İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler

  1. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    Uzun bir yazı dizisine başlıyoruz.

    İşgal günlerinde vatana ihanet edenlerin içinde Sadrazam, Dış İşleri Bakanı,

    Adalet Bakanı, Müsteşarlar, Paşalar, Yazar, Gazeteci, Vali, Şeyhülislam, yerli ve

    yabancı dernekler
    vs. bulunmaktadır.

    Bu günlerde yaşananlarla bağlantılarını kurabilirsiniz.

    Ancak, konuya politika çamuru bulaştırmayınız.

    Ayrıca, aşağıdaki linki de inceleyerek bu ülkenin ne zorluklarla kurulduğunu

    çok daha iyi anlayabilirsiniz.

    Kolay gelsin.



    Türk İstikal Harbi sırasında meydana gelen ayaklanmalar


    Konu kaynağı:

    Atatürk'ün Konuşması - 1

    Atatürk'ün Konuşması - 2

    Atatürk'ün Konuşması - 3
     
    #1
    - Yönetici düzenlemesi: : 29 Kasım 2011
  2. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 1


    [​IMG]
    Sadrazam Tevfik Paşa:

    "Tevfik Paşa İngiltere ile gizli bir anlaşmaya varılarak Osmanlı Devleti'nin kalan ülkesinin birliğinin ve İngiltere'ye bağlılığının sağlanmasını istedi." - Yüksek Komiser Amiral Calt Horpe'un raporundan. 06.06.1919

    "Ankara Serv Antlaşmasını kabul etmelidir." - 04.11.1920, A. İzzet Paşa kuruluna verdiği talimattan.

    "Anadolu'yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir." - 19.09.1921 Bakanlar Kurulu.



    [​IMG]
    Sadrazam Salih Paşa:

    "İngiltere'ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir." - 20.08.1921




    Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa:

    "Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş bir halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki umumun arzusu İngiltere tarafından idare edilmekliğimizdir." - 16.12.1918, İngiltere Ordu Komutanı General Milne'e..



    Hariciye Nazırı Sefa Bey:

    "Hükümet Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor." - 29.01.1921, İngiliz Yüksek komiseri Rumbold'a..

     
    #2
  3. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 2





    [​IMG]
    Adliye Nazırı Ali Rüştü:


    "General Paraskevopulos'un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara Surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur!" - 12.07.1920




    [​IMG]
    Nazır Rıza Tevfik:


    "Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Aandolu'yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır." - 1920





    İngiliz Muhipler Derneği Başkanı, Adliye Nezareti Müsteşarı ve yazar Sait Molla:

    "İngiltere Osmanlı Devleti'nin yönetimine el koyarsa, saltanat ve hilafetin İngilizler elinde bulunduğunu gören Mısır ve Hindistan Müslümanlarının da İngiltere'ye dost olmanın gereğine inanacakları..."

    "İngiliz mandası istediğinizi bütün itilaf temsilcilerine, hükümete ve gazetelere bildiriniz.." - 23.05.1919, Belediyelere genelgeden..

    "Milliyetci hareket boşa gitmeye mahkumdur..." - 01.05.1920





    [​IMG]
    Yazar ve Nazır Ali Kemal:


    "Düşmanlar, Teşkilat-i Milliye'den bin kere daha iyidir." - 23.04.1920

    "Ankara'dakilerin Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muhabereye girişilemez." - 07.08.1920

    "Kars alındı. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan'a taarruz ile onu da tamamladık... Ankara yâranı nihayet meramlarına erdiler. Ermenistan'a yürüdüler. Kars'ı işgal ettiler." - 11.11.1920

    "Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya'nin hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim." - 06.02.1921
     
    #3
    - Yönetici düzenlemesi: : 29 Kasım 2011
  4. OSMANLI TIM

    OSMANLI TIM Forum Kalfası

    Katılım:
    12 Ekim 2009
    Mesaj:
    1,686
    Beğeni:
    0
    Hala da devam ediyor...!
    Gizli savaş..!
     
    #4
  5. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 3



    [​IMG]
    Yazar Refi Cevat Ulunay:

    "Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak." - 21.05.1919

    "İstiklâl diye bağıranlar kötü niyetlidir." - 31.08.1919

    "Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?" - 23.03.1920

    "Milliyetci hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir... O alçaklara karşı çıkanlar, dine, halifeye, milliyete unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır." - 04.04.1920

    "Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir." - 08.09.1920

    "Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız." - 15.10.1920




    Jandarma Genel Komutanı Kemal Paşa:

    "Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir." - 3.08.1919




    Adana Valisi Abdurrahman'ın demeci:


    "Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar." - 05.11.1920




    İzmir Valisi Kambur İzzettin'in genelgesinden:

    "Yunan kuvvetlerinin özel bir tören ve saygı ile karşılanması...." - 26.05.1919




    [​IMG]
    İzmir Valiliği Mütasarrıfı Anzavur Ahmet:

    "Padişah Yunanlılarla harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır." - 1920




    Anadolu Cemiyeti'nin Istanbul'daki Yunan Başkomiserliğine önerisi:

    "Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan'ın yardımıyla, Sultan'ın ve Yunanistan'ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır... Kemalist kuvvetler bastırılacak; bütün Anadolu Mustafa Kemal'in elinden kurtarılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu ordusunun talim ve silahlarından Yunan başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak... Yunanistan, masraflarını karşılamak üzere cemiyete 100.000 Türk Lirası verecek."

