***Kitap Özetleri*** | Page 3 | Wardom Bilginin Adresi, Forum ve Bilgisayar Güvenliği

***Kitap Özetleri***

ayyash07

Forum Ustası



Leyleklerin Uçuşu
Jean Cristophe Grangé

358 Sayfa, Doğan Kitapçılık


Louis Antioche, toplumdan kopuk, kendi halinde yaşayan avare bir insandır. Üvey anne-babasının tavsiyesiyle Max Böhm adlı zengin bir adamla iş yapmak üzere tanışır. Max Böhm leylek yetiştiriciliğiyle uğraşmaktadır. Ve o sene leyleklerden bazıları yuvaya geri dönmemiştir. Louis'e düşen görev ise Avrupa'dan Afrika'ya kadar leylekleri göç yolları üzerinde takip etmek ve hareketlerini kontrol etmektir. İşe başlamadan birkaç gün önce patronu Max ölür. Olayı soruşturan polisin tavsiyesiyle, yaşlı adamın ölümü ile leylekler arasında bir bağlantı olup olmadığını araştıracaktır. Ve gitti topraklarda yaşlı adamın geçmişiyle ilgili araştırmalarda yapacaktır... Max'ın Afrika geçmişi, leyleklerin Afrika'dan çıkarılan elmasların Avrupa'ya kaçırılmasında kullanılışı, bu elmasların ünlü bir sağlık kuruluşunun finansmanında kullanılması ve bu sağlık kuruluşununda aslında sadistçe bir amaca hizmet ediyor olması... Ve Louis'inde tüm bu olay örgülerinin içerisinde farkettiği inanılmaz gerçekler...

Herkese okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap...
 

henry_99

Forum Ustası
ben de bi kitap özeti veriyim dedim çok güzel bi kitap herkese tavsiye ederim


Darağacında Üç Fidan

'Biz şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımızın bağımsızlığı ve mutluluğu için savaştık! '

1968'ler. Yazılı tarihin en barbar asrının en umutlu, en ışıklı, en cesur günleriydi. Coşkun bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, 'Gerçekçi ol, imkansızı iste, ' diye haykırdığı günlerdi...

Böyle bir dünyada, Denizler de özgürlük bayrağını Türkiye'de yükseklere taşıdılar. ABD'ye, NATO'ya, yurtlarını yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekmek isteyenlere en iyi cevabı eylemleriyle, yürüyüşleriyle, cesaretleriyle verdiler.

Ve egemenler, bu özgürlük kabarışının intikamını 12 Mart karanlığında üç gençten çıkarmak istediler. Somut hiçbir yasal dayanak olmadan Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i ve nice arkadaşlarını idamla yargılayıp, 'Asalım, asalım! ' çığlıklarıyla darağacına göndererek özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini boğmaya çalıştılar...

İşte Nihat Behram, o günlerin ölüm karanlığını sivil tarihçiliğimize belgesel bir katkı olan bu kitabıyla yırtmıştır. Denizler'in asılmadan önceki son sözlerinin de ilk kez açıklandığı, yayımlanır yayımlanmaz yasaklanan ve ancak yirmi iki yıl sonra aklanan Darağacında Üç Fidan, içten sesi, ince duyarlılığı ve ödünsüz tavrıyla, bütün iktidarların geçici olduğunu, milyonların kalbinde yaşayacak olanların daima özgürlük savaşçıları olduğunu göstermiştir...

Baskı altında geçen yirmi iki yılın ardından, yirmi ikinci basımıyla Darağacında Üç Fidan'ı sunarken, bugün koyu bir karanlığın ve ahlaksızlığın içine itilmek istenen yurdumuzda, gözlerimizde hala bir umut ışığı, darağaçlarında 'solmayan' üç fidanın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...
 

WεИ10м™

Hızlı Çırak
hocam cok gusel paylaşım öncelikle teşekkürler

yalnz bı derdım var benım
istek kıtap ozetı ısteyebılırmıyız...?

bulursan cok sefıncem ve de su lanet olası sınavdan geçecem 20 puan yaff:eek:

kıtabın adı : Büyük oyundaki Türk
yazarı: Enver AltayLı

açtıgın konulara baktım ama goremedım

bulursan cok makbule geçer :)

mınnettar kalırım sana.../


saygı bızdeN ;)
 

V€nüS

Forum Ustası
hocam cok gusel paylaşım öncelikle teşekkürler

yalnz bı derdım var benım
istek kıtap ozetı ısteyebılırmıyız...?

