve birbirlerinin kadınları ile sarılarak dansedip eğlenebildikleri, dünyaya örnek olacak özel bir şehir yapıversek ne dersiniz? Çünkü onların da insan hakları var öyle değil mi?!
Çünkü Kengsu’da bin yıl önce “Kengsu-Köknur Uygur Hanedanlığı” (9-12. esir) devletinin toprakları olduktan sonra Doğu Türkistan’ın “Kengsu Katırlar Otonom Bölgesi” sıfatıyla müşterek bir devlet olsa uluslar arası yasalara ters düşen neresi var dersiniz? Bu otonom bölgeyi Doğu Türkistan’ın özel bir idari bölgesi veya şehri olarak nitelendirilebilir. Onların güvenliğini Doğu Türkistan ordusu sağlar fakat, başka işlerine karışmaz. İçkimi içer, dans mı eder, sokağa çırılçıplak mı çıkar, zinamı eder ne yaparsa yapsınlar. Fakat insan eti yemeye müsaade edilmez o kadar. Bu otonom bölgenin manevi özgürlük meselesine gelecek olursak, puthane, kilise, mescit, falungong ibadethanesi, komünizm ibadethanesi gibi yerlere izin veririz. ÇKP gibi dine itikat edenleri yakalayıp öldürmeyiz.

Doğum Yasağı-Soykırım



Faşist Çin hükümeti Hamile olan Uygur kadını zorbalıkla yakalayıp hastaneye götürerek karnındaki çocuğunu alıyor.

Komünist Çin saldırganları Doğu Türkistan’a saldırdıkları 1949 sonlarından başlayarak milli ordu mensuplarını, savaşçıları, din alimlerini, din adamlarını, aydınları, vatanperver zatları, teşkilatçıları, saldırganlığa, müstemlekeciliğe ve zulme karşı duran, karşı durma ihtimali bulunan Doğu Türkistanlı Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tacik gibi Türk boylarının münevver gençlerini, arazi sahiplerini, gayrimenkul sahiplerini kamplara bölerek hapislere attılar. “Çalışma kamplarında ıslah”, “çalıştırma yolu ile eğitim” adı altındaki kamplarda bedensel güç gerektiren çok ağır işlerde çalıştırarak işkence yapmak suretiyle öldürdüler. Bazılarını da hapishanelerde insanlık dışı yöntemlerle icra edilen vahşice işkencelerle feci şekillerde katlettiler.

1950 yılından 2000 yılına kadar geçen 50 yıl zarfında saldırgan Çin hükümeti Doğu Türkistan’da 500 binden fazla kişiye siyasi tutuklu yaftası vurarak katliama uğrattılar.

Siyasi tutuklu oldukları için öldürdüklerinin anlaşılması durumunda uluslar arası kamuoyunda suçlu duruma düşebileceklerini düşünen cellat Çinliler 1988 yılından itibaren soykırımın yeni adını keşfederek, “Doğum konrolü”, “Doğum Yasağı” adlarını verdiler. O tarihten itibaren 2005 yılına kadar olan kısa sayılabilecek 10 küsur yıl içerisinde Doğu Türkistan’ın köy ve kasabalarında, “Doğum Kontrol merkezlerinde”, “Doğum Kontrol Merkezleri” ne ait Minibüslerin içinde olmak üzere 9 milyon Doğu Türkistanlı bebeği öldürmenin dışında sayısız annelere mecburi olarak kısırlaştırıcı ve düşük yaptracak ilaçlar içirerek hamile anne adaylarının bebeklerini katlettiler. Bebeklerin dünyaya gelişlerine adeta ilahi kudret değil de saldırgan Komünist Çinliler karar verir oldular.
Bebekleri anne karnında yada beşikte öldürme olayı Komünist Çinliler tarafından yasalaştırıldı. Öldürülen bebeklerin etini yemek te yasalaştırılmış olup, Çin yasalarında bu vahşeti önleyici hiçbir maddeye rastlanılmaz.


