Sözde ermeni soykırımı

  1. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    Ermeni Sorunu


    1960'lı yılların ikinci yarısından itibaren, çeşitli ülkelerde yerleşik olan Ermeni grupların, Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyaları ile varlığını hissettiren sözde Ermeni sorunu, 1973'den sonra "Kanlı Ermeni Terörizmi"ne dönüşmüştür.

    Bu tarihten itibaren Türkiye'ye yönelik Ermeni faaliyetleri, "Dört T" planı çerçevesinde uygulamaya konulmuştur. Bu plan, sözde Ermeni sorununun tüm dünyada Tanıtılması, soykırımın Tanınması, Türkiye'den Tazminat alınması ve Toprak elde edilmesi aşamalarını içermektedir.

    Bugün, maksatlı olarak gündemde tutulmaya çalışılan sözde Ermeni sorununun ne derece mesnetsiz olduğunu ve ne tür çıkar kaygıları ile ortaya atıldığını daha iyi anlayabilmek için tarihsel gelişiminin incelenmesinde fayda görülmektedir.

    1. ERMENİ KİMLİĞİ VE TARİHTE TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ :




    Tarihte, "Ermenistan neresidir? Nerede başlar, nerede biter?" sorularına cevap vermek çok güçtür. Ansiklopedik kaynaklarda; Erivan, Gökçegöl, Nahçıvan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına gelen “Armenia”, bu yörelerde yaşayan halka ise “Ermeni” denildiği yer almaktadır.

    Ermeni tarihçilerin bir kısmı, M.Ö. altıncı yüzyılda Kuzey Suriye ve Kilikya Bölgesi'nde yaşayan Hititlerden olduklarını, bir diğer kısmı ise Nuh'un oğullarından Hayk'a dayandıklarını iddia etmektedir. Bunun yanında, Ermenistan denilen coğrafyada yerleşen ve bugün Ermeni diye adlandırılan toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yaşadıkları, sayıları ve aynı yörede ikamet eden diğer unsurlara kıyasla nüfus oranları bilinmemektedir.

    Görülüyor ki, Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildir. O halde tarih boyunca bir millet ve bağımsız devlet olma vasfını taşımayan Ermenilerin, herhangi bir bölgeye "vatanımızdır" demeleri mümkün görülmemektedir. "Büyük Ermenistan" hayalinin de, tamamen yayılmacı bir düşüncenin ürünü olduğu değerlendirilmektedir.

    Tarihsel olarak bakıldığında, Ermenilerin sırasıyla, Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türkler'in hakimiyeti altında yaşadıkları görülür. Ermeni derebeyliklerinin birçoğu, bölgeye hakim olan ve/veya Ermenileri kendi saflarına çekerek kullanmak isteyen devletler tarafından kurdurulmuştur.

    1071'de Türk hakimiyetine giren Ermenileri, Bizans'ın zulmünden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni patrikliği kurulmuştur.

    Ermeni patriğine, ruhani reisleri azletme, dini ayinleri yasaklama, cemaatinden haraç toplama, nikah işlerini yürütme ve hapis cezaları verme yetkileri verilmiştir.

    Ermeniler, 19 uncu yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı idaresinde, Türk insanının hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten muaf tutulan ve kısmen vergi muafiyeti tanınan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. Rum isyanından sonra boşalan Osmanlı hariciyesine yerleştirilen Ermenilere Osmanlı Devleti'ne hizmetlerinden dolayı "milleti sadıka" adı verilmiştir.

    Bu nedenle 19 ncu yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlı Devletinin bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni tebaanın da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.

    2. ERMENİ SORUNU NEDİR ?


    Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa'nın müdahalesine maruz kalınca, Türk - Ermeni ilişkileri kötüleşmeye başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı Devleti'ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermenilerle Türk toplumunun arasını açmayı hedeflemişlerdir.

    Özellikle Avrupa'nın bazı büyük devletleri “ıslahat" adı altında bir yandan Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri, Osmanlı Yönetimi'ne karşı teşkilatlandırmışlardır.

    Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliselerinin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır.

    Türklerin hoşgörüsüne rağmen, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türklerle mücadeleye başlayan Ermeniler, Batının desteğini alabilmek için kendilerini "ezilen bir toplum" olarak göstermeye ve "Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türklerin gasp ettiği"ni dile getirmeye başlamışlardır. Bu faaliyetlerini basın aracılığıyla duyurarak kamuoyu yaratmaya çalışmışlardır. Bu asılsız propagandalarını iddialarının kanıtları olarak bugün de kullanmaktadırlar.

