ODTÜnün silinemeyen sembolü Devrim

MuRaTTK
Co-Admin
Site Yetkilisi
Konu içeriğini görebilmek için lütfen sayfayı aşağı kaydırın ya da buraya tıklayın. İçerik hemen aşağıdadır.

Siteyi reklamsız gezmek için lütfen üye olun ya da giriş yapın.






















ODTÜ'nün silinemeyen sembolü: Devrim


1968 yılıydı. ODTÜ öğrencisi dört kişi, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan ve Mustafa Yalçıner, o heyecanı ODTÜ stadyumunda yazıya döktüler. Gece yarısından sabaha dek uğraşarak kocaman harflerle DEVRİM yazdılar stadyumun oturulacak kesimine. 12 Mart düşlerin üzerine serilen bir sis bulutu oldu. Yazı yeniden yazıldı, bu defa talaş ve zift karışımı yazının üzerine dökülüyor ve bu karışım yakılıyordu. Daha canlı, daha kalıcı oldu yazılımı. Örgütlendiler. Başkaları da fark etmişti ateşi, 1974 yılının kasım ayında saldırdılar üniversiteye. 1973'te okuldan çıkarılan jandarma tekrar okula yerleşecekti. 1975'te ÖTK'nın kazanıldığı altı aylık boykot vardı, 1977'de Milliyetçi Cephe tarafından atanan rektörü Hasan Tan'a karşı yapılan dokuz aylık boykot. İkinci boykot çok ağır olmuştu. Hasan Tan komandolarını işçi kılığında üniversiteye doldurdu ve komandolar ODTÜ'lülere saldırmaya başladı. Öğretim üyelerinin evlerine bomba konuluyor, kampus içinde terör havası estiriyorlardı. Saldırının gerekçeleri arasında sayılmıyordu belki ama yazının orada olması birilerini kızdırıyordu. Ama başaramadılar, yazı yine yakıldı, boykotların kararlılığını simgeliyordu yakılışı. Sonunda kazanan, direnen ODTÜ'lüler olmuştu. 1978-80 yılları arasında ülkede saldırılar, katliamlar sürdürülürken, ODTÜ'lüler bir yandan yaşadıkları boykotun yaralarını sarmaya çalışıyor, diğer yandan bir ay süren uluslararası şenlikler düzenliyorlardı. Şenlikler sırasında yazılı olmayan şenlik programındaydı devrim yazısının yakılışı. 1980'e gelindiğinde stattaki yazı o kadar çok yakıldı ki, sonunda betona işlemişti devrim harfleri. O dönemlerde yazıyı yok etmek adına güvenlik güçlerince üzeri boyanıyordu. Kışın yağmur yağdığında üzerindeki boya çıkıyor, yazın güneş sonradan üzerine sürülen boyayı solduruyordu. Bir daha yakılması için 10 yıl geçmesi gerekiyordu. 1990 yılında bir kez daha yakıldı, 22 yıl sonra ateş yazının üzerinde yeniden göklere yükseliyordu. Bu son yakılış üniversite yönetimini telaşlandırmıştı, değişik kurullarda o yazının tümüyle oradan kaldırılmasının tartışıldığı duyuluyordu. Yapılan tartışmalar sonunda, yazının bu haliyle ODTÜ'nün bir simgesi olduğu ve yok edilmesinin bir anlamı olmayacağı kabul ediliyordu. Yazı orada bırakıldı, ama bir daha yakılmadı da. 1993 yılıydı. Mayıs ayı içinde ODTÜ şenlikleri yapılıyordu. Şenlikler kapsamında Cem Karaca konseri vardı stadyumda. O gün çok daha öncesinden hazırlıklar yapılıyordu, binlerce mum alınmıştı ve konsere bir saat kadar kala bu kez stadyumun içinde mumlarla yazılmıştı devrim yazısı. 1968'den bu yana stadyumun içinde yazının tekrarlanması, stadı da efsanevi hale getirmişti. Devrim stadı olarak anılıyordu artık, hatta bazen stat sözcüğü kullanmaya bile gerek duyulmuyordu. Yurtta kalanlar, akşamları ellerinde 'köpek öldüren' şarap şişeleri ile 'devrim'e gidiyorlardı. Ve 2004 yılında yine stadyumun içinde vardı yazı. Bu kez yüzlerce öğrenci el ele tutuşarak yazıyorlardı devrimi.

