Yeşilçam'ın Gönlü Güzel Bey Abisi : İhsan Yüce

  1. fearof

    fearof Forum Ustası

    Katılım:
    13 Ekim 2009
    Mesaj:
    11,608
    Beğeni:
    4,411
    Yeşilçam'ın Gönlü Güzel Bey Abisi İhsan Yüce

    Yeşilçam bizim için çok şey demek. Başrol oyuncularının çoğunu, nerde ne yaptığını hep biliriz de, göz önünde olmayan bazı isimlerin hikayelerini pek bilmeyiz. İhsan Yüce Yeşilçam'da öyle bir isim ki, onun hikayesini bilmediğimizi öğrenince kendimizi ayıpladık ve bu gönlü güzel, zarif abimizi sizlerle birlikte analım istedik.

    Türk Sineması denilince aklımıza nasıl Kemal Sunal, Adile Naşit, Münir Özkul gibi isimler geliyorsa onun sureti de gözümüzün önünde belirir. Belirir de, kimisi adını tam olarak getiremez.
    [​IMG]
    Halbuki ömrü sanatla geçmiş bir adamdır. Sanat dediysek sadece sinema değil; yazardır, şairdir, heykeltıraştır, ressamdır, ağacı yontması bile sanata dahildir. Ancak onun hikayesini pek kimseler bilmez...
    [​IMG]
    Kafkasya, Dağıstan göçmeni yedi çocuklu bir ailenin oğullarından İhsan Yüce. Ekim İhtilalinden sonra Türkiye'de önce Elazığ, sonra da İzmir'e yerleşmişler hep beraber. Bundan sonra da İhsan Yüce kendi hikayesini yazmaya başlamış. Önce İzmir Atatürk Lisesi ve İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nden mezun olmuş.
    [​IMG]
    Bir ara şirketlerde muhasebecilik yapmaya başlamış İzmir'de ama bu işin kendine göre olmadığını fark etmiş. 1952'de İzmir'de Halk ve Çocuk Tiyatrosu'na katıldıktan sonra da Bizim Tiyatro'yu kurmuş. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sı ile Charlie Chaplin'in trajik son dönem filmi Sahne Işıkları'nı tiyatroya uyarlayarak sergilemiş.
    [​IMG]
    Tiyatro akıp giderken bir de sinemaya giriş yapmış. Kimi kaynaklara göre 120, kimi kaynaklara göreyse 150 filmde oyunculuk yapmış. Bir de 28'den fazla senaryosu var ki, bunu da pek kimse bilmez.
    [​IMG]
    Mesela ağalık düzeninin karşısında duran ve mükemmel bir sistem eleştirisi olan Kibar Feyzo'nun senaryosunun ona ait olduğunu pek kimseler bilmez.
    [​IMG]
    Emekçiden yana olduğunu hiçbir zaman kamufle etme gereği duymamış, hatta hayatı boyunca da bu duruşunu hiç bozmamıştır.
    [​IMG]
    Kibar Feyzo'da Maho'nun "Ula şurda 141-142 başsınız, hepinizi ben besliyim. Vallaha satarım köyü ha!" cümlesi, dönemin Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddesine yapılan bir göndermedir ve elbette İhsan Yüce'nin ince zekasının bir ürünüdür.
    [​IMG]
    Çok şiiri ve hikayesi vardır ama yakınları dışında bunları pek bilen yoktur. Nedeni ise yine onun zarif kişiliği: "Şairlere saygısızlık olur" diye şiirlerinin hiçbirini yayınlamamış. Yalnız bir tanesini çoğunuz duymuşsunuzdur, onu da sona saklayalım.
    [​IMG]
    1991 yılında evinde geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrıldığında onsuz kaldığına en çok üzülenlerden biri de kadim dostu Can Yücel'dir. Cenaze namazından sonra mezarlığa gitmemesine şaşıran ve bunun sebebini soranlara "İnsan arkadaşını gömer mi yahu!" diye cevap verecek kadar üzgündür hem de...
    [​IMG]
    Eleştirdiği adamları birebir oynayacak kadar başarılı bir oyuncu, tüm duyguları en ince yerinden yakalamış bir sanatçı, bunca yeteneği tek vücutta barındırmasına rağmen tevazuyu hiç elden bırakmamış zarif bir adam İhsan Yüce.
    [​IMG]
    şarap sen ve ben

    bir de sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını
    aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

    kıskandım Gogen’i Tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim
    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    Gogen’e,
    kadere,
    sana,
    bana,
    bir de gittiğin arabanın tekerine

    ne diyordum arkadaş….
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni
    bazen kadın hamamında tellak….
    bazen Christoph Colomb
    Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri
    Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi….
    bir kere Aristo’nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

    eğer daha da içersem
    Shakespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
    enayiymiş be Platon…
    bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş….
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    şehrin izbe sokaklarında
    yavaş yavaş kaybolur benliğim…

    ALINTIDIR:
     
    • Beğen Beğen x 3
    #1
  2. Sebnemy35

    Sebnemy35 Forum Kalfası

    Katılım:
    21 Ağustos 2015
    Mesaj:
    1,340
    Beğeni:
    254
    Allah rahmet eylesin filmleri hep güzeldi.
     
    • Beğen Beğen x 1
    #2
  3. Gila

    Gila Moruk Moderator

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesaj:
    60,734
    Beğeni:
    4,923
    Eyvallah fearof :cool:
     
    • Beğen Beğen x 1
    #3
  4. mydos

    mydos Forum Ustası

    Katılım:
    11 Ekim 2008
    Mesaj:
    16,180
    Beğeni:
    3,460
    Allah Rahmet Eylesin
     
    • Beğen Beğen x 1
    #4
Yükleniyor...