Siyasi Fıkralar

Zafer
Forum Ustası
Mesela dedük

Karadeniz açıklarında başı boş bir büyük taka...

Yaklaşmışlar...

Güverte kan reva içinde, tayfalar birbirlerini öldürmüşler...

Ortada tek bir canlı tayfa kalmış... O da yaralı.

“Ne oldu?” diye sormuşlar.

Adam güç bela anlatmış :

“Ha bir hazine sandığı varmış... Paylaşmak için birbirimize girdik ve ortada benden başka canlı kalmadı.”

“Eee, hani hazine sandığı şimdi ne oldu?”

Adam güç bela “Mesela dedük” diyebilmiş!

Altemur Kılıç' tan alıntı...


:D


Devletin ayak bastığı yerde ot bitmez...


Vali köylerden birisine gezmeye gitmiş.

Köye valinin geldigini duyan Mehmet dayı acele köy meydanına koşarak gelir.

İyi bir temannah çektikten sonra

-sayın valim ne olur bizim eve gidelim der.

Valiyi zorla eve götürür.

Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim 'yukariya çikalim' der..

Valiyi dama çikarir başlar dolastirmaya...

Vali merakla sorar;

-Beni niçin dolastiriyorsun? diye.

-Sayin Valim der köylü, "devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yağımurda akiyor bundansonra insallah akmayacak.."


:D


Emret komutanım


Komutan, askerleri sıraya dizmiş.

Tek tek çağırıp "nerelisin" demiş. Ve "sizin memlekette ne yetişir?.. Doğduğun toprağın nesi meşhur" diye sormuş.

Biri "memleketini" söylemiş ve:

- Portakalı meşhurdur komutanım!

Diğeri:

- Falanca şehirdenim, baklavası meşhur komutanım!

Öteki:

- Şu şehirdenim... Elması meşhurdur komutamı!

Bir başkası:

- Şehrim şudur... Mermer çıkar komutanım!

Ve sıra "bizimkine" gelmiş.

- Kemaliyeliyim komutanım!

- Kemaliyeli, sizden ne çıkar?

- Adam çıkar komutanım!

Ali Coşkun'dan nakleden Yavuz Donat...


:D


Köylü möylü, fakir makir..

Bir gün padişahın aklına köylü möylü fakir makir gibi konuşmaların neden yapıldığı gelir ve ferman verir;

-“neden böyle konuşuluyor cevabı verene ağırlığı kadar altın verecem”.

Nice alimler ülemalar gelir fakat padişaha bir türlü aradığı cevabı veremez hiçbiri de.

Birgün yaşlı ve çok bilgin birisi padişahın huzuruna gelir ve başlar anlatmaya;

-Padişahım köylü diye ektiğini yiyen yarı aç yarı tok yaşıyanlara denir. Möylü ise yanında adamları olan adamları çalıştırıp kendisi yiyene denir” der ve padişah aldığı ceveptan memnun olur;

-sana bir soru daha soracağım aynı şey padişah madişah diyenler içinde geçerli mi?

Adam şu müthiş cevabı verir:

-Olmaz olur mu padişahım rahmetli babanız padişahtı sizse madişahsınz…


:D


Demirel'den fıkra gibi demeç...

Eski Cumhurbaskanlarından Süleyman Demirel'in sair bir tarihte düzenlediği bir basın toplantısından aynen aktarıyoruz....

-Ege bir yunan golü deeldir.

-Ege bir Türk golü de deeldir.

-Binanaleyhh Ege bir göl deeldir..



:D
 
Zafer
Forum Ustası
Dengir Mir Mehmet Fırat için anlatılan müthiş fıkra...

Müfettiş köy okuluna gitmiş, sorular sorup öğrencilerden yanıtlar almış.

Her şey normal giderken, arka sıralardan bir öğrenci, "Uçak düştü, 60 ölü var" diye bağırınca öğretmene dönüp bakmış.

"O öğrencimiz sorunlu" yanıtını alınca, "Ben hallederim" demiş.

Bu öğrenciye dönüp özel sorular sorup hepsinden de doğru yanıt almış.

Öğretmene dönüp, "Bak gördün mü" der gibi bakmış.