    1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları Ermenilerin daha fazla Batı’ya yönelmesine sebep olmuş, karşılıklı beklentiler artmıştır. Ermeniler, Misyonerler vasıtasıyla yönlendirilmeye ve yabancı devletlerin nüfuzu için kullanılmaya başlanmışlardır. Buna karşılık Ermeniler de Batı’yı amaçlarını gerçekleştirmek için bir araç olarak görmüşlerdir [1] .

    Islahat Fermanı ile Müslümanlar ve gayrimüslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler,1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonunda, Rusya'dan "işgal ettiği doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını" talep etmişlerdir. Bu isteklerle birlikte Ermeni sorunu ortaya çıkmaya ve uluslar arası bir şekil almaya başlamıştır.

    İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır.

    3. ERMENİ İSYAN VE KATLİAMLARI :


    Ermenilerce sırasıyla, Anadolu'da: Armenakan ve Vatan Koruyucuları, Cenevre'de: Hınçak, Tiflis'te: Taşnak komiteleri kurdurulmuştur. Bu komitelere hedef olarak Doğu Anadolu toprakları, amaç olarak ise Osmanlı Ermenileri'nin bağımsızlık kazanması gösterilmiştir.

    Bu amaçla kışkırtılan Ermeni komiteleri, 1890 yılındaki Erzurum isyanı ilk olmak üzere, Kumkapı gösterisi, Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları, Sason isyanı, Babıali gösterisi, Zeytun ve Van isyanı, Osmanlı Bankası'nın işgali, II. Abdülhamit’e suikast teşebbüsü ve 1909 Adana isyanlarını çıkartmışlardır.

    Ermeniler, Türk halkına en büyük zararı, Birinci Dünya Savaşı sırasında giriştikleri katliamlarla vermişlerdir. Bu dönemde Ermeniler; Türk köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle halka büyük zarar vermişlerdir. Örneğin Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştür. [2]

    Bir İngiliz belgesine göre; Ermenilerin, asılsız iddialarının aksine Van ve Bitlis yörelerinde öldürdükleri Türklerin sayısı 300.000 ile 400.000 arasındadır
     
    #1
  2. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    4. TEHCİR KANUNU, UYGULAMASI VE SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI:


    Osmanlı Hükümeti’nin bütün iyi niyetine rağmen, ülkede Ermeni olaylarının giderek yoğunlaşması, erkek nüfusun askere alınmasından dolayı savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına Ermeni saldırılarının artması ve ordunun birçok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle mahalli isyanların topyekün bir ihanete dönüşmemesi için, cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacını doğurmuştur.

    26 Şubat 1921 tarihinde Türk Milli Mücadelesinin Önderi Mustafa Kemal Paşa, ‘Public Ledger’ (Philadelphia) muhabirine şunları söylemiştir:



    “Rus Ordusu, 1915’te bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Cinayetleri işleten ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı küçük devletlerin daha sulh zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan bilistifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı.”

    24 Nisan 1915'de Ermeni Komiteleri kapatılmış ve yöneticilerinden 235 kişi, "devlet aleyhine faaliyette bulunmak" suçundan tutuklanmıştır. Ermenilerin her yıl "sözde soykırım anma günü" olarak andıkları 24 Nisan, bu tarih olup tehcirle alakalı değildir.

    Komitelerin kapatılması, elebaşlarının ve bazı teröristlerin tutuklanması, olayları yatıştıracağına daha da şiddetlendirmiştir. Osmanlı Hükümeti son insani çare olarak; savaş bölgelerindeki halk ile Osmanlı Devleti'ne karşı casusluk ve hıyanetleri görülenlerin, savaş alanlarından uzak yerlere "sevk ve iskanı" için 27 Mayıs 1915'de "Tehcir Kanunu"nu çıkarmıştır.

    1914 yılı resmi verilerine göre Osmanlı Devleti'nde 1.234.671 Ermeni nüfusu bulunmaktadır. Bu sayı Ermeni Patrikhanesi'ne göre 2.5 milyon, Lozan Konferansı Ermeni Heyeti'ne göre 2.2 milyon, Fransız Sarı Kitabı'na göre 1.5 milyon, Britannica'ya göre 1.5 milyon ve İngiliz yıllığına göre 1 milyon olarak belirtilmektedir.

    Katolik ve Protestan Ermeniler tehcir edilmemişlerdir [6] .

    Sözde Ermeni soykırımı iddiası tamamen uydurma olup, geçerli hiçbir belge ve kanıta dayanmayan, hukuki zeminden yoksun olan ve Türk düşmanlığı üzerine bina edilen, gerçek dışı bir hayal ürünüdür.

    Nitekim ABD'li Ermeni profesör Hovannisian, 1982 yılında Münih'te yapılmış olan "Dünya Ermenilerinin Problemleri Kongresi'nde bu gerçeği, "Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zaman aşımına da uğramıştır." şeklinde dile getirmiştir.