Bir ODTÜ efsanesi: Pankart atölyesinin tarihi telaşı


ODTÜ yurtları içinde yer alan 'Birinci Yurt', en eski erkek yurdu. Binada bir dönem Deniz Gezmiş'in kaldığı, hatta jandarma baskını sırasında, Birinci Yurt'un altındaki dehlizlerden kaçtığı söylenir. Bu yurtta öğrencilerin seri pankart üretim atölyesi kurduğu anlatılır. Bir ekip tepegöze standart sloganlardan oluşan asetatlar koyup duvara yansıtıyor, büyük kalıplar çıkarıyormuş. Bir diğer ekip ise, bunları yine duvarlara asılmış bezlerin üstüne yapıştırıyormuş. En son ekip de hızla boyuyormuş.

Bağımsızlık ateşi gibi yanan 68 model Cadillac


ABD Büyükelçisi Robert Komer'in makam aracının yakılışı, ODTÜ tarihinde bir kilometre taşı. Rektör Kemal Kurdaş basın toplantısında olayı şöyle aktarıyordu: "Her yönü ile yerilecek bir kaba kuvvet gösterisi oldu." ODTÜ Direniş Komitesi'nin bülteninde şu ifadeler dikkat çekiyordu: "6 Ocak 1969. Öğle üzeri kalabalık büyüdü. Geri bırakılmışlığın ve bağımlılığın öfkesi gibi büyüdü. Sonra yüreklerdeki bağımsızlık ateşi gibi arabayı sarıverdi." Komer Türkiye'ye kasım 1968'de gelmişti. Bir kısım ODTÜ'lülerin de katılmasıyla Esenboğa'da protesto ile karşılanmıştı. Çünkü, "Komer, Vietnam'da çalışmış, Vietkongların pasifize edilmesi alanında çalışmış bir Dışişleri mensubu ve üst düzey yönetici" idi. Bir diğer deyiş ile "Vietnam'da Milli Kurtuluş Hareketi'ne karşı yürütülen sindirme hareketinin kıdemli yöneticisi, Vietnam celladı" idi. Daha sonraki günlerde üniversite kapatıldı. Öğrencilerin başvurusu ile Danıştay üniversitenin açılmasına karar verdi. Öğrenci Birliği, tutuklanan öğrencilere, kayıt harcı ödenmesi dahil, katkısını sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaparak 'büyükelçilere ait makam otomobillerinin (henüz 1900 km'de 1968 model Cadillac) tahribi halinde bunların mahalli hükümetlerce tazmin edilmelerinin normal olduğunu' söyledi. Savcılık, yedi öğrenci hakkında gıyabi tevkif kararı verdi. 3 binden fazla ODTÜ öğrencisi, imzaladıkları dilekçe ile savcılığa başvurarak 'arabayı yakanların sadece dokuz kişi olmadığını, kendilerinin de yakma eylemine katıldıklarını' bildirdi.
 
MuRaTTK
Co-Admin
Site Yetkilisi
ODTÜ ruhu yaşıyor


1956 yılında kurulan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampusundaki kimi binaların ruhsatsız oldukları gerekçesiyle Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılabileceği tartışması, ODTÜ tarihine tanıklık eden figürler ile üniversite ve belediyeyi karşı karşıya getirdi. Belediye, "Meclis affı olmazsa yıkarız," derken, ODTÜ'lüler adı devrimle anılan tarihleri ve mülklerine eskisi gibi sahip çıkıyor..