Öğretmen de, "Bir saniye" dedikten sonra, elinin parmaklarını yapışık tutarak öğrenciye, "Burada kaç parmak var" diye sormuş.

Yanıtı doğru almış; ama bu kez parmaklarını açarak aynı soruyu yöneltmiş.

Öğrencinin yanıtını sansürleyerek aktarayım:

"Ne bileyim lan."


Şükrü Küçükşahin'in köşesinden... Hürriyet Gazetesi


:D


Demirel ve Ecevit öbür dünyada karşılaşırsa...

Fıkra bu ya...

Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler.

O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore'la beraber değil mi?

Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş.

Şeytan da ' Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit'e gelince o da Demi Moore'ın cezası..


:D


Ajan yarışması

Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş.

Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan 10'ar kişilik bir grubu Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler. Ormanın girişinde görevlerini açıklamışlar:

"Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır!"

Önce KGB'liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.

Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.

En sonunda bizim MIT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.

Yarışmayı düzenleyenler "Bu ne yaa!" diye sorunca fil atılmış,

"Abi valla ben zürafayım" demiş



:D


Bir İngiliz doktor diyor ki :

Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve baskasına koyarız ve onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.

Alman doktor diyor ki :

Bu hiç birsey değill; biz bir adamın beynini çikaririz ve baskasına koyarız ve onu dört haftada savasa hazır hale getiririz.

Amerikalı doktor da diyor ki :

Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldık ve beyaz saraya koyduk. Simdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savasa hazırlanıyor


:D


Türklerin kahvaltısı

Londra civarında, bir Lord ve Leydinin şatoları...

Bir “week end” (hafta sonu) partisi! Konuklar arasında bir de Türk var.

Pazar sabahı, konuklar kahvaltı sofrasında toplanmışlar.

Konu, çeşitli kahvaltı tarzları.

İngiliz usulü, Amerikan usulü, Fransız usulü “kontinental” vb.. kahvaltı!

Leydi Türk’e soruyor: “Türkler nasıl kahvaltı yaparlar?” diye!

Türk yanıtlıyor: “Zeytin, ekmek, peynir ve çay!”

Leydi hayretle sorar; “Atatürk bunu da değiştirmedi mi?”


:D

Altemur Kılıç'ın köşesinden alıntıdır...
 
Zafer
Forum Ustası
Politika da "Vatan haini" kime denir?

Bir çocuk, politikacı olan babasına sormuş;

-"Babacığım, politikada vatan haini kime derler?

-Bizim partiyi bırakıp başka partiye gidene oğlum..

- Peki, başka partiyi bırakıp sizin partiye gelene ne derler?

- Vatan evladı derler oğlum, vatan evladı...



:D




Yüzbin okka şekerin sırrı


Süleyman Nazif'e Bağdat Valisi iken Ordu Kumandanlığından şöyle bir telgraf gelir;

-Yüzbin okka şekerle on bin okka çayın 24 saat zarfında orduya sevki...

Nazif cevabı hemen teller:

-Çin İmparatoruna çekilmesi icap ederken sehven vilayete gelen telgrafınız okundu..



:D



İsmet Paşa, Bölükbaşı'nın elini neden tuttu? Milli Şef, niçin beline dolar?


Bölükbaşı’nın adının geçtiği fıkralar dolaşır bu ülke insanlarının ağızlarında, kulaklarında; ilk ihtilalden hemen sonraki yıllarda.

Bölükbaşı Meclis’in merdivenlerinden iniyormuş. İsmet paşa yetişmiş ardından ve iki basamak kala elini atmış Bölükbaşı’nın boynuna (İki merdiven basamağı boy farkını ortadan kaldırıp, eşitliği sağlamak için kullanılmıştır. Yeni nesil tahayyülde zorlanmasın.)

İsmet Paşa elini Bölükbaşı’nın boynunda görenler, ortaklık ve samimiyetin resmi olarak yorumlamışlar durumu ve Bölükbaşı’na sormuşlar; omuzuna İsmet Paşa kuşu kondu, hayırlı olsun vezninde.

“Bu iş, ne iştir Bölükbaşı?”