    ABD'li Prof. Bernard Lewis ve Prof. Stanford Shaw da, sözde Ermeni soykırımının gerçek olmadığı konusundaki tezleri nedeniyle, Ermenilerin yoğun tepkisine maruz kalmıştır. Soykırım iddiası ile ilgili olarak Bernard Lewis, 1993 yılında "Le Monde" gazetesinde yayımlanan makalesinde şöyle yazmıştır: "Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur. Türklerin "tehcire" (Ermeni halkın savaş alanından alınarak başka yerlere gönderilmesi) başvurmalarının meşru nedenleri vardır. Çünkü Ermeniler, Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile ittifak halinde Türklere karşı çarpışıyorlardı". Yine Dr. Karekin Pastırmacıyan'ın "Anadolu-yı Şarki Şimendifer Meselesi" adlı kitabında, Erzurum çevresinde yaşayan 15.000 civarındaki Ermeni'nin kendi isteğiyle Türkiye'yi terk ettiği, Ermenilere Türkler tarafından baskı yapılmadığı ve soykırım gibi bir muamelenin olmadığı yer almaktadır.

    5. SOYKIRIM NEDİR?


    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu dünyada soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmak için 1948'de kabul ettiği Soykırım Sözleşmesinde, Soykırım; “bir milli, etnik, ırki veya dini grubu, grup niteliğiyle, kısmen veya tümüyle, yok etmek kastıyla;



    a. Grubun mensuplarını katletmek,

    b. Grubun mensuplarına ciddi bedensel ve psikolojik zarar vermek,

    c. Grubun maddi varlığının kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına kasten tabi tutmak,

    d. Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler dayatmak,

    e. Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek” olarak tanımlanmıştır.

    Türkiye bu sözleşmeye 1950 yılında taraf olmuştur.

    Bugün resmi/hukuki olarak; II nci Dünya Savaşı boyunca Nazilerin Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri kitlesel kıyım ve Srebrenitsa (Bosna) da Sırp milliyetçileri tarafından Boşnaklara yapılan katliam, soykırım kapsamında kabul edilmektedir [7] .

    Soykırım suçu, gerçek anlamda yukarıda örneklenmiş olan olaylarda işlenmiştir. Ermenilerin iddia ettiğinin aksine, 1915 yılında Doğu Anadolu bölgesindeki Ermenilere yönelik uygulama, sadece güvenliğin sağlanması amacıyla imparatorluk içinde başka bir bölgeye göç ettirme olup soykırım değildir.

    Ermenilerin Doğu Anadolu'da savaş ve tehcir sırasında kayıplar verdikleri doğrudur. Ancak bu kayıplar, Doğu Anadolu'da yaşanan savaş ve isyanlar nedeniyle asayişin sağlıklı olarak sağlanamaması, araç, yakıt, gıda, ilaç yetersizliği, ağır iklim şartları ile tifüs gibi salgın hastalıkların yol açtığı tahribat sonucu meydana gelmiştir
     
    #2
  3. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    6. SONUÇ:


    Ermenilerin Türklere karşı silahlı terör metodolojisini kullanmaya başlamaları, Türkiye açısından Ermeni sorununa önemli bir boyut kazandırmıştır. Özellikle Türk devlet adamlarına yöneltilen bu terörist strateji ilk defa 1905'te II. Abdülhamit'e yapılan bombalı saldırı ile başlamıştır. 1965 yılına kadar devam eden sakin bir dönemden sonra, Ermeni lobisinin desteğiyle terör hareketleri birdenbire tekrar ortaya çıkarılmıştır. Basın ve yayın faaliyetleri programlı olarak uygulamaya konulmuştur. Ermeni terörü, yurt dışındaki Türk görevlilerine, temsilciliklerine ve kuruluşlarına yönelik silahlı saldırılar şeklinde kısa zamanda hızlı bir tırmanış göstererek yoğunluk kazanmıştır. 1973 yılından 1994 yılına kadar 36 devlet görevlisi şehit edilmiştir [9] .

    Ermeni terör örgütlerinin müşterek amacı; her fırsattan yararlanarak Türkiye'yi istikrarsızlığa sürüklemek ve sözde işgal altındaki Ermeni topraklarını kurtararak, "bağımsız bir Ermenistan" kurmaktı. Bugün Ermenistan politikasında, söz konusu isteklerin değişik başlıklar altında devam ettiği görülmektedir.