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bir süredir ODTÜ yapılarının yasallığını tartışıyor. Gökçek'in temel argümanı, 1956'da kurulan ODTÜ'deki yapıların geçen yıllar içinde yenileriyle birlikte artması ve ruhsatsız oluşu. Ancak bu konudaki tepkisini 22 Temmuz günü ODTÜ'de, 24 Temmuz günü belediyenin önünde yapılan eylemlerle ortaya koyan ODTÜ, tarihiyle siyasi ve sosyal kimliğini de inşa etmiş bir yapının da sembolü. Bu hafta, Gökçek ve Rektör Ural Akbulut'un görüşleri eşliğinde, ODTÜ'nün tarihine damgasını vuran siyasal figürleri de katarak, tartışmanın geçmişi ve geleceğine yakından bakmak istedik. ODTÜ'lüler toplumsal hayat karşısında sol bir duruşun temsilcileri oldular. ODTÜ'lü öğrencilerin özellikle 1968'de başlayan devrimci özellikleri hep bilinegeldi. ODTÜ öğrenci hareketi 'çatışma ve anarşi' yakıştırmalarının çok ötesinde bir hareketti. Hepsinde bir ortaklık vardı: ODTÜ'lülük kimliği... Bununla beraber Gökçek'le birlikte tartışmanın ana figürlerinden biri olan rektörün geçtiğimiz yıl boyunca düzenlenen Cumhuriyet mitinglerinde merkezi bir rolü oluşu da konunun bir diğer yanı. Yaşananların 'devrimci' ODTÜ ile 'gerici' Gökçek arasında mı, yoksa ulusalcı kadrolarla AKP arasında bir tartışma mı olduğunu, tarih gösterecek.


BARAKADAN KAMPUSA

ODTÜ 15 Kasım 1956 tarihinde 'Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü' adıyla eğitime başladı. İlk yıllarını barakalarda geçiren üniversite, 1963 yılında Ankara'nın merkezinden 20 kilometre uzaklıktaki kampusa taşındı. Bugün 45 bin dönümlük araziye yayılan kampus, yaklaşık 750 öğretim üyesi, 400 öğretim görevlisi, 1500'e yakın araştırma görevlisi ve 21 bini aşkın öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Üniversitenin toplam mezun sayısı ise 80 binin üzerinde.

Siyah beyaz fotoğraflar ve afişler Metis Yayınları'ndan çıkan Yılmaz Aysan'ın '68 Afişleri kitabından alınmıştır. Devrim stadyumunda bir saygı duruşu.​

ODTÜ'de üretilen afişlerin en bilineni, Genç Sinema dergisinden alınan üstteki figürdü.​

Yılmaz Aysan ve Mehmet Toker, 1970 yılında ODTU önünde​
.


Ertuğrul Kürkçü (solda) ve Koray Doğan, bir arkadaşlarıyla mimarlık fakültesi bahçesinde.​