Çünkü herkes bilir İsmet Paşa’yı. Bedelini almadan, karşılığını peşin peşin ödetmeden ne bir kimsenin elini tutmuştur, ne de boynunu sıvazlamıştır. Bölükbaşı bu, bilmez mi? Bilir, bilir. Asılan başbakan hâlâ yakmıyorsa da içini, İsmet Paşa’yı iyi bildiğinin tapusudur cevabı. Karşısındaki müstehzi bakışlara der ki:

“İsmet paşa boynuma ip ölçüyor!”



:D


Necati Tuncer' den alıntıdır...
 
çinpe_kalesi
Hızlı Çırak
Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel,

"Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız" diye bağırmış..

Amerikalı hemen karşı saldırıya geçerek şu karşılığı vermiş;

"Siz Türkler, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir.
Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım."


Temel'in kafası iyice atmış ve "O da bir şey mi" demiş:

"Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım..." :D

allahım yaaa :D lafa bak :D çok saol kardeş :D
 
misafir911
Daimi Üye
Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi
 
Blackjack.
Forum Kalfası
Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi
ehuehuehue :D:D süper fıkraydı en yakın zamanda sana karma vercem:D
 
Blackjack.
Forum Kalfası
bide gerçek bi anı biliyorum

bigün Atatürk'e sormuşlar Yozgat'ta bi yangın çıkmış ne ypalım die
o da demişki etrafını sarın da kimse çıkamasın:D


ehuehuehue

edit:
Bush la Tayyip Konuşurken, Bush bizimkine hava atmış.. demiş ki:
-bizim bilim insanlarımız, ölüyü diriltiyor...

tayyip bakmış olacak gibi değil, demiş:
- o da birşey mi? bizim meclistekiler 100 my. yi 10 sn altında koşarlar..

derken, gel- zaman, git zaman, dolaş zaman ee.. bush türkiye ye geleceğini söylemiş.. tayyip i bi korku kaplamış.. ya demiş içinden 100 mt yi 10 sn altında koş derse .. o sırada düşünürken, imdadına danışmanı yetişmiş.. demiş ki:
- efendim çözüm basit, siz bush u alın anıtkabir e götürün.. atatürk ü diriltmeye çalışsın.. eğer diriltemez se, iddiasını kanıtlayamaz, siz kanıtlayamazsanız da olur.. ama olurda kanıtlar ve atatürk dirilirse, siz zaten 100 mt.yi 10 sn altında koşarsınız...
süperdi

ehehehe:D
 
LiPaDr3
C-S Clan Member
bitanede benden olsun bari ;

Ülkenin durumu kötüye gidiyormuş ve Atatürk'ü diriltmenin yöntemini bulmuşlar ve diriltmişler.. Atatürk'ü dirilttikten sonra bakanlar Atatürk'e sormuşlar ve demişlerki ;
- Atam bu ülkeyi ancak sen kurtarabilirsin
Atatürk'te teklifi kabul edip;
- Beni makamımda yanlız bırakın kimse ben dışarı çıkana kadar içeri girmesin. der ve ülkenin durumu ile çalışmalara başlar..
Aradan 1 hafta geçmesine rağmen Ata'dan hiçbir ses çıkmaz ve bakanlar bu olaydan şüphelenir, Ata'nın sözünde durmayarak odaya girerler ve odada kimsenin olmadığını pencerenin açık olduğunu ve masada bir not bırakıldığını görürler...
Not'ta yazan ise ; " Bu ülkeyi ben bile kurtaramam, beni bidaha uyandırmayın" yazar :)
 
Golumbek
Daimi Üye
Ben Golumbek Berlinden katildim kimse yokmu burda beni karsilayacak.. eviniz cok daginik birsey bulamiyorum.. biraz yönlendirin...


Ben Golumbek
 
Zafer
Forum Ustası
Erdal İnönü'den unutulmaz anekdot...


Seçim otobüsünün kornası bozulur, sürekli çalar..

Biri, "Kablosunu koparın.." diye akıl verir..

Erdal İnönü hemen müdahale eder:

"Durun koparmayın.." der. "Meselenin köküne inelim. Bir derdi var ki inliyor"


:D


Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler...


