Futbol Kulüpler Tarihi | Wardom Bilginin Adresi, Forum ve Bilgisayar Güvenliği

Futbol Kulüpler Tarihi

SimeVrsaljko

Forum Ustası
Bu başlık altında Avrupa'nın ve Dünya'nın elit, büyük kulüplerinin tarihçelerini, başarılarını ve geçmişe ait istatistiklerini paylaşabiliriz. Siz de katkıda bulunabilirsiniz....

İlk olarak;


Liverpool Football Club




.::Kisaca Liverpool::.

Liverpool Football Club ya da bilinen adiyla Liverpool, Londra'nin kuzey batisinda yer alan bir Premier League kulübü ve Avrupa sampiyonlarından biri.. Günümüze kadar Ingiltere'nin en basarili futbol takimi olan Liverpool 1892'de kuruldu.. 5 Avrupa kupasi, 18 Ingiltere sampiyonlugu kazanan Liverpool, UEFA'da en çok kupa kazanan, Avrupa Süper Kupasi'nin kazanan ve Lig kupalarini müzesinde bulunduran bir futbol takimi efsanesi.. 45.362 seyirci kapasiteli stadyumu Anfield Road ile bütünlesmis olan Liverpool özel seyirci kitlesi ile bilinen Dünya'nin en çok saygi duyulan takimlarinin basinda yer aliyor..



Liverpool, Anfield'in sahibi olan John Houlding tarafindan 15 Mart 1892'de kuruldu.. Everton'in Anfiled'i kira anlasmazligi sebebiyle terk etmesinin ardindan kendi futbol takimini kurmaya karar veren Houlding ilk olarak Everton F.C adini kullandi ancak F.A'in bu ismi kullanmasini uygun görmemesi ve tanimamasi sebebiyle Liverpool dogdu..


Woolwich Arsenal ile birlikte lige alinan Liverpool, Everton'in Anfield'i kira problemleri ile terk ederek Goodison Park'a yerlesmesinin ardindan Anfield'a yerlesti ve de adiyla özdeslestigi bu mabedin degismez bir parçasi oldu..

Liverpool tarihi ayni zamanda Avrupa'da yasanan en büyük trajedilerden 2'sini barindiriyor.. 1985'de Heysel ve 1989'da yasanan Hillsbrough faciasi..



.::ERKEN GELEN BASARI::.

1901'de Iskoç milli futbolcu Alex Raisbeck, lig sampiyonlugunu yakalayan Liverpool'un ilk kaptani oldu.. Liverpool 1906'da da sampiyonluga ulasti..

1914'te Liverpool ilk kez F.A Cup'da boy gösterdi ancak Burnley'e elendi.. 1922 ve hemen ardindan 1923'te Ingiltere Milli Takimi defans oyuncusu Ephraim Longworth'ün kaptanligini yaptigi Liverpool lig sampiyonluguna ulasti.. 1946-47'de 2. Dünya Savasi'ndan sonra ilk kez oynanan ligde oldukça vasat bir kadro ve sartlarla Liverpool herkesi sasirtarak yine sampiyon olmayi basardi..

.::Bill SHANKLY devrimi::.




1959'da Liverpool teknik direktörü olan Bill Shankly görevde kaldigi 15 yil boyunca takimi Avrupa'nin en basarili kulüplerinden biri haline soktu.. Shankly'nin 3. sezonunda 2. Lig sampiyonlugunu kazanan Liverpool ustalarin ligine çikti ve o tarihten beri basariyla yerini korudu.. 1964'de lig sampiyonlugunu kazanan Liverpool bir sonraki sene ünvanini koruyamadi ancak tarihindeki ilk F.A Cup'i kazandi.. Bir sene sonrasinda lig sampiyonlugu yeniden Liverpool'un oldu.. Kurdugu kadro ve oynattigi futbolla en kariyerli ve basarili teknik adamlar arasina yerlesen Bill Shankly, Ingiltere'nin en iyilerini Liverpool'a topladi.. Roger Hunt, Ian St John ve Ron Yeats bu yildizlardan sadece bir kaçiydi.. 1973'de Avrupa'da ilk büyük patlamasini yapan Liverpool UEFA Kupasi'ni kaldirdi ve ayni sene lig sampiyonluguna bir kez daha ulasti.. Bir sonraki sene bir baska F.A kupasi müzeye giderken Bill Shankly Ingiltere'yi sarsarak emekliligini açikladi.. Kulüp yönetimi, futbolcular ve taraftar efsane teknik adami bu kararindan vazgeçirmeye çalisti, hatta yerel bir fabrika Shankly'i grev yapmakla tehdit etti ancak teknik adam bu jestleri nazik bir sekilde geri çevirerek görevi Bob Paisley'e birakti..

.::Bob PAISLEY: SAN, ÜN, SEREF günleri ::.



1974 - 1983 yillari arasinda Liverpool'un teknik patronu olan Bob Paisley, 9 yillik süreçte Ingiltere efsanesi Liverpool'un en basarili teknik direktörü oldu.. Aralarinda 3 Avrupa sampiyonlugu ve 3 lig sampiyonlugu da bulunan toplam 21 kupa kazanan Paisley kariyerini noktalarken Liverpool'u lig kupasi ve sampiyonluguna tasiyarak double double ile sezonu tamamlatti.. Paisley ile birlikte Liverpool'da baslayan yeni dönemde Graeme Souness, Ian Rush, Alan Hansen ve muhtemelen Liverpool formasini tasimis olan en basarili isimi Kenny Daglish sahne aldi.. Liverpool bu yeni dönemle birlikte Avrupa'da herkesin desteklemek istedigi ve taraftari oldugu bir dev haline geldi..

.::Joe FAGAN: Kisa ve öz ama basarili ::.



Veteran Joe Fagan, Paisley'nin koltugu birakmasiyla birlikte Liverpool'un teknik direktörü oldu.. Ilk sezonunda büyük bir patlama yapan Fagan, Liverpool'u tarihte bir ilke tasidi ve Liverpool ayni sezonda üç büyük kupayi kazanan ilk Ingiliz takimi oldu.. Lig sampiyonlugu, Lig ve Avrupa kupasi Fagan'in ilk sezonunda geldi..

Fagan'in teknik direktör olarak geçirdigi, dramatik 2. sezon basarili teknik adamin son sezonu oldu.. Lig sampiyonlugu yarisi ezeli rakip Everton'a kaybedildi.. Fagan emekli olmak istedi ve Avrupa kupasi da finalde Juventus'a 1-0 ile kaybedildi.. Ancak bu final siradan bir final degildi ve futbol tarihinin en dramatik günlerinden biri yasandi..

.::HEYSEL faciasi ::.

Brüksel'deki Heysel Stadi'nda oynanan ve Liverpool'un 1-0 kaybederek kupayi kaptirdigi Italyan devi ile yapilan maç yasanan olaylarin gölgesinde hiç bir önem tasimadi.. Maglubiyet ile alakasi olmayan olaylarda 39 taraftar düdük çalmadan önce baslayan kavga ve devaminda hayatini kaybetti. Bu taraftarlarin büyük çogunlugunu Italyanlar olusturuyordu.. Bir süre sonra bir kaç Liverpool taraftari olaylarla ilgili olarak tutuklandi ancak hiç bir sey yasanan trajedinin boyutlarini azaltmaya yetmedi.. Ingiliz kulüplerinin tamami Avrupa kupalarindan 5 yil uzaklastirildi.. Ancak Liverpool olaylarla olan baglantisi sebebiyle cezayi 6 yil olarak çekti..





.::Kenny DALGLISH: Daha çok basari ::.




Fagan görevlerini, kendisini bir golcü olarak kanitlamis olan ve simdi de ayni basariyi teknik adam olarak sergilemek isteyen Kenny Dalglish'e devretti.. Koltuga oturdugu ilk sezon daha iyi olamazdi.. Liverpool, mücadelede ezeli rakipleri Everton'i geride birakti.. West Ham United ve Manchester United'a da acimayan Liverpool lig sampiyonlugunu kazandi ve kupayi müzesine götürdü.. F.A Cup finalinde ise Everton karsisinda alinan 3-1'lik zafer, Liverpool'u 20 yüzyilda lig sampiyonlugunu ve lig kupasini kazanan 3. takim yapti..

1986-87 sezonunda ise Liverpool kupa kazanamadi.. Lig yarispi Everton'a kaybedildi ve F.A Cup finalinde de Arsenal'e maglup olunuldu.. Liverpool'un basarili günleri sona erdi düsüncesi hakim oldugu siralarda golcü Ian Rush, Juventus'a 3.2 milyon pound karsiliginda satildi.. Rush'in yerine 750.000 pounda alinan John Aldridge ise elestirmenleri sustumayi basardi.. 1987-88'de kaydettigi gollerle bir yildiz gibi parlayan Aldridge, Liverpool'u bir diger lig sampiyonluguna tasidi.. Ancak kazanilan sampiyonluk sirasinda Liverpool'un sadec 2 kez maglup olmasi da bir diger tarihi basariydi..

Takimin yeni kanat oyuncusu John Barnes Yilin Futbolcusu ödülüne layik görüldü.. Kusursuz bir sezon geride kalirken yasan en büyük sok F.A Cup finalinde Wimbledon'a karsi alinan 1-0'lik maglubiyet oldu.. Liverpool kazandigi lig sampiyonlugu ile birlikte geride kalan yillarda Ingiltere'nin en basarili ve kuvvetli takimi oldugunu rahatlikla kanitladi.. Bu arada F.A Cup'da Liverpool'u deviren Wimbledon sadece 2 sezondur birinci ligin bir parçasiydi ve sadece 11 yil önce futbola adim atmisti..

Liverpool 1988-89'da da double yapmaya çok yaklasti.. F.A Cup finalinde Everton'a üstünlük saglayarak kupaya ulasan Anfield ekibi, sezonun son maçinin son dakikasinda lig sampiyonlugunu averaj farkiyla Arsenal'e kaybetti.. Son dakikada Aresenal'in golünü kaydeden Michael Thomas iki sezon sonra Anfield ekibine katilacakti..

.:: Hillsborough faciasi::.



Ancak bütün bir sezon ve kazanilan kupa F.A Cup yari final maçinda yasanan Hillsborough faciasinin gölgesinde kaldi.. Hillsborough Stadi'nda oynanan yari final maçinda yüzlerce Liverpool taraftari terasta demir parmakliklara sikisti ve tam 94 taraftar stadyumda hayatini kaybetti.. 95. taraftar günler sonra tedavi gördügü hastanede ölürken, 96. taraftar da yaklasik 4 yil bilincini hiç bir zaman geri kazanamadiktan sonra hayata gözlerini yumdu..
Ian Rush, Juventus ile geçirdigi kötü bir sezonun ardindan Liverpool'a geri döndü ve 1989 F.A Cup finalinde 2 gol birden kaydederek zafere imzasini atti.. 18. lig sampiyonlugunda da 1989-90'da basrol oynayan Rush, adini tarihe altin harflerle adini yazdirdi..