    - 9.12.1921 (Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir örgüt olup o aşamada Şeyhülislam Mustafa Sabri başkanlığı altında idi)
     
    #5
  6. OLLA

    OLLA Forum Kalfası

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesaj:
    2,292
    Beğeni:
    1
    Tek bir kitapdan alıntı yaparak 100 yıl öncesinde yaşanmış büyük bir kaosun içinde adı geçen kişileri hain yada kahraman ilan etmek ne derece doğru?

    Bu konuda otorite olmadığınız gibi, okuduğunuz bir kaç kitaptan alıntıları resmi tarih gibi milli değerler bölümünde kaynak gib yayınlamayıda forumun takdirine sunuyorum.

    Açıkcası yazıp çizilenlerin benimle irtibatı en fazla aynı milletin ferdi olmaktan öte olamaz. Ama konu milletimse, estergona bırakılacak kadar basit bir mevzu değil.

    Lütfen konuya en az 10 tane kabul görmüş tarihçimizden kaynak koyun. Yoksa bilgi kirliliği olacağını düşünüyorum. Milli unsurlar bölümünü bari kütüphane düzeninde tutalım.
     
    #6
  7. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    OLLA, yazılanların aksini gösteren elinizde bilgi-belge varsa paylaşın

    konuyu izleyenler istifade etsin.

    Varsa bizde yanlışımızı düzeltelim.

    Bundan da gocunmayız aksine size teşekkür ederiz.

    Gerçi, günümüzde haine "hain" denmemesi için politikalar yürütülüyor.

    Hatta "Seyit Rıza" gibi isyan edenler kahraman olarak sunulmaya çalışılıyor.

    Soru basit "kimin yada kimlerin kahramanı"?

    Ama bu bölüme siyaseti bulaştırmayı düşünmediğimiz için o konulara girmiyorum.


    Konuya devam edelim.






    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 4




    [​IMG]
    Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi



    "Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur.” (Yarın Dergisi, 14 Nisan 1930)



    Divitli Eşref Hoca:

    "İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür." - 1920




    Delibaş Mehmet:

    "Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz". - 1920

    "Kim milliyetçilerle birlikte Yunana karşı giderse şer'an kafirdir". - 1920



    İslam yüceltme derneğinin bildirisi:

    "Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır." - 1920



    Medrese Hocaları Derneği (Cemiyet-i Müderressin):

    "Kuva-i milliyetciler kudurmuş haydutlardır."




    Edirne Tem'in gazetesinden:

    "Müftü Hilmi Efendi, Selimiye camii'inde hürriyetin ve adaletin saygıdeğer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş, ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır." - 13.08.1920




    Konya'nin 27 köyünün eşrafının İngiliz temsilcisine başvurusu:

    "Milliyetçileri ezmek için Ingiliz hükümetinin bize yardim elini uzatmasi..." - 28.10.1920
     
    #7
    - Yönetici düzenlemesi: : 28 Kasım 2011
  8. OLLA

    OLLA Forum Kalfası

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesaj:
    2,292
    Beğeni:
    1
    Ben sana evrensel ilkelerden bahsediyorum. Sen de estergon ilkelerinden. Kimse senin arkanı temizlemez kusura bakma. Bölümün adını değiştir, istediğini paylaş. Forumu zan altında bırakma. Milli unsurlar estergon un paylaşımlarının olduğu özel bir bölüm değildir yada ben öyle zannediyorum.

    seyyid rıza yı kimse kahraman ilan etmiyor. Söylenmeyeni söyleniyormuş gibi yapıp, kendine yandaş bulamazsın. Kaldıki o psikolojiylede neleri paylaşabileceğin hakkında çokda güzel fikir verirsin.
    Lafın ucunu siyasete getirip siyaset yapıyor imasını verip, kuralları zorladığım fikrinide kimseye aşılayamazsın. O fikir senin kafanda.

    Ben sana yardımcı olmaya çalışıyorum, kendine yakışanı yap.
     
    #8
  9. Numune19

    Numune19 Banned

    Katılım:
    12 Aralık 2009
    Mesaj:
    8,202
    Beğeni:
    0
    Bos konusmada aksini ispat et . V@ult pasa. Millete gaz veren sensin estergon degil . Fikir asilama falan neyin kafasini yasiyosun basit bir cumleden neler cikardin oyle neyse cloncuk evrensel degerlerinle mutluluklar sana .

    Konu icin tesekkurler estergon mumkun oldugu kadar bu isimleri unutmamaya calisacagim .
     
    #9
  10. YazılımMimarı

    YazılımMimarı Forum Ustası

    Katılım:
    9 Ekim 2008
    Mesaj:
    6,920
    Beğeni:
    205
    Hocam paylaşılsın ama kaynakları yokmu bu paylaşılanların ? Sen sonuçta 3. yada 4. tekil kişi olarak bunları paylaşıyorsun. Kim yazmış, yazan nereden alıntı yapmış gibi gerekl ve önemli bilgileride her hain diye ilan ettiğiniz kişinin altına eklemenizde faydar vardır.

    Saygılarımla.
     
    #10
  11. hunrab1

    hunrab1 Daimi Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2010
    Mesaj:
    306
    Beğeni:
    0
    Hain o zamanda vardı bu zamanda var. Ama sanki bu zaman ki hainler daha fazla.
    Kurtlar Vadisi'nde Şahin Ağa bir hikaye anlatmıştı nedense o aklıma geldi;

    Eski ağalardan birinin tahliyesi yanaşır.Cezaevinde herkes sabırsız,kurtlu,ağanın çıkmasını bekliyorlar.Döşek kime,paşa yorganı kime kalacak diye herkes ağanın etrafında pervane olur.Ağanın yatağıda halis yünlerdenmiş.