bulursan cok sefıncem ve de su lanet olası sınavdan geçecem 20 puan yaff:eek:

kıtabın adı : Büyük oyundaki Türk
yazarı: Enver AltayLı

açtıgın konulara baktım ama goremedım

bulursan cok makbule geçer :)

mınnettar kalırım sana.../


saygı bızdeN ;)


tabiki ama sadece konusunu bulabilirm:)



BÜYÜK Oyundaki TÜRK

Türkiye’den Türk dünyası ve Orta Asya’ya, Almanya’dan Mısır ve Kuzey Afrika çöllerine dek uzanan coğrafyadaki fırtınalı yaşam öyküsünün kahramanı Enver Altaylı… Kimileri için bir ‘efsane’ kimilerine göre ise ‘tehlike’ olarak algılanmış, Büyük Oyun’un bu belki de en önemli Türk oyuncusu, suskunluğunu bozarak sırlarla dolu hayatını irfan Ülkü’ye anlattı.

Türkistan’dan Türkiye’ye göçmüş bir Özbek ailede Enver Paşa’nın yarım kalmış mücadelesini tamamlama idealiyle şekillenen çocukluk yılları, Harp Okulu’ndaki Aydemir’in darbe girişiminin ardından MHP’nin kuruluşunda Türkeş’le kader birliği; Efsanevi MİT müsteşarı Fuat Doğu’nun manevi evladı olarak ‘Ümit’ kod adıyla, MİT içinde Sovyet esaretindeki Türk dünyası için verilen olağanüstü mücadele dönemi… MHP parti müfettişi ve 12 Eylül darbesinin ardından Almanya’da geçen sürgünlük yılları, Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşüyle Türkiye ile Orta Asya’da Özal, Demirel ve İslam Kerimov’un yakınındaki isim olarak Türkiye ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin kurulup şekillenmesi sürecinde Büyük güçlerle oynanan ‘Büyük Oyun’ sahnesine Türkiye’yi sokan Altaylı’nın gizli biyografisi ilk kez gün ışığına çıkıyor.

‘Büyük Oyun’daki Türk’, Türkiye’nin ve Türk dünyasının yakın tarihinin bilinmeyenlerine ışık tutarken, kitapta CIA’deki Türk Ruzi Nazar’ın da üç rejim altındaki sır perdesi altındaki hayatı, Türkistan göçmenlerinin destansı mücadelesiyle bağımsız Özbekistan kuruluş yıllarında Altaylı’nın çalışmalarını da yansıtıyor.

Türkiye’nin Yeni Büyük Oyun’daki zafer ve yenilgilerini, Ankara’daki Türk zirvelerinin perde arkasını, enerji hatları uğrundaki sinsi savaşı, gizli servislerin ışık geçirmeyen labirentlerinden, Washington, Moskova, Ankara, Taşkent dörtgeninde ve eski Sovyet coğrafyasında ideali uğruna sınır tanımayan Altaylı’nın emperyalistler arasında merkezi Avrasya’nın paylaşımı için yeniden başlayan tehlikeli oyunda yüklendiği bu ağır ve çileli rolünü ortaya çıkaran bir biyografi.

Türkiye ve Dünya’ya bakışınızı, bugüne kadar bildiklerinizi kökten değiştirecek hem geçmişe hem de geleceğe yeni bir bakış açısı getirecek bir kitap ‘Büyük Oyun’daki Türk’.
 

V€nüS

Forum Ustası
bana biri Susuz yazın özetini cıkarırsa cok sewinecegim hoca netten olmasın dedi :D :)
üzgünüm ama senin için kitabı okuyamıycam:) belki işine yarar..