Neyzen Tevfik (1879-1953), aslında ney üstadıdır. Ama şiire de merak salmıştır. Dili de oldukça sivri ve keskin olduğundan devletin baskısından dolayı Mısır'a kaçmıştır.

Aşağıdaki dizeler ona aittir:

"Her kime sordumsa seni etmedi doğru tarif

Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler

İnanmadım sordum da Meclis-i Mebusana

Bizdeki kayıtlara göre gene mebus dediler."




:D



O kadar palavraya Paşa da dayanamadı...


Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaptığı bir ziyaretten sonra CHP Genel Merkez binasından çıkıyordu.

Cumhurbaşkanını görmek için parti binasının karşısındaki duvarda bekleyen köylü vatandaşlar, Gürsel'i görünce birden alkışlamaya başladılar.

Bu arada köylülerden biri, heyecanına yenilerek başladı yüksek sesle bağırmaya:

"Yaşşşaaa aslanların aslanı, paşaların paşası, babaların babası, Büyük Reisicumhurumuz, sayın Gürsel Paşamız, Generalimiz, Kumandanımız, babamız bin yaşşaaaa... Bravoooooooo!"

Gürsel, gözlerini hafifçe kısarak sesin geldiği tarafa baktı. Sonra da yanındaki gazeteciye dönerek fısıldadı:

"Amma da palavra sıkıyor, değil mi?"



:D



Bugün Milli Savunma Bakanı gelecek, giremezsin...


Dönemin Milli Savunma Bakanı llhami Sancar Gülhane Hastanesi'nde yatmakta olan bir tanıdığını ziyarete gitmişti.

Kapıdaki er, ziyaret günü olmadığı için Sancar'ı içeri almak istemedi.

Bakan, nöbetçiye "Oğlum, ben yalnızca hastayı değil, başhekimi de göreceğim." diye rica etti.

Mehmetçik "Olmaz hemşehrim, olmaz!" dedi.

"Başka gün olsa içeri salardım; ama bugün Milli Savunma Bakanı gelecekmiş, kusura bakma!.."



:D



2 lira için de darbe yapılır mıydı be birader!!

27 Mayısçılardan biri ölmüş, öbür dünyada Menderes ile karşı*laşmış.

"Hoş geldiniz!" demiş Menderes.

"Türkiye'de ne var, ne yok?"

"Bildiğin gibi..."

"Gericiler hâlâ kol geziyor mu?"

"Geziyor."

"ilericiler eziliyor mu?"

"Eziliyor."

"öğrencilere ateş açılıyor mu?"

"Açılıyor ama biraz değişik. Şimdi onlar da birbirlerine ateş edi*yorlar."

Menderes, biraz durmuş ve sonra aklına birden İstanbul gelmiş:

"İstanbullular nasıl? Hâlâ Boğaz'a gidip rakı içiyorlar mı?"

"İçiyorlar."

"Rakının dublesi yine 2 lira mı?"

27 Mayısçı, "Hayır, dört lira oldu." deyince, Menderes,

"Eh be birader!" diye patlamış:

"2 lira zam için de ihtilal yapılır mıydı yani!"


:D
 
Zafer
Forum Ustası
Sosyalist Enternasyonel


Deniz Baykal emekli olacak 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i emekliliğinde meşgul olsun diye üyesi olduğu Sosyalist Enternasyol'e Başkan seçtirmek ister.

Sosyalist Enternasyol ’in Brüksel’deki ilk toplantısında bir teklif ile Ahmet Necdet Sezer'i aday gösterir. Ama Ahmet Necdet Sezer’i Türkiye dışında tanıyan olmadığı için seçtiremez.

Deniz Baykal Başarılı olamayınca çok kızar ve müdahale etmesi için NATO'yu Sosyalist Enternasyol binasına davet eder.

Heyecanla binaya gelen NATO kuvvetleri orada bulunan Baykal ve Sezer’ in yüzüne acıyarak bakıp;

- Şu an Türkiye dışında olduğunuzu hatırlatırız diyerek oradan gülümseyerek ayrılırlar.

Bunun üzerine daha da hiddetlenen Baykal hemen Ahmet Necdet Sezer'e telaşla dönerek “sayın Cumhurbaşkanım sende Sabih Kanadoğlu’nun cebi var mı?”


