Yerli Yabancı Sanatçı ßiyografileri | Page 8 | Wardom Bilginin Adresi, Forum ve Bilgisayar Güvenliği

Yerli Yabancı Sanatçı ßiyografileri

whimper

Forum Kalfası
Angel Witch



Çıkış yeri:: İngiltere
Çıkış tarihi:: 1979
Türü:: New Wave Of British Heavy Metal
Durumu:: Aktif



Grup Üyeleri; :


Kevin Heybourne 1979- Vocals, guitars
Lee Altus 2003- Guitars
Jon Torres 1989-2000, 2003- Bass
Tom Hunting 1989-2000, 2003- Drums, vocals


Eski Üyeler; :

Kevin "Skids" Riddles 1979-1981 Bass
Dave Dufort 1980-1981 Drums
Dave Hogg 1979-1980, 1984-1985 Drums
Roger Marsden 1982-1982 Vocals
Ricky Bruce 1982-1982 Drums
Jerry Cunningham 1982-1982 Bass
Pete Gordelier 1984-1986 Bass, vocals
Dave Tattum 1984-1986 Vocals
Spencer Holman 1984-1986 Drums
Grant Dennison 1989-1989 Bass
Doug Piercy 1990-2000 Guitars
Keith Herzberg 2000-2002 Guitars
Ritchie Wicks 2000-2002 Bass, vocals
Scott Higham 2000-2001 Drums
Stephen "Ace" Finchum 2001-2001 Drums
Myk Taylor -1998- Guitars, keyboards

Diskografi; :

1980 Angel Witch
1981 Loser (EP)
1985 Screamin' And Bleedin
1986 Frontal Assault
1990 Live (konser)
1996 '82 Revisited (konser)
2000 Resurrection (toplama)
2000 2000: Live At The LA2




New Wave Of British Heavy Metal'in ilk ve efsane gruplarından biri olan Angel Witch 1979 yılında Kevin Heybourne (gitar), Kevin Riddles (bas) ve Dave Dufort (davul) tarafından kurulur. 1980 yılında "Angel Witch" adlı ilk albümlerini yayınlarlar. Grup 1981 yılında "Loser" adlı EP'yi yayınladıktan sonra dağılmıştır. Ama Kevin Heybourne bir sene sonra grubu yeniden toparlamak ister ve Deep Machine grubundan Roger Marsden ve Ricky Bruce ile birlikte Angel Witch'in yeni formunu oluşturur. Ancak Marsden'in sesinin gruba uymaması onu grup ile yol ayrımına getirecektir. Grup 1982 yılında tekrar dağılır ve Heybourne soft rock tarzındaki Blind Fury grubunu kurar. Ancak 1984 yılında Angel Witch'i yeniden toplama zamanı gelmiştir. Grup "Screamin' And Bleedin" (1985) ve "Frontal Assault" (1986) olmak üzere eski stilinden farklı iki albüm yayınlar. 1987 de Hollanda'da Dynamo Festivalinde sahne alırlar ve 1989 yılında da Laaz Rockit grubuyla California turnesine çıkarlar. "Frontal Assault" grubun önceki albümlerinden çok farklı ve çok fazla melodik öğeler içeren bir albüm olmuştur. Heybourne o dönemde Angel Witch'i Amerika'ya taşımayı düşünür ancak grubun diğer üyeleri bu fikri beğenmeyecektir. Bunun üzerine Heybourne Amerika'ya geçer ve grubu yeni üyelerle baştan kurar. Grubun yeni biçimi Heybourne (gitar), Jon Torres (bas), Tom Hunting (davul) ve Doug Piercy (gitar) olacaktır. Ancak ilk turnelerinde Heybourne tutuklanır ve sınır dışı edilir. Çünkü çalışma izni bulunmamaktadır. Ve Heybourne'un olmadığı bir Angel Witch kısa sürede dağılacaktır. Bir dizi yaşanan problemlerden, grup içi çatışmalardan sonra 2000 yılında Angel Witch yeni bir form ile konserlerde seyircinin karşısına çıkar. Ağustos ayında Almanya'da Wacken Open Air festivalinde sahne alırlar. Aynı sene Castle Records tarafından Angel Witch klasikleri toplama albüm olarak "Resurrection" adıyla piyasaya sürülür. Grup bu yıllarda da çalışmalarına bir kaç kez ara vermiş olmasına rağmen 2003 yılında kadro son şeklini almıştır.



ANNIHILATOR



Çıkış Yeri: Kanada
Çıkış tarihi: 1984
Türü: Thrash
Websitesi: http://www.annihilatormetal.com

Üyeler
Vocals: Dave Padden [2003-]
Guitars: Jeff Waters [1984-]
Guitars: Currand Murphy [2001-]
Bass: Sandor de Bretan [2004-]
Drums: Rob Falzano [2004-]


Klasik muzik egitimi almis Kanadalı gitarist Jeff Waters ın projesi olan grup "Phantasmagoria" EP si ile yeraltı sahnesinde tanındıktan sonra ilk albumu "Alice In Hell" ile büyük başarı kazandı. Albumdeki gitarlari ve baslari Waters çalmıs, prodüktörlügü de kendisi yapmisti. Vokalde Randy Rampage ın davulda Ray Hartmann ın yer aldıgı ve kayıtlardan sonra gitarda Anthony Greenham ın ve basta Wayne Darly in eklemeler yaptıgı album, plak şirketi Roadrunner ın en cok satan debut albumu olma ünvanini kazandi. Daha sonra Green Ham in yerine Dave Scott Davis in ve Rampage in yerine eski Omen elemani Coburn Pharr ın alınmasıyla ikinci albumleri "Never, Neverland" ı cıkardılar. Bu da kusursuz bir calismaydi ve ilk albumden daha melodikti. "Phantasmagoria" nın yeni bir versiyonunu cıkardıktan sonra tekrar bir kadro degişimi yaşadılar ve gitara Neil Goldberg in ve vokale Aaron Randall ın geçmesiyle 1993 te "Set The World On Fire" ı piyasaya surduler. Bu album digerleri kadar olumlu eleştiriler almadı ancak Thrash üzerine yaptıgı deneysel girişimleriyle ilginç bir çalışmaydı. Bir toplama album olan "Bag Of Tricks" in ardından da aynı sene Music For Nations a geçip "King Of The Kill" i çıkardılar. Bu albumde vokale Waters, davula Black geçmiş, ayrica gitara Dave Davis ve basa Cam Dixon eklenmisti. Annihilator melodik Thrash metal e yeni bir boyut kazandırdı, yaptıgı güçlü müzikle geniş bir hayran kitlesi edindi.