DEVAM EDECEK...

 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
LIVERPOOL DEVAM...


.::Graham SOUNESS: F.A Cup::.



1991 Subat'ta Kenny Dalglish emekliye ayrilarak futbol dünyasini ve Liverpool'u soka ugratti.. Yarattigi takimin bir double daha yapmasi beklenirken Dalglish’in ayrilmasi büyük hayal kirikligi oldu.. Göreve uzun zamandir Liverpool'un antrenörlügünü yapan Ronnie Moran getirildi.. Ancak Dalglish'in uzun yillar maruz kaldigi baskinin Moran üzerindeki etkisi çok daha hizli ve çarpici oldu; Moran 2 aylik görevine son noktayi koyerken göreve gelen Rush'in yarattigi sampiyonluk yolunda problem yasamadi ve takimin Arsenal ve Tottenham'i geçerek lig ve F.A Cup'i kazanmasini sagladi.. Ancak hiç kimse bu sampiyonlugun Liverpool'un son lig sampiyonlugu olacagini tahmin edemezdi.. Devam eden yillarda Anfield her zaman kusursuz maçlara ve basarilara ev sahibi oldu ancak yeni bir lig sampiyonlugu kupasinin uzun yillar müzeye girememesi de atesli Liverpool taraftarini her zaman üzdü..

1980'lerde Liverpool'un kaptanligini yapmis olan Souness, 1986'da Iskoç ekibi Rangers'in basina geçene kadar Liverpool'un efsane futbolcularindan biri oldu.. Liverpool'da beklenen basariyi yakalayamayan Souness'in en önemli zaferi 1992'de takimi F.A Cup'ta zafere tasimasi oldu ve Ocak 1994'te F.A Cup'ta Bristol City karsisinda alinan sok maglubiyetle görevine son verildi.. Paisley döneminden bir tek Ian Rush'in kalmis olmasi ve bir çok futbolcu denemesinde Liverpool formasini tasiyacak isimler bulunamadigi gibi yasanan sanssizliklar moral bozarken 18 yasindaki bir genç gelecek vaad ettigini göstermeye basladi.. 18'lik delikanlinin adi Robbie Fowler'di..

.::Roy EVANS: Yetmedi, yetemedi::.



Veteran Roy Evans, Souness'in ardindan görevi devralan isim oldu.. 1994-95 tamamini doldurdugu ilk sezonu oldu.. Premier League'de 4. olan Liverpool lig kupasini kazandi.. Devam eden sezonda da elinden geleni yapan Liverpool sadece bir kaç hafta kala double umutlarini kaybetti ve sampiyon Manchester United ve 2. olan Newcastle United'in ardindan Premier League'de 3. oldu.. F.A Cup finalinde ise Manu'ya 1-0 maglup olan Liverpool beklemedigi bir sezonu daha geride birakti.. Liverpool için ümit vaad eden en önemli gelisme genç takimin basarisi ve "A" takima gelen oyuncularin performansi oldu.. Robbie Fowler, Steve McManaman ve Jamie Redknapp'in basarisi ve hepsinin de Ingiltere Milli Takimi'na yükselmesi Liverpool'un yeniden yükselise geçtiginin bir kanitiydi..


1996-97 sezonunda Liverpool zaman zaman zirveye çiksa da orada kalamadi ve Premier League'de 4. oldu ve ancak UEFA Kupasi'na katilmaya hak kazandi.. Kupa Galipleri Kupasi'ni ilk kez kazanmak isteyen Liverpool yari finalde Fransiz ekibi Paris Saint Germen'e elenmekten kurtulamadi..

1997-98'de Liverpool, Premier League'de 3. sirayi alabildi, ancak herkesi heyecanlandiran bir genç yükselmeye baslamisti ve bu gencin adi Michael Owen'di.. 18 golle gol kralligina ortak olan genç Owen "PFA Yilin Futbolcusu" ödülüne layik görüldü ve Ingiltere Milli Takimi formasini giyen en genç futbolcu olarak tarihe geçti..

.::Gerard HOULLIER: Daha çok basari ama yeterli degil::.



Liverpool yönetimi, Roy Evans'in yanina Fransiz teknik adam Gerard Houllier'i getirdi.. 1998 Dünya Kupasi'ni kazanan Fransa'nin teknik patronu olarak ün yapan Houllier 1998-99 sezonunda göreve geldiginde Evans bir süre yardimcisi olarak görev yapti ancak Ingiliz teknik adamin ortak çalismaya kisa süre içerinde alisamamasi ile tak patron Fransiz teknik adam oldu.. 1994'den beri en kötü sezonunu geçiren Liverpool Premier League'de 8. oldu ve UEFA Kupasi'na dahi katilamadi.. O sezon Liverpool'un tek sevinci uzun süredir sakat olan Robbie Fowler'in dönüsü ve genç Michael Owen'in devam eden etkileyici performansi oldu.. 1999-2000 sezonu bir parça daha iyi geçti.. 4. sirayi alan Liverpool, UEFA Kupasi'na katildi.. O sezonun son maçinda Liverpool, Bardford'a 1-0 maglup olmayip da kazansaydi Sampiyonlar Ligi'ne katilabilecekti..

2000-01 sezonu Liverpool'un son yillardaki en iyi sezonu oldu.. Michael Owen, Robbie Fowler, Steven Gerrard ve Sami Hyppia gibi isimlerin muhtesem performansi Liverpool'u Premier League'de 3. siraya tasidi.. Ancak F.A Cup, Lig Kupasi ve UEFA Kupasi, Liverpool'un müzesine gitti.. Houllier dahi istedigi basariyi yakalayamamis olsa da bir sezonda elde edilen 3 büyük kupa taraftarin güvenini kazanmayi basardi..

Liverpool 2001-02'de Premier League'de 2. oldu ki bu derece 1991'den beri elde edilen en iyi dereceydi.. Lig Kupasi 3. turunda Grimsby Town'a karsi alinan utanç verici maglubiyet ise bu basariyi gölgede birakti..

Houllier, 2003'de bir lig kupasini daha müzeye kazandirdi ancak bir sonraki sezon Premier League'de amaçlanan sampiyonluk kazanilamayinca Fransiz teknik adamin görevine son verildi..


.::Rafael BENITEZ: Avrupa sarhosu::.



6 dakikalik çilginlik

Fransiz teknik adamin ardindan Ispanyol Rafael Benitez göreve getirildi.. Taraftar kisa sürede sampiyonluk umudunu bir kez daha yitirdi ancak sezon bundan daha güzel tamamlanamazdi.. Futbol tarihinin en güzel finallerinden biri Istanbul'da Atatürk Olimpiyat Stadi'nda gerçeklesti.. Milan ile Liverpool arasinda Istanbul'da oynanan finale firtina gibi giren Milan 3-0'i yakaladiginda herseyin bittigi ve Italyan devinin mutlu sona ulastigi konusulmaya baslandi.. Ancak ikinci yarida tam 6 dakikada gelen 3 gol maçi uzatmalara tasimaya ve ardindan da Liverpool'un kazandigi penalti atislarina gitmesini sagladi.. Bu maçla birlikte Liverpool'un son yillarina damgasini vurmaya baslayan kaptan Seteven Gerrard göklere çikarken Rafali Liverpool yillardir özlenen kupalardan birini Anfield Road ekibi Liverpool'a kazandirdi..

Ancak Liverpool'un hala önemli bir eksigi var.. Tarihi ve sayisiz basarilariyla Avrupa'nin en köklü basarili kulüplerinden biri olan Ingiltere efsanesi çok özelenen Premier League sampiyonu olmadan rahatlamayacak..



.::Liverpool JAPONYA'da::.



2005 Sampiyonlar Ligi sampiyonu unvaniyla UEFA'yi temsilen Japonya'da düzenlenen FIFA Dünya Kulüpler Sampiyonasi'na katilan Liverpool oldukça iyi bir performans sergileyerek finale kalmayi basardi.. Yari finalden turnuvaya katilan Liverpool Kosta Rika ekibi Flamengo ve Arjantin ekibi Independiente'ye maglup olmustu..

.::Liverpool'un çarpici ISTATISTIKLERI::.

*Liverpool'un tarihindeki ilk mücadele Lancashire Ligi'nde Higher Walton karsisinda oldu.. Liverpool maçi 8-0 kazandi..

*Liverpool ilk F.A Cup maçini 1892 Eylül'de Nantwich karsisinda yapti ve 4-0 kazandi..

*Liverpool ilk lig maçini 2. Lig’de Middlesbrough Ironopolis F.C. karsisinda 2 Eylül 1893'te oynadi..

*1909 Aralik'ta Anfield'ta oynanan maçta Newcastle United 5-2'lik üstünlük yakaladi ancak Liverpool bu maçi 6-5 kazanmayi basardi..

*1910'da Liverpool Old Trafford'da ilk maçini kazandi ve Manchester United'i 4-3 yendi..

*1961-62'de bir sezonda en çok gol atan isim Roger Hunt oldu.. Hunt rakip fileleri tam 41 kez havalandirdi..

*Liverpool ilk Avrupa kupasi maçini 17 Agustos 1964'te Izlanda ekibi KR Reykjavik ile yapti ve bu maçi deplasmanda 5-0 kazandi..

*Liverpool'un 1965-66'da lig sampiyonu oldugu sezon sadece 14 futbolcu kullanildi..

*17 Eylül 1974'te Stromsgodset I.F. karsisinda alinan 11-0'lik zafer Liverpool tarihinde en farkli kazanilan maç oldu..

*Ian Rush bir sezonda Avrupa, Lig ve Lig Kupasi maçlarindan 47 gol ile rakip filelere en çok gol kaydeden futbolcu..

*12 Eylül 1989'da Crystal Palace karsisinda alinan 9-0'lik galibiyet Liverpool'un en farkli kazandigi lig maçi oldu..

*Liverpool tarihinde sadece 4 futbolcu bir maçta 5'er gol kaydetti: Andy McGuigan, 1901/02 - John Evans, 1954/55 - Ian Rush, 1983/84 - Robbie Fowler, 1993/94..

*Liverpool tarihinin en çok hat-trick yapan futbolcusu 1926-36 yillari arasinda 17 kez ile Gordon Hodgson..