    Ermenistan, bağımsızlığını elde etmesini müteakip, bağımsızlığını kazanmadan önceki yayılmacı politikasını uygulamaya koyarak Dağlık Karabağ üzerinde iddia ettiği haklarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Türkiye, Ermenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan devletlerdendir. Buna rağmen Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerini “Büyük Ermenistan’ı Kurma Hayali” çerçevesinde yürütmüş ve bugün dahi aynı politikasını ısrarla devam ettirmektedir.

    Ermenistan, soykırım iddialarının kabulü ve tesciline bağlı olarak, Türkiye'den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının iadesini sağlayarak büyük Ermenistan'ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler. Nitekim Ermenistan parlamentosu 23 Ağustos 1990'da kabul ettiği bildiride; "Ermenistan Cumhuriyeti, Osmanlı Türkiyesi ve Batı Ermenistan'da gerçekleştirilen 1915 soykırımının uluslararası kabul görmesi çabasını destekler." maddesine yer vermiştir.

    Ermenistan Parlamentosu, 1992 yılında Sovyetler Birliği ve Türkiye arasında imzalanan Kars Anlaşmasıyla belirlenen Türkiye - Ermenistan sınırını tanımadığını açıklamış, bunun üzerine Türkiye, Ermenistan’ın Türkiye’nin mevcut sınırlarını tanıdığını resmen ve yazılı olarak açıklamaması halinde Ermenistan’la ilişkilerini resmileştirmeyeceğini duyurmuştur. Sonraki yıllarda iyileşmeye başlayan Türk-Ermeni ilişkileri, Dağlık Karabağ’da savaş durumunun devamı, Azeri topraklarının 1/5’inin hala Ermeni işgali altında olması ve binlerce Azeri’nin topraklarından göç etmek zorunda kalması nedeniyle Türkiye’yi Ermenistan ile ilişkilerinde temkinli davranmaya itmiştir.

    Sözde soykırımın tanınmasını hedefleyen girişimler, özellikle Belçika, Fransa, Avustralya, Yunanistan, Lübnan, Kanada, Rusya, ABD ve Arjantin'de yoğunlaşmış ve bu ülkelerde ardı ardına soykırım anıtları dikilmeye, söz konusu devletlerin bazılarının okullarında sözde soykırım ders olarak okutulmaya başlanmıştır.

    Ermenistan’da Ter-Petrosyan yönetiminin nispeten ılımlı tutumundan sonra, Nisan 1998'de Koçaryan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte, aşırı milliyetçi hareketler serbest bırakılmış ve Ermenistan Türkiye ile ilişkilerinde sertlik yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır.

    Bunun yanı sıra Koçaryan, yapmış olduğu resmi bir açıklamada; "soykırımı hiçbir zaman unutmayacaklarını, dünyaya bu trajediyi hatırlatmak durumunda olduklarını, soykırımın cezasız kaldığını ve uluslar arası tanıma ile kınamanın layık olduğu şekilde gerçekleşmediğini" ifade etmiş, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 53. oturumunda da bilinen iddialarını tekrarlayarak, Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından abluka altına alındığını dile getirmiştir.

    Sonuç olarak; Ermenistan ve Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler; sözde soykırım iddiaları vasıtasıyla sorunun tüm dünyada tanınmasını, soykırım olarak kabul edilmesini, bu yolla Türkiye'den tazminat ve toprak talebinde bulunulmasını amaçlamaktadırlar.

    [1] Erdal Açıkses, “Göçün Ermeni Meselesindeki Rolü Üzerine” Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri. Cilt II Yay. Haz. Şenol Kantarcı vd., Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yay., Ankara, 2003, s. 3-13.

    [2] Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu Bildirileri, 13-14 Nisan 2001, http://www.belgenet.com.

    [3] Justin McCarthy, Ölüm ve Sürgün, İnkılap Kitapevi, 3. Baskı, 1998, İstanbul, s. 221.

    [4] ATASE Arşivi, BDH, Klasör No:361, E.Dosya:1030/Y.Dosya:1445, Fihrist No: 1-6 (7,8); Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri 1914-1918 Cilt 1, Genelkurmay ATASE ve Denetleme Başkanlığı Yay. Ankara, 2005, s. 147-170.

    * Kaçanlara ilişkin olarak ayrıntılı belge bilgileri için bk. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Dahiliye Fonu; (Yabancı arşiv belge bilgileri için) Ermeniler: Sürgün ve Göç, TTK Yay. Ankara,2004, s. 89-108.

    [6] Davut Kılıç, “1915’te Tehcir Edilmeyen Ermeniler”, Ermeni Araştırmaları 1. Türkiye Kongresi Bildirileri- Cilt II, Yay. Haz. Şenol Kantarcı vd., Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yay., Ankara, 2003, s. 113-120.