:D


İnsan Görün

Edebiyat öğretmeni, şair, yazar Arif Nihat Asya, bir dönem politika ile de ilgilenmiş. 1950 seçimlerinde DP Adana listesinden aday olmuş.

Adaylığı kesinleştikten sonra bazı dostları Arif Nihat'a:

Sen, CHP'nin Adana'dan Kasmı Gülek, Kemal Satır, Cavit Oral gibi devlerinin karşısına hangi cesaretle çıkıyorsun, demişler.

Seçim öncesi bir mitingde konuşan A. Nihat Asya sözlerine dostlarının uyarılarından ilham alarak şöyle başlamış:

- Sevgili Adanalılar! Politikaya soyunmamızdan sonra bazı dostlarım bana "Sen CHP'nin Adana'dan fa*lan filan devlerine karşı hangi cesaretle çıkıyorsun?" diye sordular. Gerçekte ise bu söz bana cesaret verdi.Çünkü şimdiye kadar sizin karşınıza hep birtakım devler çıktı. Biraz da insan görün diye ben huzurunuza çıkmış bulunuyorum!.


:D


Bakan Karısı

Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti.

Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :

-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.

Karısı biraz düşündü sonra:

-Hangisinin?


:D


Bakanlar neye göre belirleniyor?


Yaşı ellinin üzerinde olanlar, Demokrat Parti döneminin bakanlarından Emin Kalafat'ın boyunun oldukça kısa olduğunu bilirler..

Kalafat, Menderes'in kurduğu ilk kabinede olmadığını görünce soluğu Başbakan'ın makamında alır..

-Sayın Başbakanım, bakanlarınızı neye göre tespit ediyorsunuz?

Menderes'in cevabı güzel bir espri olarak o günlerde uzun zaman dillerde dolaşmış;

- Boy sırasına göre Eminciğim, boy sırasına...


:D


Yıldırım Akbulut'un ilginç icraatı


Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut...

Malum, Akbulut siyasete atılmadan önce Erzincan'da bir süre Hal Müdürlüğü yaptı.

Yardımcılarından biri bir gün gelir..

-Efendim..der

-Elimizde hayli evrak birikti.. Bunları artık Seka'ya devretsek..

Akbulut bir süre düşündükten sonra...

-Evrakları Seka'ya devredelim ama ne olur ne olmaz, bir fotokopilerini alalım ondan sonra verelim..


:D
 
Zafer
Forum Ustası
Erbakan Fıkraları

Erbakan ölmüş ve cennete gitmiş..

Meleklerin karşısında, cennet kapsında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş ve sormuş:

'Bu saatler ne böyle?'

Melekler cevap vermiş:

'Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.'

Erbakan:

'Ooo, peki bu kimin saati?'

Melekler cevap vermiş:

'Bu ATATÜRK'ün saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş.'

İnanılmaz demiş Erbakan. Peki bu kimin saati?

Melekler cevap vermiş:

'Bu İsmet İnönü'nün saati. İbre iki kez hareket etti, yani İnönü tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi...

Erbakan dayanamamış ve sormuş:

"Peki Tayyibin saati nerede?"

Melekler cevaplamış:

'Tayyibin saati AZRAİL'in ofisinde, AZRAİL onu vantilatör olarak kullanıyor.'


:D


Yenilikçi Erbakan fıkrası

Erbakan Hoca, başbakanlığı döneminde ABD'yi ziyaret ettiğinde Bill Clinton ile görüşür. Görüşmede Clinton, bilimsel gelişmeleriyle böbürlenerek "Hocam, biz ölüyü diriltecek bir teknoloji bulduk" der.

Erbakan başını kaşır ve altta kalmayı onuruna yediremez:

"Biz de Refahlıları 100 metreyi 2 saniyede koşacak şekilde eğitttik!"

Aradan aylar geçer, Clinton'ın Ankara'ya geleceği açıklanır. Erbakan Hoca güvendiği danışmanlarını yanına çağırır,

"Çabuk bir hal yolu bulun. Clinton 'Hadi koştur Refahlıları' derse biz ne yapacağız?"