*Jack Balmer, Liverpool tarihinin pes pese 3 maçta hat-trick yapan tek oyuncusu.. Balmer bu maçlarin disinda hat-tick yapamadi..

*Liverpool tarihinden çok önemli bir yeri olan Robbie Fowler ayni zamanda Premier Leaguer tarihinin en hizli hat-trick yapan ismi.. Fowler tam 4 dakika 32 saniyede 1994-95 sezonunda Arsenal karsisinda hat-trick yapti..

.::LIVERPOOL KÜLTÜRÜ::.

YOU WILL NEVER WALK ALONE*

Bu cümle Liverpool kültürünün kisa bir özeti.. "Asla Yanliz Yürümeyeceksin".. Klise bakis açisiyla "Yensen de yenilsen de taraftarin senle".. Ama Liverpool için bu klise bir gerçek.. Her maç 44.600'ün üzerinde ortalama taraftara maç yapan Liverpool'un kaybettigi maçlarda ya da kazandigi maçlarda bu istatistikte bir oynama olmuyor.. Liverpool'un 40.000 taraftara maç yapmasi için büyük ihtimalle Ingiltere'de büyük problemler ya da savas çikmasi gerekiyor..

*Crousel müzikali için Rodgers ve Hammerstein'in sarkisi olan "You'll Never Walk Alone", Liverpool'li müzisyenler The Stevie G Song (Steven Gerrard)"..

*Günümüzün Liverpool'u teknik direktör Benitez yönetiminde oldukça Ispanya agirlikli bir ekibe sahip.. Ilk 11'de zaman zaman 7 Ispanyol sans buluyor ve kadronun tamaminda 10 Ispanyol var.. Ayrica Benitez'in takima kazandirdigi 3 de Ingiliz bulunuyor.. Bunlar; golcü Peter Crouch, file bekçisi Scott Carson ve genç oyuncu Jack Hobbs..

22 Agustos 1964'te BBC televizyonu Kenneth Wolstenholme'un anlatimiyla ilk Liverpool maçini Arsenal ile verdikleri mücadelede yayinladi..
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
.::LIVERPOOL'UN YILDIZLARI::.

1892 - 1959: Alan A'Court - Matt Busby - Sam Hardy - Gordon Hodgson - Billy Liddell - Jimmy Melia - Bob Paisley - Alex Raisbeck - Elisha Scott - Cyril Sidlow - Albert Stubbins


1960 - 1990: Gary Ablett - John Aldridge - John Barnes - Peter Beardsley - Jim Beglin - David Burrows - Gerry Byrne - Ian Callaghan - Jimmy Case - Ray Clemence - Peter Cormack - Kenny Dalglish - Alun Evans - Roy Evans - David Fairclough - Howard Gayle - Gary Gillespie - Bruce Grobbelaar - Brian Hall - Alan Hansen - Steve Heighway - David Hodgson - Mike Hooper - Ray Houghton - Emlyn Hughes - Roger Hunt - Glenn Hysen - David Johnson - Craig Johnston - Joey Jones - Kevin Keegan - Alan Kennedy - Ray Kennedy - Chris Lawler - Tommy Lawrence - Mark Lawrenson - Sammy Lee - Alec Lindsay - Larry Lloyd - Terry McDermott - Kevin MacDonald - Steve McMahon - Mike Marsh - Ronnie Moran - Jan Mølby - Phil Neal - Steve Nicol - Michael Robinson - Ronnie Rosenthal - Ian Rush - Ian St. John - Tommy Smith - Graeme Souness - Nigel Spackman - Steve Staunton - Peter Thompson - Phil Thompson - John Toshack - Barry Venison - Paul Walsh - John Wark - Ronnie Whelan - Ron Yeats



1990 - : Patrik Berger - Stig Inge Bjørnebye - Jamie Carragher - Robbie Fowler - Steven Gerrard - Paul Ince - Rob Jones - David James - Jari Litmanen - Jason McAteer - Gary McAllister - Steve McManaman - Danny Murphy - Michael Owen - Jamie Redknapp - Ronnie Rosenthal - Neil Ruddock - Dean Saunders - Michael Thomas - Sander Westerveld - Mark Wright - John Arne Riise - Djibril Cisse - Fernando Morientes - Steve Finnan - Jerzy Dudek - Xabi Alonso - Sami Hyypia

.::LIVERPOOL'UN ÜNLÜ TARAFTARLARI::.

Papa 2. John Paul, John Peel, John Lennon Adam Gilchrist, Adam Woodyatt, Angelina Jolie, Basil Brush, Billy Bob Thornton, Brian Regan, Cherie Blair, Chris De Burgh, Cilla Black, Craig Charles, Curtly Ambrose, Darren Clarke, DJ Harvey, DJ Spoony, Dr Dre, Elvis Costello, Gerry Marsden, Ian Broudie, Ian McCulloch, Jimmy Tarbuck, Johnny Ball, Joss Stone, Kelly Dalglish, Kirsty Gallacher, Laura Davies, Les Dennis, Mark Owen, Martin Johnson, Mel C, Michael Howard, Mike Myers, Paul Boardman, Ricky Tomlinson, Samuel L. Jackson, Stan Boardman, Sue Johnston, Urs Meier

YOU WILL NEVER WALK ALONE
"Asla Yalniz Yürümeyeceksin"
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
ikinci olarak
kusura bakmayın bu sefer liverpool kadar çok bilgi bulamadım

REAL MADRID





1902'de kuruldu ve hep en gözde ekipler arasinda yer aldi. Ilk zamanlarda Los Merengues'ti, sonra Los Blancos oldu. 1970lerde Los Vikingos diye anildilar, günümüzdeyse herkes onlari Los Galácticos olarak biliyor. Iste FIFA'nin da 2000'de yüzyilin takimi seçtigi Santiago Bernabéu Devi, Real Madrid..
Moncloa’da Pazar sabahlari aralarinda maç yapan Institución Libre de Enseñanza ögrenci ve ögretmenleri 1895 yilinda Football Sky Kulübü’nü kurarak Madrid’e futbolu getirdiler. 1900’de kulüp New Foot-Ball de Madrid ve Club Español de Madrid olarak ikiye ayrildi. Bölünme devam etti ve 6 Mart 1902’de Sociedad Madrid FC kuruldu. Kulübün ilk baskani Juan Padrós Rubió; ilk sekreteri Manuel Mendía; ilk yatirtimcisi ise José de Gorostizaga’ydi. Kulüp kurulduktan sadece 3 yil sonra 1905’te ilk zaferine Copa Del Rey’de ulasti. 1920 yilinda da kulübün adi Ispanya Krali tarafindan verilen asalet nisani sebebiyle Real Madrid olarak degistirildi.


.::Santiago Bernabéu::.



Santiago Bernabéu Yeste 1945 yilinda kulübe baskan olmadan önce takimda kaptanlik, menajerlik ve yöneticilik gibi görevler aldi. Santiago Bernabéu 70 yillik Real Madrid macerasinda Ispanya Iç Savasi sonrasi kulübün yeniden yapilanmasini saglayarak tarihe geçti. Kulübü her seviyede gelistirdi ve organize etti. Kulübün her bransina ayri teknik ekip vererek Raimundo Saporta gibi taktisyenlerin yetismesini de sagladi.

1953 yilinda Alfredo Di Stéfano’yu renklerine baglayan Santiago Bernabéu dünyanin ilk uluslararasi takimini kurdu. Ferenc Puskás, Francisco Gento, Héctor Rial, Raymond Kopa, José Santamaría, Miguel Muñoz, Amancio, Santillana, Juanito, José Antonio Camacho gibi dünya yildizlarini baskente getirdi.

1955 yilinda gazeteci Gabriel Hanot’nun fikri ve Real Madrid Baskani Santiago Bernabéu’nun destegiyle Ispanya, Fransa, Portekiz ve Italya’dan kulüplerin katildigi Copa Latina dogdu. Paris’te Ambassador Hotel’de Bedrignan ve Gustav Sebes’le bulusan Santiago Bernabéu bugünkü adiyla UEFA Sampiyonlar Ligi’ni kurdu. Real Madrid bu süreçte Ispanya ve Avrupa’nin en önemli kulübü oldu.




Yerel basarilar..

1950'lerin baslarinda kurulan muhtesem takim lige damgasini vurdu. 1954 yilinda 20 sene aradan sonra ilk La Liga sampiyonlugu geldi. Real Madrid 1954 ve 1959 yillari arasinda sadece bir kez Athletic Bilbao’ya sampiyonluk kaptirdi. Real Madrid 1961-1980 arasinda 14 sampiyonluk yasadi. Bu süreçte efsane oyuncular Jose Antonio Camacho, Uli Stielike, Santillana ve Juanito Real Madrid formasi giydi. Hugo Sánchez, 'Quinta del Buitre' - Emilio Butragueño, Manolo Sanchís, Martín Vazquéz, Míchel ve Miguel Pardeza gibi yildizlari barindiran kadro 1986 ve 1990 arasinda 5 kez üst üste sampiyon oldu.

Uluslararasi basarilar..

Real Madrid’in Avrupa çapindaki basarilari da lig zaferleriyle dogru orantili artiyordu. Alfredo Di Stéfano ve Ferenc Puskás önderligindeki ekip 1956 ve 1960 arasinda pespese 5 Avrupa zaferi yasadi. 1960’ta Hampden Park’taki 7-3’lük unutulmaz Eintracht Frankfurt zaferi tarihe kazindi. 1966 yilinda finalde Partizan Belgrade’i 2-1 yenen takim sadece Ispanya dogumlu oyunculardan kuruluydu. Real Madrid 2 kez de UEFA Kupasi’ni kazandi.

1996 yilinda Baskan Lorenzo Sanz takimin basina Italyan Fabio Capello’yu getirdi. Raúl, Fernando Hierro ve Fernando Redondo gibi yildizlarin arasina Roberto Carlos, Predrag Mijatovic, Davor Šuker ve Clarence Seedorf da eklendi. 1998’de Jupp Heynckes’in çalistirdigi Real Madrid 32 yillik Avrupa Sampiyonlugu hasretini finalde Juventus’u Predrag Mijatovic’in golüyle 1-0 yenerek noktaladi. Vicente Del Bosque 2000 ve 2002’de takimi Avrupa’nin en büyügü yapmayi basardi.

Quinta del Buitre Yillari..