[
 
İlkağan
Forum Kalfası
Askeri yayılmacı ve insanlık düşmanı olan Çinliler kendi devletindeki Çin vatandaşlarını öldürerek yemenin dışında, Doğu Türkistanlıları, Tibetlileri, Moğolları ve onların çocuklarını da öldürüp yemektedirler. Çinliler daha da kudurarak yakın zamanlardan beri Orta Asyada “Kazak Otonom Bölgesi”, “Kırgız Otonom Bölgesi”, “Özbek Otonom Bölgesi”, “Tacik Otonom Bölgesi”, “Afgan Otonom Bölgesi”, kurmayı; doğu Asyada “Japon Otonom Bölgesi”, Tayvan Özel idari Bölgesi”,”Tayland Otonom Bölgesi”, “Kore Otonom Bölgesi” kurmak için ciddi, ciddi hazırlıklar yapmaktadır. Daha sonraki planlarında ise, “Türkmen Otonom Bölgesi”, “Azerbaycan OtonomBölgesi”, “Türkiye Otonom Bölgesi” gibi bölgeler de oluşturmayı da düşünmekte olup, şimdilik bu planlarının adından çokça söz etmeksizin icra etme yoluna girmiş bulunmaktadırlar.
Saldırgan komünist Çin Hakimiyetinin bu kara niyeti Orta Asya ve doğu güney Asya bölgelerini de aşarak Amerika, Kanada ve Avrupa ülkelerine kadar da yayılmaya başlamış bulunmaktadır.
Kanada’nın yasal vatandaşı sayılan bir Uygur Özbekistan’a gidecek olsa işgalci Çin hükümeti Özbekistan hükümetinin başındakilere baskı yaparak söz konusu Uygur’u tutuklatabilmektedir.Amerikan vatandaşı sayılan bir Uygur hanım efendi Türkiye’ye gitmek istediğinde işgalci Çin hükümeti Türkiye hükümetine baskı yaparak vize verdirtmemektedir. Geçen yıl da Amerika ve Avustralya vatandaşı olan Uygurlar Türkiye’ye ziyarete gittiklerinde işgalci Çinliler yine Türkiye’ye baskı uygulayarak hava alanından içeriye girmelerine izin verdirtmemiştir.

Komünist Çin hakimiyeti, Asya kıtasındaki kötü sıfatlı bir filizlenme olup, o kesilip atılmadıkça Asyada ve dolayısıyla dünyada barış sağlanamayacak, Asya halkı özgür olamayacak, Asya devletlerinde demokrasi ve adalet tesis edilemeyecektir.
Batı ülkeleri eğer devamlı olarak işgalci, katil ve terörist Çinlileri destekleyip onların işlediği ve işemekte olduğu insanlık suçlarına göz yumacak olursa, içinde bulunduğumuz asırda “Amerika Otonom Bölgesi’, Kanada Otonom Bölgesi“, Almanya Otonom Bölgesi, İngiltere Otonom Bölgesi gibi yeni Otonom bölgeler ve Pekin’e doğrudan bağlı bölgelerin ortaya çıkması muhtemeldir!!
 
İlkağan
Forum Kalfası
SIZE="2"]Çin Mutfağından Bir Görüntü [/SIZE]