DISKOGRAFİ
1989 Alice In Hell
1990 Never Neverland
1993 Set The World On Fire
1994 King Of The Kill
1996 In Command [Live]
1996 Refresh The Demon
1997 Remains
1999 Criteria For A Black Widow
2001 Carnival Diablos
2002 Waking The Fury
2003 Double Live Annihilation [Live]
2004 The One [EP]
2004 All For You
2005 Schizo Deluxe
2006 Ten Years In Hell [DVD]

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Eski Üyeler:

Vocals: John Bates [1984-1985]
Vocals: Dennis Dubeau [1987-1989]
Vocals: Randy Rampage [1989-1990, 1998-2000]
Vocals: Coburn Pharr [1990-1992]
Vocals: Aaron Randall [1992-1993]
Vocals: Joe Comeau [2000-2003]
Guitars: Dave Scott Davis [1989-1990, 1993-2001]
Guitars: Anthony Greenham [1988-1990]
Guitars: Neil Goldberg [1992-1993]
Bass: Dave Scott [1984-1985]
Bass: Wayne Darley [1989-1994]
Bass: Cam Dixon [1994-1995]
Bass: Lou Bujdoso [1995-1995]
Bass: Russell Bergquist [2000-2004]
 

aligan.mst

Cool Üye
Therion Biyografisi

Therion ; ilginç grupların şahı ..



Therion aslında tek bir kişinin grubu denebilir . Grubun kurucusu ve en başından beri dahil olan tek üyesi ve müzik sözlerinin çoğunun yazarı olan Christopher Johansson bu grubun tek asil üyesidir . Christopher ayrıca Dragon Rouge adında bir topluluğun üyesidir . Bu topluluk kara büyü ve doğaüstü güçleri keşfetmeyi amaçlayan insanlardan oluşur ve bu grubun kurucusu Thomas Karlsson , son birkaç Therion albümünde şarkıların sözlerinin yazarlığını yapmıştır. Therion'un müziğinin ve şarkıların sözlerinin gidişatına bakıldığında, Christopher Johansson'un Thomas ile tanışıp Dragon Rogue'a girdiğini varsayarak, bu tanışmanın ikinci albüm civarlarına denk geldiğini tahmin edebiliriz. İlk albümde emperyalizm karşıtı tamamen düz müzik ve üzerine döşeli düz sözlerden oluşan , sözlerin anlamına dayalı bir müzik varken , üçüncü ve dördüncü albümde grup Lilith ve Naamah ile ilgili şarkılar hazırlamaya başlanmıştır .

Therion bütün diğer Heavy Metal gruplarının sunduğu ağlak , basit , hayata isyan eden şarkı sözlerinin dışında Dünya üzerindeki neredeyse tüm doğaüstü olayları , mistik objeleri ve tanrıları konu eden olayları şarkı sözlerine katar . Therion'un sözlerinden anlam çıkarmak ve öğrenmek benzersizdir . Ginnungagap'ın manasını öğrenmek bile insana ayrı bir haz verir ve şarkıyı bilincinizde çok ayrı bir konuma yerleştirirsiniz . Sözlerin yanında kullanılan çeşitli enstrümanlar dinleyiciyi gerçekten dünyalardan dünyalara uçurur . Keman ile yükselip , piyano ile etkilendiğiniz , gitar ile koptuğunuz bölümler var parçalarda . Eğer bir Therion parçasının yapımında Opera vokalistleri varsa kendinize gelmeniz uzun sürebilir .

İlk albümde brutal vokal yapan Christopher zamanla kenara çekilip ve gitarıyla ilgilenmeye başlamıştır . Bu da müziğin daha çeşitli bir hal almasında katkılı olmuştur . İlk albüm tam anlamıyla Death Metal iken , sonraki tarzları senfonik/operatik olarak tanımlanmıştır .

Therion 1987 yılında Blitzkrieg adı altında kurulmuştur . Sonradan isim Megatherion olarak değiştirilmiş ve 1991'de isim şimdiki halini almıştır . 1991'e kadar olan süre zarfında grup birkaç demo çıkartmıştır . İki tanesi kendi imkanlarıyla ve bir tanesi de küçük bir şirketin yardımıyla hazırlanmıştır . Bu demolardan sonuncusu , Time Shall Tell dikkat çekmeyi başarır ve ardından grup 1991 yılında "...of darkness"'ı çıkarır .

Time Shall Tell



Grubun çıkardığı demo albümlerin sonuncusudur , tanınmayı başarmış ve Therion'un gelecekte yapacağı albümlerin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

...Of Darkness



Genocidal raids
They have praised the Oath
In United States
Now they sell death

Genocidal Raids


Albüm tamamen Death Metal'dir . Melodik bir özellik taşımaz . Öne çıkan ve ifade istenmek istenen sözlerle Coca Cola'ya, McDonalds'a, Amerika'ya laf eder , dünyanın ve doğanın kötüye gidişinden bahseder . Müziklerin çoğu güzel bir temel melodiye oturtulmuştur ama bunlar çok basit ve hiç değişmeyen ritmler olduğu için bir yerden sonra dinleyiciyi sıkıyor ve hatta zaman zaman saf gürültü gibi geliyor . İlk şarkı olan The Return'ün girişi hoş, Megalomaniac'ın bazı yerlerde tatlı bir ritmi var ama albüm böyle küçük şeylerden öteye gidemiyor. İlla hangi şarkı en iyi şekilde öne çıkıyor diye sorulursa The Return denilebilir. Sözlerin isyankar içeriği bir yana, vokalin başarısızlığı da kötü bir etki yapıyor . Yine de dinlenemeyecek bir albüm değil, sadece tercih edilmeyecek bir albüm.

Beyond Sanctorum



...Of Darkness'ın çıkışı uzun sürünce grup bir sonraki albüm için şarkı yazmaya başlar ve ardından aynı yıl içinde yeni albüm Beyond Sanctorum çıkar.

Through all dimensions and ages
You'll be the master of your soul
You are the lord of your own mind and will
No enslaver will control your fate

The Way


...Of Darkness'a göre daha iyi bir albüm denebilir . Müzik yine Death tarzındadır ama araya serpiştirilimiş klavye tonları, clean vokaller ve şarkıların konularının farklılığı grubun gelecekteki tarzının ilk göstergeleri olarak gösterebilir . Müzik bir önceki albüm kadar tekdüze değil, güzel değişimler ve geçişler bulunmakta . Daha sonra A'arab Zaraq Lucid Dreaming'de enstrümantal halini dinlenebilecek Symphony of the Dead'in ilk versiyonu bu albümde bulunuyor ve şarkı hiç de fena değil . Bunun yanında grubun ilk yavaş ritmli şarkısı Paths güzel denebilir . İlk şarkı Future Consciousness'ın 2:50'den itibaren başlayan uzun ve güzel bir bitişi var. Cthulhu pek bir gaz ve The Way 11 dakikalık - Therion'un son haline göre daha gürültülü de olsa - bir şaheser (vokallerin olduğu kısımlar hariç) . Of Darkness gibi kaçılması gerekmeyen , ilerleme kaydedilmiş bir albüm sayılır . Farklı elementlerin de mevcut oluşunun bu farklılıkta payı var . Fakat albüme adını veren şarkı Beyond Sanctorum'u dinlemeden geçebilirsiniz.