Herkes kara kara düşünürken daha akıllı bilinen -ve sonradan yenilikçi olan- bir danışmanı öne çıkar:

"Hocam bana göre, Clinton gelir gelmez Anıtkabir'e götürün."

Hoca, "Ne yapacağız Anıtkabir'de?" diye sorunca danışman anlatır:

"Mozolenin önünde durdurup Clinton'a 'Hadi Atatürk'ü canlandır' dersiniz.

Canlandıramazsa sorun yok..."

Erbakan, "Ya canlandırırsa..." diye sorar.

Danışman: "O zaman siz 100 metreyi 1 saniyede koşarsınız!"


:D


Necmettin Erbakan 1997

"Hıııhh... 28 Şubat'tan yeni çıkmışım... Herkes karşımda... Hapse atmak istiyorlar... Altınoluk'u tercih ettim... Neden Altınoluk dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen yargısal..."


:D


1997 Denk Bütçe

Ünlü denk bütçe daha ilk ayında açık verince Hoca hemen ortaya çıkıp kükredi:


‘‘Muhterem kardeşim, münafıklar bırakmadılar ki bütçenin denkliğini tutturalım. Bize mani oldular. Sonra da bizi oyuna getirip iktidarı elimizden aldılar.''


:D
 
Golumbek
Daimi Üye
Basbakan saç tiraşi olmak için berbere gitmis. Berber sormuş:

-Başbakanim laiklik hakkinda ne düşünüyorsunuz??

Basbakan duymazdan gelmiş. Berber beş dakika sonra tekrar sormuş:

- Laiklik hakkinda ne düşünüyorsunuz?

Başbakan yine duymazdan gelmiş. Berber beş dakika sonra tekrar sorunca:

- Laiklik hakkinda ne düşünüyorsunuz?diye

Basbakan sinirlenmis ve

-Sana ne kelle laiklikten ...Artistlik yapma, işine
bak

diye azarlamis adamcağizi... O da gülerek karşilik vermiş:

-Öyle demeyin Başbakanim... Laiklik sözünü duyunca saçlariniz diken diken oluyor .Daha kolay kesiyorum
 
Zafer
Forum Ustası
Memuru çok güldürecek fıkra

Memura 4 artı 4.5 zamla sonuçlanan toplu görüşmeler beş tur sürdür ve her tur sabah başlayıp günün geç saatlerine kadar devam etti.

Tabii uzun süren görüşmelerde sadece zam ve sosyal haklar konuşulmadı.

Şükrü Kızılot, görüşmelere hükümet adına katılan Bakan Murat Başesgioğlu'nun anlattığı fıkrayı Hürriyet'teki köşesine taşıdı.

İşte memurları da çok güldürecek o fıkra:

"Amerikan, İngiliz ve Türk Maliye Bakanları bir araya gelmiş.

ABD Maliye Bakanı demiş ki; "Biz memura ortalama 1400 dolar veriyoruz, onlara lazım olan 1000 dolar, kalan 400 dolarla ne yapıyorlar, bilmiyorum."

İngiliz söze karışmış; "Biz de 1500 paunt veriyoruz, lazım olan 1000 paunt, 500’ü ne yapıyorlar, bilmiyoruz."

Sonra Türk Bakan konuşmuş;

"Biz ortalama 500 YTL veriyoruz, lazım olan 1000 YTL. Geri kalan 500’ü nereden buluyorlar, bilmiyoruz."

(Murat Başesgioğlu’nun, memur maaşlarına zam görüşmelerinin yapıldığı sırada, sendikacılara anlattığı fıkra)
 
Zafer
Forum Ustası
Milletvekili isen ver paralarımı!...

Gece geç vakit, kar maskeli hırsız iyi giyimli zengin görünüşlü adamın yolunu kesmiş ve tabancasını çekip bağırmış;

-Ver paralarını..

Adamz kendinden emin cevap vermiş;

-Benim kim olduğumu biliyor musun, ben parlamento üyesiyim..

-O zaman, demiş hırsız, 'ver paralarımı!'



:D



Erdal İnönü'nün "korna" müdahalesi...