    Ağa sigarasını yakar ve bir keyifle şunu der; "Sakın ola karışmayın, benim dışarda işim uzun değil" demiş.

    Yanındakiler ise "niye" diye merak etmiş. Ağa cevap vermiş;"Bir iki tane puşt var, işimizi görür, bir kaç güne kadar geliriz" demiş.

    Aradan uzunca bir iki sene geçer. Ağanın döşeği rutubetten, nemden çürümüş. Herkes merak içinde,ağayı bekler. Ama ağadan ne ses var nede soluk. İçerdekilerinde tahliyesi yanaşmış artık. Çıktıklarında ağayı bulurlar.

    "Ağam demişler, haniya geri dönecektin. "Ağa gür bir sesle şu cevabı verir;Ulan demiş biz içeri girdiğimizde dışarda vardı iki tane puşt, şimdi alem olmuş puşt oğlu puşt.
     
    #11
  12. metatron

    metatron Super Moderator

    Katılım:
    23 Kasım 2005
    Mesaj:
    22,822
    Beğeni:
    72
    bu adam bugün yaşıyor olsaydı büyük tv kanallarında her akşam yorumlarıyla ahkam kesiyor ve insanlar da onu dinliyor olurdu.


    bugün mustafa kemal devrimlerine karşı olan dincilerin dedeleridir bu yukarıdaki satılmış dinciler ;)
     
    #12
  13. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    Tartışmaya gerek yok, o da meşrebine göre kendine yakışanı yapıyor. ;)




    Var kerdeşim ilk mesaja ekledim. :)



    Rahmetli Atilla İlhan bir TV programında ülkedeki hain oranını %10 olarak tahmin etmişti.

    Size katılıyorum. Bence %20'yi bile bulabilir. ;)
     
    #13
  14. Ulu

    Ulu Forum Ustası

    Katılım:
    10 Nisan 2010
    Mesaj:
    5,476
    Beğeni:
    2
    İlgili konuşmaları duymadıklarım-okumadıklarım varmış, bilgilendirmeniz için teşekkür ederim,

    ESTERGON S.Mod.'um bu arada Artin'in resmi bende gözükmüyor :),

    Saygılarımla...
     
    #14
  15. plamen

    plamen Forum Ustası

    Katılım:
    30 Haziran 2006
    Mesaj:
    6,323
    Beğeni:
    302
    Suan bile Cok her yerdeler dinci, atatürkcü, vatan sever ehr yerde kanı bozuklar
     
    #15
  16. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    Ulu kardeşim, fotografları farklı sitelere upload ettiğim için bazen

    bu tür durumlar olabiliyor.



    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 5



    ZARARLI CEMİYETLER

    Mondros Mütarekesi’nden sonra, ordunun terhis edilmesi ve devlet otoritesinin kalmaması üzerine ortaya çıktı.Azınlıklar tarafından, işgalci emellerine hizmet eden kuruluşlardı.Anadolu hareketine ve Türklerin milli devletine karşıydılar.Bu cemiyetlerin hepsi Rum Patrikhanesi tarafından yönetiliyordu.

    İtilaf Devletlerince ekonomik ve siyasi açıdan destekleniyorlardı. Wilson İlkeleri’ne göre bulundukları yerlerin kendilerine verilmesini istiyorlardı.

    Mondros Mütarekesi’nin yedinci ve yirmi dördüncü maddelerini uygulatmak istiyorlardı.Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesi şu şekildeydi : “İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi bir bölgeyi işgal edebilecek.”Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 24. maddesi şu şekildeydi: Altı Vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, bu vilayetlerin herhangi bir kısmı işgal edilebilecek.


    Cemiyetler

    Mondros Mütarekesi’nden sonra Türk ordusunun terhisinden cesaret alan bazı azınlıklar, Milli Mücadele’ye karşı bir takım cemiyetler kurmuşlardı.



    [​IMG]


    Mavri Mira

    İstanbul’daki Rum Patrikhanesi tarafından kurulan bu cemiyet, Bizans İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak ve Ege Bölgesi’nde ilerleyen Yunan ordusuna yardımcı olmak amacını güdüyordu. Çalışma alanı; Bursa, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul ve Bandırma idi. Yunan Kızılhaç, Resmi Göçmenler Komisyonu, Rum okullarındaki izcilik kurumları, Mavri Mira’nın emrinde çalışıyordu.


    Trakya ve Yunan Komitesi

    Trakya’nın işgalinden doğan sorunları Yunanistan açısından çözmeye çalışan bir örgüttür. Buradaki milli direnişi ortadan kaldırmak ve tüm Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini sağlamak temel amaçlarıydı.



    [​IMG]

    Pontus Rum Cemiyeti

    Yunanistan’ın milli örgütü olan ve Yunanistan’ın 1829′da bağımsız olmasını sağlayan Etnik-i Eterya Cemiyeti Trabzon ve dolaylarında bir Rum Pontus Devleti kurmak amacıyla Pontus Rum Cemiyeti’ni meydana getirdi.



    [​IMG]

    Kordos Cemiyeti

    Yunanistan tarafından İstanbul’da “Rum Göçmenleri Merkez Komisyonu” adıyla kurduruldu. Derneğe İstanbul, Trakya, Trabzon, Marmara kıyıları ve İzmir gibi yörelerde düzeni bozma, Yunanistan’dan gelen özel görevlileri Rum göçmeni göstererek Doğu Karadeniz dolaylarına yerleştirme, bu yörelerdeki Rum azınlığı sayıca çoğaltma görevi verilmiştir.