1980'lerde Ispanyol Futbolu’na damga vuran Real Madrid kökenli jenerasyona “Quinta del Buitre” adi verildi. Bu jenerasyonun en karizmatik ve önemli yildizi Emilio Butragueño’ydu. “Quinta del Buitre”nin diger önemli üyeleri ise Manolo Sanchís, Martín Vázquez, Míchel ve Miguel Pardeza’ydi. Real Madrid Teknik Direktörü Alfredo Di Stéfano bu gençlere ilk 11’de sans vererek yildiz olmalarini sagladi. “Quinta del Buitre” Real Madrid’in 1980'lerin ikinci yarisinda Avrupa’nin en iyi takimi olmasini sagladi.

Florentino Pérez Dönemi..



Florentino Pérez Temmuz 2000’de Real Madrid Baskani oldu ve seçildikten sadece 8 gün sonra Barcelona’nin yildiz Portekizlisi Luis Figo’yu baskente getirdi. Claude Makélélé, Albert Celades, Flávio Conceição, César Sánchez, Pedro Munitis ve Santiago Solari gibi yildizlar Figo’yu izledi.

Beklentilerin çok yüksek oldugu 2000/01 Sezonu Avrupa Süper Kupasi’nda Galatasaray karsisinda alinan 2-1’lik yenilgiyle basladi. Toledo yildizlar toplulugunu Copa Del Rey’den eledi. Boca Juniors Intercontinental Finali’nde Martin Palermo ve Riquelme’nin golleriyle 2-1 kazandi. Sampiyonlar Ligi macerasi da Yari Final’de sona erdi. Real Madrid bitime 2 hafta kala La Liga’da sampiyonlugunu ilan ederek ligdeki 28. zaferine ulasti.

Florentino Pérez Dönemi’nde Zinédine Zidane (2001), Ronaldo (2002) ve David Beckham (2003) gibi yildizlar Bernabeu'ya geldi. Pérez'in yeni taktigi altyapi destekli "Zidanes y Pavones"i (Zidane ve arkadaslari) olusturmakti. Ise yarayan bu taktik kulübün finansal anlamda da devlesmesini sagladi. Florentino Pérez sok bir kararla Vicente Del Bosque'nin kontratini yenilemedi ve 2003/04 Sezonu için takimin basina Portekizli Carlos Queiroz getirildi. Portekizli’den umdugunu bulamayan Real Madrid kisa zamanda degisiklik karari aldi ve takimin basina eski oyuncusu José Antonio Camacho’yu getirdi. Defansi göbegi 45 milyon € karsiliginda Arjantinli Walter Samuel ve Ingiliz Jonathan Woodgate’le takviye edildi. Aralik 2005’te Brezilyali Vanderlei Luxemburgo takimin yeni teknik direktörü oldu. Takima gelen yildizlarin sonu gelmiyordu; Julio Baptista (20 milyon €), Robinho (30 milyon €) ve Sergio Ramos (30 milyon €) ancak basari da gelmiyordu.

Ramón Calderón Dönemi..



2 Temmuz 2006’da Ramón Calderón istifa eden Florentino Pérez’in yerine baskan oldu ve takimin basina Fabio Capello’yu getirdi. Eski yildizlarda Predrag Mijatovic de Sportif Direktör oldu. Fabio Capello gelirken yaninda Juventus’tan Fabio Cannavaro ve Emerson’u da getirdi. Ruud van Nistelrooy, Mahamadou Diarra ve José Antonio Reyes de kulübe kazandirildi. Kaká, Cesc Fabregas ve Arjen Robben için yapilan girisimler sonuçsuz kaldi. Takimin gençlestirme politikasi Ocak Ara Transfer Dönemi’nde yeni yildizlari baskente getirdi; Marcelo (6.5 milyon €), Gonzalo Higuaín (13 milyon €) ve Fernando Gago (18 milyon €).

Baskan Ramón Calderón’un elestirilerine maruz kalan David Beckham sezon sonu için Los Angeles Galaxy’yle anlasti. Bayern Münih Sampiyonlar Ligi Çeyrek Finali’nde Avrupa defterini kapadi. Capello’dan beklentiler çok büyüktü. Transfer dedikoduarinin da arkasi kesilemiyordu, Avrupa’da her yildizin adi Real Madrid’le anilir olmustu.

9 Haziran 2007: Tanri Real Madridli!..

Bu tarih aradan yillar geçse de unutulmayacak. La Liga’da 37. haftada Real Madrid La Romerada’da Real Zaragoza ile mücedele ederken Nou Camp’ta da Katalan Derbisi; Barcelona-Espanol maçi vardi. Gözler sahada, kulaklar ise diger maçtaydi. Real Madrid geriye düsmüs, Barcelona ise Arjantinli yildizi Lionel Messi’nin elle attigi golle derbide öne geçmisti. La Liga’da sampiyonluk Barcelona’ya dogru gidiyordu, ancak Tanri müdahale etti. Real Madrid’in La Romerada’da 2-2’lik beraberligi yakaladigi anda Nou Camp’ta da Espanol beraberlik golünü kaydetti. Artik sampiyonluk yeniden baskente yönelmisti.

Real Madrid Avrupa’da yasadigi hayal kirikligini geride birakarak La Liga’ya asildi ve son dönemde gösterdigi muhtesem performansla 30. zaferini yakaladi.


Müze kupalarla dolup tasiyor..
La Liga: 30

1931/32, 1932/33, 1953/54, 1954/55, 1956/57, 1957/58, 1960/61, 1961/62, 1962/63, 1963/64, 1964/65, 1966/67, 1967/68, 1968/69, 1971/72, 1974/75, 1975/76, 1977/78, 1978/79, 1979/80, 1985/86, 1986/87, 1987/88, 1988/89, 1989/90, 1994/95, 1996/97, 2000/01, 2002/03, 2006/07

Copa Del Rey: 17
1904/05; 1905/06; 1906/07; 1907/08; 1916/17; 1933/34; 1935/36; 1945/46; 1946/47; 1961/62; 1969/70; 1973/74; 1974/75; 1979/80; 1981/82; 1988/89; 1992/93

Supercopa De Espana: 7
1988: 3-2 vs. Barcelona
1989: Copa del Rey ve La Liga Sampiyonu olarak direkt aldi
1990: 5-1 vs. Barcelona
1993: 4-2 vs. Barcelona
1997: 5-3 vs. Barcelona
2001: 4-1 vs. Zaragoza
2003: 4-2 vs. Mallorca

Copa de la Liga: 1
1984/85: 4-3 vs. Atlético Madrid

UEFA Sampiyonlar Ligi: 9
1955/56: 4-3 vs. Stade de Reims
1956/57: 2-0 vs. Fiorentina
1957/58: 3-2 vs. Milan
1958/59: 2-0 vs. Stade de Reims
1959/60: 7-3 vs. Eintracht Frankfurt
1965/66: 2-1 vs. Partizan
1997/98: 1-0 vs. Juventus
1999/00: 3-0 vs. Valencia
2001/02: 2-1 vs. Bayer Leverkusen

Intercontinental Kupa: 3
1960: 5-1 vs. Peñarol
1998: 2-1 vs. Vasco da Gama
2002: 2-0 vs. Olimpia Asunción

Ibero-American Kupa: 1
1994: 4-3 vs. Boca Juniors

UEFA Kupasi: 2
1984/85: 3-1 vs. Videoton
1985/86: 5-3 vs. Köln

Avrupa Süper Kupasi: 1
2002: 3-1 vs. Feyenoord

Latin Kupasi: 2
1955: 2-0 vs. Stade de Reims
1957: 1-0 vs. Benfica
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
Baskan: Ramón Calderón
Futbol Direktörü: Predrag Mijatovic
Teknik Direktör: Henüz belli değil
Yardimci Antrenör: Italo Galbiati
III. Antrenör: José Antonio Grande
Kondisyoner: Massimo Neri
Kaleci Antrenörü: Franco Tancredi
Basketbol Direktörü: Antonio Martín Espina


Eski yildizlar..
1910lar – 1940lar
Ricardo Zamora, Jacinto Quincoces, Jaime Lazcano, Manuel Olivares, Santiago Bernabéu
1940lar – 1970ler
Pahiño, Miguel Muñoz, Francisco Gento, Alfredo Di Stéfano, Héctor Rial, José Santamaria, Raymond Kopa, Ferenc Puskás, Didi, Amancio, Pirri, Manuel Sanchís
1970ler – 1990lar
Amancio, Pirri, Vicente Del Bosque, Mariano García Remón, Miguel Ángel González, José Antonio Camacho, Günter Netzer, Paul Breitner, Santillana, Ulrich Stielike, Juanito, Rafael Gordillo, Miguel Porlán 'Chendo', Manuel Sanchís H., John Metgod, Emilio Butragueño, Rafael Martín Vázquez, Míchel, Paco Buyo, Jorge Valdano, Hugo Sánchez, Bernd Schuster
1990lar
Paco Buyo, Hugo Sánchez, Emilio Butragueño, Manuel Sanchís H., Miguel Porlán 'Chendo', Fernando Hierro, Ricardo Rocha, Gheorghe Hagi, Robert Prosinecki, Michael Laudrup, Iván Zamorano, Fernando Redondo, Clarence Seedorf, Predrag Mijatovic, Christian Panucci, Davor Šuker, Fernando Morientes, Christian Karembeu, Bodo Illgner, Nicolas Anelka
2000ler
Manuel Sanchís H., Fernando Hierro, Albert Celades, Steve McManaman, Esteban Cambiasso, Claude Makélélé, Flavio Conceiçao, Fernando Morientes, David Beckham, Santiago Solari, Geremi, Michael Owen, Luís Figo, Thomas Gravesen, Zinedine Zidane, Ronaldo, Jonathan Woodgate

Real Madrid her sezon ortalama 65.000 kombine satiyor. Sezonluk bilet sahibi olabilmek için öncelikle kulüp tarafindan desteklenen bir taraftar grubuna veya direkt olarak kulübe üye olmak gerekiyor. Su anda kulübün destekledigi dünya üzerinde 1.800 ayri taraftar grubu var.