Seçim otobüsünün kornası buzulur, sürekli çalar.. Biri 'Kablosunu koparın..' diye akıl verir..

Erdal İnönü hemen müdahale eder;

-Durun koparmayın..der

-Meselenin köküne inelim. Bir derdi var ki inliyor...



:D



Bu cenaze değil, bayram namazı...

Bir gün Temel’in abisi ölür. Cenaze namazı kılınırken Temel namazı kılmaz bir köşede oturur. Bunu gören Dursun, Temel’e; "Ula Temel sen niye cenaze namazı kılmaysun?" der.

Temel ise; "Ben cenaze namazı kılmayi bilmeyrum" der.

Aradan 2 hafta geçer. Temel’in kaynanası ölür. Cenaze namazında cemaat Temel’i en ön safta görür. Namaz sonunda Dursun Temel’e:

- Ula Temel sen hani cenaze namazı kılmayi bilmeydun?

Temel ise şöyle der:

- Haçan bu cenaze namazi değildur ki bayram namazidur.

ŞÜKRÜ KIZILOT' un köşesinden / Hürriyet



:D



Politikacı eşi nasıl bakire kaldı?

Üç koca görmesine rağmen genç kadın hala bakiredir.

Bir arkadaşı merak edip sorar;

-Anlat bakalım nasıl oldu bu iş?

- Nasıl olacak? İlk kocam çok yaşlıydı. Gerdek gecesi beni görünce kalpten gitti. İkinci kocam nonoş çıktı. Üçüncü kocam politikacıydı. Yapacağımız işin ne kadar güzel olacağını vaat etmekten o işi yapmaya sıra gelmedi...



:D



O kadar palavraya Paşa da dayanamadı...

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaptığı bir ziyaretten sonra CHP Genel Merkez binasından çıkıyordu.

Cumhurbaşkanını görmek için parti binasının karşısındaki duvarda bekleyen köylü vatandaşlar, Gürsel'i görünce birden alkışlamaya başladılar.

Bu arada köylülerden biri, heyecanına yenilerek başladı yüksek sesle bağırmaya:

"Yaşşşaaa aslanların aslanı, paşaların paşası, babaların babası, Büyük Reisicumhurumuz, sayın Gürsel Paşamız, Generalimiz, Kumandanımız, babamız bin yaşşaaaa... Bravoooooooo!"

Gürsel, gözlerini hafifçe kısarak sesin geldiği tarafa baktı. Sonra da yanındaki gazeteciye dönerek fısıldadı:

"Amma da palavra sıkıyor, değil mi?"


:D
 
+Pozitif
Daimi Üye
Süleyman Demirel'e "iğneli" pusula...

12 Eylül'e giden dönemde Cumhurbaşkanı bir türlü seçilememektedir.

Nafile seçim turlarından birinde bir oy pusulasında şunlar yazmaktadır:

"Ne kendi seçildi cumhurbaşkanı

Ne Saadettin Bilgiç'e verdi huzur

Nafile turların sonunda

Terhis oldu Muhsin Batur"
:D :D :D :D
 
Golumbek
Daimi Üye
Ecevit 1997 yılı seçim kampanyasında konuşuyor: 'Bu düzen değisecektir' Bir vatandaş bağırmış: 'Düzen hayatından memnun; düzülen ne zaman değişecek?'
 
spretan
Cool Çırak
Adamın biri arabasıyla otobana çıktığında feci bir trafiğin ortasına düşer. Uzun bi süre bekler ama trafik bir metre bile ilerlemez. Sonunda ilerden gelen bir adam, bizimkinin arabasına eğilir:

- İyigünler. Teröristler yolun ilersinde başbakan Tayyip Erdoğan'ı rehin almış. Bir milyar ytl fidye verilmezse başbakanı benzin döküp yakıcaklarmış. Biz de onun için yardım topluyoruz.
- Hmm, peki diğerleri ortalama ne kadar veriyor?
- Ortalama 5 litre kadar.
- ?!?!?




Bu fıkra Bush'a ithaf edilmiş bir fıkra idi birkaç sene önce okumuştum ve hafızam yanıltmıyor ise bir takvim yaprağında.. :)
 
Üst