    Ermenilerin Kurduğu Cemiyetler

    Daha önceleri Ermenilerin kurmuş oldukları “Taşnaksütyun” ve “Hıncak” adlı gizli örgütler milli mücadeleye karşı çıktılar ve işgalcilerle işbirliği yaptılar.
    Ermeni Patriği Zaven Efendi de Mavri Mira’ya benzer bir örgüt kurup Rumlarla işbirliği yaptı. Zaven Efendi tarafından kurulan bu cemiyetin adı, “Rum-Ermeni Birliği Komitesi” idi. Ermeni İntikam Alayları da, Fransızlardan aldıkları destek ile Adana ve dolaylarında faaliyet gösteriyorlardı.


    Yahudi Cemiyetleri

    Yahudilerin çok büyük bir çoğunluğu bölücü çalışmalarda bulunmadı, ancak “Makkabi Cemiyeti” ve “Alyans israilit Cemiyeti” işgalcilere destek verdi.


    Milli Varlığa Düşman Cemiyetler Özellikleri Nelerdir?

    1.Milliyetçi amaçlara tamamen karşıydılar.

    2.Osmanlıcı ve hilafetçiydiler.

    3.Başat Hürriyet ve İtilaf Fırkası etrafına toplanmışlardı.

    4.Anadolu hareketine karşıydılar.

    5.Ulusal örgütlere karşı direniş göstermişlerdir.

    6.Manda ve himaye taraftarıydılar.
     
    #16
  17. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 6


    Mondros Mütarekesi ve Azınlıkların Faaliyetleri

    a) Rumların Faaliyetleri


    Mondros Mütarekesinin imzalanmasını müteakip Anadolu’nun muhtelif yerlerinde işgaller başladı. İngiltere ve diğer batılı devletlerin desteği ile Yunanlılar da İzmir’i işgal ettiler. Yunanlıların İzmir’i işgaliyle başlayan ilerleyişleri iç kısımlara doğru devam edecektir. Yunan askerlerinin Anadolu’ya ayak basmasıyla birlikte yıllarca içimizde yaşayan Osmanlı Devleti’nin tebaası olan Rumlar da Yunan askerleriyle birlikte, Türklere karşı katliamlara başladılar. Çünkü Rumları teşkilatlandıran ve Müslüman-Türk düşmanlığını onlara aşılayan başta Fener Patrikhanesi olmak üzere birçok Yunan-Rum cemiyetleri vardı. Bu cemiyetleri şöyle sıralayabiliriz.


    [​IMG]

    Etnik-i Eterya Cemiyeti Kurucusu Ksantos

    Fener Rum Patrikhanesi ve Kiliseler

    Mavri Mira Cemiyeti

    Pontus Cemiyeti

    Trakya Komitesi

    Rum İzci Teşkilatı

    Rum Matbuat Cemiyeti

    Beyoğlu Rum Edebiye Cemiyeti

    Rum Ticariye Cemiyeti

    Asya-yı Suğra Cemiyeti

    Rum-Yunan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti

    Rum-Yunan İttihad-ı Milliye Cemiyeti

    Yunan-Rum Sahib-i Ahmer Cemiyeti

    Yunan Bahriye İdaresi

    Yunan Ahz-ı Askeri Şubesi


    Yukarda adlarını verdiğimiz cemiyetlerin tamamı da Patrikhaneden maddî ve manevi destek alıyordu. Cemiyetleri, maddi olarak Yunan Kızılhaçı ile Atina ve Selanik bankaları destekliyordu.


    Fener Rum Patrikhanesi

    Fener Rum Patrikhanesi, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden itibaren siyasî faaliyetlerini artırarak “Megalo İdea” yani “Büyük Fikir” “Büyük Ülkü”yü gerçekleştirmek istemiştir. Bu büyük fikir ise Bizans İmparatorluğu’nu diriltmek, Büyük Yunanistan’ı kurmak idi. Aslında, Yunanlılar’ın Bizansla bir ilgisi yoktur. Ama onlar, Hristiyan devletlerin desteğini almak için kendilerini Bizansın varisi olarak gösteriyorlardı. Yunanlı ilim adamlarından Prof. Dr. Luvaris kilisenin faaliyetini şu sözlerle açıklamaktadır: “Kilise muayyen ölçüde çöken ülkenin haklarının mirasçısı halinde yükseltildi. Patrik, Hristiyanlar için Bizans İmparatorluğunun yerini aldı ve bununla imparatorun kıyafetini ve Bizans devlet alametlerini bu arada iki başlı kartalı da aldı.”


    [​IMG]

    Görüldüğü gibi Patrikhane “Megalo İdea”nın adeta bekçisi ve takipçisi olmuştur. Bu çalışmalarının meyvesini de, II. Mahmud zamanında Mora isyanını çıkartmak ve Etniki Eterya Cemiyetine verdiği destek sonunda Yunanistan’ın kurulmasıyla almıştır.

    Fener Rum Patrikhanesi, Yunanistan bağımsız bir devlet haline geldikten sonra, bu devletin sınırlarının genişlemesi ve Osmanlı devletinden devamlı toprak alınması için çalışmalarına devam etmiş ve Yunanistan’ın emrinde çalışmıştır. Daha doğrusu, Yunanistan devletini kurdurmuştur. Girit’in Türklerden alınmasından sonra, Venizelos başbakanlığa geçmiş ve Adalar Denizini bir “Yunan Denizi” yapmak gayesiyle, adalardaki Rum-Yunan halkın ayaklanmaları için Patrikhane ile işbirliği yapmıştır.