Çinli teröristlerin mutfağının arkasındaki depo odasında parçalanmış insan etlerinden bir görüntü.
İnsani ahlâktan yoksun, hiçbir dini inancı bulunmayan görünürdeki maddi menfaatten başka hiçbir şeyi aklına bile getirmeyen inançsız Çinliler her türlü canlıyı yemekten çekinmezler. Aynen kendilerinin dedikleri gibi kanatlılardan olan uçaktan başka, dört ayaklılardan olan masa ve sandalyeden başka her şeyi zerre kadar tereddüt etmeden yerler.
Bazı haberlere bakıldığında Çin Fenler Akademisi bünyesindeki gıda araştırma bölümü yakında Doğu Türkistan’dan talan edip götürdükleri petrol ve kömür gibi organik maddeleri ham madde yaparak dünyada yeni bir yiyecek türü icat etmek için finansman ayırarak araştırmalara başlamışlardır.
Çinliler medeni bir millet oldukları için(!) başka insanların hiç kullanmadıkları gıdaları keşfetmek ve yaşamayı yeni teknikler geliştirmek suretiyle yoluna koymuş olup, geçen yıl Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetine bağlı Mekit nahiyesinde eşek sütü kombinası kurarak sayısız eşekleri orada toplyarak orada sütünü almaya ve satmaya başlamıştı. Bundan başka eşek eti, eşek derisi ve eşeğin bütün organlarından kurutulmuş et konserveleri hazırlayıp Çin pazarlarında piyasaya sürmüştür. Yukarıdaki mahsulatları uluslar arası pazarlara sürerekbu cihetteki boşluğu doldurmuş olduklarını övünerek ilan etmişlerdir. Bu haberi RFA’da yayınlamıştı.

Bu yıldan başlayarak Çin hükümeti özel meblağ ayırarak kedi eti, köpek eti, fare eti ve sansar eti konserveleri hazırlayarak uluslar arası pazarlardaki boşluğu(!) doldurarak piyasaya sürmeyi resmileştirmiş bulunmaktadır.

Çinli 'Kasap' Teröristler



Dünyadaki bütün canlıların etlerinden yemek hazırlayarak onu, Yüesey (Guandong kızartması) diye adlandırarak Çin lokantalarına satan Çinli teröristler sokaklarda yalnız dolaşan insanları yakalayıp götürerek Lokantalarının mutfaklarında çeşitli yemekler hazırlayarak satışa sunmaktadırlar. Çin hükümeti zaman, zaman bazılarını ifşa ederek cezalandırsa da çoğunluğuna göz yummaktadırlar. Çünkü Çinli yetkililerin bir çoklarının bu türden özel yemeklere düşkünlükleri biliniyor.
 
İlkağan
Forum Kalfası
Ching Sülalesi Devrinde de Böyleydi



Cing sülalesi devrinde Çinli memurlar insanı diri halinde sevdiği yerini kesip alıyorlardı ve pişirip yiyorlardı. Zamanımızdaki komunist Çinliler de ayni an'anesini devam etmektedir.
Ching sülalesi (1644-1912.yıllar) devrinde de Çinliler insan eti yeme an’anesini devam ettirmiş olup, işte bu devirde Kaşgarya (Doğu Türkistan) ya saldırarak işgal ettiler. 1884 yılında Kaşgarya’ yı igal ettikten sonra 1886 yılında mübarek vatanımızın ismini „Shinjiang“ (Yeniden işgal edilmiş olan sınırlar tarafındaki toprak- anlamında) şeklindeki hakaretli isme dönüştürmüşlerdir.

Kaşgariye (Doğu Türkistan) o tarihlerden itibaren Çinli işgalci teröristlerin müstemlekesi haline gelmiş olup, Doğu Türkistan halkı Çinlilerin zulümlerine mahkum olmuşlardır. Yakup beyin askerlerini katliama uğrattıktan sonra Çinliler Kaşgairiye halkını vahşice işkencelere tabi tutarak zulmün en şiddetlisine maruz bırakmışlardır(Çocuk dahil 200 bin Uygur Türk'ü katliam etmiştir). Bizlerin, tarihin bu karanlık bölümünü asla unutmamamız gerekir...
 
ESTERGON
Genel Moderator
Fotoğraf isteyen arkadaşlar, işte size fotoğraflar.
Kolay gelsin esen kalın.



Not:Raistlin1,konuna katkım olsun.



















İdamlar









 
Üst