Symphony Masses - Ho Drakon Ho Megas



Beyond Sanctorum'dan sonra senfoniye kendini kaptıran Christopher , grubu bu yönde götürmek istedi ve Symphony Masses - Ho Drakon Ho Megas 1993'te çıktı.

Hail mighty warrior of doom
Qliphoth, Raven, rise up from the dark
Rise up, fly high, earthquake shakes the ground
Thunder, Lightning - Give me all your signs

Baal Reginon


Christopher'ın kendi deyişiyle , Ho Drakon Ho Megas Therion'un "en deneysel albümü." . Gerçekten de birçok farklı element ve esinlenme barındıran bir albüm . Arap/İran esintilerinden , 80'lerin Heavy Metaline ve tabii ki klasik müziğe kadar birçok uç noktayı birbirine bağdaştırmıştır . Albümde klavyenin yardımlarıyla klasik müzik enstrümanlarının Death Metale katılmasıyla oluşan çok güzel kısımlar var , mesela Ho Drakon Ho Megas ikilemesi - özellikle ikinci kısmın başı çok güzeldir . Bunun dışında, bu albümdeki vokal daha önceki albümlerdekinden nispeten daha iyidir , bu da Baal Reginon ve A Black Rose gibi şarkıları dinlenebilir kılar . Çünkü sağlam müziklere sahiptirler . Bu albümde klavyenin payı dahada fazladır - Symphoni Drakonis Inferni'de görüldüğü gibi . The Ritual Dance of Yezidis diye de bir enstrümantal bir şarkı var ve kötü değil , Procreation of Eternity yine dinlenebilir şarkılardan.

Lepaca Kliffoth



Ho Drakon Ho Megas'ın ardından klasik müziği kendine benimseyen grup iki opera vokalistiyle birlikte çalışır ve Lepaca Kliffoth'u 1995 yılında çıkartır .

Cast upon the nightheavens
Riding your desires
To be cast beneath the seas
Behind your sleeping mind

The Beauty In Black


Klavyenin artık gitar kadar söz hakkında sahip olduğu bu albümde artık müziğin Death Metal'den oldukça uzaklaştığı söylenebilir . Christopher bu albümde fazla Brutal Vocal yapmıyor , bazı şarkılarda fısıldıyor ve bazılarında sesi çıkmıyor . Müziklerdeki melodiklik olduğu gibi hissediliyor . Bu albüm bize Arrival of the Darkest Queen girişiyle The Beauty In Black adında bir şarkı sunuyor , ki bu şarkının daha sonraki bir çok şarkılarından daha iyi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim . Bunun yanında Evocation of Vovin, Black ve Darkness Eve gibi şarkılar da grubun geleceğini ve izleyeceği yolu gösteriyor . Bu ve bundan sonraki albüm olan Theli'da grubun bateristliğini yapan Piotr Wawrzeniuk, Theli'da ve daha sonra diğer albümlerde konuk şarkıcı olarak bulunuyor.

Theli



Uzun süredir kafasındakini yapmak için gereken bütçeyi bu albümden sonra denkleştirebilen Christopher Johansson , sonunda gerçek enstrümanlar kullanarak bir senfonik metal albümü , Theli'yi 1996'da çıkarıyor.

The seven ones of Babel
Offer the grail of ecstasy
To open the Eye of Shiva
Through the great work of ecstasy

Cults of the Shadow


Albümde sonunda gerçek keman seslerini duyabiliyoruz . Yapmak istediğini gerçekten iyi yapıyor Chris ve ortaya grubun o ana kadarki açık ara farkla en iyi albümü çıkıyor . Klasik müziğin yanında gitar kuvvetini kaybetmiyor , hatta Theli gitar ağırlıklı bir albüm . Şarkı sözlerinde , Ho Drakon Ho Megas ve Lepaca Kliffoth'ta oturmaya başlayan gelenek bu albümden itibaren şeklini buluyor ve çok az değişikliğe uğruyor . Çeşitli mitoloji ve doğaüstü efsanelere göndermelerle dolu , ilgi çekici ve karanlık bir atmosfer şarkı sözlerinin temelini oluşturuyor . Özellikle To Mega Therion , Invocation of Naamah , Cults of the Shadow ve The Siren of the Woods kesinlikle dinlenmesi gereken , ne türlü olursa olsun ucundan metal dinleyen herkesin elinde bulundurması gereken Theli parçaları . Opus Eclipse'de Senfonik Metal'de enstrümantal bir şarkının nasıl olması gerektiğini gösteren bir parça .
 

aligan.mst

Cool Üye
A'arab Zaraq Lucid Dreaming



Therion başarlıların ardından 10. yılını kutlamak için bir albüm çıkarma kararı alıyor ve A'arab Zaraq Lucid Dreaming 1997 yılında satışa sunuluyor .

Fly
Fly to the rainbow
Fly away
So far away

Fly to the Rainbow (Scorpions cover)


Aslında bu albüm Theli'ya sığmayan şarkıların Single CD'si olarak çıkması fikrinin geldiği son nokta . Albümün ilk iki şarkısı grubun kendisinin , onların ardından birer tane Scorpions (Fly to the Rainbow), Iron Maiden (Children of the Damned), Running Wild (Under Jolly Roger) ve Judas Priest (Here Come the Tears) coverları var . Albümde ayrıca Beyond Sanctorum'daki Symphony of the Dead'in kısaltılmış ve enstrümantal versiyonu ve Christopher Johnsson'un "the Golden Embrace" isimli bir film için hazırladığı Soundtrack parçalarının orjinal ve Theiron versiyonları bulunuyor . Dinlenmesi gereken yegane şarkı ise Fly to the Rainbow'un yeni hali , orjinalinden çok daha kulağa hitap eden ve orjinalinden daha iyi bir cover .

Vovin



Theli'ın ardından klasik müzikle devam eden grup 1998'de en iyi albümleri sayılabilecek Vovin'i çıkartıyor .

Key of night,
Open up!

Clavicula Nox


Grubun en iyi albümü denebilir . Güzel olmayan şarkı yok, güzel olan şarkı da yok . Şarkıların tümü muhteşem ve mükemmel diyebiliriz . Theli ve sonrasındaki tüm şarkıları gibi birbirinden farklı bir çok duyguya aynı anda sürükleyen , korolarıyla insanı yükseltip kemanla uçururken gitarla yere vuran müziklerin kalitenin üst noktasına dayanması bu albümde gerçekleşiyor . Gitar ve klasik müzik arasındaki denge inanılmaz ; ne Theli'deki gibi gitarların ağırlığı, ne de Deggial'daki klasik yoğunluk mevcut . Albümde dinlenmesi gereken şarkıları söylemek gerekirse Wine of Aluqah ve Clavicula Nox denebilir . The Rise of Sodom and Gomorrah'ı ise bir Therion klasiği olarak dinlemelisiniz .