    Mondros Mütarekesinden sonra da Fener Patrikhanesi Türkler aleyhindeki çalışmalarına devam etti. Askerî ve siyasî kuruluşların birlikte çalışmaları sağlandı.

    Rum Matbuat Cemiyeti adı ile teşkilatlanan Rumlar, cinayetlerini gizlemek için bu adı seçmişlerdir. Cemiyet, toplantılarını Yunan Konsolosluğunda yapıyordu. Cemiyetin sekiz üyesinden beşini yerli Rumlar, üçünü de Yunanlılar oluşturuyordu. Cemiyet, verilen emirler doğrultusunda cinayetler, suikastler işledi. İtilaf Devletlerini harekete geçirerek İstanbul hapishanelerindeki beşyüzden fazla Rum ve Ermeni’yi tahliye ettirdi.

    Matbuat Cemiyeti, Rum İzcilik Cemiyetini geliştirdi. İzcilik Cemiyeti Kadıköy, Beyoğlu ve İstanbul olmak üzere beşyüzer kişilik gruplar halinde organize olarak başlarına Yunan subayları getirildi. Bunlar, Türkleri katletmek için görevlendirildiler.
    Ayasofya’yı kiliseye çevirmek isteyen Rumlar, caminin çevresindeki müslümanlara ait ev ve arsaları yüksek fiyatla satın almaya başlayınca, duruma Evkaf Nezaretince el konularak, emlakini satmak isteyenlerin ev ve arsaları alındı. Bir Türk askerî birliği de cami avlusuna yerleştirildi.
     
    #17
  18. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 7




    Mavri Mira Cemiyeti

    Rum-Yunan faaliyetlerinin başka bir ad ile ortaya çıkmasıdır. Cemiyet Yunanistan’dan her türlü yardımı almaktaydı. Rumları silahlandırarak müslüman Türk halkını öldürtüyorlardı. Silahlı Rumlar, Türklerin oturduğu kasaba ve köyleri yakıp yıkarak büyük zararlar veriyorlardı. Ege, Marmara, Tekirdağ, Kırklareli, Üsküdar tedhişçilik yaptıkları bölgelerdi. Kartal ve Pendik bölgesinde küçük yaştaki Türk çocuklarını öldürdükleri gibi, ırzlarına da tecavüz etmişlerdi.


    Kordos Komitesi

    Rumların silahlı örgütlerinden birisi de Kordos komitesidir. Rusya’dan getirdikleri Rum ve Ermenileri silahlandırarak muhtelif bölgelere gönderiyorlardı. Komitenin başkanı Yunanistan’lı bir Rum’du. Özellikle Samsun ve çevresinde daha çok faaliyet gösteriyorlardı.


    [​IMG]

    [​IMG]


    Pontus Cemiyeti

    Karadeniz bölgesinden İç Anadolu’nun kuzeyine kadar olan sahada Pontus devleti kurmak amacıyla 1904’te kurulmuş bir Rum Cemiyetidir. Bütün cemiyetlerin destekçisi olan Fener Rum Patrikhanesi Pontus faaliyetlerini de destekliyordu. Cemiyetin merkezi İstanbul idi. I. Dünya Harbi sırasında Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu kötü durumu fırsat bilerek Samsun, Çarşamba, Bafra ve diğer Karadeniz sahillerindeki Rumları silahlandıran cemiyet; bu silahlı çetelere yol kestiriyor, Türklere ait köy ve kasabaları yağmalattırıyor, müslüman halkı öldürtüyordu. Özellikle, İstanbul’un işgalinden sonra Pontusçuların katliamları arttı. Amasya, Tokat, Samsun bölgelerinde binlerce Türkü öldürdüler, mallarını gasbettiler. Pontuscu Rumların teşkilatlanmasında Merzifon Amerikan Koleji de önemli rol oynadı. Pontus adlı gazete ve dergi çıkarıyorlar, kuracakları devletin haritasını bastırıyorlardı. Haritaya göre; Batum’dan İstanbul boğazına kadar Karadeniz kıyıları ile Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüşhane, Erzincan vilayetlerini içine alan bir Pontus Devleti kurulacak ve merkezi de Samsun olacaktı. Pontus Cemiyeti’nin organizesinde Amasya metropoliti Yermanos ve Samsun metropoliti Tekomanidis önemli rol oynamışlardır.


    [​IMG]

    Taşnaksutyun Bayrağı




    [​IMG]