    [7] Hollanda’nın Lahey kentindeki BM Savaş Suçları Temyiz Mahkemesi 1995 yılında Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde en az 7.000 Boşnak erkeğin öldürüldüğü katliamı 2004 yılında Soykırım olarak nitelendirmiştir.

    [8] Ayrıntılı bilgi için bk. Hikmet Özdemir, Salgın Hastalıklardan Ölümler: 1914 – 1918, TTK Yay. Ankara, 2005.

    [9] Bilal Şimşir, Ermeni Meselesi:1774-2005, Bilgi Yay. 2. Baskı, 2005, Ankara, s. 200-204.



    Genelkurmay başkanlığı kayıtlarından alınmıştır.
     
    #3
  4. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    Asılsız iddiaya karşı sesinizi duyurabileceğimiz,tepki vereceğimiz adresler burada ​


    İsviçre Konsolosluğu
    1.Levent Plaza, A-Blok Kat: 3
    Büyükdere Cad. No. 173
    34394 Levent / Istanbul
    Tel: (212) 283 12 82, 283 12 98
    Faks: (212) 283 12 97
    E-posta: vertretung@ist.rep.admin.ch


    İsviçre Büyükelçiliği
    Atatürk Bulvarı No: 247 Kavaklıdere - Ankara
    Tel: (312) 467 55 55/6
    Faks: (312) 467 11 99
    E-posta: vertretung@ank.rep.admin.ch


    İsviçre Konsolosluğu - Antalya
    c/o Pamfilya Tourism Inc.
    Işıklar Caddesi No. 57
    07100 Antalya
    Tel: (242) 243 15 00 / 10
    Faks: (242) 242 14 00 / 01
    E-posta: antalya@pamfilya.com.tr


    Mission Genf UNOG / Genova Misyonu UNOG
    Mission suisse auprès de l'ONUG
    9-11 Rue de Varembé
    1202 Genève / Switzerland
    Tel: 0041 22 749 24 24
    Faks: 0041 22 749 24 37
    E-posta: mission-geneve-oi@eda.admin.ch


    İsviçre Büyükelçiliği - Tiflis (Ermenistan büyükelçiliği Tiflis'te!?!)
    Krtsanisi 11
    380014 Tbilisi / Georgia
    Tel: 00995 32 75 30 01 / 02
    Faks: 00995 32 75 30 06
    E-posta: vertretung@tif.rep.admin.ch


    İsviçre Uluslararası İlişkiler Federal Kurumu / İnsan Hakları Departmanı DFA - Political Affairs Division IV - Human security
    Bundesgasse 32
    CH-3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 30 50
    Faks: 0041 031 323 89 22
    E-posta: PA4@eda.admin.ch


    İsviçre Uluslararası İlişkiler Federal Kurumu / Politik İlişkiler-Avrupa Bölümü DFA - Political Affairs Division I - Europe, Council of Europe, OSCE
    Bundeshaus West
    CH-3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 36 12
    Faks: 0041 031 324 95 55
    E-posta: PA1@eda.admin.ch


    İsviçre Federal Kurum - Basın ve Bilgi Servisi
    DFA - Press and Information Service
    Bundeshaus West
    CH-3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 31 53
    Faks: 0041 031 324 90 47 / 48
    E-posta: info@eda.admin.ch


    İsviçre Federal Kurumu - Genel Sekreterlik
    FDA - General Secretariat
    Bundeshaus West
    CH-3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 30 03
    Faks: 0041 031 322 59 94
    E-posta: generalsekretaer@eda.admin.ch


    İsviçre Hükümet Sekreterliği
    Office of the State Secretary
    Mr. Michael AMBUHL
    Bundeshaus West
    CH-3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 30 24
    Faks: 0041 031 322 49 69


    İsviçre Federal Şanyölyesi
    FCh Federal Chancellery
    Ms.Annemarie Huber-Hotz
    Information Service
    Parliament Building West, 3003 Berne
    Tel: 0041 031 322 21 11
    Faks: 0041 031 322 37 06
    E-posta: webmaster@admin.ch
     
    #4
  5. LaTReLL

    LaTReLL Daimi Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2005
    Mesaj:
    724
    Beğeni:
    0
    bu konuda bende bir yazı göndermiştim saol paylaşımın için
     
    #5
  6. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    ingilizce bir metin hazırlayıp buraya ekleyeceğim.:)
     
    #6
  7. DeLiGoBeL

    DeLiGoBeL Daimi Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2005
    Mesaj:
    397
    Beğeni:
    0
    Tek kelime ile harikasın...
    Herkes elinden gelen desteği vermeli..
    Diasporalar oluşturulmalı ve Ülke dışındaki oluşumlar desteklenmeli...
    Bir maille birşeyler olmaz demeyin herkes göndermeye çalışsın..
    Yalnız İngilizce bir şablon hazırlansa sanırım daha süper olur...
    Tebrikler murattk..
     