Crowning of Atlantis



Vovin'in ardından bir EP çıkartmaya karar veren grup , yapımcının isteği üzerine mini-CD'ye bir kaç şarkı daha ekleyerek tam bir kayıt haline getirir ve Crowning of Atlantis 1999'da çıkar .

Thor the mighty, Thor the brave
Crush the infidels in your way
By your hammer let none be saved
Live to die on that final day

Thor (Manowar cover)


Vovin'e girmeyen iki şarkı ve Deggial'e girecek bir şarkı , üç tane cover ( Manowar - Thor , Loudness - Crazy Nights , Accept - Seawinds ) ve üç tane de Live kayıttan oluşan , grubun tesadüfen bir asıl albüm olmuş bir albümü Crowning of Atlantis . Bir de Clavicula Nox'un orjinali kadar güzel , female yerine male vokalli , piyanoyla desteklenmiş yeni bir versiyonu vardır ki , o da dinlenmelidir . Crowning of Atlantis parçasıda çok başarılıdır . Bunun dışında çok da üstünde durulası bir albüm değil , özellikle Deggial yoldayken .

Deggial



Grubun müziğinde klasik müzik Vovin'den sonra iyice ön plana çıkar ve Deggial 2000 yılında ortaya çıkar .

Deep in the wood, in the dark, there's a way
Follow this path and you'll meet a strange crowd

Via Nocturna [the path]


Kemanların yanında üflemeli çalgıların da bulunduğu bu albüm Therion'un klasik müzik açısından en zengin albümü . Gitar albüm boyunca çok az yerde bir orkestranın yanında çalıyor izleniminden kurtulup kontrolü eline alıyor . Fakat bunun kötü bir etkisi yok . Gitarın yoğunlaşması , daha önceki Therion albümlerinden geçerli tarzdan uzaklaşmadan farklı olmasını sağlıyor . Ayrıca kemanların ve flütlerin müziği yönettiği şarkılarda gitarı da duymak farklı bir tat veriyor . Bütün şarkıların dinlenmesi gerektiği bir albüm yine , özellikle Via Bocturna , Seven Secrets of the Spinx , Eternal Return ve O Fortuna . Eternal Return'de, Via Nocturna'da uzunca girişleriyle insanı mest eden , albümün geneline uygun bir şekilde klasik ağırlıklı hoş şarkılar . O Fortuna ise therion'un yorumuyla farklı ve güzel olmuş .

Secret of the Runes



Konsept bir albüm olarak çıkan ve İskandinav Mitolojisini işleyen Secret of the Runes , 2001 yılında satışa sunuluyor .

Spark in the nothingness
Heat of creation
Make the ice start to melt
Life wake up in the void.

Ginnungagap


İskandinav Mitolojisi'nin başlangıcı olan , evrenin yaratılmasından önceki boşluk anlamına gelen Ginnungagap'la başlıyor albüm . Onun ardından 9 ayrı dünyayı anlatan birer şarkı ve kapanışta albümle aynı isimli şarkıyla sonra eriyor . Bonus olarak bir ABBA (Summernight City) bir de Scorpions (Crying Days) coverları var . Konsept albüm olmanın getirdiği sıkışıklığı çok güzel bir şekilde bertaraf ederek güzel müzik yapmayı beceriyor grup ve elindeki her türlü malzemeyi paylaşıyor bizimle . Midgard , Asgard , Schwarzalbehneim özellikle tavsiye edilebilecek şarkılar , ama konsept albüm baştan sonra dinlenmedikçe zevki çıkmaz . Dinleyiniz .

Lemuria ve Sirius B

Lemuria



Secret of the Runes'tan sonra 2002'de grup bir Live albüm çıkartıyor ( Live in Midgard ) ve zorlu bir işe soyunuyor . Sirius B ve Lemuria , ikiz albüm olarak 2004'te beraber çıkıyor .

Eiwar, Eiwar, take an arrow from the sun
Abaris, pilgrim from the regions of darkness
Eiwar, Eiwar, bend the bow now and shoot now
Abaris, bowman, shoot an arrow from the sun

An Arrow From the Sun


Lemuria , kayıp Mu kıtasının diğer adı fakat bu Secret of the Runes gibi bir konsept albüm değil . Yine farklı mitolojik ve efsanevi konular üzerine şarkılar ve garip duygular içine sokan müzikler var . Typhon ve the Ships of Berik'te Chris'in tekrar brutal vokale döndüğünü ve bu sefer gerçekten iyi döndüğünü görüyoruz . İlk albümlerdeki gibi kulağı rahatsız eden değil , olması gerektiği gibi bir tona sahip . Şarkıların hepsi gerçekten çok güzel ve hepsinin ruhunuza kattığı ayrı bir duygu var . An Arrow From the Sun , Lemuria ve Abraxas çok yerinde ve çok güzel müziklerle bezeli iyi şarkılar . Özellikle Abraxas "tanrısal" denebilecek bir özelliğe sahip güzellikte . Bunun yanında Lemuria'nın "When the sailman's sailing away" diye başlayan melodisi çok güzel .

Sirius B



Into a fruitless desert, into a darker day
The world is falling down and the sun is painted grey
You hear no happy laughters, see only greedy grins
Kali is our mother and we're all into her play

Kali Yuga , Pts. 1


Lemuria'dan farklı , birbirinden ayrı albümler olduğu anlaşılabilecek kadar farklı bir albüm Sirius B . Lemuria'nın Vovin'dekine benzer dengesinin tersine , Sirius B bu yönden biraz daha Theli'a benziyor . Fakat bu onu Vovin'den daha iyi bir yere getiriyor . Lemuria'daki gibi bu albüm de Therion'un bir süredir (iki albümdür) sadece koro türü vokaller kullanmasının yanında solo vokale dönüş yaptığı bir albüm . Mats Leven, Piotr Wawrzeniuk gibi konuk şarkıcılar bu solo vokal işini yapmışlardır . Sirius B'de dinlenmezse ayıp olacak şarkılar ise , Voyage of Gurdjieff, the Khlysti Evangelist, the Wondrous World of Punt , Kali Yuga ve Dark Venus Persephone . Özellikle Voyage of Gurdjieff çok güzel , senfoni orkestrasıyla birlikte çalınışını canlı dinlemek istiyorsunuz .

Bir de şu var ki , grup biraz da "hayvanadam"lık edip bu son çift albümde toplam 171 müzisyenle çalışmıştır . Ciddi ve büyük bütçeli bir uğraşı söz konusudur . Grup diğer grupların aksine elinde olan her imkanı ve enstrümanı en iyi şekilde kullanıp dinleyicisine bu albümleriyle sunmuştur .

Gothic Kabbalah



The nectar and the bloodred wine, intoxicatate, expel the time
O' Hermes Trismegistos, Orpheus, Zarathustra, Pythagoras and Plato
Mediate her message!
Rise O' wise Venus, Rune Rediviva!