REAL MADRID VE “EN”LER..
Ilk gol 13 Mayis 1902 Arthur Johnson: Barcelona 3-1 Real Madrid
En çok forma giyen Manuel Sanchís Hontiyuelo: 712
Ligde en çok forma giyen Manuel Sanchís Hontiyuelo: 524
Kral Kupasi’nda en çok forma giyen Santillana: 84
En golcü Alfredo Di Stéfano: 307
Kral Kupasi’nda en golcü Santillana: 49
Avrupa Kupalari’nda en golcü Raul González: 56* (Hala oynuyor)
En çok kupa kazanan Francisco Gento: 21 kupa
Avrupa’da en farkli galibiyet 1961/62: Real Madrid 12-0 Boldklubben 1909
Avrupa’da en farkli maglubiyet 1988/89: Milan 5-0 Real Madrid
La Liga’da en gollü maç 1959/60: Real Madrid 11-2 Elche
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
OLYMPIQUE LYON



PEŞ PEŞE 6: LYON!
43. 051 kişilik muhteşem Stade de Gerland’ı kullanan OL, ya da daha çok bilinen adıyla Lyon 1899’da Lyon Olimpik Üniversitesi olarak kuruldu ve 1950’de tam anlamıyla bir kulüp oldu. 2000’li yıllara gelene kadar Fransa İkinci Ligi’nde bile daha çok kupa kazanan Lyon günümüzde Avrupa Futbolunun “patronları” olarak bilinen G14’lerin bir üyesi. En son başarısını Fransa’da peş peşe 6. kez şampiyonluğa ulaşarak yakalayan Lyon’un son dönemlerde başlayan önlenemez yükselişinin hikayesi!

Fransa’da 2006-2007 sezonunda Olympique Lyon şampiyon oldu ve Avrupa’nın büyük ligleri arasında peş peşe 6 şampiyonluğa ulaşan ilk ve tek takım olmayı başardı. Bu büyük ligler arasında yer alan Fransa, İtalya, Almanya ya da İspanya ile İngiltere’de başka bir takım böylesine bir beceri bugüne kadar sergileyemedi.



Fransa’da ligin tamamlanmasına 6 maç kala bu başarıya imza atan Lyon açtığı 17 puanlık farkla, kimsenin kendisini yakalayamayacağının garantisini verdi ve yeni bir rekor kırmayı başardı.Lyon’un yıllardır devam eden bu başarısının sırrı nerede saklı?

Letonya’dan Skonto Riga takımı Avrupa’da peş peşe şampiyon olma rekorunu 2004’te 14. kez şampiyon olarak kırdı. Ancak Letonya Ligi ile Avrupa’nın Devleri’ni kıyaslamanın imkanı yok!



Norveç’ten Rosenborg’un da peş peşe 13 şampiyonluğu bulunuyor ama bırakın Norveç’i İskoçya Ligi bile Avrupa’nın Dev Beşlisi’nden çok uzak bir lig ki orada da Rangers ve Celtic’in peş peşe 9’ar şampiyonluğu bulunuyor.

Tartışmasız bir şekilde Lyon'un bu başarısı diğerlerinden çok daha üstün bir başarı. Ne de olsa Lyon kendi liginde olduğu kadar Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde de her zaman adından söz ettiren ve “şampiyonluk” unvanı yakıştırılan bir ekip.

Lyon Şampiyonlar Ligi’nden üç kez çeyrek finalden elendi!

SABIR EN BÜYÜK ERDEM!



Bu başlık, isim Roman Abramovic değil ve bir anda bir ligi yakacak kadar çok paranızla transfer yapamıyorsanız, herkes için geçerli!

Şu anda Lyon Başkanı olan Jean-Michel Aulas takımı yaklaşık 20 yıl önce Ocak 1987’de devr aldı.



O, hayalarini süsleyen Fransa Ligue 1 şampiyonluğu için tam 15 yıl bekledi.

Lyon 2. Lig’deyken kulübün başına geldiğinde bir yazılım firmasında başkanlık yapan Aulas, Lyon’u 2. Lig’den 4 yıl içinde çıkartacağını ve Avrupa Kupaları’na katacağına söz verdi.

1988’de Aulas takımın Sportif Direktörü olarak Bernard Lacombe’yi atadı. Aynı dönemde Lyon’un eski futbolcularından ve şu anda da Fransa Milli Takımı’nın çalıştırıcısı olan Raymond Domenech de takımın teknik direktörü oldu.



Domenech anında takımı birinci lige taşıdı.

Aulas'ın 4 yıl içinde geleceğini taahüt ettiği Avrupa Kupaları’nda mücadele etme şansı da aynı zamanda geldi. Ancak Lyon’un UEFA Kupası serüveni Trabzonspor’a toplamda 8-4 ile elendiklerinde son buldu.

1991-1992’de ise Lyon küme düşmekten ancak 2 puanla kurtulabildi.

Lyon’un kayda değer bir kupa kazanması için 10 yıl daha beklemesi gerekti ve Mayıs 2001’de Fransa Lig Kupası’nı kazandılar. Bu onların 1973’te kazandıkları Fransa Kupası’ndan beri müzelerine giden ilk değerli kupa oldu.

Lig şampiyonu olmadan önceki 3 yılda ise Lyon iki kez üçüncü sırada ve 2001’de de ikinci sırada kaldı.

Ancak sonraki sezon, ligin son gününde Lyon Fransa Ligue 1 şampiyonu olmayı başardı. O gün 1 puanla önlerinde yer alan Lens’i 3-1 yenerek tam bir final havasındaki maçı kazanıp şampiyon olmanın gurunu tattılar.

Lyon’un zaman içinde yakaladığı başarısındaki sır kesin olarak Aulas tarafından sağlanan süreklilik ve Sportif Direktör Bernard Lacombe’nin çalılmalarıyla geldi.

Ne de olsa 1980’lerden beri Lyon’u aynı isimler idare ediyor. Aules Başkan ve Lacombe da Sportif Direktör!

Lyon istenilen, arzu edilen neticeleri alamadığında da bir arada kalmayı başararak sonraki yıllarda gelecek başarıların da alt yapısnı hazırlamayı başararak çok güzel bir örnek oluşturdu.

ÇALIŞTIRMA BECERİSİ!

Lyon’un Aules yönetiminde birçok teknik direktörü oldu.

Domenech, Fulham’ın eski Beşiktaş’ın şimdiki Fransız efsanesi Jean Tigana bu isimlerden bazıları. Ancak bu aralar Rangers’da bulunan Paul le Guen ile Jacques Santini ve şimdiki teknik direktör Gerard Houllier Lyon’a büyük başarılar kazandıran isimler olarak ön plana çıktı.

Santini 2000’de geldi. İki yıl içinde de en önemli kupayı Lyon’a kazandırdı. Santini ardından da Franda Milli Takımı’nın başına geçerek Lyon’dan ayrıldı.

Le Guen, Santini’nin yerine gelen isimdi. Ama ne isim: Le Guen peş peşe gelen 3 şampiyonluğun mimarı oldu.

Ancak 2005 yazının başında Lyon’un başına gelen tecrübeli futbol adamı Houllier belki de Aules’ın Lyon’u taşımak istediği bir sonraki adımın ilk ismi oldu.

Birçoklarına göre Houllier zaman içinde Lyon’un Şampiyonlar Ligi’nde arzuladığı kupayı kazanmalarını sağlayacak.

Santini ile başlayan Le Guen ile devam eden ve Houllier ile süslenen Lyon bugün kesinlikle Avrupa’nın Devleri arasında anılıyor!

SAHA DIŞINDA DA LYON!

Peş peşe Fransa Ligue 1 şampiyonu olan Lyon her seferinde Şampiyonlar Ligi’nde de başarı yakaladı. Lyon bu başarılarının yanında finansal anlamda da çok büyük bir güç haline gelmeyi başardı.

Geride kalan iki yılda Lyon önemli isimlerini kaybetti. Michael Essien ve Mali orta saha oyuncusu Mahamadou Diarra bunlardan bazıları. Ancak Lyon’un finansal gücü her zaman yükselmeye devam etti: Lyon 2006’dan beri yılda 250 milyon dolar çeviren bir güç olurken, bu sayede de en iyi Fransız futbolcuları rahatlıkla kadrosuna kattığı gibi, yetiştirdikleriyle de para kazanmayı her zaman sürdürdü.

Diarra, Nantes’dan alınan 23 yaşındaki Jeremy Toulalan ile yer değiştirildi. Lyon’da ortaya koyduğu futbol ve gelişimle de Fransa Milli Takımı’nda Claude Makelele'nin devamı olarak anılmayı başardı.

Lyon’un bu yükselişine ayak uyduramayan Fransız devleri Paris Sanit German, Marsilya ve Monaco’nun en büyük eksiği Lyon’u tamamlayan “devamlılık”tan yoksun olmaları oldu.

Ne de olsa Chelsea gibi zengin kulüplere oyuncu satmayı başaran, kendi oyuncularını yetiştiren ve sürekli para kazanarak en iyi Fransız oyuncuları alan Lyon bir de “süreklilik” sağlayarak ezeli rakipleri karşısında muhteşem bir üstünlük kurmayı başardı.

“Eğer iyi bir Fransız oyuncuysanız 2000’lerden beri Lyon’dan başka bir takımda oynamak kesinlikle istemezsiniz!”

YETENEKLERİ DE KEŞFEDİYORLAR!
Parası ve gücü sayesinde istediğini alabilen Lyon aynı zamanda muhteşem bir “araştırma” ekibinin de sahibi. Lyon, Brezilya’dan birçok yeteneği ele geçirmiş olmanın keyfini, ekibi sayesinde yaşıyor.

Brezilya’da çok iyi bir “araştırma” ekibi bulunan Lyon’un bu ekibi Lyon’da 90’larda oynayan ilk Brezilyalı olan Marcelo tarafından kuruldu ve geliştirildi.

Sportif Direktör Lacombe ile “tandem” çalışan Marcelo ne kadar iyi bir yetenek avcısı olduğunu da kısa sürede kanıtlamayı başardı.

Lyon’un zaman içinde yakaladığı ve devam ettirdiği başarısında, Brezilyalı defans oyuncuları Cris ve Cacapba ile orta sahanın yıldızı Juninho ve golcü Fred’in payı büyük!

Özellikle de Juninho ne kadar önemli bir alışveriş olduğunu birçok kez kanıtladı. Üzerine düşenden çok daha fazla gol kaydeden Juninho orta alandaki yetenekleri ve muhteşem serbest atış gol ortalamasıyla Lyon’un vazgeçilmezlerinden biri oldu.

O’nun geldiği ilk sezonda Lyon’un ilk lig şampiyonluğunu yakalamış olması da kesinlikle bir tesadüf olamaz.

DİLLERE DESTAN LYON AKEDEMİSİ!
Lyon’un yakaladığı başarılarda, Fransa’nın en iyi futbol akademilerinden birinin sahibi olmasının da payı çok büyük.

Özellikle ilk dönemde gelen başarılarda Lyon’un kendi yetiştirdiği gençlerin payı yadsınamaz. Günümüzde Fransa’nın en iyi akademisi Lyon’un olmayabilir ama hala en azından kendilerine yetecek kadar yetenekli gençleri yetiştirebiliyorlar!