Susuz Yaz kitap özeti

Susuz Yaz, Necati CUMALI’nın, öykülerden oluşan, adını da içindeki bir öyküden alan kitabıdır. Yazar, avukatlık yaptığı yıllarda, hem memleketi olması hem de yaşamının önemli bir kısmını orada geçirmesi nedeniyle, İzmir’in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunar bu kitapta. Yazılanlar her ne kadar kurgu olsa da, öykülerdeki isimler değiştirilmiş olsa da, söz konusu öykülerde yaşananlar gerçeğin ta kendisidir. Susuz Yaz’ı okuyup da Urla ve Seferihisar bölgesine gidenlerin gözünde hemen kitabın satırları canlanırken, bölgeyi iyi bilen biri için de kitabı okuyunca civarın dağları, dereleri ve ormanlarının canlı bir şekilde gözünün önüne geleceği kesindir.
Toplam onbir kısa öyküden oluşan kitapta, Necati Cumalı, gerçekçi köy hikayelerini toplamıştır. Toprak, su davaları, çekişmeler, kıskançlıklar, öç almalar, kavgalar, cinayetler, zorbalıklar ve köylümüzün, kasabalımızın bu konulardaki tutumu anlatılıyor bu hikayelerde. Aynı zamanda şair de olan yazarın bu özelliği konuları anlatış tarzına da yansımış görünmektedir. Olayları o kadar şiirsel bir dille anlatıyor ki okuyucu ister istemez kendisini olayın içinde buluyor. Kitaba adını veren Susuz Yaz’ın yanında on öykü daha vardır: Öç, Yenilmeyen, Dağlı ve Muharrem, Bıçak, Kaatil, Gülsüm Kıza Ağıt, Esma ile İsmail, Aktör, Aksinin Biri ve Selim’i Anarım.
Tiyatroya da uyarlanan Susuz Yaz’ın konusu adından da anlaşılacağı üzere “su”dur; Anadolu’da hep var olan, yüzyılımızın son çeyreğinde sınırları da aşıp uluslar arası, savaş çıkartacak kadar önemli bir hale gelen su paylaşımıdır. Mevcut suyun herkese yetmemesi üzerine, tarlasından su çıkan iki kardeş suyu sahiplenir. Çıkan su kavgası kardeşlerden birinin cinayet işlemesiyle sonuçlanır ve diğeri hapse girer. Ceza evine düşen kardeş evlidir ancak gelenek olduğu üzere suçu küçük üstlenir. Bir süre içerdeki kardeşiyle ilgilenen ağabey daha sonra geline göz koyduğu için kardeşinin ölüm haberinin geldiği yalanını bütün köye yayar ve nihayet böylece çaresiz kalan gelinle evlenir. Ancak yıllar sonra ceza evinden beklenmedik şekilde çıkıp gelen küçük kardeş olayları öğrenince kıyamet kopar.
Sinema uyarlamasında aynı adama âşık ana-kız rekabeti olarak gösterilen Öç’te ise köyün işsiz güçsüz haytasından kızını korumaya çalışan ananın durumu ve olaylarla hiç de ilintisi olmayan insanların trajedisi anlatılmaktadır. Ağabeyinden (Şerif Ali) farklı olarak gözü hep işinde olan küçük Mahmut aşk olayının en hak etmeyen kurbanı olarak, kendisini ve erkekliğini ispatlamak zorunda hisseden, bunu daha çok köylülerin ırz, namuz doldurmalarıyla yapan, kızın (Hacer) erkek kardeşi tarafından öldürülür. Köylerimizde yaygın olarak görülen tipik bir kız kaçma-kaçırılma ve bunu takip eden namus cinayeti olayıdır.
Yenilmeyen’de her şeyini yenilmez bir güreş devesine yatıran bir köylünün kıskançlıklar sonucu devesinin öldürülmesiyle beraber Batı Anadolu’daki deve güreşi geleneği en ince ayrıntısı ve terminolojine kadar okurlara sunulmaktadır. Anlatımdaki şiirsellik bir devenin ölümünü okur vicdanında bir insanınki kadar acıklı ve hüzünlü hale getirmektedir. Bıçak ise insanımızın silaha düşkünlüğünü işleyen, bir bıçağın köy çocuğunun arkadaşları ve büyükleri nezdindeki imajını nasıl güçlendirdiğini anlatan kısa öykülerden bir başkasıdır.