Adulruna Rediviva


Therion'un önceki albümlerinden çok farklı olarak Gothic Kabbalah'ta bass gitar öne çıkarken , neredeyse hiç semfonik enstrümana veya koroya rastlamıyoruz . Bir önceki albümlerinde yüze yakın solistle çalışan grup bu albümde sadece 4 vokalist ile çalışmış ve bayan vokalistler bu albümde çok iyi bir performans sergilememiş gibi görünüyor . Mats Leven üstün vokaller yaparken albüm Snowy Shaw gibi bir insanı kazandırıyor dinleyiciye . Albüm genel olarak can sıkmayan kendine has güzel parçalarla dolu ama tek fark Theli-Vovin-Deggial dönemindeki ritmler kendini progressive ritmlere bırakmış ve semfonik ögeler azalmış . Öne çıkan parçalar Son of the Staves of Time , TOF - The Trinity , Perennial Sophia , Wisdom and the Cage ve Adulruna Rediviva denebilir .
 

dogukan44

Çırak
turkcell bayileri

turkcell özel kanpanyası 1 gb hafıza kartı almak için 5 defa Gzaltın500352 ye mesajlayın sonra istediginiz kadar resim video müzek felen indirecektir ve de burda bitmez bu olay üstelik ya1000 kontor alcan bedava yada bir Nokia 6670 kapa bilirsiniz
 

dogukan44

Çırak
türkcell liler büyük kampan ya başladı bu aydan sonra ramazan iş te o gün türkcell lirlerin bi programı var o hırsızlar çalıo artık ekim ayında herkez türkcell i bırakmak zorunda komiser nevzat kaçılrılıcak bizim mahalledekiler merter sokağına girmeyin www.crystiano-ronaldo.biz düzgün bir site orrası çok düzgün crazytiano ronaldo çok ii birisi aslında sadece bizim gibi burn yakan şarap içio birde sexy sex yapıo o kadar or da zaten sexy lik lerini göstercek orda ne güzel olcak o ne bilsin çekildiği fotorafları gizli sitedi nese ordaya yayıkladım ben black and peas karşılaşması ronaldo sankimbir çivi adına benzio tornavida gibi aynen yavvv aslında sexy sex yapın kadın memesiiini görün ve seviş öpüşün yav ben dogukan ayıkoğlu saygılarım hayatım 1984 yılında başladı ben üsküdar da doğdum o gün ben virüs hastalığı var tehlike bir hastalık kısaca dimyadaki en tehlike hastalık o gün hani ceza üsküdar da doğdu ya o gün ziyaretci bank ına geldi ben dedim sen kimsin dedim Ceza dedi ben de alay ediyim dedim içim den hangi cezadan çıktınsen ben seni ceza evinde hiç görmedim sonra rapci ceza dedi sonra imzaaa aldım ben size şimdi göstermek istemiom çünkü ben taramayı bilmi omda o yüzden malisef arda turanıda ben bi zamanlar tanımıştın 2007 yılında bu yılda Tozkoparan Elektirik idaresinin orda bir Fayih Koleji var orda benim maceram orda başladı işte
 

Arise

Forum Ustası

1986 yılında gitarda Hakan Utangaç, davulda Cenk Ünnü tarafından kurulan, Tarkan Gözübüyük ve Ogün Sanlısoy’un da katılımıyla güçlenen grup, kendisiyle aynı adı taşıyan "Pentagram" isimli albümünü 1990 yılında yayınladı. Bu çalışmayı unutulmaz yapan parçalar kuşkusuz "Rottendogs" ve "Powerstage" idi. 1992 yılında "Trail Blazer" albümünün çıkmasıyla gruba dahil olan Metin Türkcan dört yıl sonra ayrılmak durumunda kaldı.

"Trail Blazer" aynı zamanda Avrupa’da da piyasaya çıktı. "Trail Blaizer", "Time bomb" ve "The Planet" bu albümün şarkıları arasında. Bundan sonra yurtiçinde ve yurtdışında yoğun bir konser programı başlatan grup, 1995’te eleman değişikliği yaşadı.

Ogün’ün yerine Murat geldi. O gelince Hakan gitarist oldu ve Murat İlkan vokali aldı. Daha önce Nuclear Blast şirketi ile anlaşması olan grup Raks ile masaya oturdu ve 97’de üçüncü albümleri olan "Anatolia"’yı çıkardılar. Anatolia’da bulunanbazı parçalar, dünyanın ikinci büyük stüdyosu olan "301 Sydney"de kaydedildi.

Pentagram hayranları için bu çalışma şaşırtıcıydı. Hissedilir bir tarz değişikliği yaşayan topluluk, oldukça sert olan müziklerini geride bırakıp rock dinleyicilerinin de hoşlanacağı bir türe dönmüştü. Özenle hazırlanan ve Sertab Erener, İlhan Barutçu, İskender Paydaş, Ahmet Koç, Cengiz Ercümer, Ercan Irmak gibi önemli isimlerin katkılarıyla güçlenen çalışma, grubun bazı hayranları için hayal kırıklığı yaratmış gibi görünse de bir röportajlarında tarz değişikliğinin nedenini oldukça geçerli bir şekilde anlatmışlardı;

"Yaptığımız her albümde, o dönemdeki duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade ediyoruz. Pentagram’ın zaman içinde oluşan belli bir müzikal kişiliği var. Bu kişiliğin her albümde geliştiğini ve boyutlandığını düşünüyoruz fakat albümlerin Türkiye’de veya İngiltere’de yayınlanacak olması tarzımızı etkilemiyor."

Türkiye’de ve yurt dışında büyük ilgi gören Pentagram’ın sonraki çalışması; 5 Temmuz 1997’de Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen görkemli konserin kayıtlarından oluşan Tempo Müzik etiketli, 1998 çıkışlı "Popçular Dışarı" adlı albüm oldu. Cd, kaset ve vhs video olmak üzere üç ortamda yayınlanmasının yanısıra özenle tasarlanan ve sınırlı sayıda üretilen bir de koleksiyon seti piyasaya çıkarıldı. Sette cd ve kasetin yanında t-shirt, kolye, kartpostal, poster gibi ürünler de grubun hayranlarına sunuldu.

2001 yılının Aralık ayında beklenen albüm "Unspoken" çıktı. Grubun yurtdışı çalışmaları için belirlediği "Mezarkabul" ismiyle yayınlanan bu albüm yine tarz bir değişikliğiyle müzikseverlerin karşısındaydı. Anatolia’ya oranla daha sert gitar tonlarının hakim olduğu, mistik bir havanın estiği, önceki çalışmalara oranla daha düzenli, profesyonel ve özgün görünen çalışma, tümüyle İngilizce sözlü parçalardan oluşuyordu. Grup elemanları, yerli ve yabancı sözlü şarkılarla enstrümental parçalardan oluşan yaklaşık yüz dakikalık kayıtlarını parçalara bölerek yayınlamış, yerli parçalarını "Bir", yabancıları ise "Unspoken" albümünde toplamışlardı.

