Siyasi Fıkralar | Wardom Bilginin Adresi, Forum ve Bilgisayar Güvenliği

Siyasi Fıkralar

Zafer

Forum Ustası
Bakanı gece yarısı arayan kim?

Eski Devlet Bakanlarından Ayvaz Gökdemir seçim bölgesi Gaziantep'te seçmenlerine evinin telefon numarasını verir ve ekler;

-Sıkıştığınız zaman Meclis telefonlarımın dışında evimden de rahatlıkla arayabilirsiniz...

Aradan bir süre geçer...

Bakan Gökdemir'in gece 03:30'da ev telefonu çalar...

Bu saatte gelen telefonlar 'pek de hayra alamet' değildir..Hastalık mı, vefat mı?

İkisi de değil...

Geceyarısı arayan seçmenlerinden birisidir..

Gökdemir biraz sinirlenir...

-Yav Mehmet gecenin sabahı vardı..Hayırdır inşallah, buyur...

Karşıdaki ses pişkindir...

- Yak Sayın Bakanım bir isteğim, talebim yoktur. Sadece bana verdiğin telefon numarası doğru mu yanlış mı diye kontrol ettim. Antep'ten İstanbul'a gidiyordum. Otobüs terminalde mola verdi. Ben de bir arayım dedim..

Ayvaz Gökdemir daha da sinirlenir:

- Kardeşim benim senin gibi seçmene ihtiyacım yok... Beni bir daha gece arama...

:D


Deniz Baykal Özkan'la karşılaşınca..



(Deniz Baykal gül bahçesinde güllerle ilgilenirken eline diken batar ve
eli kanar, küçük Tuncay Özkan şaşkınlıkla sorar)
-aa
-noldu çocuk
-senin eline diken batar mı
-sen ne diyon rodosa bile yüzerim
-senin elin kanar mı?
-kanamaz
-kanamaz mı?
-kanar
-ama sen deniz baykal degil misin?
-öyleyim çocuk..
-ama
-sen şimdi bırak benim kim oldugumu.. bu ülkeyi yönetmeye talipsen
muhalefet yapacaksın, hizipçilik yapacaksın,darbe tellalıgı
yapacaksın,halktan uzak siyaset yapacaksın,halk bilmez diyeceksin...
muhalefet öyle yapılmaz böyle yapılır diyenler olacak,parti içi muhalefet
olacak.. sen kendine şunu soracaksın: ben atatürkün partisini kendi
babamın çiftligi yapmak istiyor muyum ? ben burda ölene kadar muhalefet
yapmak istiyor muyum? ben her işi yokuşa sürmek istiyor muyum? eger çok
istiyorsan ne halk ne bu ülke ne demokrasi ne de parti içi muhalefet
umrunda olmayacak. Bu uğurda seçim hezimetleri alacaksın bunları
takmayacaksın asla istifayı düşünmeyeceksin. kim olursan ol tek istegin o
koltukta oturmak olacaktır. anladın mı ?
-anladım
-aferin sana! hadi bakalım devam...

:D


Kimlik

Bir çiftlik evine davet edilen Kenan Evren, Orhan Gencebay ve Recep Tayyip Erdoğan aynı anda kapıya gelirler.

Kapıda bekçi karşılar. Ama bekçi güvenlik konusunda sıkıca tembihlendiği için gelenlere kimliklerini sorar.

Gencebay 'Beni herkes tanır. Bak sazımda elimde. Sazım benim kimligimdir.' der...

Bekçi tamam sizi sazınızdan tanıdım. Geçin' der.

Kenan Evren 'Bende Marmaris'te resim yapıyorum.

Herkes beni tanır. Bak paletlerimi de getirdim. Belki burada da resim yapacağım' der.

Bekçci 'Tamam sizi de tanıdım. Güzel hanımların resimlerini yapıyorsun, geçebilirsiniz' der.

Sıra Recep Tayyip Erdoğan'a gelince, Erdoğan, 'Ne kimliği, artistlik yapma lann!' der.