    #7
  8. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    murattk : Harikasın dostum, süper döküman olmuş. Şu ingilizce metni yaz da göndermeye başlayalım. Herkes arkadaşlar herkes üzerine düşeni yapmalı.
    Esen kalın.
     
    #8
  9. hipo88

    hipo88 Çırak

    Katılım:
    3 Nisan 2005
    Mesaj:
    14
    Beğeni:
    0
    tesekkur ettık walahı boyle serrefsızler oldugu surece dunyanın ısı zor
     
    #9
  10. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    <<< Ermeni soykırımı iddialarına Atatürk ün cevabı ... >>>

    <<< Ermeni soykırımı iddialarına Atatürk ün cevabı ... >>>


    Ermeni diasporasının son zamanlarda giderek artan soykırım iddialarını, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, uzun yıllar önce "Dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz" sözleriyle yanıtlamıştı.
    Dünyanın, Ermeni tehciri konusunda Türk devletine karşı haklı bir ithamda bulunamayacağını belirten Atatürk, o dönemde yaşananları, "Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı" sözleriyle anlatmıştı.

    TÜRK KÖYLERİNDEKİ ERMENİ TERÖRÜ​


    Atatürk, 26 Şubat 1921’de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit’in sorusu üzerine, Ermeni tehcirine ilişkin şu tarihi gerçekleri dile getirdi:
    "Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:
    Rus Ordusu 1915’de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti.
    Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.
    Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı."

    İNGİLİZLERİN İRLANDA’YA REVA GÖRDÜĞÜ MUAMELE​


    Büyük Önder Atatürk, Ermeni tehciri ve Ermeni çetelerinin yaptıkları katliamlar konusundaki görüşlerini de şu sözlerle dile getirmişti:
    "İngilizlerin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz." "Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı." "Gerek umumi harp sırasında gerek mütarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından Müslüman ahaliye yapılan mezalim üzerinde durmak uzun bir hikaye olur." "Brest Litovks Muahedesi’nin akdini müteakip Rusların şark vilayetlerimizi tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur."

    YUNANLILARIN YAPTIĞI KATLİAMLAR​


    Atatürk, Streit’e, Yunanlıların İzmir’i işgalleri sırasında yaptıkları katliamları da şu sözlerle anlatmıştı:
    "Yunanlılara gelince, İzmir’in işgali sırasında öyle cinayetler işlemişlerdir ki, Yunanistan’ın müttefiki İtilaf Devletleri tarafından tescil edilmiş bulunan ’İtilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu’ üyeleri bile 1919 sonbaharında bu vilayeti baştan başa kat ettikten sonra hazırladıkları raporda, Yunan makamları aleyhinde son derece ağır tenkitlerde bulunmuşlardır. Yunanlıların işgal ettiği diğer bölgelerde her yaş ve cinsiyetten on binlerce Türk katledilmiştir."

    "TÜRKLER, HIRİSTİYANLARI KATLEDİYOR" İDDİALARI"​


    1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin aldığı yaraları saramadığını gören büyük devletler, İstiklal peşinde koşan Ermenilere yardım ederek Tiflis’te Taşnak, İsviçre’de Hınçak teşkilatlarını kurmalarına ve silahlı mücadele başlatmalarına yardımcı olmuşlardı. Osmanlı Devleti’nin Balkan Harbi’nden de mağlup çıktığını gören Rusya, İngiltere ve Fransa bir taraftan Türkiye’yi aralarında paylaşma planları, diğer taraftan da Taşnak ve Hınçak teşkilatlarına her türlü silah ve para yardımı yapıyordu. Bu üç devlet, Türkiye aleyhine başlattıkları çalışmaları ve 1. Dünya Savaşı’nda Türkiye’yi tasfiye etme hareketlerini kendi kamuoylarına kabul ettirebilmek için kiliseleri de devreye sokarak büyük bir propagandaya girişmişlerdi. Bu amaçla kitaplar yayınlayan ve toplantılar düzenleyen ülkeler, "Müslüman Türkler, Hıristiyan halklara zulmediyor, onları katlediyor. Hıristiyan halkları kurtarmak için Türkiye’yi ve Türkleri cezalandırmamız gerekiyor. İşte bu maksatla Türklere karşı harp ediyoruz" temasını işlemişlerdi. Ulu Önder, bu gerçek dışı propagandanın öncülüğünü yapan Lloyd George ve George Clemenceau’ya şu çarpıcı sözlerle yanıt vermişti: "Milletimiz aleyhinde söylenenler bütünüyle iftiradır. Milletimizin zalim olduğu iddiası baştan başa yalandır. Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve adetlerine riayet etmemiştir. Hatta denilebilir ki, başka dinlere mensup olanların dinine ve milliyetine riayetkar olan yegane millet bizim milletimizdir. Fatih, İstanbul’da bulduğu dini ve milli teşkilatı olduğu gibi bıraktı. Rum Patriği, Bulgar Eksarhı ve Ermeni Kategikosu gibi Hıristiyan din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her türlü serbestlik verildi. İstanbul’un fethinden beri, Müslüman olmayanların mezhar bulundukları bu geniş imtiyazlar milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en büyük müsaadekar ve civanmert bir milleti olduğunu ispat eden en büyük delilidir."
     