ODTU'de 70'li yıllarda çekilen bir halay.​
 
MuRaTTK
Co-Admin
Site Yetkilisi
İmar affı çıkmazsa, ODTÜ'yü yıkmak zorundayız


"ODTÜ, kurulduğu tarihten itibaren bugüne kadar yapmış olduğu bütün binaları kaçak olarak yapıyor. Ne Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden, ne de Çankaya Belediyesi'nden herhangi bir izin almıyor. İmar yasasına göre kaçak inşaat yapmak kesinlikle mümkün değil. Bunun karşılığında da Belediye Başkanlığı ve İmar Müdürlükleri'ne birtakım yükümlülükler getirilmiştir. Yasada kaçak inşaatla ilgili olarak da 'İlk önce kaçak inşaatı yapan kişi ya da kuruma ikazda bulunulur. İmar planına uygun hale getirilmesi istenir. Yerine getirmemesi halinde de para cezası uygulanır. İmara uygun hale getirilmediği takdirde belediye tarafından yıkılır' deniliyor. ODTÜ'nün bu plansızlığı konusunda nasıl bir çözüm yolu bulunacağı hususunda zaman zaman ODTÜ Rektörü'ne ikazlarda bulunduk. Ayrıca ben de ODTÜ Rektörü Ural Akbulut'a da defalarca, 'ODTÜ'nün planlarının mutlaka çıkması lazım. Bu eninde sonunda sorun meydana getirir' diye ikazlarda bulundum. Bu ikazlara rağmen herhangi bir şekilde ortaya bir netice çıkmadı. Son olarak da biz 19 Mart 2008 tarihinde hem Çankaya Belediyesi'ne hem de ODTÜ'ye ellerindeki imarla ve inşaatla ilgili tüm dokümanları bize göndermelerini söyledik. Çankaya Belediyesi'nden çeşitli cevaplar gelmesine rağmen, ODTÜ cevap verme tenezzülünde bile bulunmadı. Bunun neticesinde de Çankaya Belediyesi'ne yasal işlemleri yapması için yazı yazdık. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile büyükşehir belediyelerine yetki verildi. Buna göre de imara aykırı bir yapı tespit edildiği zaman Büyükşehir Belediyesi ilgili İlçe Belediyesi'ne yazı yazar, imara aykırılıkların düzeltilmesini ister, bu düzeltilme üç ay içerisinde yapılmazsa, yetki Büyükşehir Belediyesi'ne geçer. Yasa böyle diyor. Bunun üzerine de üç ay önce yapmış olduğumuz ikazdan sonra bekledik ve üç ay sonra Çankaya Belediyesi ve ODTÜ'den en ufak bir hareket olmadı. Bunun üzerine de belediye encümenimiz ODTÜ'deki 45 adet binanın inşaatına 40'ar milyar lira ceza yazdı. İmara uygun hale getirilmediği takdirde de yıkımına karar verdi. Ben Ankara'nın hedeflerini sayarken her zaman Başkent'in üniversiteler kenti olması gerektiğini söylüyorum. Bu konuda da üniversitelere altyapıyı Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nden geçirmek kaydıyla karşılıksız olarak yapmaya hazır olduğumuzu beyan ettim. Burada önemli olan, ODTÜ gibi bilim adamlarının en yoğun olduğu bir yerde, bilim ve hukuktan yoksun bir şekilde, 'hukuk ve bilim bizim için beğil, bizim haricimizdeki müesseseler için geçerlidir' mantığıyla yıllardan beri onlarca kaçak binanın korkusuzca yapılması. Bilirkişilik yapıp bu konuda karar veren kişilerin bu yaptıklarını izah etmek mümkün değildir. Kimse orayı yıkmak istemiyor. Ama burayı hangi kanuna göre yaptıklarını ve sorumluları bulup açıklasınlar. Hamasi sözlerle ortalığı karıştırmasınlar. Bunun tek çözüm yolu, TBMM'den çıkarılacak özel kanundur. Hükümetimize müracaat edip bir kanun talebinde bulunmaları ve özel bir imar affı istemeleri lazım. Başka bir yolu yok. Ben de bu binaların kurtulmasını istiyorum. Ama şunu söylemek zorundayım, eğer böyle bir çare bulunmazsa ve sorun giderilmezse bunları yıkmak zorundayız. Aksi takdirde başka kaçak yapılarla karşılaşıldığında da herkes bu durumu suiistimal edebilir."

- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın internet sayfasındaki resmi basın açıklamasından alıntılanmıştır.
 
judix
Cool Üye
Binalar yıkılır yerine yenileri yapılır hiç problem değil. Odtü kadrosunu bozmasın yeter.