Bekçi bu kez, 'Tamam Başbakanım. Kimlik göstermenize gerek yok bu
beyanınız yeter.'

:D


Vergi borcun varsa nasıl giymelisin?

Adamı, vergi dairesine çağırmışlar. . Yanında bütün defterlerini ve
hesaplarını da da getirmesini istemişler.. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..

Sormuş :

- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim
bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler?.

Mali danışman öğüt vermiş :
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana
az ceza kessinler..

Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..

Avukat, mali müşavirin tam tersi bir oğüt vermiş :

- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir
görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..

Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Güvendiği, filozof bir
arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış..

Şöyle demiş :

-Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar..
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder.. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..

Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından
öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar :

-Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?

Adamin akıllı arkadaşı gülerek, izah eder :

Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır...
 

Gila

Moruk Moderator
Site Yetkilisi
bir ülkede seçim öncesinde tv. de parti temsilcileri tartışmaktadır.
homolar da parti kurmuş, temsilci olarak ülkenin en ünlü nonoşlarından birini göndermişlerdir.
tartışmanın en hararetli bir anında nonoşun verdiği cevaplardan sıkışan bir aday, kurtuluşun çaresini hakaret etmekte bulur.

sizin parti iktidara gelemez der.
nonoş cevap verir
a-aa . nedenmiş ayol??
muhafazakar vatandaş otuz iki dişini göstererek sırıtır ve e. sizin başkan ib.neee deyince, nonoşun tepkisi farklı olur.
ayol. bizim başkan memleketi g.tüyle yönetmeyecekki!!
 
- Yönetici düzenlemesi: :

Evet

Daimi Üye
Adamın biri arabasıyla otobana çıktığında feci bir trafiğin ortasına düşer. Uzun bi süre bekler ama trafik bir metre bile ilerlemez. Sonunda ilerden gelen bir adam, bizimkinin arabasına eğilir:

- İyigünler. Teröristler yolun ilersinde başbakan Tayyip Erdoğan'ı rehin almış. Bir milyar ytl fidye verilmezse başbakanı benzin döküp yakıcaklarmış. Biz de onun için yardım topluyoruz.
- Hmm, peki diğerleri ortalama ne kadar veriyor?
- Ortalama 5 litre kadar.
- ?!?!?




 
- Yönetici düzenlemesi: :

MarcoS_

Forum Ustası
Güzel fıkralar, teşekkürler.

Adamın biri arabasıyla otobana çıktığında feci bir trafiğin ortasına düşer. Uzun bi süre bekler ama trafik bir metre bile ilerlemez. Sonunda ilerden gelen bir adam, bizimkinin arabasına eğilir:

- İyigünler. Teröristler yolun ilersinde başbakan Tayyip Erdoğan'ı rehin almış. Bir milyar ytl fidye verilmezse başbakanı benzin döküp yakıcaklarmış. Biz de onun için yardım topluyoruz.
- Hmm, peki diğerleri ortalama ne kadar veriyor?
- Ortalama 5 litre kadar.
- ?!?!?




Hehehe işte buna koptum :D.
 

ULUBATLI!

Forum Ustası
Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,

"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış..

Amerikalı hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş;

"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir.
Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."


Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş:

"Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım..." :D
 

ULUBATLI!

Forum Ustası
ulubatlı, mürettabat yalnış bir kelime sanki, bütün parçalarını olabilirmi?
Aslınada Altun mürettabattan kasıt Nod32 programını yüklenen sperm ve yumurta ilk defa biraraya geldiklerinde ancak mikroskopla görülebilecek hücre meydana . Küçücük toz parçasıtek hücre,milyonlarca registery defa bölünüp gelişecek veen az 25-30 bin katı, daha fazla bir büyüklüğekavuşarakinsanhalini ...oprsştuüvyz.

dendenibilir evet...:D
 
- Yönetici düzenlemesi: :

iynx.Forever

En Agresif Üye
bildik bi fıkra ama...

Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...

biliyorum çok duyduk.. ama gerçek payı taşıyan fıkralar çok güzel..
 

Zafer

Forum Ustası
Siyasi Fıkra: Siyasi olaylardan hareketle anlatılan, anlatılanlardan bir sonuç çıkarma amacında olan, nükte, hiciv, mizah unsuru barındıran kısa sözlü ürünlerdir.

Mizah sanatının en temel unsurlarından Siyasi fıkralar, çok eskiden beri var olan edebi bir unsurdur. Türkiye' de fıkra, çoğu zaman şahıs, yöre, topluluk ile özdeşleştirilir, ve bu unsurlara ait güldürücü öğeleri hatırlatışı ile güç kazanır.

Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken iddalı ve ispatlayıcı yönü ağırlıklı olmayan, belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntıya yer verilmeden, gülme nitelikli, düşünsel ağırlıklı kısa siyasi fıkraları paylaşabileceğimiz "Siyasi Fıkralar" bölümünün sabit bir konu olarak "Siyaset Bölümünde" bulunması; zaten yoğun olan, seviyeli ve hararetli tartışmaların yapıldığı, fikir, görüş ve düşüncelerimizi ortaya koyduğumuz, siyasete azda olsa mizah unsurlarını katabileceğimiz, gülümseyebileceğimiz bir bölüm olması dileğiyle bütün arkadaşlarıma saygılarımı sunuyor; aşağıdaki fıkrayı da sizlerle paylaşmak istiyorum:


Mevki sahipleri neye benzer?

Bektaşi babasına sormuşlar:

- Sence şu bizim “mevki sahipleri” neye benziyor?

Baba erenler:

- Piknik yapan turistlerin çadırlarına, demiş.

- Nasıl yani?

- Biliyorsun piknik çadırları çevresine kazıklar ata ata kurulur; bizim “mevki sahipleri” de, aynen öyle kuruluyorlar koltuklarına.
 
- Yönetici düzenlemesi: :

metatron

Super Moderator
Site Yetkilisi
özendim ben de yazıcam bi olay.. ki olay tamamiylegerçektir, ali baransel'in başından geçmiştir.. olaydan önce, şöyle bir anımsatma yapayım.. 80 darbesinde evren'i de sayarsak beş komutan yönetime el koyup cuntayı kurmuşlardı.. :D



,"
Pinochet `ye sormuşlar, ``Cunta kurmak mı zor, turşu kurmak mı?`` diye. Pinochet de ``Turşu kurmak daha zor. En azından 20 tane hıyar bulacaksın, hepsini bir kavanoza yerleştireceksin, üzerlerine sirke, tuz, limon ilave edeceksin. Bunlar yetmezmiş gibi aylarca da olmasını bekleyeceksin. Halbuki cunta kurmak için üç tane hıyar yeter`` diye cevap vermiş.


Bu fıkranın yayınlandığı gün, Konsey üyeleri beni arayıp bu fıkranın ne anlama geldiğini, kendilerine sataşma olup olmadığını, Evren Paşa `nın ne düşündüğünü sordular. Ben o sırada, gerekli bütün çalışmalarımı yapıp bir gazeteci arkadaşımın da fikrini sordum ve koşar adımlarla ofisime gittim. Bir yandan da yürek çarpıntıları geçiriyor, sayın Evren `in vereceği tepkiyi çok merak ediyordum. Çünkü Korutürk döneminde başımdan buna benzer bir olay geçmişti. Korutürk , gönderilen kararnamelerin çoğunu imzaladığı için kendisine muhalifleri tarafından ``Çankaya noteri`` sıfatı uydurulmuştu.


Bir gün kendisine bu konu hakkında ne düşündüğümü sorduğumda yüzü kızardı ve sinirli bir şekilde, ``Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Galiba beni Kaddafi ile karıştırıyorlar`` demişti.