2 ya da 3 yılda bir yeni isimleri sahneye çıkartan Lyon’da şimdi de Hatem Ben Arfa ve Karim Benzema’nın sahalara damga vurması bekleniyor.

Karim Benzema şimdiden Sylvain Wiltord ile kıyaslanmaya başladı bile!

 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
ysunshine demiş ki:
kardesim super olmus , Tabiki bi takim var onu yaparsan cok sevinirim ...

Benim icin ayri yeri var biliyosun :) dememe gerek yok :)
bu olmasın sakın:D:D:D:D:D
JUVENTUS




Juventus Football Club Torino'da kurulmuş ve İtalyan futbolunun en eski ve en başarılı kulüplerinden biridir.




Tarihi


Anlam olarak Latince gençlik anlamına gelen Juventus ismini alan takımın klasikleşmiş forması çizgili siyah beyaz formadır. Bu sebepten dolayı bianconeri (Siyah Beyaz) veya zebre (Zebralar) gibi isimlerle anılır.



Kuruluduğu dönemde en ucuz kumaş pembe olduğu için pembe üst formayla çıkan takım daha sonra İngiliz kulübü Notts County'i örnek alarak formasını bugün Juventusla özdeşleşen şekline çevirmiştir.


Şehrin diğer takımı Torino ile 69,041 koltuklu Delle Alpi Stadyumunu uzun süre ortak olarak kullandıktan sonra Torino kendi stadına geçmiştir.



1897 yılında bir lisenin öğrencileri tarafından kurulan kulüp 1926 yılında Fiat'ın da sahibi Agnelli ailesinin kontrolüne geçmiş ve gerek sportif sonuçlar gerekse tesisler bakımından başarılı günler başlamıştır. 1931den başlayarak 5 yıl üstüste şampiyonluk elde etmiştir.



1935 yılında Eduardo Angelli'nin bir uçak kazasında ölümünün ardından, Juve tekrar şampiyon olmak için, yine bir Angelli'yi beklemek zorunda kalacaktır.

Eduardo Angelli'nin oğlu Giovanni Angelli'nin dönemi, babasının ölümünden on iki yıl sonra başlar ve iki lig şampiyonluğu (1949-50 ve 1951-52) ile biter.

O dönemlerde Juventus, tarihinin gelmiş geçmiş en büyük golcüsünü de kadrosunda barındırır, Giampiero Boniperti. Oynadığı 444 maçta attığı 179 gol rekoru, halen bu siyah-beyaz formayı giyen hiçbir futbolcu tarafından kırılabilmiş değildir (İtalyanlar oynadığı 439 maçta, 382 gol atan Baba Hakkı'dan haberdar mıdır acaba?)

1953'te Giovanni Angelli'nin emekliliğinin ardından, 1956'da kardeşi Umberto Agnelli'nin başkanlık dönemi başlar.

Bu süreç zarfında şampiyonluk sevinci 1958, 1960 ve 1961 yıllarında olmak üzere, üç kez daha yaşanır.

İnanılmaz başarılar dönemi


Efsanevi futbolcu Giampiero Boniperti, 1971 yılında yaptığı jübilenin hemen ardından başkanlığa geçer ve efsanesini başkanlığı döneminde de sürdürür.

1976’da teknik direktörlüğe getirilen Giovanni Trappattoni idaresinde, tam anlamıyla altın bir dönem yaşanır.

1971-1986 yılları arasındaki 15 sezonda 9 lig şampiyonluğu, üstelik aynı dönemde sadece 1 kez ilk üçün dışında kalınmıştır.

1 UEFA Kupası (1977), 1 Kupa Galipleri Kupası (1984) ve 1 Şampiyon Kulüpler Kupası (1985). İnsanın aklını başından alan bu başarılı dönem ne yazık ki, büyük bir facia ile sona erer.

1985 senesinde Heysel faciasının yaşandığı gece kupayı kaldıran o unutulmaz kadro şöyledir; Michel Platini, Dino Zoff, Tardelli, Boniek, Cabrini, Causio, Paolo Rossi, Roberto Bettaga, Gentile, Capello, Altafini, Cuccureddo, Benetti, Bonisegna, Furino ve Scirea.

Yakın tarih

Kazanılan muhteşem başarının sonrasındaki senede de 25. şampiyonluklarını kutladılar.

Bu kadar yoğun ve rekabetçi geçen bir süreci takip eden dönemde kulüp, dokuz sene sürecek bir durgunluk dönemine girdi.

Aslında bu dönemi tam anlamıyla durgunluk olarak tanımlamak doğru değil çünkü kazanılan 1 İtalya Kupası ve 2 UEFA Kupası var. Pek çok yorumcu, Juve'nin yakın tarihinin miladı olarak 1994 yılını kabul eder.

O tarihte, Roberto Bettaga başkanlığında ve Lippi antrenörlüğünde şaşalı başarılar dönemi geri gelir.

1994-1995 sezonunda hem lig hem kupa şampiyonu ünvanı ile onurlandırılır Juve.

Aynı sezon sonunda UEFA Kupası'nı ise finalde kaybeder. 1995-96 sezonunun sonunda, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu için Roma'da Ajax ile karşılaşır ve penaltılarla kazanarak, bu kupayı ikinci kez müzesine götürme başarısını gösterir.

1996-97 sezonunun açılışı, Tokyo'da oynanan Kıtalararası Kupa finali ile yapılır. Paris Saint Germain ile oynanan maçta, Del Piero'nun attığı gol sayesinde bu kupayı bir kez daha müzesine taşır siyah-beyazlılar.

1997 ve 1998 yıllarında liglerindeki şampiyonluk kutlamalarında buruk sevinç yaşarlar, sebebi ise her iki senede de finalde sırasıyla; Borussia Dortmund ve Real Madrid'e kaybedilen Şampiyonlar Ligi Kupası'dır.

Lippi'nin takımdan ayrı kaldığı kısa sürede Juventus'u Ancelotti çalıştırır fakat bir başarı gösteremez. Lippi'nin 2001 senesinde takıma geri dönmesi ile yine şampiyonluk serileri başlar.

2002 senesinde şampiyonluk, 2003'te ise hem şampiyonluk hem de İtalya Süper Kupası eklenir başarılar hanesine. Fakat bu sevinç yine tam yaşanamaz. O seneki şampiyonlar ligi finali iki İtalyan takımı arasında oynanır.

Lippi'nin takımı penaltılarda Milan'a karşı oynadığı maçı kaybeder. 2004 senesinde ise İtalya Süper Kupası'nı New York'un Giants Stadyumu'nda oynanan maçta 4. kez kazanırlar.

Bu sezonun neticesini, 22 Mayıs 2005 tarihinde deplasmanda, Livorno ile 2-2 berabere kalmalarına rağmen en yakın takipçileri Milan'ın kendi sahasında Palermo ile 3-3 berabere kalmasıyla, 28. şampiyonluklarının turunu atarak elde ettiler. Böylece göğüslerine üçüncü yıldızı takmalarına sadece 2 şampiyonluk kalmış oldu.

Bu siyah-beyazlı kulübü unutulmaz yapan biraz da kadrosunda barındırdığı futbolcuları elbette.

Fransız Platini oynadığı dönemde, hem futbolu hem de kişiliği ile sadece Juventuslular'ın değil, hepimizin gönlünde taht kurmuştu ki, Platini Avrupada 3 defa üst üste (1983-85) yılın futbolcusu seçilmiştir.



Sosyal kulüp

Kulüp yetkilileri, futbol haricinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma projelerinde de öncü olduklarını gururla ifade ediyorlar. Bu faaliyetlere verilebilecek birkaç örnek şöyle sıralanabilir:

* Juventus, gençlerin yaşam şartlarını ve eğitim seviyelerini iyileştirmeye yönelik geniş kapsamlı bir proje yürütüyor. Bu proje kapsamında, Torino'daki mülteci çocukları için oluşturulan Barınma Merkezi'ne katkıda bulunuyorlar. Bu merkezde görev alan 100 kadar gönüllü; gençlere, eğitim, sanat edinme, okuldan uzaklaşmama konularında yardımcı oluyor. Ayrıca, Torino Üniversitesi Ekonomi Fakültesi ile yapılan iş birliği sonucunda, spor idareciliği alanında eğitim veren bir kurs açılmış.
* Zor durumdaki kadınlara yardım eden bir "Barınma Merkezi" projesi yine Juventus Kulübü'nün katkılarıyla hayata geçirilmiş.
* Kanser Araştırma Kurumu'na yardım ve destek Juve'nin bir başka sosyal faaliyeti.
* Torino'daki Sant'Anna Hastanesi'nin anne ve çocuk bölümünün yeniden yapılandırılıp, uluslararası standartlara getirilmesi amacını güden proje ise halen yürütülmekte olanların en yenisi.

2006 şike skandalı

2006 yılı içinde kulübün büyük bir şike organizasyonu içinde olduğu ortaya çıktı. İlk olarak Mayıs 2006'da Juventus'un genel menejeri Luciano Moggi'nin telefon görüşmeleri sonucunda hakemlerin atanmasında ve yönlendilirmesinde rol aldığı öne sürüldü.



Luciano Moggi bu görüşmelerde İtalya Futbol Federasyonu Hakem Komitesi Başkanı, Fiorentina, S.S. Lazio, Messina gibi kulüplerin başkanları, hakemler ve rakip futbolcularla maçların sonuçları üzerinde oynandığı tespit edildi. Olayların basına yansımasının ardından 13 Mayıs'ta Moggi, Roberto Bettega(şike soruşturmasında suçlanmadı) ve Antonio Giraudo istifa etti ve haklarında dava açıldı.

14 Mayıs 2006 günü Juventus, rakibi Reggina'yı 2-0 yendi ve 29. lig şampiyonluğunu aldı. Ancak bu şampiyonluk savcının soruşturmasına dahil olduğu için tescillenmedi. 22 Mayıs günü AC Milan, Fiorentina ve S.S. Lazio ile birlikte kulüp hakkında da dava açıldı ve soruşturma sonucunda kulüplerin suçlu bulunması halinde takımların küme düşmeye kadar cezalandıralacağı açıklandı.



27 Haziran 2006 günü Juventus'un spor direktörü ve eski futbolcu Gianluca Pessotto bir apartmanın 4. katından düştü ve ciddi bir biçimde sakatlandı. Olayın kaza sonucu mu olduğu, yoksa bir intihar teşebbüsü mü olduğu açıklık kazanamadı.