Dağlı ve Muharrem, Katil ile Gülsüm Kıza Ağıt öykülerinde sırasıyla zorbalık, kabadayılık, eğitimsiz ve kocasına tamamen mahkum olan kadının dramı ve bütün bunların karşısında sürekli bastırılan, horlanan, aslında pervasızlığa saygısından dolayı baş vurmayan insanların çileden çıkıp olanlara dur demesi ve kendini savunma ihtiyacı hissetmesi örnekleriyle anlatılmaktadır. Ezilen insanların haklılığını belgelemek istercesine söz konusu hikayelerde cinayet işleyenler yazar tarafından “katil olmalarına rağmen” o şekilde sunulmaktadır ki okuyucu farkında olmadan sempati duyar onlara.
Aktör ve Aksinin Biri öykülerinde ortak olarak insanlarımızın zayıflıkları, içinde bulundukları maddi güçlükler ve bu güçlükler nedeniyle kolayca yoldan çıkarılmaları, devlet memurlarına rüşvet verilerek ulusun ortak değerlerinin nasıl katledildiği anlatılmaktadır. Hayatta hiç bir amacına ulaşamayan sözde aktör, köylü ve kasabalının saf duygularını ve iyi niyetini sömürerek yaşayıp giderken, bir kereste tüccarı da kolcunun maddi açmazlarını ve içkiye düşkünlüğünü kullanarak ormanları talan etmeye devam eder. Tüccarın yolsuzluğu sanki kırk yıl öncesine ait değil de son birkaç yıldır yaşadığımız her türlü yolsuzluk, sahtekârlık, yüzsüzlük ve vurdum duymazlıkları sergiliyor gibidir. Öyküde yaşananlar günümüze adeta nazire yapıyor, bize çok alışık olduğumuz şeyleri bir daha hatırlatıyor.
Öykülerde görülen genel olumsuz havaya rağmen Selim’i Anarım adlı öyküde yazarın kendisi bile çalışkan Türk köylüsüne âşıktır. Elinde bulundurduğu tarla, bağ ve bahçelerini işleyerek, diğer bazı komşuların gerek kendi tembelliklerini bastırma dürtüsü gerekse kıskançlıkları nedeniyle sürekli saldırmaları ve dalga geçmelerine rağmen, etrafını cennete çevirmiştir köylü Selim. Engel olunmadığı, destek olunduğu hatta hiç değilse gölge edilmediği zaman insanımızın yapamayacağı şey yoktur.
Bu kitapta ele alınan konular ve sorunlar aslında yüz yıllardır Türk toplumunun yaşadığı sorunlardır. Yazar kişilerin çatışma ve didişmeleri yoluyla bizi bu sorunlara götürmekte, çözüme hiç de gerek olmadığını, problemin çözümü de içinde barındırdığını olayların inceleniş ve aktarılışı sırasında gayet açık bir şekilde vermektedir: Çözüm eğitimdir. Bu dava ve olaylar köyümüz ve köylümüz (bugün kentlimiz de buna dahil edilmeli) aydınlığa kavuşturulmadıkça sürüp gidecektir. Hatta bugün “kentli” demekte bir hayli zorlandığımız şehirlilerimizin bir çoğu da ironik bir şekilde aynı kadere mahkum olmuştur. Eskiden cehalet yüzünden sadece kırsal kesimde karşılaşılması muhtemel bazı olaylar kentlere kadar gelip dayanmıştır.
Hemen hemen iki çeyrek asır önce yazılmış ve eleştirilmiş olan konular ne gariptir ki hiç değişmeden bugün de karşımızda durmaktadır. Bu bakımdan Necati Cumalı’nın öyküleri güncelliğini, gerçekliğini ve sıcaklığını yitirmeyen öykülerdir. Tüm zamanlarda okunabilecek bir başucu kitabı olma özelliğini taşımaktadır. Su davası (Susuz Yaz), kız kaçırma (Öç), kabadayılık yoluyla para sızdırma (Dağlı ile Muharrem), boşanan kadının dramı (Gülsüm Kıza Ağıt) ve rüşvet, yolsuzluk, memleket kaynaklarını talan etme (Aksinin Biri) konuları hem köy hem kentlerimizde fazlasıyla yaşadığımız, alıştığımız ve iyice kanıksadığımız konulardır. İnsanımızı daha iyi tanımak için okunması gereken bir kitaptır Susuz Yaz.
 