    Hınçak Komitesi adına düzenlenmiş tablo


    Ermenilerin Faaliyetleri

    Osmanlı Devleti’ni yıkmak isteyen İngiltere, Fransa ve Rusya, Osmanlı tebaası Hıristiyan azınlıkları örgütleyerek devlete karşı kullanmışlardır. Rum cemiyetleri yanında Ermeni cemiyetleri de kurdurmuşlardır. Ermenileri Osmanlı devletine karşı silahlandıran ve teşkilatlandıran kuruluşlar Taşnaksutyun ve Hınçak cemiyetleridir. 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra İngiltere’nin isteği ile Ermeni meselesi gündeme getirilmiş ve Ermenilerin yaşadığı yerlerde ıslahat yapılması maddesi Berlin Andlaşması’na konulmuştu. Bu tarihten sonra, Ermeniler Osmanlı Devleti’ne karşı devamlı kullanıldılar. II. Abdülhamid’e suikasttan banka soygunlarına kadar birçok olaylar çıkardılar. Bu olaylar I. Dünya savaşı sırasında da devam etti. Ruslar Doğu Anadolu’yu işgal edince, Ermeniler fırsattan istifade ederek, kurdukları silahlı çetelerle ve Osmanlı ordusundan kaçan Ermenilerle birçok olaylar çıkardılar. Müslüman halkı katlettiler. Bu isyanlardan ilki Maraş ilimizin Zeytun (Süleymanlı) kasabasında çıkarıldı. Ermeniler, hükümet konağını işgal ederek jandarmaları öldürdüler. Çıkan çatışmada binbaşı Süleyman Bey olmak üzere yirmi beş askerimizi şehit ettiler. Dağlara çıkan Ermeni çeteleri, müslüman köylerini yakıp yıktılar. Ermeniler Maraş bölgesi dışında Bitlis yöresinde de birçok olaylar çıkardılar. Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Ankara ve Trabzon’da sayısız olaylar çıkararak müslüman Türkleri öldürdüler.


    [​IMG]

    Taşnakların katliamı


    Van’da olay çıkaran Ermeniler polislere, jandarmalara ve kışladaki askerlere saldırdılar. Birçok binayı bombaladılar, müslüman halkın oturduğu mahalleleri ateşe verdiler. Van’da 23 gün kanlı olaylar devam etti ve şehri tamamen işgal ettiler. Müslüman halkın binlercesi katledildiği gibi, kadınların ırzlarına tecavüz ettiler. Müslüman Türk kadınlarını ve kızlarını toplayarak bin bir işkenceyi, rezaleti yaptılar. Hamile kadınların karınlarından süngülerle çocukları çıkarıp parçaladılar. Van şehrimiz tamamen bir kan deryasına döndü. Van’da 1500 kadar kadın ve çocuk kalmıştı. Bu kalanları da Van’da görevli Amerikalılar korumuşlardır.

    Van şehrimiz Ermeniler tarafından Ruslara teslim edildi. Ermeniler Van’da geçici bir hükümet teşkil ederek kuracakları Ermeni devletini 14 eyalete ayırdılar. Ermeni zulüm ve vahşeti her tarafta arttı. Ordudaki Ermeni askerleri de silahlarıyla kaçarak Ermeni komitecilerine katıldılar. Ermenilerin yaptıkları bu zulmün, vahşetin önüne geçmek için Hükümet 14 Mayıs 1915’de “Tehcir Kanunu”nu çıkardı. Bu kanunla Ordu, Kolordu, Tümen ve Müstakil Mevki Komutanlarına yetkiler verildi. Asayişin sağlanması için bölge halkı başka yerlere göç ettirilecekti.


    [​IMG]

    Sason’da Ermeni Çeteleri’nin saldırıları


    Ermeniler, göç ettirilme sırasında müslümanları öldürmeğe devam ettiler. Şarki Karahisar’da müslüman mahalleleri ateşe vererek yaktılar. Şehir baştan başa yakıldı. Ermenilerle buradaki mücadele yirmi beş gün devam etti.

    Ermeniler Urfa’da da büyük olaylar meydana getirdiler. Şehirdeki mevcut polis ve jandarma Ermenilerin çıkardığı olayları önleyemedi ve 4. Ordudan yardım istendi. Ermenilerle Urfa’da çarpışma uzun müddet devam etti. Bu arada I. Dünya Harbini sona erdiren anlaşmalar yapıldı. Osmanlı Devleti de Mondros Mütarekesini imzaladı. Mütareke ile birlikte Sadrazamlık makamına Damat Ferit Paşa getirildi.


    [​IMG]

    Boğazlıyan Kaymakamı Şehit Kemal Bey


    [​IMG]

    Nemrut Kürt Mustafa Paşa


    İttihatçı düşmanlığı ile tanınan Damad Ferid’in yaptığı işlerden ilki, Ermenilere ve İtilaf Devletleri’ne hoş görünmek için önceki hükümetin verdiği emirleri yerine getiren ve Ermenilerin Boğazlıyan’dan çıkmalarını sağlayan Kaymakam Kemal Bey’i, Kürt Mustafa Paşa Divan-ı Harbinde idama mahkum ettirmek olmuştur. 8 Nisan 1919’da idam kararı verilen Kemal Bey, 10 Nisan 1919’da idam edildi. Ermenilerin yaptıkları katliamları görmezlikten gelen ve adeta bir Ermeni gibi davranan Sadrazam Damad Ferid; Ermeni tehcirini (göçünü) “o vakitki Osmanlı Hükümetinin bir eser-i vahşeti” diye tasvir ettiğini söylemiştir.


    [​IMG]

    Bogos Nubar Paşa


    Damad Ferid Paşa’nın acizliği ve ihaneti Ermenileri daha da cesaretlendirmiş ve Ermeni temsilcisi Bogos Nubar Paşa mütarekeden bir ay sonra 30 Kasım 1918’de İtilaf Devletlerine müracaatla müstakil bir Ermenistan devleti kurulmasını istemiştir. Ermeni patriği Zaven Efendi de 12 Şubat 1919’da Paris ve Londra’ya giderek Fransa ve İngiltere devlet adamlarıyla görüşerek bağımsız bir Ermeni devleti kurulması için yardım istemiştir. Ermeni temsilcileri 26 Şubat 1919’da “Onlar Konseyi”nde Ermeni isteklerini açıkladılar. Bu isteklere göre Vilayet-i Sitte denilen altı vilayetle birlikte (Erzurum, Bitlis, Sivas, Van, Elazığ, Diyarbakır) Maraş, Kilikya (Çukurova bölgesi) Trabzon’un bir kısmını da içine alan bir Ermenistan devleti kurulacaktı.