4 Temmuz günü savcı tarafından Juventus'un iki lig düşürülmesi, diğer sanık kulüpler AC Milan, Fiorentina ve Lazio'nun ise bir lig düşürülmesi istendi. Ayrıca son iki Serie A şampiyonluğunun da geri alınabileceği açıklandı.
Bu gelişmeler üzerine takımın teknik direktörü Fabio Capello istifa etti ve Real Madrid ile anlaştı. Yerine Fransa Milli Futbol Takımı'nın eski oyuncusu olan Didier Deschamps getirildi.





14 Temmuz 2006 günü karar açıklandı. Juventus İtalya 2. Ligi Serie B'ye düşürüldü. Kulübün son iki şampiyonluk unvanı geri alındı. Bir sonraki sezon ise -30 puanla lige başlaması kararlaştırıldı. Ayrıca bir sonraki sene UEFA Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkını da kaybetmiş oldu.

Bu karardan henüz 10 gün kadar önce oynanan ve 2006 FIFA Dünya Kupası final maçında dahi 8 oyuncusu yer alan kadrosundaki futbolculara diğer kulüpler tarafından soruşturmaların başlamasıyla birlikte teklifler geldi.
Juventus'un da ceza alan diğer kulüpler gibi karara itiraz etmesi üzerine, 25 Temmuz 2006 günü Temyiz Mahkemesi son kararını verdi ve 30 puanlık cezayı 17 puana indirdi.
 
- Yönetici düzenlemesi: :

SimeVrsaljko

Forum Ustası
JUVE'ye biraz ekleme yaptım...

Başarılar


Uzun süre yerel ligde son derece başarılı sonuçlar aldığı halde 1977'de kazandığı UEFA Kupası'na kadar Avrupa Kupalarında başarısı azdır. Avrupa Kupalarındaki yükselen başarı grafiği 1985 yılında Şampiyon Kulüpler Kupası'nı alarak zirveye ulaşmıştır. Ancak Liverpool'la oynanan finalde yaşananlar Heysel Faciası olarak tarihe geçecek ve bu başarı gölgelenecektir. Juventus bu başarıyı 1996 yılında tekrarlayacak ve 2003 yılında A.C. Milan'a finalde penaltılarla kaybedecektir.
Bu iki Avrupa Şampiyonluğu dışında 1984 yılında kazanılmış Kupa Galipleri Kupası ve iki UEFA Kupası Şampiyonluğu vardır.


Tarihindeki 28 İtalya Şampiyonluğu ve İtalyan Kupasıyla da İtalyan Ligleri içinde en başarılı kulüptür. Üç büyük Avrupa kupasını da kazanan 4 kulüpten biridir.
27 Şampiyonluk ile kulübün arması üzerindeki 2 yıldız taşımaya hak kazanmıştır. İtalyan Futbol Federasyonu'nun her 10 Şampiyonluğa bir yıldız vermesi sonucu 20'nin üzerinde Serie A Şampiyonluğu olan, dolayısıyla 2 yıldız takma hakkına sahip başka takım yoktur.

Şampiyonluklar
  • Serie A Şampiyonluğu: 27 (not:2005 ve 2006 şampiyonlukları geri alınmıştır.)
    • 1905, 1925-26, 1930-31, 1931-32, 1932-33, 1933-34, 1934-35, 1949-50, 1951-52, 1957-58, 1959-60, 1960-61, 1966-67, 1971-72, 1972-73, 1974-75, 1976-77, 1977-78, 1980-81, 1981-82, 1983-84, 1985-86, 1994-95, 1996-97, 1997-98, 2001-02, 2002-03.
  • Serie B Şampiyonluğu: 1 "(not:şike skandalı gerekçesiyle son Serie A şampiyonu olmasına rağmen Serie B ye düşürülmüştür.)"
2006-2007
  • İtalyan Kupası: 9
    • 1937-38, 1941-42, 1958-59, 1959-60, 1964-65, 1978-79, 1982-83, 1989-90, 1994-95.
  • İtalyan Süper Kupası: 4
    • 1995, 1997, 2002, 2003.
  • UEFA Şampiyonlar Ligi: 2
    • 1984-85, 1995-96.
  • Kupa Galipleri Kupası: 1
    • 1983-84.
  • UEFA Kupası: 3
    • 1976-77, 1989-90, 1992-93.
  • Avrupa Süper Kupası: 2
    • 1985, 1996.
  • Intertoto Kupası: 1
    • 1999.
  • Kıtalarası Kupa: 2
    • 1985, 1996.
 

ysunshine

Forum Ustası
gecen bi kanalda italya-fransanin eski bi macini izledim , del piero ile deschamps karsi karsiya oynuyordu, gecen sezonda juvenin teknik direktoruydu vay bee.

1996-97 sezonunun açılışı, Tokyo'da oynanan Kıtalararası Kupa finali ile yapılır. Paris Saint Germain ile oynanan maçta, Del Piero'nun attığı gol sayesinde bu kupayı bir kez daha müzesine taşır siyah-beyazlılar.
 

uygarozdemir

Forum Ustası
gecen bi kanalda italya-fransanin eski bi macini izledim , del piero ile deschamps karsi karsiya oynuyordu, gecen sezonda juvenin teknik direktoruydu vay bee.

1996-97 sezonunun açılışı, Tokyo'da oynanan Kıtalararası Kupa finali ile yapılır. Paris Saint Germain ile oynanan maçta, Del Piero'nun attığı gol sayesinde bu kupayı bir kez daha müzesine taşır siyah-beyazlılar.
trt 3 tü yanılmıyorsam, bende izlemiştim onu :D
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
INTER MILAN



Tam adı Football Club Internazionale Milano olan kulüp Milano şehrinde kurulmuş bir futbol klubüdür. Renkleri Mavi Siyah. Kuruluş 1908. Stadyum Giuseppe Meazza.

Serie A da oynamaktadır ve tarihi boyunca küme düşmeyen tek İtalyan takımıdır. Yine yapılan istatistiklere göre Juventus'dan sonra en çok taraftarı olan ikinci İtalyan klubüdür.

2006'da yaptığı flaş transferler ile büyük beklentiler içine girilmiştir.Belki de bir anlamda hedeflerden birine ulaşıldı.Roma'nın 11 maçlık galibiyet rekoru kırılmıştır.


1908 yılında şehrin diğer takımı A.C. Milan ile bölünerek kuruldu. A.C. Milan'dan ayrılmasına sebep takım içindeki başta İsviçreli oyuncular olmak üzere bazı oyuncuların takımdaki İtalyan egemenliğine karçı çıkmaktı. Zaten bu yüzden kuruluşundan beri Inter Milan yabancı oyunculara açıktır ve takımın adı bunu belli eder şekilde Internazionale olarak konulmuştur.

İki dünya savaşı arasındaki zaman dilimi arasında faşist lider Mussolini döneminde takım adını Ambrosiana-Inter olarak değiştirlmeye zorlanmıştır. Ve 1942 ye kadar bu ismi kullanmak zorunda kalmıştır.



Kulüp tarihinin en başarılı dönemini 1963 ile 1966 yılları arasında yaşamış ve bu dönemde üç İtalya Şampiyonluğu ve iki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonluğu kazanmıştır.
Altın çağı geride bırakırken Inter 11. şampiyonluğunu 1971`de, 12.sini 1980'de kazanmıştır. 13. şampiyonluğunu 989'da kazanan İnter 14. ve son şampiyomlunu ise 2007 sezonunda yaşamıştır.2006 sezonunda ligi 3. sırada bitirmesine karşılık 1. olan Juventus ve 2. olan A.C. Milan'ın elde ettiği dereceler bu iki takımın şike yaptığı gerekçesiyle iptal edilmiş, böylece İnter uzun süredir hasret kaldığı şampiyonluğa kavuşmuştur. 14 şampiyonluğu bulunan Inter, Juventus (28) ve Milan`ın (17) arkasından 3. sıradadır.


Giuseppe Meazza Stadyumu




İnter ve AC Milan maçlarını aynı sahada oynar.1930`lu yıllarda Inter`de top koşturan, 361 maçta 243 gol atan, İtalya`nın belki de ilk gerçek futbol yıldızı Giuseppe Meazza`nın ölümünden bir yıl sonra, 1980`de,San Siro olan stadın adı değiştirilerek stadyuma iki dünya kupasını art arda ayrıca meazza ikinci dünya savaşı yıllarında türkiye'ye gelip beşiktaşta antrenörlük de yapmıştı ama sonra savaş bitince geri dönmüştür. kale arkalarında bulunan 4 adet kule icerisinde merdivenler bulunan ve bu kuleler sayesinde kale arkası tribünlerine ulaşılan futbol mabedidir.

Başarılar

15 İtalya Şampiyonluğu
  • 1909/10 , 1919/20 , 1929/30 , 1937/38 , 1939/40 , 1952/53 , 1953/54 , 1962/63 , 1964/65 , 1965/66 , 1970/71 , 1979/80 , 1988/89 , 2005/06 , 2006/07
2 Avrupa Şampiyonluğu
  • 1963/64 , 1964/65
4 İtalya Kupası
  • 1938/39 , 1977/78 , 1981/82 , 2004/05
3 UEFA Kupası
  • 1990/91 , 1993/94 , 1997/98
2 Kıtalararası Kupa
  • 1964 , 1965
2 İtalya Süper Kupası
  • 1988/89 , 2005/06
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
Mr.green tam bir futbol bilginisin.
Hazır başlamışın Arsenalle devam ediver ;)
kusura bakma cevabını biraz geç veriyorum:)

ARSENAL





David danskin isimli iskoç bir makine mühendisi önderliğinde 1886 yılında güneydoğu londra’da dial square adı ile kurumuş futbol takımı. kurucuları royal arsenal isimli bir silah ve cephane fabrikasında dial square isimli binada çalıştıkları için bu ismi seçmişler. “gunners” olarak anılmaları da bu yüzden. kulübün ilk futbol topunu alan danskin takım kaptanı olmuş. takımın kurucularından olan kaleci fred beardsley, bir zamanlar oynadığı nottingham forest takımına bir mektup yazar ve kendilerine yardımcı olmalarını ister. nottingham forest bir set forma(tabii ki kırmızı) ve bir top gönderir.

dial square ilk maçını 11 aralık 1886 günü eastern wanderers ile oynar ve 6-0 kazanır. noel günü takımın adı royal arsenal olarak değiştirilir. royal arsenal 1889 yılında fa cup a katılır. ancak, profesyonel kuzey takımları ile aralarındaki uçurumu anlamaları çok sürmez. ayrıca, oyuncularının profesyonel takımlar tarafından ayartılmaları tehdidini de anlarlar. kulüp, 1891 yılında profesyonelliğe geçer ve adını da woolwich arsenal olarak değiştirir.