ayyash07

Forum Ustası


İntikam Gönllüsü - Frederick Forsyth
Altın Kitaplar

Calvin Dexter, gönüllü yaptığı askerliğinde yeteneklerinden dolayı Tünel Fareleri adındaki özel bir timde görev yapmış bir avukattır. Askerliğinden sonra hukuk fakültesinde okumak istemiş ve devlet tarafından burslu olarak okumuştur. Mezun olduktan sonra evlenmiş ve bir kızı olmuştur. Kızı ergenliğinde yakışıklı bir genç tarafından kandırılmış, fuhuş çetesinin eline düşmüş, daha sonra da cesedi bulunmuştur. Calvin, emniyet kuvvetlerinin bu konuda bir şeyler yapmadığını görünce kızının katilini gittiği ülkede öldürmüştür. Bu olaydan sonra avukatlığı paravan olarak kullanmaya başlamış, esas işi olarak hükümetin yakalanmasında bir şeyler yapamadığı suçluları sipariş üzerine yurtdışından getirmek ve adalete teslim etmeyi seçmiştir.

Ricky Colenso zengin bir ailenin kızı olan annesi ve Toronto Üniversitesi'nde profesör babası olan, ailenin tek çocuğudur. 1995'te Yugoslavya'daki iç savaşı görmesi üzerine yardım etmek üzere Bosna'ya gitmiştir. Bosna'da Zolan'ın Kurtları adındaki korku salan bir çete tarafından öldürülmüştür. Dedesi Steve Edmond, torununun izini bulmak için özel bir dedektif tutmuş, uzun seneler sonunda torununun katilinin Zoran Zilic adındaki, Milosevic'e bağlı eski bir gangster olduğunu öğrenmiştir. Bağlantılarını kullanarak Amerikan hükümetinin bu konuda bir şeyler yapmaya çalışmasını sağlamış, lakin Zilic bulunamamamıştır. Steve Edmond son çare olarak "İntikam Gönüllüsü" Calvin Dexter'a başvurmuştur.

Zoran Zilic, Yugoslavya iç savaşı sırasında yaptıklarından dolayı bir savaş suçlusudur. Savaş sırasında zimmetine geçirdiği kirli parayla birlikte ortadan kaybolmuştur. Saraybosna'da ki nükleer bir tesisten nükleer bomba yapımında kullanılabilecek miktarda uranyum çalmıştır. CIA, Usame Bin Ladin'in de bu uranyuma talip olabileceğini düşünerek Zoran'ı yem olarak kullanmaktadır. Calvin Dexter haftalarca araştırma yapmış ve Zilic'in San Martin Cumhuriyeti'nde özel bir malikanede yaşadığını öğrenmiştir. CIA de kullandıkları adamın izlendiğini farketmiş ve Calvin'i safdışı etmeye çalışmıştır. Tüm bu kovalamaca sonunda galip gelen Calvin'dir ve Zilic'i Amerikan adaletine teslim etmiştir.

 
- Yönetici düzenlemesi: :

TroubleMaK3R

Forum Ustası
Burada ki paylaşımlar en değerli en çok işe yarıcak kitaplar hakkında ön bilgi kazanmamızı sağlıyacak bilgiler içeriyor.

Venüs ve ayyash07'ye bu yüzden teşekkürler

Şuradan 3 özeti alayımda hoca'ya vereyim sözlü notu şart malum :D:D
 

sitekayit

Çırak
hazır aklıma gelmişken okuduğum kitabın konusu yazayim :) yanlış olursa af ola aklımdakini yazacağım.

Stephan King

Tür - Korku

Kitap ismi - Göz


Carrie isimli genç kızın sahip olduğu olağan üstü yeteneğini [ Telekinezi ( Düşünce gücüyle cisimleri hareket ettirmek ) ] ele almış bir kitaptır.

Carrie adında ki bir kız üstün bir yeteneğe sahiptir. Kimse tarafından sevilmeyen sürekli dışlanan birisidir. Fakat carrie en sonunda çıldırır ve sahip olduğu gücünü fazlasıyla kullanmaya başlar ve kontrol edilmez hale gelir. Yaptıkları tüyler ürpeticidir.

NOT :Sürükleyici bir kitaptır kesinlikle tavsiye ederim. Konusunu yazmak istedim çünkü özetini yazarken eksik yada yanlış bellirttiğim şeyler olabilir ; mahçup olmak istemem :)
 
T

TUĞÇE SSS

Misafir Üye
YanliŞ Özet

Kitap özetleri ile uğraşıp bizi aydınlattığınız için sağolun.Ama bir şikayetim olcaktır.Akşam Güneşi hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan brisidir ve onun yanlış özetini okuduğumda hayal kırıklığına uğradım.Özette Jülideden hiç bahsedilmemiş oysaki kitabın adı oradan kaynaklanmaktadır akşam güneşi jülidedir yani.Ayrıca zehradan ayrıldığı ve başka biriyle evlendiği yazıyor çok yanlış...Zehradan ayrılmadı ve zehranın kardeşinin kızına yani jülideye duygusal bağla bağlandı jülidede ona.Bu yanlış bilgi ile insanları yönlendirmek çok yanlış evet öüm dans ederken oldu ama leyla diye birini hatırlamıyorum bile...
 
Üst