Etiket olayına gelince aynı şekilde gazi'de de ülkücü gençlik bulunmakta. Uzaklara gitmeye gerek yok Metin Uca olayı ve iki gencin dövülmesi örnek olabilir. Yani belirli görüşteki öğrenciler tercih yaparken bunlarıda göz önüne aldıklarını düşünüyorum. Bitmez...
 
matr0x
Forum Ustası
İmar izinleri falan fasa fiso AKP nin oyunlarından biri ODTU deki Devrimci ruhu yıkmaya çalışıyorlar.
 
ωαгзż
Banned
mesele DEVRİM değil mesele TÜRKİYEDE derece yapan öğrencilerin tereddüt etmeden seçebildiği bu kadar yüksek kalitedeki bir üniversitenin böyle saçma saoan bir işe kalkışıp kendisini düşürdüğü komik durum :( yazık ama

emeğine sağlık murat abi
 
Ñïghtwât©H..
Forum Ustası
mesele DEVRİM değil mesele TÜRKİYEDE derece yapan öğrencilerin tereddüt etmeden seçebildiği bu kadar yüksek kalitedeki bir üniversitenin böyle saçma saoan bir işe kalkışıp kendisini düşürdüğü komik durum :( yazık ama

emeğine sağlık murat abi

saçma sapan ve komik eylem hakkında biraz bilgi verebilir misin? cahiliz biz gündem takip etmiyoruz ne olup bittiğinden haberdar değiliz. aydınlat bizi lütfen.
 
Rossii
Forum Kalfası
Çok güsel bir konuya değinmişisn teşekkürler.
Türkiyede ne kaçak yapılar var neler var neler hepsini halledin sonra gelin türkiyenin en iyi üniversitelerinden biri olan ODTÜ'yü yıkacağız deyin...Tamamen bir siyasi görüşü hedef alarak yapılmak istenen bir olaydır..
 
*DeathstylE*
Çırak
hersey bitti turkiyenin devrim kalesine geldi dimi ah ah sizi ezik insanlar hadi gelin de yıkın bakiyim nasıl oluyomus bunlar olmeyi bayılma sanıyo
 
henry_99
Forum Ustası
mesele DEVRİM değil mesele TÜRKİYEDE derece yapan öğrencilerin tereddüt etmeden seçebildiği bu kadar yüksek kalitedeki bir üniversitenin böyle saçma saoan bir işe kalkışıp kendisini düşürdüğü komik durum :( yazık ama

emeğine sağlık murat abi
ee tamam kendi ideolojin olmayınca saçma sapan komik bu da güzel bi bakış açısı
odtüyü yıkmak isteyen i. melihin amacı bellidir
imar izni falan hikaye
 
Altunizade
Forum Ustası
Eğer kaçak ve kanunlara aykırı bir yapı ise değil, ODTÜ.

TBMM bile yıkılmalı, kanundan nizamdan demokrasiden bahsedip, yok devrimci ruhu taşıyor yok şu yok bu diye kimseye ayrıcalık yapılamaz.

Kanun, Adalet eşit dağıtıldığı zaman Adalettir.
 
winxpeker
Banned
bu devrimciler yıllar yılı memlekete bir çivi çakmışmı diye düşünüp durdum,ben çivi çakmışlar mı diye düşünürken kaçak göçek kampus yapıyolarmış:D
 
boykot06
Daimi Üye
bu devrimciler yıllar yılı memlekete bir çivi çakmışmı diye düşünüp durdum,ben çivi çakmışlar mı diye düşünürken kaçak göçek kampus yapıyolarmış:D

ee buna gülerler amma amerikan destekli sağ hükmetlerden kurtalamdık ki bişeyler yapalım bee cnmm çok partili döneme geçtiğimizden berii çoğunluğu sağ partiler hükümettekilerin yazık arada bir ecevit seçilmiş amma yaptıklarınızı mı düzeltsin darbelerden mi kurtulsun yoksa çivi mi çaksın adam

konu biraz dağıldı ama olsun okdar
 
Üst