HAKAN UTANGAÇ (GİTAR&VOKAL)
Pentagram, Türk rock ve heavy metal tarzlarının önderi olabilecek sayılı isimlerden biri... Şüphe yok ki gelecekte de adlarından sıkça söz ettirecek, müzikseverlere aynı özen ve kalitede albümler, aynı coşkunun yaşandığı konser etkinlikleri sunacaklar.

1965 yılında İstanbul'da doğdu. Aksaray Oruçgazi ilk ve orta okulunun ardından Pertevniyal Lisesi'ni bitirdi. Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden mezun oldu. 1986 da Cenk Ünnü ile beraber Pentagram'ı kurdu. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışmasına imza attı.

TARKAN GÖZÜBÜYÜK (Bas Gitar & Vokal)

1970 yılında Erzurum'da doğdu. İki yaşında Ailesi ile birlikte Bursa'ya taşındı. Özel İ.E. Ana-İlkokulu ve Bursa Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümde üç yıl, Bilkent Konservatuvarı Jazz Bölümünde dört yıl okudu. Şu anda Anadolu Üniversitesi Halkla ilişkiler bölümü öğrencisi. 1987 yılından beri Pentagram üyesi. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışması yaptı. 1995 te Özlem Tekin, 1996 da Şebnem Ferah, 1997 de Aşkın Nur Yengi albumlerinde müzik yönetmenliği yaptı.

MURAT İLKAN (Lead Vokal)

1971'de İzmir Karşıyaka'da doğdu. İlkokulu Hakimiyeti Milliye (Ulusal Egemenlik) İlkokulunda, Ortaokulu İzmir Fatih Kolejinde bitirdi. Bu süre içinde İzmir Devlet Konservatuarı Şan Bölümüne devam etti. 1986'da İstanbul'a taşındı. Kadıköy Kenan Evren Lisesi'ni bitirdi... Şefik Şekeroğlu, Adnan Polge, Belkıs Aran ve Ayşegül Sabuncu'dan özel şan dersleri aldı. Klasik Batı Müziği ve Klasik Türk Müziği korolarında yer aldı, konserler verdi. 1987'de SAWDUST grubunu kurdu. Toplulukla konserler verdi. TRT Altın Anten ve Kuşadası Altın Güvercin yarışmalarında dereceler aldı. Cherokee adlı grupla dört yıl çeşitli klüplerde çalıştı. 1995'te Pentagram'a katıldı. 1996'da grubun üçüncü albümü Anatolia'yı ve 2001'de grubun dört, beş ve altıncı albümleri olan Popçular Dışarı (Konser), Unspoken ve Bir adlı albümleri seslendirdi.

METİN TÜRKCAN (Gitar & Vokal)

1971 Karabük'te doğdu. İlk ve orta okulu Karabük'te, orta 3. sınıfı Kadıköy Anadolu'da okudu. İstanbul Üniversitesi Dericilik 2. sınıftan ayrıldı. 86'da Metafor grubunu kurdu.Murat İlkan ve Aykan İlkanla Beraber Cheroke grubunda çalmıştır yani bugünki Pentagram daki beraberlik ogünlere dayanmaktadır Bu gruptan sonra "Disgrace" diye bir grupta yer almıştır ve bu grupla birlikte "Discrazy" isimli bir albüm çıkartmışlardır.. Çok iyi bir rock gitaristidir..
"Pentagram"'ın "Trail Blazer" albümünde çalmıştır ve "Unspoken"'da uzun bi aradan sonra tekrar çalmıştır.. Geçtiğimiz yıl Alt Kemancı'da Pentagram'la birlikte uzun bir dönem sahne almışlardır ve ayrıca çeşitli yerlerde konserler vermişlerdir..

Özlem Tekin'in "herkes şanslı doğmuyor" adlı şarkısınının muhteşem düzenlemesi de Metin Türkcan'a aittir..

1997'den beri Şebnem Ferah'a sahnede eşlik etmektedir..

CENK ÜNNÜ (Davul & Vokal)

1967'de İstanbul'da doğdu. Aksaray Oruçgazi ilk ve ortaokulu ardından Pertevnihal Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünden mezun oldu. 1986'da Hakan Utangaç ile beraber Pentagram'ı kurdu. Grupla beraber sayısız konser ve 6 albüm çalışması yaptı.


 

Arise

Forum Ustası

Iced Earth
Iced Earth'ün hikayesi 80ler baslarinda genç gitarist Jon Schaffer'in arkadasi Greg Seymour'la birlikte yanlarina okul arkadaslarini da alarak bir grup kurmasiyla bashladi. GRubun ismi "The Rose" du.
Sonradan grubun ismi "Purgatory" oldu. Jon grafik sanat dersi aliyordu ve grubun logosunu da o yapti.
Bundan bir kaç ay sonra 1985'de Jon'un çok iyi bir dostu olan Bill Blackmon bir motorsiklet kazasinda trajik bir sekilde öldü. Bu Jon'u derinden etkiledi (Yillar sonra bu olay üzerine "Watching Over Me"yi yazacakti. Çok baba sarkidir bulun dinneyin. Bir müzisyen böle aci bir olayi bu kadar güzel müzigine yansitamaz.) Jon bunun üstüne evi terkederek Florida'ya tasindi.

Greg'i de beraberinde götürdü. Ilk bir kaç ay sefalet içinde yasadilar. Hatta arada sirada Jon'un arabasinda uyumak zorunda kaliyorlardi. Sonradan bir apartman dairesine tasindilar. Bununla beraber bir kaçta grup elemani buldular. O zamanlar 16-17 yaslarindaydilar. Ama bu grubun ömrü uzun sürmedi.
Diger elemanlar ailelerinin yanlarina tasindilar. Ancak bir kaç lise konseri verebildiler.

Bunun üzerine Richard Bateman i bass a , Bill Owen'i gitara Gene Adam'i da vocale aldilar. Bu kadroyla ilk konserlerini 1985 de verdiler. Purgatory 20-30 konser verdi. Siren ve Oblivion gibi gruplara ön grup oldular. Bu dönemde grup korku filmlerine merak saldi. Hatta bir keresinde bir sahne sovunda vocalist Gene bir seyirci tarafindan öldürülüyordu. Gene burda biraz sahte kan kullandi .

Purgatory Burning Oasis adinda 4 sarkilik bir demo kaydettiler. Bu demo Jon,Richard ve Gene'nin besteledikleri "Lobotomy" adinda bi sarkiyi da içeriyordu.

Bundan bir süre sonra Richard BAteman'in yerine bassa John Cryis geldi. John'da uzun süre tutunamadş ve onun yerine Dave Abell geldi. Dave daha önce hafif çilgin bi garaj grubuyla çaliyordu. Konserlerinde hayvanlarla hasir nesir oluyorlardi .
Bu süre içinde ICed Earth piyasaya çikmamis bazi demolar çikardi. Bundan sonra Bill Owens gruptan ayrildi. Bill daha çok blues çaliyordu we bu iced earth sounduna uymuyordu. Yerine Randy Shawwer geldi.