    #10
  11. baraque

    baraque Cool Çırak

    Katılım:
    20 Şubat 2005
    Mesaj:
    53
    Beğeni:
    0
    eline koluna araştırmana zamanına tşkler üstadım.güzel bir konuya deginmişsin.ben bıktım bu soykırım lafından vallahi.yapmadıgımız birşeyi yaptı diyorlar.ohhh etmişiz iyi etmişiz keşke şimdide yapabilsek diyesi geliyor insanın.bunları güzel güzel bi bi cikeceksin.zamanında yaptıgımız ilgisizligin acısını cekiyoruz işte.avrupada sanırım lobi oluşturmak cok önemli bu bir daha tekrardan gördük.adamlar istedikleri gibi cirit atıyorlar.ŞİMDİDE FRANSADA ERMENİ SOYKIRIM ANITI ACMIŞLAR.BEN DERİMKİ FRANSIZ MALLARINI BOYKOT ETMEKTE FAYDA VAR.KOKULARINI SÜRMEMEK GİYSİLERİNİ ALMAMAK GEREK.DESTEK VRECEGİNİZİ UMUYORUM.OYNAK İSVİCRE SAATİ GİBİ FRANSIZLAR.
     
    #11
  12. far away

    far away Forum Kalfası

    Katılım:
    26 Ocak 2006
    Mesaj:
    1,019
    Beğeni:
    0
    murattk arkadşım sağol varya çok paylaşımcısın ve paylaştıkların harika benden sana + karma umarım verebilirim.

    Benim en çok sinirlendiğim konulardan biri de bu soykırım olayı. Ya kanıtları var dimi kardeşim neden hala uğraşıyolar ki yalan yere? Varya aslında gerçekten bi soykırım yapacaksın. Tüm bu sorunların kökünü kazıyacaksın. Sözüm sadece Ermenilere değil... Tüm sorun çıkaran , vatanın huzurunu bozan, bölmeye çalışan tüm insnaları... Sonra ortada bi sorun kalmıcak ve göğsünü gere gere evet gerçekten yaptım diyeceksin olay bu...
    zaten tüm milletler Türk Askeri 'nden korkar. Bunu herkes biliyo...
     
    #12
  13. |\|eo

    |\|eo Forum Kalfası

    Katılım:
    2 Mart 2005
    Mesaj:
    812
    Beğeni:
    0
    Ermenİ DÜzenbazliĞina KarŞi

    KONUNUN YERİ BURASI DEĞİL GENEL BÖLÜME AÇMALIYDIM AMA BURASI DAHA UYGUN OLUR DİYE DÜŞÜNDÜM.

    http://www.msnbc.msn.com/id/12412125/

    YUKARIDAKİ İNTERNET ADRESİNDE ABD'DE TV KANALLARINDA GÖSTERİLMİŞ OLAN ERMENİ İDDİALARININ YERALDIĞI BİR BELGESEL PROGRAMDAN SONRA TÜRK TEZLERİNİN DE TARTIŞILACAĞI BİR AÇIK OTURUMUN GEREKLİ OLUP OLMADIĞI SORULMAKTADIR.

    YUKARIDAKİ LİNKE TIKLAYIP "YES" OYU KULLANINIZ.

    SAYGILAR....


    NOT : ERMENİLER DE OY KULLANARAK ÇEKİŞME İÇİNE GİRMİŞLERDİR . OYLARI ZAMAN ZAMAN BİZE YETİŞMEKTEDİR. LÜTFEN DUYANLAR DUYMAYANLARA, MESSENGER LİSTESİNDEKİ HERKESE VE MÜMKÜNSE DİGER FORUMLARA BİLDİRSİN.


    NOT= ''YES'' TIKLIYANLAR BURAYA CEVAP OLARAK EVET YAZARSA SEVİNİRİM KONU ÜSTTE KALMIŞ OLUR HERKES GÖRÜR DİYE DÜŞÜNÜYORUM...


    Alıntıdır.
     