Elimde, hıyar fıkrasının küpürüyle Evren Paşa `nın makamına çıktım. Paşa`ya mutat basın özetleri arzını yaparken yumuşak bir giriş yaparak, ilginç fıkrayla ilgili konuyu açtım, sonunda da fıkrayı aktardım. Evren dinledikten sonra bana baktı, ``Bunda alınacak bir şey yok Baransel , adam beş hıyar dememiş ki...`:D:D:D



 

Zafer

Forum Ustası
Politikacılar

Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için Şehir' de dolaşıyorlarmış.

Otobüs büyük bir çiftliğin yanından geçerken, otobüs şoförün dalgınlığı yüzünden derin bir şarampole uçmuş.

Çiftçi koşarak gelmiş, gece kurda kusa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlamış.

Ertesi sabah, Kent' in emniyet Müdürlüğünden bir Komser; soruşturma için çiftliğe gelmiş.

Çiftçiye sormuş:

-"Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek...Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?"

Çiftçi cevap vermiş:

-"Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz....Nasıl yalan söylerler!"
 

|Selçuk|

Forum Kalfası
İşte size fıkra gibi gerçek...

Kamu kurumlarından birisine bağlı bir kuruluşun dışarıda takip edilmesi gereken işleri ile ilgili bir araca ihtiyaçları vardır.

Şöföre ihtiyaç var ama

Bir müddet hizmet alımı yolu ile problemlerine çözen kuruluş çeşitli nedenlerden dolayı bunu da yapamayınca bağlı oldukları üst birimden sorunlarının çözümüne yönelik talepte bulunur.

Sonunda aynı çatı altında başka bir kuruluştan bir araç temin edilir.

Fakat bu sefer de aracı kimin kullanacağı hususunda sorun çıkar zira araç var ama şoför yoktur…

Biraz istişare yoluyla bu sorun da aşılır…

Kuruluş çalışanlarından birisinin aracı kullanmasına karar verilir.

Bunu için de aracı kullanacak memur için yine bağlı bulunulan üst birimden işin resmi hale getirilmesi için onay alınması gerekmektedir.

Bunun üzerine onay yazısı hazırlanır ve OLUR alınması için ilgili üst birime yazı gönderilir…

Basit bir işlemdir aslında yapılacak olan… Bir imza…

Yazıyı götüren ilgili memur daha sonra olur yazısını almaya gider…

Zira imza atılmış ve hizmet aracının şoför problemi de çözülmüştür…

Memur imza föyünü alır ve olur yazısına bakar anaaaa!!!

O da ne?

OLUR yazısı imzalanmamıştır üstelik altına da bir not iliştirilmiştir…

Notta ne yazıyor dersiniz???

“Ehliyeti var mı? Fotokopisini koyalım ve yazıda belirtelim”

Bu ülkenin mülki amirlerinden birisidir bu notu iliştiren…

Düşünebiliyor musunuz?

Ehliyetli olduğunu ispatlayın diyor…

Hadi ehliyetsiz birisine olur alıyorsanız?

Mülki amir alt kademedeki müdürüne güvenmiyor…

Onun yazdığı yazıya itibar etmiyor.

Ve bu mantıkla koca bir ilin koca koca bir merkez ilçesinin en üst düzey yöneticisi olarak ülke yönetimine katkıda bulunuyor!.

Karnımıza bıçak sokarak ölsek mi acaba?

Ehliyeti olmayan birisine olur alınabilir mi?

Bu kadar mı yukarıdakiler her şeyi bilir de alt kademedekiler hiç bir şey bilmez.
 

Zafer

Forum Ustası
Politikacı konuşurken nereye bakmalı?

Politikacı kalabalıkta nereye doğru dönüp konuşmalı?

Yeni milletvekili adayı, ömrü kahvelerde nutuk vererek geçmiş deneyimli bir politikacıya sorar;

-Kahvede konuşurken yüzümü ne tarafa döneyim?

Deneyimli politikacı gülümseyerek yanıt verir;

-Vestiyere..

Aday şaşırır:

-O niye?

-Kalabalıktan biri paltonu yürütmesin diye...


:)
 
Üst