    [​IMG]

    Ermeni Patriği Zaven Efendi



    Ermeni isteklerini görüşen “Onlar Konseyi”nin üyelerinin bir kısmı Ermeni isteklerini çok abartılı buluyorlardı. Kurulacak bir Ermeni devletinin savunulması, ordusuna verilecek silah, cephanenin karşılanması, yıllarca sürecek bir maddi yardım ve hangi devletin mandaterliğinde olacağı konuları üzerinde tam bir anlaşma sağlanamadı. İngilizler ve İtalyanlar kuvvet veremeyeceklerini belirttiler. Sadece Fransa askerî kuvvet vereceğini söyledi. Amerikan Cumhurbaşkanı Wilson, Senato’nun tasvibi şartıyla Ermeni mandasını kabul edebileceğini söyleyerek Ermeni isteklerine destek verdi.



    [​IMG]

    ABD Cumhurbaşkanı Wilson


    Ermenilerin isteklerinde direnmelerinde, Damad Ferid’in, Ermenilere özerklik verileceğini söylemesi de etkili olmuştur. Ermeniler, müstakil bir devlet kurmak istediklerinden Damad Ferid’in bu teklifini de kabul etmemişlerdir. Ermeni zulüm ve vahşeti de ancak Türk askerinin süngüsüyle sona erdirilebilirdi ki, sonuçta öyle olacak; Kâzım Karabekir Paşa Ermeniler üzerine sefer için görevlendirilecek ve 3 Aralık 1920’de Gümrü Andlaşmasıyla mesele halledilecektir.


    [​IMG]

    Kazım Karabekir Paşa


    Zararlı Cemiyetler Milli Mücadele’de azınlıkların kurduğu cemiyetlerin yanında milli çıkarlarımızla bağdaşmayan, milli birlik ve beraberliğimizi bozucu, işgalci devletlerin destek ve yardımlarıyla Türkler tarafından kurulan cemiyetler de mevcuttur.
     
    #18
  19. InsurMounTabL3

    InsurMounTabL3 Banned

    Katılım:
    20 Şubat 2011
    Mesaj:
    107
    Beğeni:
    0
    paris barış konferansı = topraklarımızın paylaştırıldığı konferans
     
    #19
  20. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    İşgal yıllarında gizli ve açık işbirlikçiler – 8




    a) Kürt Teali Cemiyeti


    [​IMG]
    Seyyit Abdülkadir



    Bedirhani, Baban ve Şemdinan aşiretlerinden İstanbul’da oturan Kürt aileler ve entellektüel aydınlardan kurucuları arısında; “Ayan azasından cemiyet başkanı Seyyit Abdülkadir, Başkan vekilleri Babanzade Mustafa Zihni Paşa, Bedirhani Emin Ali, Molla Said, Bediüzzaman (Said-i Nursi), Katipler: Babanzade Abdülaziz, Seyit Abdullah ve Şefik Beylerden oluşmaktadır.”

    6 Kasım 1917’de kurulan cemiyet Dahiliye Nezareti’ne 7 Aralık 1918 tarihinde bir yazıyla başvurmuş; Dahiliye Nezareti 19 Şubat 1919 tarih ve 74 sayılı kararla kurulma izni vermiştir.

    Başta kendisini; “1908 yılında kurulan Osmanlılık idealine bağlı bir hayır cemiyeti görünümünde olan Kürt Teavün ve Terakki Cemiyetinin devamı gibi gösterdiyse de asıl amacı: mütarekenin yarattığı elverişli koşullardan yararlanarak bağımsız bir Kürt Devleti kurmaktı”.

    Merkezi İstanbul’da bulunan cemiyetin Diyarbakır, Bitlis, Mardin, Erzurum, Elazığ, Van vilayetlerinde şubeleri ve geniş manada faaliyetleri vardı.

    Türk milletinin aleyhinde çalışıp, Türk toprakları üzerinde İtilaf Devletlerinin menfaatleri doğrultusunda propaganda yaparak Osmanlıyı içten yıkmak için ellerinden gelen gayreti göstererek Millî Mücadele’yi aksatma çalışmalarıyla zararlı hale geldiler.

    Seyit Abdülkadir ve ekibinin, Kürtleri Türkler’den ayrı bir kavim sayarak birbirlerine düşman ilân etmeye çalışması Wilson ilkelerinden faydalanarak bağımsız bir Kürdistan kurmayı amaçlaması; bütün Türkler ve en çok Doğu Anadolu vilayetleri halkı tarafından şiddetle reddedildi.


    [​IMG]
    Mevlanzade Rifat



    Doğu illerine Kürt memurların atanmasını isteyen kuruculardan Avni Paşa, Mevlanzade Rifat, Haydarizade İbrahim Efendi, Abuk Ahmet Paşa’dan oluşan grup; sonuç olarak “Kürdistan”a bir Kürt vali atanması ve belli sayıda Kürt görevlinin gönderilmesi fikrini benimsettiler.