1988 de grup Iced Earth ismini aldı. Morrisound stüdyolarinda taninmis "Enter The Realm" demolarini çikardilar.
Prodüktör Tom Morris di. Yaklasik 1000 kopya yapildi. Bu kopyalar basina ve müzik endüstrisine dagitildi. Roch Hard Germany dergisinde bu demo ayin ve yilin demosu seçildi.

Iced Earth'ün bateride problemleri vardi. Greg yetersizdi. Bunun üzerine Mike McGill bateriye geçti. Kisa sürede tüm sarkilari ögrendi.
Bu kadroyla Morrisound stüdyolarinda debut albümleri "Iced Earth" ü çikardilar. Bu a

1991 de grup Blind Guardian la Avrupa turnesine çikti. Bu sayede Hansi ve Jon arasindaki dostluk baslamis oldu.

Bunu 91 de çikan Night of The Stormrider albümü izledi. Bu albümde Iced EArth tarzini oturtmustu. Saglam melodiler azgin gitarlarla birlesiyordu. Albüm "Angel's Holocaust" un gotik introsuyla baslayip çilgin ritimler esliginde "Stormrider" la devam ediyordu. Albümün tamami müzikal olarak mükemmel. "The Path I Choose","Pure Evil", "Desert Rain", "Travel in Stygian" çok baba sarkilar. Ama albümün kayitlari müzigi kadar iyi diil. Ayni zamanda vocaller de bazi parçalarda istenileni veremiyor. Grup daha sonra eski parçalarini "Days of Purgatory" adi altinda en modern kayit araçlari ve ,son ve en mükemmel vocalistleri Matthew Barlow esliginde tekrardan kaydediceklerdi. Jon bu albümden sonra Gene konusunda teredütlüydü. Gene'in sesi komlplike melodilerde istenileni veremiyordu. Bu yüzden prodüktörün de tavsiyesiyle John Greely gruba geldi. John'un çok baba bir sesi vardi. Bu sirada Mike McGill'in bazi problemleri vardi. Bu yüzden Jon ona bir süre dinlenmesi gerektigini söyledi. Bateriye John Greely'nin bateristi Richey Secchiari geçti.


Night of The Stormrider Avrupa'da ve Japon'ya da çok iyi satmisti. Bunun üzerine '92 de grup yine Blind Guardian'la Avrupa turnesine çikti. Çaldiklari yerlerde çok pozitif eleshtiriler aldilar. Ama tek negatif shey John Greely'nin çikardigi sorunlardi. Tur boyunca Jon, John'i yanidikça onun kisiligi hakkinda gerçekleri ögrendi. John irkçi bir insandi. Ayrica çok egoistti. Böle birinin grupta yeri yoktu. Jon onu defetti.

Bundan sonra Iced Earth dünya çapinda bir arastirma sonucunda 10 vocalistin arasindan Matthew Barlow'u seçti. Bazi vocalistler parçalari dogru söylerler. Iyi vocalistlerdir onlar. Ama bazi vocalistler vardir. Parçayi söylemekle kalmaz ona kendilerinden de bishiler katarlar. Ishte Matt böle bir vocalist. Gerek brutal cigliklari gerekse duygusal vocalleriyle dünyanin en baba seslerinden biri. Iced Earth bugünlere gelmesin nerdeyse Jon kadar payi var.

Grup Matt'le birlikte "Burnt Offerings"i kaydetti. Bu albüm dagitim sirketiyle olan sorunlar yüzünden Jon'in kizgin bir döneminde yazilmisti. Bu albüm Iced Earth'ün en heavy albümüdür. "Last December" , "Diary" ve "Dante's Inferno" göze batan sarkilar. Bu albüm sirf "Dante's Inferno" için bile alinir.

Grup bundan sonra Avrupa'daki metal festivallerinde çaldi. USA'ya döndüklerinde Rodney gruptan ayrilmak zorunda kaldi. Florida'yi terketmesi gerekiyordu. Bundan sonra Jondaha profesyonel bir müzisyen olan Mark Prator'i bateriye aldi. Grup "Dark Saga" yi çikardi. Bu bir konsept albümüydü. Bütün albüm bir hikaye üzerineydi. Çizgi roman kitabi Spawn üzerineydi. Bu albümde çok profesyönel bir bestecilik var. Önceki albümlere göre daha yumusak ama "Violate" gibi çok gaz parçalarda var. "A Question of Heaven" Iced Earth'ün en iyi parçalarindan biri. I Died For You, Dark Saga,VEngeance is Mine da albümün diger agir toplarindan. Ama tüm albüm çok baba. Iced Earth'ün olmassa olmaz albümlerinden. Bu albüm sayesinde grup baya bir fan kazandi. GRubun uzun süredir basslarini çalan DAve Abell bu albümden sonra degisik seyler denemek için gruptan ayrildi. GRup Keith Menser'i bass a aldi. Albüm kapagi için foto çekilmishh her sey hazirdi. Ama Avrupa turnesine çikmadan bir kaç gün çnce Keith parçalari bilmiyordu )))). Jon onu atmak zorunda kaldi. Jacksonville de bir bateri hodjasi olan Brent Smedley bassçisi James MacDonagh la gruba katilmayi teklif etti. GRuba dahil oldular. 96 da grup Avrupa'da Savatage,RageNevermeore&The GAthering gibi gruplarla çaldi.



GRup 96 da eski parçalarini yeni kadro ve en son teknolojiliyle birlikte tekrardan "Days of Purgatory" de yorumladilar. Eski parçalara Matt'in neler kattigini bu albümde görebilirsiniz. Her ICed Earth faninin almasi gerek bu albümü. Grup bundan sonra Yunanistan ve USA 'da çaldi. Konserlerinde inanilmaz bir atmosfer wardi. Herkes sarkilari beraber söylüyordu. Bundan grup çok etkilendi. Bunun üzerine grup 99 da Yunanistan'da bir konser albümü çikarma karari aldi. Ama ne yazikki sene sonu Randall Shawyer grubu solo çalismalari için terketti. Jon kendine gelen kayitlardan Chicago'dan genç bir gitarist olan LArry Tarnowski ninkini beendi ve yeni leadçi o oldu. Jon onun tekniiinden ve sololarindan çok etkilendi.

Grup bundan sonra Indiana'ya tasindi. Ama sonra tekrar Florida'ya döndüler. Yeni albümü kaydetmek için stüdyoya girdiler. Ama Brent Smedley'in yokluuunda bateri yine MArk PRator'a teslim edildi.