    #13
  14. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    sabit başlığa taşıyorum :)
     
    #14
  15. ESTERGON

    ESTERGON Genel Moderator

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesaj:
    10,873
    Beğeni:
    15
    Neo : Güzel kampanya duyarlı olmak lazım
    EVET
     
    #15
  16. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    Ermeni Sorunu - İddialar ve Gerçekler 428 mb

    [​IMG]


    Asılsız Ermeni iddialarına karşı, ülkemizin tezleri konusunda daha fazla bilgi edinmeleri için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkçe, Fransızca, Almanca ve İngilizce olarak hazırlanan " ERMENİ SORUNU - İDDİALAR ve GERÇEKLER " isimli CD'nin içeriği zip'li şekilde​



    Buradan indiriniz

    alternatif link.

    http://www.meb.gov.tr/ErmeniSorunu/ErmeniSorunu.htm
     
    #16
    - Yönetici düzenlemesi: : 2 Mayıs 2006
  17. MuRaTTK

    MuRaTTK Co-Admin

    Katılım:
    18 Şubat 2005
    Mesaj:
    9,563
    Beğeni:
    17
    alternatif link verdim :)
     
    #17
  18. dockhanger

    dockhanger Forum Ustası

    Katılım:
    9 Ocak 2006
    Mesaj:
    25,360
    Beğeni:
    10
    çok süper bilgi vermişsin sahol bu arrada şimidi bu yapıla n şeyler aynı mesela ben geliyorum ibşi paylaşıyorum nerde çıktıhını bilmedihim bi anda akrep oo7 gib adamlar çıkpo daha önce verildi yok bu böle yopk şu böle işte ermeni meseleside böle bişi karalama kampanyası yapmak için bribirleriyle yarışırlar bu böledri zaten emek veren çalışanmı engel olmak isterler türkiye çalışkan bi ülke önün kesmeye uhraşıyorlar ub olamaz asla bi kaç kişi oturup hadi bişi çıkaralım oda şu olsun ermeni soykırımı bi kaçtan fohraf var elimde oovv babacan çok süpersin hadi ermeni soykırımı çıkralalım artık diye olmuştuır
     
    #18
  19. pr3ns3s_

    pr3ns3s_ Forum Kalfası

    Katılım:
    7 Nisan 2006
    Mesaj:
    1,045
    Beğeni:
    0
    ermeniler zaten bu savaslardan bilmem kac yil sonraa soykirim iddiasi ile otmeye baslamistir bunlar sadece turklugun sanli adini kotulemeye calisma cabalaridir ama biz turkuz ve sanimizdan asla kaybetmeyiz soy kirim yapacak kadar cani bir millet de degiliz
     
    #19
  20. penche1

    penche1 Çırak

    Katılım:
    4 Mayıs 2006
    Mesaj:
    3
    Beğeni:
    0
    slm arkadaşlar.size şimdi en büyük soykırımı anlatacagım.
    ben anadolu okullarından birinde okumaktayım.okulumdan da gayet memnunum...
    neyse saadete gelmek istiyorum.
    günlerin birinde isveçten bazı öğrencilerin projeleri gereği türkiyeye gelmeleri gerrekiyordu.neyse bizde buyursunlar başımızın üstünde yerleri var dedik.biz bu asil(!)insanları evimizde misafir ettik.yemedik yedirdik,içmedik içirdik onlara çok iyi baktık.anlayacagınız misafirperverlşigimöizi sonuna kadar gösterdik ve evlerine gittiler.daha sonra ise sıra bizim türk arkadaşlarımıza geldi ve isveçe gittiler.
    ilk gün iyi has geçinmişler,,ikinci gün geçinmişler,,üçüncügün derken beşinci gün bu bizim arkadaşın bitanesi bu arkadaşın annesiyle muhabbete başlamış.(çocuğun isveçli arkadaşının annesi ise türklere önceden beri gıcık kapıyormuş)neyse muhabbet ermeni soykırımına gelmiş.yok yaptınız,yok yapmadınız...çocuğun annesi çok kızmış ve bizim türkü yaka paça neyi var neyi yok toplatmış gecenin 1inmde dışarı atmış.
    iişte medeni bir millet (!)
    işte soykırım yapıldıgını iddia eden bir millet(!)
    işte üstün bir millet(!)
    TÜRKDEN DAHA YÜCESİ YOK.
    TÜRKLÜKDEN DAHA YÜCESİ YOK.
    lütfen bana yardım edin.elimden gelen tek şey onların sitelerine girip onları ermeni soykırımı hakkında bilgilendirmek
    onu da nasıl yapacagımı bilmiyorum
    lütfen bana yardım edin
     
    #20
Yükleniyor...