    Ali Bedirhani’nin Diyarbakır Valiliğine, Hamdi Paşa’nın 10. Kolordu komutanlığına, bir başka Kürt’ün Mardin valiliğine atanması işlemi; İngiliz Yüksek komiserliğinin Ali Bedirhani’ye güvenmemesi ve konunun Osmanlı Devletinin iç işlerine müdahele olacağı düşüncesiyle gerçekleşmedi. Bu arada yapılan 1919 Meclis-i Mebusan seçimlerini de bir dernek değilmiş gibi “Anadolu’da Kuvayı Milliye’nin seçime faal bir surette müdahele ettiği gerekçesiyle veto edip katılmadı”.

    Kendilerini Kürt davasının tek temsilcisi sayan cemiyet üyeleri, İstanbul’da bulunan İngiliz, Fransız, Amerikan komisyon üyelerini ziyaretle isteklerde bulundular. 4 Ağustos 1919’da Amerikan heyetiyle İstanbul’da Seyit Abdülkadir başkanlığında görüşen cemiyet üyeleri; “Kürdistan hudutlarının gösterildiği bir haritayı vererek denize de bir çıkışlarının bulunmasını istediler”.

    Amerikan Komiserinin Kürdistan’ın büyük bir kısmını içine alan Ermenistan Devleti’nin kurulmasına karar verildiğini söylemesi üzerine kızan Bediüzzaman Said Nursi cevaben; “Kürdistan eğer deniz sahilinde olsaydı harp gemilerinizle belki bu kararı tatbik edebilirdiniz. Fakat Kürdistan dağlarına gemileriniz çıkamaz bu kararınız da uygulanamaz.” dedi. Amerika’dan Kürt milli haklarına yardımcı olmaları yönündeki isteklerine Amerikan Komiseri; “Sen kendin yardımcı ol, Allah da sana yardım eder” diyerek toplantıyı sona erdirdi.

    “Jin” ve “Kürdistan” dergileri çıkararak, boş yere fırtına koparıp Türk halkından toprak isteyen Kürt Teali Cemiyeti üyeleri, Kürt Şerif Paşa’nın Paris’teki girişimlerini desteklediler. “Barış Konferansına iki muhtıra ve bir Kürdistan haritası sunan Şerif Paşa, Ermeni temsilci Bogos Nubar Paşa ile de bir andlaşma yaptı. Cemiyet üyelerinden Arif Paşa başkanlığında oluşturulan heyet de destek vermek üzere Paris’e gönderildi.”

    Paris Barış Konferansı’nın devam ettiği bir sırada; Seyit Abdülkadir’in bir gazeteciye; “Şerif Paşa’nın cemiyetlerinin delegesi olduğunu, Kürtleri temsil edebileceği ve altı doğu vilayetinde Kürtlerin çoğunlukta bulunması nedeniyle bu iller için özerklik istendiğini, ancak Ermenilerin mi yoksa Kürtlerin mi çoğunlukta bulunduğunu İtilaf Devletlerince oluşturulacak bir kurulun yerinde araştıracağını, bunun için Ermeni temsilci ile andlaşma yapıldığını söylemesi tepkilere neden oldu.” Kürt aşiret ahalisi de Şerif Paşa’nın gereksiz vekilliğine karşı durdu. Bunun üzerine, konferanstan çekilen Şerif Paşa’nın davranışını, Seyit Abdülkadir Ermeniler lehine çıkacak bir kararın sebebi olabileceğini düşünerek 17 Mayıs 1920’de Paris’e konfrans delegelerine çektiği telgrafında; “Kürtlerin Şerif Paşa’nın çekilmesiyle konferansta temsil edilmediğini bu nedenle konferansın alacağı kararların Kürtleri bağlamayacağı hatta kararların geçerli sayılmayacağını duyurdu.”

    İtilaf Devletleri’nin Kürtleri, Türklerden ayrı olarak düşünmeyip Paris Barış konferansında Ermeniler lehine aldığı kararlar Kürt toplumunda ikiliğe yol açtı. Kürdistan’ın bağımsızlığından vazgeçen Seyit Abdülkadir, Osmanlı toprak bütünlüğü içinde bir Kürt otonomisi fikrini savunurken, radikallerden oluşan ikinci grup hâlâ bağımsız Kürdistan hayaliyle yaşadılar.

    Meclis-i Mebusan’daki Kürdistanla ilgili tartışmalar, Seyit Abdülkadir’in İstanbul gazete sütunlarında yer alan “Kürtler bağımsızlık istemiyorlar” açıklaması teşkilatta bölünmeyi hızlandırdı.

    Kürt Teali Cemiyeti içindeki çekişmeler 1919’un son ayları ile 1920 yılı içinde hızlandı. Osmanlı hükümetinin de Haziran 1920’den itibaren cemiyet şubelerini kapatışı ve bazı üyelerini tutuklaması cemiyet içindeki huzursuzluğu artırdı. Siyasî hayatı sona doğru hızla ilerledi. Üyelerinin herbirinin kafasından ayrı bir ses çıkması cemiyetin kapanmasıyla ilgili bir kararında alınamayışına sebep oldu. Destek verdiği; “Kürt Tamimi Maarif Cemiyeti, Kürt Talebe Hevi Cemiyeti ve Kürt Kadınları Teali Cemiyetiyle birlikte Milli Mücadele sonunda T.B.M.M. hükümetinin kuruluşuyla son buldu.


    Önemli Not: Said-i Nursi'nin bu cemiyetin üyeleri arasında olmadığını iddia edenlerin
    sayısı da az değildir. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler şu kaynağa da bakabilirler.
     
    #20
Yükleniyor...