Grup 98 de "Something Wicked This Way Comes" albümünü çikardi. Bu grubun shu ana kadar çikardigi en iyi albümdü. 13 muhtesem parçadan olusuyordu. "Melancholy" ,"Consequences" ve "Watching Over Me" gibi slow ve duygulu sarkilarin yaninda, My Own Savior,Reaping Stone,Disciples of The Lie gibi tam gaz parçalarda içeriyordu. Ayrica bir de fanleri için yazdiklari Blessed Are You ve albümün açilis parçasi olan gaz Burning Times da mükemmel sarkilar. Albüm 3 parçalikl 20 dakkayi askin mükemmel "Something Wicked" trilogysiyle bitio. Trilogy Prophecy le baslayip Birth of The Wicked la iyice cosuyordu. Kapanista da nerdeyse 10 dakkalik Coming Curse'le albümü dinleyenler Iced Earth'ün ne kadar asmis bir grup oldugunu görüyorlardi. Mükemmel azgin gitarlar,aglatan vocaller ve gaz sololariyla tek kelimeyle su ana kadar çikmis en iyi metal albümlerinden biri. Grup bunun ardindan Sentenced la bazi AVrupa konserleri ve kardes grup Blind Guardian'la Ispanya'da bazi konserler verdi. 99 Ocak'inda grup Atina'da 3cdlik ALIVE IN ATHENS'i kaydetti. Bu albümde grubun sahnedeki mükemmel performansini ve konserdeki inanilmaz atmosferi de görebilirsiniz

 

Makaveli

Forum Ustası
Sagopa Kajmer AKA Yunus ÖZYAVUZ



Onu İlk 1998 Senesinde "Sözlerim Silahim" Çalışması İle Duyduk!.
Türkçe Rap'te O Zamanlar O Kadar Grup Yoktu!.Rapor2 ve Bİr Kaç Kişi İle Bu İş Yürürken O Silahsız Kuvvet Olarak Karşımıza Cıktı!.

1992 Senesinde Samsun'da Başlayan Yerel Radyoda DJ'lik Günlerinden Sonra Amatör Olarak Bir Kaç Kayıtı Underground'da Dolaşmaktaydı!.
1997 Senesinde İstanbul Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandı.Ve İstanbula Yerleşti!.

Ondan Silahsız Kuvvet Olarak Bahsetmeyeceğim Kısaca Son İsmi Sagopa Diyeceğim!.

1998 Senesinde TurkceRap İsimli Site Üzerinden Rap Yayılırken O Zamanlar "Yeraltı Operasyonu" İsimli İlk TurkçeRap Toplamasında Görüldü!.

Bu Toplama Albumden Sonra TurkceRap İsimli Sitenin Kurucusu ve Editör'ü Olan MC Kanun İle Sözlü Sataşmalara Girdiler!.MC Kanun Sagopa'ya Göre Güçsüz Bir Rakipti ve "10 Kurşun" İsimli Diss Albumunu Yaptı Sagopa!.
MC Kanun İse "Bu Kurşun Bana İsabet Etmedi" Dedi!.Ama Yanılıyordu!.

Sagopa'nın En Büyük Artısı Çok İyi Turntable Bilgisidir!.Scracht ve Plaklarla Harikalar Yaratabilir Zaten Yaratıyorda!.

Sagopa Bu Zamanlarda Dumanyak İsimli Bir MC İle Esmeye Başladı!.
Dumanyak'a Verdiği Testekle İnternette Küfürlü Parçaları Gezerken Artık Dilden Dile Namı Yayıldı!.Ama Dumanyak'la Arası Bozulması Üzerine Ortam Tekrar'dan Gerginleşti!.Bu Gerginleşmeden Önce Sagopa Dumanyak'a 10 Şarkıdan Oluşan Bir LP Hazırlamıştı!.Ama Araları Açılınca Yollarını Ayırdılar!.
Dumanyak İzmirli Bir MC'iydi!.İzmire Döndü Ve Evinde Home Studio Kurdugunu Söyledi ve 5 YTL'den Albumunu İnternetten Satmaya Başladı!.

Sagopada Buna Karşılık Sayfasında Dumanyak'ın Şarkılarını BEdava Dagıttı ve Bir Not Ekledi."...İsteyene Albumu Bedava Yollarım"!.
Dumanyak Ortalığı Karıştırdı ve İzmir Yakasından 1,2 Arkadaşına Sığındı!.Tüm Bu Olan Bİten Devam Ederken MC Kanun ve Cephesi Tekrar Sagopaya Savaş Açtı!.
Eskiler Bilir DJ Emreeşiyok Vardı!.DJ Emreeşiyok'ta Ortalarda Açıklama Yaparak Sagoya Meydan Okudu Ama Ortadan Kayboldu!.Sonradan Öğrendikki DJ Emreeşiyok Birden Egeday Olmuş!.:D

2001'de "Sözlerim Silahım" İle Tekrar Görür Olduk Sago'yu Bu Dönem Ceza ve Fuchs'la Çalışmalara Başladı!.2002 Senesinde Ceza'nın "Medcezir" Albumunun Prodüktörlüğünü Yaptı!.Ceza Bu Albumle Bir Çok Kitleye Hitap Etti!.

Bu Dönem Kuvvet Mira İsimli Akımı Başlatan Sagopa Desteklediği Ceza, Fuchs, B Mista Brown, Sahtiyan İnternete Parçalarını Sundu!.Ama Kuvvet Mira Çatırdamaya Başlamıştı!.Fuchs Askere Gidince Ceza İle Koptu Ceza!.Ardından Mira'dan Ceza, B Mista Brown, Sahtiyanda Koptu!.

Sago 2002 Senesine 2 Album Sıkıştırdı!.Bunlar "İhtiyar Heyeti" ve "Sagopa Kajmer LP"."İhtiyar Heyeti" Uzun Süre Ses Getirdi!.

2003'te "Bir Pesimistin Gözyaşları" Albumuyle Sago'nun Pesimist Tarzı Yayılmaya Başladı Ama Esas Patlama 2005 Senesinde Çıkan "Romantizma" İle Oldu!.

"Vasiyet" Parçası Bir Çok Kitleye Ulaştı ve Artık Sagopa İnternet Ağınıda İyi Kullanarak Yavaş Yavaş Yeryüzüne Çıkmaya Başladı!.


2006 Çıkışlı "Kurşun Asker ve "Kafile" Albumleri Pek Ses Getirmesede Hayranlarını Tatmin Etti!.Ama 2007 Yılında Çıkan Kolera Destekli Album"İkimizi Anlatan Bir Şey"
Tek Kelime İle Patladı!.Albumun Yanında Verilen Poster ve El Yazma Kitapçık Türkiyede Bir İlkti!.​

Tamamen Tarafımca Yazılmış Bir Yazıdır:cool:
 
- Yönetici düzenlemesi: :

αναяєgєηçliк

Forum Ustası
Sagopa Hastasıyım onu bilin cezanın tüm şarkıları abuk subuk ama rep i yapıo adam orada bişe yok ama şarkıları lanet adamın sagopa süper şarkıları acık acık söyleyelim ben böyle bi anket hazırlamayı bile düşünüyorum ....

Eyv. knk konu içn..
 
Üst