profesyonelliğe geçiş, arsenal in güney takımları tarafından dışlanması sonucunu doğurur. yalnızca fa cup vardır katılabilecekleri. güney takımları arasında bir lig oluşturmaya çalışırlar ancak bu da başarısız olur. kulübün imdadına lig yetişir. 1893 yılında lige davet edilirler ve arsenal ligdeki ilk güney takımı olur. 1896’da ilginç bir olay gerçekleşir. lig maçı ve fa cup maçı aynı gündür. as kadro lig maçına çıkar, kalanlar kupa maçına gönderilir. takım kupada 5-0 kazanırken ligde as takım loughborough takımına 8-0 yenilir. arsenal, 11 yıllık ikinci lig mücadelesinden sonra 1904 yılında birinci lige yükselir.

ancak, futbolda yaşanan genel gelişime karşın kulübün gelişimi durma noktasına gelir. boer savaşı fabrikada ekstra çalışma, ekstra çalışma da işçilerin futbola ne zaman ne de enerji ayıramamaları sonucunu doğurur. seyirci azlığı, gelirin azalması demektir. 1910 yılında kulüp iflas noktasına gelmişken sir henry norris tarafından satın alınır. aynı zamanda fulham kulübünde yöneticilik yapan norris, iki takımı birleştirmek ister fakat lig yönetimi bunu reddeder. arsenal’in fulham ile aynı sahayı kullanması isteği de reddedilen norris, kulübün gelirlerini arttırmanın tek yolunun kulübü londra’nın kuzeyine taşımak olduğuna karar verir. ancak iki kez reddedilişi unutmayacaktır.

1913 yılında woolwich arsenal ikinci lige düşer. norris, oldukça yüksek bir bedel ödeyerek kulübü günümüzde bulunduğu yere, highbury deki arsenal stadium’a taşır ve takımın adı artık the arsenal olacaktır. takımın kuzey londra’ya taşınması bölgenin profesyonel takımları olan tottenham hotspur ve clapton orient tarafından pek hoş karşılanmasa da bir sorun yaşanmaz. takım 1914-15 sezonunu beşinci bitirir, başlayan birinci dünya savaşı ligleri durdurur. bu arada futbol ilk kez mahkemeye taşınır. 1914-15 sezonunda birinci ligde 2-0 biten man utd - liverpool maçında şike yapıldığı iddia edilmektedir. mahkeme, söz konusu maçta şike yapıldığına karar verir. bu, manchester united'ın o maçta aldığı 2 puanla ligde kaldığı anlamına gelmektedir. bu karar, ilk başta hiç bir ilgisi yokmuş gibi görünse de, tottenham hotspur ile arsenal arasındaki düşmanlık derecesindeki rekabetin başlangıç noktası olacaktır.

liglerin, 1919 yılında yeniden başlaması kararı alınır. aslında ortaya nasıl bir futbol çıkacağı da belli değildir. savaş öncesindeki aktif oyuncuların önemli bir kısmı oynayamayacak durumdadır. ayrıca, birinci lig 20 takımdan 22 takıma çıkacaktır. ligi iki londra takımı olan chelsea ve tottenham son iki sırada bitirmiştir savaştan önce oynanan son sezonda fakat, şike yaparak alınan iki puan düşülürse sondan ikinci sıra chelsea nin değil manchester united ındır. ligin bir önceki genişlemesinde son iki takımın düşürülmeyip, ikinci ligden yükselmeyi hak eden iki takım birinci lige alınmıştır. parlamentoda da bir koltuğu bulunan norris, politikadaki tecrübesini de kullanarak bu puslu havadan yararlanıp inanılmazı gerçekleştirir: sonuncu tottenham hotspur ligden düşer; ikinci ligi şampiyon bitiren derby county, ikinci bitiren preston north end ve beşinci bitiren the arsenal birinci lige yükseltilir. norris iki kez reddedilişinin intikamını almıştır. bunun nasıl gerçekleşebildiği hala meçhul. norris’in el altından bazı anlaşmalar yaptığı iddia edilse de hiç bir şey ispatlanamadı. tek bildiğimiz arsenal bir daha asla ligden düşmedi ve bunu en uzun süre başaran takım ünvanını elinde tutuyor. tottenham ise ertesi sezon lige döndü ve rekabet devam ediyor. norris ise bu olaydan bağımsız olarak; 1929 yılında futbolculara yaptığı bazı yasa dışı ödemeler ve mali suçlardan ötürü ömür boyu futboldan men cezası aldı. yerine, günümüzdeki kulüp başkanı peter hill wood un dedesi sir samuel hill wood geçti.

1925 yılında takımın başına gelen herbert chapman ile devrim başlar. wm in mucidi chapman, formalara beyaz rengin eklenmesi gibi pek çok revizyona gider. the arsenal adından arsenal adına geçilen 1927 yılında ilk fa cup finali gelir ancak, ingiltere dışına çıkan tek kupada galler takımı cardiff city 1-0 kazanır. 1930 yılında fa cup finalinde bu kez chapman’ın eski takımı huddersfield town karşısında 2-0 kazanan arsenal, ilk büyük başarısını elde eder. 1931 de arsenal şampiyon olan ilk güney takımı olma onuruna erişir. bu, arka arkaya gelen 3 şampiyonluğun ilkidir ve arsenal, huddersfield town dan sonra üst üste 3 kez şampiyon olmayı başaran ilk takım olur. bu arada 1932 yılında gillespie road isimli metro istasyonunun ismi de arsenal olarak değiştirilir. chapman, üçüncü şampiyonluğa gidilirken 1934 ocağında ölür. kayıtlara “battle of highbury” olarak geçen 14 kasım 1939 İngiltere-İtalya maçında dünya şampiyonu italya karşısında ingiliz milli takımının ilk 11 inde 7 arsenal oyuncusu vardır ki bu rekor henüz hiç bir kulüp tarafından kırılamamıştır. 1939 yılında çekilen “the arsenal stadium mystery” isimli filmde takımın oyuncuları da yer alır. 1930 lar 5 lig 2 fa cup şampiyonluğu ile geçilir. 1939 da başlayan ikinci dünya savaşı 7 yıllık bir ara anlamına gelecektir.

savaş, takımın pek çok yıldız oyuncusunun kariyerinin sonu olmuştur. 1948 ve 1953 şampiyonluklarından sonra gerileme başlar. 1966 yılında highbury'de bir rekor kırılır: 4454 seyirci ile en az seyircili maç rekoru. 1970 yılında kazanılan fuar şehirleri kupası arsenal’in ilk avrupa kupası olur. 1971 yılında hem lig hem de fa cup kazanılır ve kulüp tarihinin ilk double ı gerçekleşir. ancak bundan sonrası yine düşüştür. 70 lerde ve 80 lerin önemli bir kısmında sergilenen defansif oyun “boring arsenal” teriminin doğmasına, kulübün rakip taraftarlara ve hatta komedyenlere mizah malzemesi olmasına sebep olur. 1986 da george graham'ın gelişi ile yeniden toparlama başlar. 1989 da, 18 yıl aradan sonra şampiyonluk gelir ki futbol tarihinin en ilginç şampiyonluk öykülerinden birisidir. 1991 yılında, old trafford’da iki takımın oyuncularının birbirine girmesi nedeni ile 2 puanı silinmesine rağmen takım yine şampiyon olur. 1994 yılında parma karşısında alınan galibiyet kupa galipleri kupası'nı kazandırır. aynı yılın sonunda başka bir skandal patlak verir.

devam edecek......
 

SimeVrsaljko

Forum Ustası
Arsenal devam

1994 sonlarında menejer george graham ın john jensen in transferi sırasında futbolcunun menejeri rune hauge den açıktan para aldığı iddia edilir. yaklaşık 2 ay kadar sonra, arsenal graham ile yollarını ayırır. daha sonraları rune hauge’nin önce norveçli pal lydersen sonra john jensen transferleri sırasında george graham a 425000 pound ödediği anlaşılacaktır. graham 1 yıl, hauge ömür boyu men cezası alır. fifa, hauge’nin cezasını daha sonra 2 yıla çevirir. bir orta saha oyuncusu olan ve euro 92 finalinde harika bir gol atan jensen 1996 ya kadar higbury de kalır. uzun süre gol atamaması taraftarlar arasında alay konusu olur. top nerede ayağına gelirse gelsin seyirci “shoot” diye tezahürata başlar. ilk ve son golünü 98 inci maçında atmış olması arsenal seyircisi tarafından unutulmamıştır. highbury etrafında “saw jensen score” yazılı tişörtlerle dolaşan seyirciler görmek hâlâ mümkündür.



1996-97 sezonunun başında takıma gelen arsene wenger, ertesi sezon hem ligi hem fa cup ı kazanarak kulüp tarihinin ikinci double' ını gerçekleştirir ve aynı zamanda şampiyonluk kazanan ilk yabancı menejer olmayı başarır. 2000 yılında uefa kupası finaline kadar yükselirler ancak galatasaray onlara geçit vermez. ingiliz futbolunu da önemli derecede etkileyen fransız teknik adam 2000-01 sezonunda avrupa karnesi pek başarılı olmayan arsenal’i 1972 den beri ilk kez şampiyonlar ligi çeyrek finaline taşır. ertesi sezon takım, her maçında gol atan tek takım olarak şampiyonluğu kazanır ve yanına bir fa cup ekleyerek wenger döneminin ikinci, arsenal tarihinin üçüncü double'ını elde eder. 2003-04 sezonunu 26 galibiyet ve 12 beraberlikle yenilgisiz şampiyon olarak tamamlayan arsenal, ligin ilk sezonu olan 1888-89 da 22 maçlık ligde yenilgisiz şampiyon olan preston orth endhttp://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=preston+north+end takımından sonra bunu başaran ilk takım olur. ertesi sezon şampiyonluğa ulaşamasalar da toplamda üst üste 49 kez sahadan yenilgisiz ayrılarak brian clough’ın nottingham forest’inin rekorunu tarihe gömerler. arsenal, 13 şampiyonluk ile liverpool ve man utd’nın ardından en çok şampiyon olan üçüncü takım.

belirtmeden geçmeyelim, 70 ler ve 80 lerde rakip taraftarların ağzına sakız olan “boring, boring arsenal” tezahüratı, arsene wenger döneminde ironik bir biçimde arsenal taraftarları tarafından takımın oyununundan zevk aldıklarını ifade etmek için kullanılır oldu.
 
Üst